Ekrem Kocaçal ve necdet - 10 Kasım 2004
Sevgili Necdet Şen,
Derkenar'da öykümü değerlendirdiğiniz için teşekkürler. Her türlü iddiadan uzak yazdığım çalışmaların, Derkenar içeriğindeki bir sitede yayımlanıyor olması benim için sevindirici.
Şu anda kırksekiz yaşındayım ve bu sürenin neredeyse otuz yıla yakın bir dilimi, devlet tiyatrosunda oyunculuk yaparak geçti. Halen İzmir Devlet Tiyatrosu'nda çalışıyorum.
Mesleğim gereği insana, kullandığı dile bakışım doğal olarak hep farklı bir anlayışla oldu. Dilin ve onun ifade araçlarının -ster beden dili olsun, ister yazı dili- ne kadar önemli olduğunun farkındayım. Ama samimiyetle söylemeliyim ki "Misafir" adlı öyküde yaptığınız düzeltmeler beni şaşırttı.
"Üç nokta" konusundaki hassasiyetinizi biliyorum. "Üç nokta" yı yanlış kullanmadığımı düşünüyorum. Tiyatromuzdaki "Meddah" geleneği tavrını, (ki oradaki esler, ince susuşlar çok önemlidir) "sokak çocuğu" tavrımla yazdıklarıma taşımaya çalışıyorum. Bu çerçevede "Ziya baba... bize iki ayak... tam tekmil..." cümlesindeki "üç nokta"ları son derece işlevsel buluyorum. Aynı zamanda yazım kılavuzlarında belirtildiği anlamıyla -ani bitirilmemiş tümcelerin sonunda- kullandığımı sanıyorum.
Günün birinde "noktasını sen koy, virgülünü sen düşün" öyküleri de yazabilirim; kuralsızlığı bir kural olarak benimseyerek.
Çeşitli cümleler içinde geçen "hiçbir" sözcüğünü "hiç bir" gibi iki ayrı kelime olarak ayırmanız, bana ilginç geldi. Acaba ben mi yanılıyorum diyerek yazım kılavuzuna bir daha ve bir daha baktım. Üzülerek söylemeliyim yanılmadığımı gördüm. Bütün yazım kılavuzlarında "hiçbir" sözcüğü ayrı değil birleşik yazılıyordu. Ancak çok eski bir TDK sözlüğünde bu sözcüğün, iki ayrı kelime olarak yazıldığını görmek de mümkün.
Bir kahramanın kişileştirilmesinde, dil kuşkusuz önemli. "Misafir" adlı öyküde konuşan ihtiyar adam (yani çorbacı) "... kız iniliyor." diyordu. Çünkü böyle bir diyalekt kullanıyordu. Tabii ki sizin düzelttiğiniz gibi "... kız inliyor." olarak yazmak da mümkün. Ama benim yazdığım ihtiyar adam, böyle konuşmalıydı.
Ben noktalama işaretleri konusundaki uyarılarınızı samimiyetle karşıladım ve bundan sonra çok daha özen göstereceğime emin olabilirsiniz.
Benim uyarılarımın da sizin tarafınızdan aynı samimiyetle karşılanacağını umuyor, yakında yeni öykülerde buluşmak üzere diyorum.
Ekrem
Merhaba Ekrem.
Ben de 48 yaşındayım. Akran olmamız hoşuma gitti.
İstersen "sizli bizli" üslubu bir yana bırakıp hemen konuya gireyim.
"Herşey"hiçbir" ve benzeri bazı kelimelerin yeni yazım kılavuzlarında bitişik yazıldığını biliyorum ve kaale almıyorum. Hem kendi yazılarımda, hem de diğer yazılarda hepsini ayırıyorum. Buna kapris de diyebilirsin; ama ben her iktidar değişikliğinde o iktidarın militanlarıyla doldurulan akıl-fikir kurumlarının dili böyle maymuna çevirmelerine, kafalarına göre değiştirip durmalarına tepki duyuyor ve itaatsizlik hakkımı kullanıyorum.
Belki ileride birileri Derkenar'dan "TDK'nın buyruğuna rağmen "hiçbir"leri ayrık yazmakta inat eden site diye söz eder.
Ayrıca şapkasız yazılan hâlâ, lâzım, lâf, kâr gibi kelimeler de Kinova gibi kafa derimi kaşındırıyor. Buradan bu şapkayı bir kaldırıp bir koyan "dil" kurumuna dilimi çıkarıyorum.
Üç nokta konusundaki hassasiyetim de doğrudur. Özellikle de noktaların mirasyedi gibi kullanıldığı çok sayıda yazı okumak durumunda kalınca, insan bu nokta bolluğuna gittikçe artan bir tepki duymaya başlıyor.
Üç nokta konusunda herkese sözünü etmediğim bir ikinci hassas nokta da, sitede kullandığım fontun (Lucida Console) noktalarının çok iri oluşu. Bir başka fontta pek göze çarpmayan bu noktalar Derkenar'da biraz battal duruyor. Kalem işçisi yanım devreye giriyor orada. İstersen sitedeki birkaç bin sayfanın her birine piksel piksel emek veren, her pikseline ruhunu katan bir web kuyumcusunun huysuzluğu olarak da kabul edebilirsin.
Yazında birçok düzeltme yapmamın sebebi, "öyle olmaz böyle olur" türü bir iddialaşma değildi. Düzelttiğim şeyler daha çok aceleye gelip "gözden kaçmış" izlenimi veren hatalardı.
Her neyse, sözünü ettiğin düzeltmeleri yaptım ve yazını o haliyle yeniden yükledim siteye.
Sevgiyle...
Mektuplar

Zülküf & necdet
Taa çocukluğumdan beri şan dersleri alıyorum, Ave Maria ve Halleluya ilâhilerini ezberden okuyorum, her paskalyada ve noelde uygar dünya ne yapıyorsa ben de onu yapıyorum, Göte, Rilke, Şekspir, Şopenhavır, Şvartzeneger, ŞaubLorenz, Nordmende falan, ne kadar Batılı düşünür varsa hepsinin veciz sözlerini ezberliyorum…
Bildiğimiz üzüntü duygusunu depresyon&q…
Bunalım Burhan » Ayol, bunlar sağlam insanı…
Erkin Baba da taklit sayılır Bakınız: John Lennon…
Ali Sedat Çetinkoz » Çocuğun istikbali sözkonusu
ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu
Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü
Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu
İki şeyi birbirinden ayırmak lâzım. Dünyada sosyalizm diye bir şey hiç olmadı. İslâm'ın başına gelen tabiri caizse, sosyalist teorinin de başına geldi.
© Derkenar - Sitedeki içerik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.
(Ayrıntılı bilgi için, bakınız »
Derkenar'ın Manifestosu)
Şu an 104 cici çocuk Derkenar'a bakıyor
Yazı Boyutu
Büyük
Standart