Alper - 24 Ağustos 2001
selâm Necdet,
Gecen gonderdigim mesajlari okuyup okumadigindan emin olamadigim ve de hangi mail adresini kullanip kullanmadigini bilemedigim icin, bu seferki mektubumu her iki adresini de yollamak istedim.
GABRIEL GARCIA MARQUEZ, lenf kanserine yakalanmis, ve artik hayatinin son gunlerini yasamakta, hastaligi daha da siddetli bir durum almakta...
Bunlari gectigimiz hafta sonu, cok iyi dostlarim olan Brezilyali arkadasimdan ve esinden ogrendim. Ve son mektup diye adlandirdigi bir kisa makale yazmis (belki bu makaleyi sen coktan biliyorsundur ama yine de yaziyorum iste...)
Onlar bana portekizcesinden okuyup ingilizceye cevirdiler. Ben de daha sonra ingilizcesini de buldum, ve sana da gondermek istedim... Ozellikle Melek'ten sonra da bunu okumak seni huzunlendirecek olsa da bence cok guzel ve degerli bir yazi.
Bu arada bu yazinin bahsinin gecmesinin sebebi de o Brezilyali arkadasima su anda tedavisi olmayan bir teshis konmustu ve bunun uzerine kayinpederi bu yaziyi ona gondermis, onlar da benimle paylasti... Bu arada teshis geri alindi, neyse ki... Simdilik dogru teshis degilmis...
Lafi daha fazla uzatmadan asagiya yaziyi kopyaliyorum.
Sevgi ve selâmlarimla.
If for an instant God were to forget that I am a rag doll and gifted me with a piece of life, possibly I wouldn't say all that I think, but rather I would think of all that I say.
Eger Tanri benim giysili bir (oyuncak) bebek olduğumu ve bana hayat verdigini unutmussa, muhtemelen dusundugum her seyi soylemezdim, ama soyleyecegim her seyi dusunurdum.
I would value things, not for their worth but for what they mean. I would sleep little, dream more, understanding that for each minute we close our eyes we lose sixty seconds of light.
Ne kadara mal olduguna gore degil anlamlarinin ne olduguna gore deger verirdim. Birazcik uyur, daha cok hayal (ruya) gorurdum. Ve gozlerimizi kapattigimiz her dakikada, isigin 60 saniyesini kaybettigimizi anlardim.
I would walk when others hold back, I would wake when others sleep.
Digerleri arkasina yaslandiginda ben yururdum, digerleri uyudugunda ben uyanirdim.
I would listen when others talk, and how I would enjoy a good chocolate ice cream!
Digerleri konusurken dinlerdim, ve guzel bir cukulatali dondurmanin keyfini cikarmaya bakardim.
If God were to give me a piece of life, I would dress simply, throw myself face first into the sun, baring not only my body but also my soul.
Eger Tanri bana bir parca hayat verirse, basitce giyinirdim, ve once kendimi gunese atardim sadece vucudumu degil ruhumu da soyardim.
My God, if I had a heart, I would write my hate on ice, and wait for the sun to show.
Tanrim, eger kalbim varsa, nefretimi buza yazar ve gunesin cikmasini beklerdim.
Over the stars I would paint with a Van Gogh dream a Benedetti poem, and a Serrat song would be the serenade I'd offer to the moon. With my tears I would water roses, to feel the pain of their thorns, and the red kiss of their petals...
Yildizlarin uzerini Benedetti'nin siirini hayal ederek Van Gogh ile cizerdim, ve Serrat'in muzigi ay'a hitap edecegim bir serenad olurdu. Gozyaslarim ile gulleri sulardim, dikenlerinin acisini ve kirmizi bir opucuk olan taçyapraklarını hissederdim.
My God, if I had a piece of life... I wouldn't let a single day pass without telling the people I love that I love them. I would convince each woman and each man that they are my favorites, and I would live in love with love.
Tanrim, eger birazcik bir hayatim olsaydi... Sevdigim insanlara onlari ne kadar sevdigimi soylemeden bir tek gunun gecmesine izin vermezdim. Her kadin ve her erkege benim en begendiklerim olduklarina ikna ederdim ve sevgi icinde sevgi dolu yasardim.
I would show men how very wrong they are to think that they cease to be in love when they grow old, not knowing that they grow old when they cease to be in love!
Insanlara, yaslaninca asktan, sevgiden uzak olduklarini dusunmelerinin ne buyuk bir yanlislik oldugunu, ve asktan, sevgiden uzak kaldiklarinda yaslanacaklarini gostermek isterdim.
To a child I shall give wings, but I shall let him learn to fly on his own.
Bir cocuga kanatlar verirdim, ama kendi kendisine ucmasini ogrenmesini saglardim.
I would teach the old that death does not come with old age, but with forgetting. So much have I learned from you, oh men...
Yaslilara olumun (o'nun uzerinde nokta var benim klavyemde olmuyor da: -) yasin ilerlemesi ile gelmedigini, ama unutmakla geldigini ogretirdim.
I have learned that everyone wants to live on the peak of the mountain, without knowing that real happiness is in how it is scaled.
Ogrendim ki gercek mutlulugun nasil olculdugunu bilmeden, herkes daglarin tepesinde yasamak istiyor.
I have learned that when a newborn child squeezes for the first time with his tiny fist his father's finger, he has him trapped forever.
Ogrendim ki yeni dogan bir bebek o ilk anda babasinin parmagini, o kucucuk eliyle nasil sikiyorsa, iste babasini da sonsuza dek kendisine bagliyor.
I have learned that a man has the right to look down on another only when he has to help the other get to his feet.
Ogrendim ki bir insan ancak bir tek durumda digerine yukaridan bakabilir, o da onun yerden kalkmasi icin elini uzattigindadir.
From you I have learned so many things, but in truth they won't be of much use, for when I keep them within this suitcase, unhappily shall I be dying.
Senden pek cok sey ogrendim (burada sen hayat anlaminda herhalde belki de Tanri... ama hayat galiba) ama dogrusu onu cantamda tutarsam pek kullanimi olamayacak ve ben mutsuz olecegim.
Necdet Şen'in notu: Bir başka okur, bu mektubun aslında Marquez'e ait olmadığını, yazarın bu konuda bir açıklaması olduğunu yazdı. Kime ait olursa olsun, güzel bir mektup. Alper'e çevirdiği için teşekkür ediyorum.
Yazıyı tanıdıklarınıza da tavsiye etmek ister misiniz?
Mektuplar
?
Nedamet edebiyatı
Ali Türkan
Niye konuşsunlar ki? Konuşunca, derin devletten önce, "o kafa" dikilmedi mi karşılarına? Ve gene dikilmeyecek mi? Çünkü onlar, "mare nostrum" olamadılar. Çünkü ileri gittiler, hadlerini aştılar. Devam
Kitle ve Terörizm
Jean Baudrillard
Doğal felâketler de aynı yönde gitmektedirler. Çünkü ancak o zaman toplumsal felâketin mitleşen dışavurumuna dönüşebilmektedirler. Ya da doğal felâket anlamsızı ya da hiç bir şeyi temsil etmeyen bir serüvendir. Devam
Mutluluk
Necdet Şen
Ben de sıkıldım. Atlasam mı acaba? Bahçem serin. Kadınım kitap okuyor. Kedilerim sevgi yumakları gibi dolanıyor bacaklarımın arasında. Gitarımın tınısı tatlı. Devam
Syd Barrett - Çok büyük bir iştahla okudum yazıyı. Tanrım, bu... Cenk Öyküleri 1: Sen kimin uşağısın lan!
Şemsettin Oruk - Ken Parker' i hortlatmak gibi olacak, ama... Klasik çizgi romanın doruğu: Ken Parker
Wakkas Kelle - DEVAM Beyaz Türk kelimesinden ne kastedildiğini bilmiyorum, ancak... Beyaz Türk
Wakkas Kelle - Necdet Bey, kusura bakmayın ama yazınız mantıklı değil. 60'lı yılların Türk... Beyaz Türk
Buse Özkan - Herkes hayatının belli dönemlerinde birçok sıkıntıyla... Eroin Güncesi
Öcalan'ın hedefi ne sizce?
Bütün amacı kendisini kurtarmak. Yaşamı karşılığında, kendisine dayatılan şeyleri yapıyor. Eğer İmralı'da kendisine 'şunu yap, bunu yap' denmese, dışarıda iki asker öldürüldüğü zaman Öcalan'ın ödü kopar. Ama şimdi kendisine çatışma dayatılıyor.
Hüseyin Yıldırım - Neşe Düzel (Taraf)
Bir sor Allah aşkına
Seyit Balkuv
Her soru bir merak duygusundan kaynaklanıyorsa ve merak duygusu da farklı olana yönelmek dürtüsü ile ilgiliyse, "hayata dair bir soru" iyi bir başlangıç noktası olabilir belki de ne dersiniz? Devam
Kırık Emekli General Hayatları
Ahmet Faruk Yağcı
Nesiller gelip geçiyor. Bunca emekli adam, bunca vatana hizmet gayreti beni yoruyor. Ey yetkililer! Siz siz olun beni dinleyin. Zararlı çıkmazsınız. Kendini Cipralex'e Lustral'e vurmuş emekli subay sayınız da yıllar içinde azalır. Devam
Trigger Happy
Deniz Türkoğlu
Kendini tehlikede (hatta yalnızca rahatsız) hissettiği ilk yerde tetiğe basmak ve tehdidi yok etmek üzere kodlanmış, hiç bir tehlike oluşturmayan durumlarda da tetiğe basma ihtiyacına dönüşmüş korkunç bir alışkanlığın adı. Devam
Hayat Oburu
Necdet Şen
Ya hakkaten ya! Hayat çok kısa, seçenekler sonsuz. Ben 99. maddedeyken listenin adı "ölmeden önce yapılması gereken 10.000 şey" diye değişir, yaya kalırım diye tırsıyorum. Devam
Avrupa'da bir seçim
Yalçın Şahin
İnsanlar yurtlarını bırakıp Avrupa'ya göç ediyorsa bu daha çok tanımını Batı insanının yaptığı bir yoksulluktan kaçmak içindir, ki bana göre bu genelde yapay, üretilmiş bir yoksulluktur. Devam
Kanlıca'nın yalnızları
Deniz Türkoğlu
Her sabah işe giderken ve her gece işten dönerken, aynı sekizlik dolmuşta, bazen aynı koltukta yan yana, gene hiç konuşmuyorduk. Selâmlaşmıyorduk. Göz göze gelmiyorduk. Devam
Hayvana şiddetten toplumsal suça doğru
Hülya Yalçın
Toplumsal şiddet büyük bir hızla tırmanırken herkes sebepler arıyor. Kimse görünen ve ortalıkta gözümüze acı acı haykıran sebebi görmüyor. Belki de görmek istemiyor. Devam
Etiketler
12 Eylül Aile Ali Türkan Askerlik Avrupa Bellek Beslenme Beyaz Türk Birey Bisiklet Bürokrasi Cem Karaca Cinsellik Çizgi Film Çizgi Roman Çocuk Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekmek Teknesi Ekonomi Ensest Erkek Felsefe Feminizm Gazete Genetik Güvenlik Hayvanlar Hedonizm Hızlı Gazeteci Hobi Hukuk Internet Kapitalizm Kedi Kemalizm Kent Konformizm Kürtler Masonlar Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mistisizm Mizah Mobbing Modernizm Münevver Müzik Nefret Nostalji Operasyon Oportünizm Otomobil Pazarlama Polemik Pornografi Portre Psikoloji Reklam Sanat Satanizm Seks Seyahat Sigara Sinema Siyaset Sokak Sosyalizm Sosyoloji Spam Spor Taassup Tabiat Takvim Tatil Teknoloji Televizyon Terör TIP Tiyatro Turizm Tüketim Toplumu Evlilik© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.

Yazı Boyutu
Büyük
Normal