Patronsuz Medya

22 Ağustos 2008 Cuma

 Google Web   Derkenar  

 

Kışlanın kapısında, lâmbanın altında

O'ya - 27 Ağustos 2001


BERLİN - Makedonya'ya birlik yollama konusunda parlamentoda hararetli tartışmaların yaşandığı ve Savunma Bakanı Rudolf Scharping'in sevgilisiyle geçirdiği ateşli tatilin manşetlere çıktığı Almanya, askerlerin moralini yükseltmek için eski bir dosta sarıldı.

2. Dünya Savaşı'nda Alman askerlerinin dilinden düşmediği gibi Britanya askerlerinin de gönlüne giren Lili Marlene şarkısı, 500 Alman askeriyle birlikte Üsküp'e gidecek. Üstelik buralar hiç de yabancı olduğu topraklar değil. Tarihin cilvesine bakın ki, Lili Marlene ilk kez 60 yıl önce Belgrad'daki bir Alman askeri radyosundan yayımlanmıştı. Bugün de Alman hükümeti Lili Marlene şarkısının Makedonya'daki askerlerin yaşamlarını daha katlanılır kılacağına inanıyor.

1. Dünya Savaşı'nda Lili ve Marleen adlı iki kız arkadaşının hatırasını canlı tutmaya çalışan Alman askeri Hans Leip tarafından yazılan şiir hemen sevilmiş ve bestelenmişti. Plağa ilk okuyan ise 1939'da boğuk sesli şarkıcıların öncüsü Lale Andersen idi. Ertesi yıl İngilizler orjinaline sadık bir çeviri yapıp, 'Underneath the lantern by the barrack gate, darling I remember the way you used to wait' (Kışlanın kapısında lambanın altında nasıl beklerdin sevgilim hatırlıyorum) diye söylemeye başladı.

Nazileri eleştiren, İsviçre'deki bir arkadaşına yanına kaçmayı istediğini yazdığı mektubu Gestapo'nun eline geçen Lale Andersen'in ise aşırı dozda uyku ilacı aldığı, sonra da temerküz kamplarında öldüğü haberi BBC'ye ulaştı. Nazi Propaganda Bakanı Joseph Göbbels, BBC'yi yalancı çıkarmak için Andersen'in yaşamasına izin verdi.

Lili Marlene'in müttefik cephesinde bunca tutulmasında Marlene Dietrich ve Edith Piaf tarafından seslendirilmesinin de büyük rolü oldu. (The Times)

Bu haberi bugün Radikal'de okudum ve aklıma Ali'nin yazdıkları geldi. Başörtülü kadınlara "burada kimin yaşadığını biliyor musunuz?" diye sorduğunda, hep bir ağızdan ve Marlene Dietrich edasıyla "Kışlanın kapısında lambanın altında nasıl beklerdin sevgilim hatırlıyorum" diye Lili Marlene şarkısına başlasalardı, yazısının devamı nasıl olurdu acaba?


ALİ'NİN YANITI

Vor der Kaserne
Vor dem großen Tor
Stand eine Laterne
Und steht sie noch davor
So woll'n wir uns da wieder seh'n
Bei der Laterne wollen wir steh'n
~: Wie einst Lili Marleen. :~

Kışlanın büyük kapısının (nizamiye) önünde
Büyük bir sokak lambası vardı.
Ve o orada durdukça buluşacağız,
Sokak lambasının yanında duracağız.
(Tıpkı bir zamanlar Lili Marlen gibi)

(Almanca'sı daha güzel sanki... Çeviri bana ait ve yanlışlar da elbette.)

Eğer o kadınlar bu şarkıyı söylemeye başlasalardı, yalnızca "Wie einst Lili Marleen" kısmını söyleyebilirdim onlarla. Yazı da değişirdi elbette. Belki de didaktik bir şey çıkardı ortaya. Takvim yapraklarındaki türden, kıssadan hisse yüklü bir yazı...

Bu da İngilizce çevirisi:

At the barracks compound,
By the entry way
There a lantern I found
And if it stands today
Then we'll see each other again
Near that old lantern we'll remain
As once Lili Marleen.

 

Mektuplar

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?


 Necdet Şen Star'da

Son Yorumlar

En sonda masonların ayrımcılık yaptıklarını belirtirken bazı örnekler vermişsiniz, bedensel...
Selami Güneyler - Amerikan Dolarında Mason Simgeleri

Arthur Miller'in Satıcıın Ölümü adlı eseri bir tiyatro yapıtıdır. Öncelikle. Ama bunun...
Cüneyt Uzunlar - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Sevgili Necdet Cumhuriyet'te yazdiginiz zamanlari hayal meyal hatirliyorum. Gozden irak olan...
Cihat Sahinkaya - Uğur Mumcu

Değerli necdet şen (yazım kurallarına uymayacağımı peşinen söyliyeyim) o malûm gazetenin sıkı bir...
Emin Turan - Uğur Mumcu

Bugün kullandığımız birçok teknolojiye zemin hazırlayan, birçok bilimsel buluşun ve dünyaca kabul...
Ahmet Ardal - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Zamansız bebeklerin ölümleri

Çocuk sağlıklı doğmaz. Hayatı boyunca sağlıklı olmaz. “Ben ona kiviyle ıstakozu püre yapıp yedirdim,” değil. Senin karnında dokuz buçuk ay boyunca beslenmesi doğru dürüst ŞART! ŞART! ŞART! Ve hiç bir şeyle bunun: bu sürenin/anne karnı koşullarının telafisi mümkün değil.

Perihan Mağden (Radikal)

En Son Yazılar

Gidiyordum yelkenimin rüzgârında

Seyit Balkuv

Fakat, bu sefer de nereden geleceği belli olmayan arsız parazit esintiler, evrensel düşünmeye, hayatı sevmeye, fikr-i sabitleri yok etmeye uğraşan yelkenciye bunun bedelini ödetmek için can atar. Karşı ağırlıklarından azade olmak uğuna mücadele yeteneği körelmiş tekneyi bir o yana, bir bu yana yatırır, bir boş anını bulursa da batırıverir.   Yazar

“Uygarlığın” Küçük Çocuğu ile Şişman Adamı

Ahmet Deniz Ölmez

Peki, bunca zamanın ardından -bunca yaşanmışlık ortadayken- biz insanlar, diğer Uzak Asyalarda; Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkaslarda, Afrika'da, kan kokusuna duyduğumuz iştahı ne kadar dizginleyebildik? Ve doğanın her alanında muktedir olan bizler, ne kadar dindirebildik kendi doğamızdaki "Barış" adlı ağlayan çocuğun gözyaşlarını?   Yazar

Kuş tüyü Vicdan

İlker Tortop

Darbeyi alkışlayan, faşist sivilleri alkışlayan, zorbaları alkışlayan bu halkın vicdanı neresinde? Bizim güvenlikli sitelerde oturup, siyah camlı arabalarla gezmemiz; savaşa karşı olmamız, sokak hayvanlarına karşı olmamız, Avrupa Birliği'ni istememiz daha iyi bir ülke için yeterli değil sanırım.   Yazar

Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Seyit Balkuv

Aslında üniversite diploması denen şey, ortak menfaatlerini korumak adına bir araya gelen diğer üniversitelilerin birbirine sokularak oluşturduğu ayrıcalıklılar kulübüne kabul pasaportunuzdur. Yoksa gerçek anlamda üniversite bitirmeniz sizi daha erdemli yapmaz.   Yazar

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°