Dilek Karagülle - 23 Aralık 2003
Sevgili Necdet, yayımlamış olduğun, senin kadar değerli mektubunu okudum. İyi ki aynı kentte değiliz, seni boyumun yettiğince döverdim artık:) Tırsma hemen, sadece 1.60'cık bir kadınım ben. Neredeyse yarın kadar yani. Anlatmak istediklerimi maddeler halinde döktürdüm sana. Başka türlü bu hırsın altından kalkamadım çünkü:) (peki, tamam, bu mektubunun altına hiç not yazmiycam)
1) Bana "bu yazıdaki öğrenci kimliğini kaldır, yeniden düzelt, gönder" dedin, aynen dediğini yaptım. Daha karşıt, öğrenci kimliğinden soyunmuş, kadın fikirlerine daha çok sahip çıkan bir yazı gönderdim sana ama sen yine eskisini yayımladın. Bunu anlayamadım. Sahi niye öyle yaptın?
2) Eklemelerinle beni 'Tİ'ye almışsın ama inan bana şu sayfalarda değil, karşılıklı bu konuyu tartışacak vaktimiz olsaydı, karşında ti'ye alınacak biri değil, gerçek bir cadı görebilirdin. Yazıyı okudukça yutkunup durmaktan başka bişey gelmedi elimden.
3) Söylediklerimi gerçek anlamlarından soymuş ve kendi istediğin gibi giydirmişsin. O kıyafetlerle o sözcükler benim olmaktan çıkmış gibi geldi bana. Hatta bana öyle gelmedi, okuttuklarıma da öyle geldi. (abartmışlar)
4) Sorduğum sorulara yanıtları verirken (bkz: helga'nın sırt çantası mevzusu gibi) ciddi anlamda benimle 'şey' geçmişsin (hadi dalga geçmişsin diyelim de ayıp olmasın:) okuyan kesin olarak sana "Aferin Neco! Hatunu benzetmişsin! Halbuki kadın ne kadar da senin tarafını tutuyordu! Hah hah haaa!" diyerek Erol Taş gülüşüyle gülmüşlerdir. Rezil oldum. Gazetecilik, yazarlık kariyerim yerle bir oldu.
5) "Beni sen tanımıyorsun dilek ya." dediğin bir cümle var ya, ben yıllarca muhabirlik ve köşe yazarlığı yaptım. Şimdi de bir firmada basın danışmanıyım. Anlayacağın gazete camiasına hiç de yabancı değilim. Senin bu sayfada adını gördüğümde yaptığım deriiiin araştırmalar sonucunda, verdiğin bilgilere ben zaten ulaşmıştım. Ayrıca hiç evlenmediğini, şu an çalışmadığını, yurt dışı seyahatlerini, bir kedin ve annenle (hâlâ mı bilmiyorum ama) yaşadığını, (hayır, artık -yani bir yıldır- 3 tane erkek kedim ve 1 tane çıtır sevgilimle ağaçların boyunun apartmanlardan yüksek olduğu güzel bir semtte yaşıyorum) uçuk kaçık olduğunu dağa gittiğin şortla kokteyle de gidebileceğini biliyordum zaten. En azından edindiğim bilgilerden sonra "bu adam dağa gittiği eşofmanla ve dağ ayakkabılarıyla, kesin protokole de katılıyordur, hatta onlarla da uyuyordur" demiştim kendi kendime:) (oldu olacak bi de falıma bakıver bari)
6) Yazıyı yayımlamana (Nihayet) sevinemedim Necdet, çünkü, sana daha gönderdiğim ve benim kalemimi çok daha iyi anlatan onca yazı varken sen tuttun 'gecenin bir yarısı sırf gırgır olsun' diye sana yazdığım bir yazıyı yayımladın. (ama naapim, o daha iyiydi. hem "yayınla" dedin ya. aaaa!) Dedim ya camiada artık karizmam kalmadı:) Neyse canım, Derkenar'da yayımlanması da bir karizmadır değil mi ama:)
7) Son yazında yine "kabul görmek, onaylanmak" ile başlayan cümleler kurmuşsun. Düşündüm de 2,5 yıldır artık akraba gibi olduğum bir psikolog var. Bi danışsan mı diyorum:) Ne kızıyorsun? (Ben büdütörün güçlü, çevik aynı zamanda espriden anlayanını severim) (Allahıma bin şükür bir gün bana yazdığın bu cümleyi döndürüp dolaştırıp aleyhine delil olarak kullanacağımı biliyordum. Amin) Sen beni 70 milyara rezil rüsva ettin, Derkenar'da yazım yayımlandığı günden beri, otel odasında basılmış işadamı gibi geziniyorum İzmir sokaklarında, ben sana kızıyor muyum? Bak sırıtıyorum bile hâlâ:) Yani şu onaylanma, sevgi, dostluk, kazık yeme, çekemeyenler, hasetlik falan. Bi sorayım ben senin adına, sonra faturayı sana gönderirim artık. Arkadaşlar ne günler içindir değil mi Necdet? Bugün sen benim yazımı sayfana koyarsın, yarın ben senin için kendimi deli doktorlarına emanet ederim? N'olcak yani?
8) Necdet, çoook çabuk, sayfadaki benim yazımın üstüne yazı mı yazcan, birinden yazı mı istiycen, resim mi çizcen, link hatası oluştu mu diyecen, evdeki kedinin resmini koyup "a ha MelekHanım bu, dilek hanım'dan özür dileriz" mi diycen bilmiyorum artık; yap bişeyler yok et benim o güüüüzelim edebiii yazımı. Demedi deme bak sayfan tehlikede. Kimse okumayacak bundan sonra benden söylemesi. "Necdet kaliteyi düşürdü, gitsin Cumhuriyet'e yeniden başlasın" diyecekler haberin olsun. (yok, demezler, o çeşit lâf adama kavgada bile söylenmez yani) A ha şuraya çizdim iki çizik bak.
9) Yazıdaki gibi abartmazsan ben kısacık 'iyi geceler' dileyeceğim ama harbi korkulur senden ya. Ne o öyle? Ben sana öyle mi veda ettim? Salak mıyım ben 8 kere bay bay diyecem? Salak mıyım, 3 kere iyi gecelerden sonra 5 kere iyi uykular diyecem? Tamam bir kere hata yapıp sana bir maili hem de aynısını 18 kez gönderip programının altından girip üstünden çıkmış olabilirim ama insanın bu kadar da 'dan' diye yüzüne vurulmaz ki di mi ama.
10) 'küçük neco' ha? Hah haahhh haaa. Bi tek buna güldüm işte. Sende yükseklik korkusu mu var? Niye kendine böyle diyon? Hah haaa haa. Ay ölecem şimdi. iyi bak kendine (neco'dan yanıt: tamam bakarım, iyi peki bakarım, tamam bakarız dedik ya, tamaaaaaaaaaaam kadın yat zıbar) (bi dakka dilek, okurcuları yanıltmayalım, ben araya not düştüm mü mutlaka renkli kalemle düşerim. her neyse, şimdi de benim cevabım geliyor)
Mektuplar

Necdet Şen
Sadece yazdıklarıyla değil, suskunluğa bürünme biçimiyle ve çekip gidişiyle de çöp adamların huzurunu kaçırmayı becerebilen tüm kalem emekçilerinin bilvesile gözlerinden öpüyorum.
ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu
Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü
Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu
Türkiye Cumhuriyeti mi illüzyon, Mustafa Kema…
Bunak Moruk » Talât Paşa Ruhu
Cumhuriyet bir illüzyon değildi, illüzyonistl…
Selim Doğan Nebioğlu » Talât Paşa Ruhu
Tarih akışı kesintisizdir. Bu açıdan bakıldığ…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu
Neoliberal ve otoriteryen kurgunun hedeflerine yönlendirilebilecek hareketler "devrim" diye nitelendirilebilirken, buna uyumlu olmayan her şey "terör" kavramının yardımıyla terörize ediliyor.
Hikmet Kıvılcımlı
Bugün hâlâ -gözü kararmış vurguncu, derebeği, ezgici olmayan- her Mümin ve Müslüman, o Ganimet Sûre'sinin en birinci ayetini bir, bir daha, namusluca okuyup anlamıya çalışabilir. Kur'an ortadadır.
Erdem Abaka
Bir "milletler topluluğu" yaratma hayalinden bir çırpıda vazgeçerek, adına ihtilâl yapılan halkların kanları ve acıları üstüne çelik bir çekirdek inşa eden İttihatçı zihniyet, Türk halkının sırtına taşınması zor bir yük bindirdi.
Hülya Yalçın
Canlıların yaşam hakları doğumla başlar ve biri diğerinden üstün kılınamaz. Hele ki "KÜRK" kullanmak için öne sürülebilecek hiç bir tartışma götürür mazeret yoktur.
Yüzyılın aşkı: Güzide ve Bilal
Gökhan Akçiçek
Hayat her aşkı sonlandırmak istese de, buna direnen âşıklar, aşkı son nefeslerine kadar taşıyorlar. Gövdeden çıkıp, ruhta eriyen aşk, yaşama sunduğu insan sevgisinin tutkulu bu inadı karşısında, bazen ölümü bile çaresiz kılabiliyor.
© Derkenar - Sitedeki içerik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.
(Ayrıntılı bilgi için, bakınız »
Derkenar'ın Manifestosu)
Şu an 209 pasif seyirci Derkenar'a bakıyor
Yazı Boyutu
Büyük
Standart