Patronsuz Medya

İzmir mektupları

Figen - 18 Ocak / 29 Mart 2001


Sevgili Yol Yorgunu, uzun yillar haber alamadigi cok sevdiği bir dostunu, yok artık gitti o diye uzulurken birdenbire sans eseri buluvermesi gibi buluverdim seni...

"Teknolojik buluslari yok edin/ yok edin kanli ego sayfalarini..." diyen siirleri herkese yazdigim -ustelik teknolojik bir bulus olan- bilgisayar ve internet sayesinde hem de... Ama ulasmak kolay olmadi "sayfa goruntulenemiyor" yazisini 2 gundur ezberledim. Sanirim fisilti gazetesi iyi calismis, sevenlerin artmis olacak ki, kalabaliktan giremedim sayfana... Eee ama inat ettim, ne yani yillarca goremedigim sevgili arkadasima merakli kalabalik yuzunden erisemiyecek miydim? Iste bulustuk:)

Sayfana girelim diye ugrasirken diger tarafta bir arkadasla sohbet ediyorduk... BKZ... Asagida.

* * *

ICQ muhabbeti

Ne kötü degil mi? Sadece yasamsal giderlerimizi karsilamak ugruna emegimizi satmak icin buldugumuz/yaptigimiz isler yasamımızın ana amacı haline geliyor...

Evet maalesef öyle, ve beni kahreden de bu, bazen her şeyi ama her şeyi bırakıp kaçasım geliyor, inan son dönemde artık kusasım geliyor yaptığım işten.

Evet bir şey yapmalı... Bir şey yapmalı...

Sırt çantalarımızı alalım karayolundan Orta Asya'ya gidelim:)

Trenlerde uyuyalım... Dağlarda yürüyelim:)

Düşlemek yetmiyor hocam ben yaşamak da istiyorum şimdi:)

Canım fena halde resim yapmak istiyor... Uzaklara gitmek istiyor.

Trenlerde yolculuk etmek dağlarda cadır kurmak... Doganın kucagında uyumak,derelerin buz gibi suyunda yıkanmak... Ahh...benim canım neler neler istiyor...

Senin için acır mı bazen? Benim içim acıdı şimdi.

Gidelim desek... Hemen... Hadi desek... Ne tutuyor ki bizi?

Bilinenin sağlamlıgı mı? Cebimizdeki anahtar mı? Nufüs kütügü mü? Kariyer mi? Cüzdanımız mı?

Tavır almak yeter mi? Karsı durabiliyor musun? Gidebiliyor musun? Anı yaşayabiliyor musun? yıkabiliyor musun köprüleri? Zor zenaat be hocam!

Kim yazmış bu hayatı? Kim proglamış hayatımızı? Hangi alçak? Hangi alçak bizi hapsetmiş daracık alanlara? Kim sokmuş kafamıza mülkiyet duygusunu?

Arınmalıyım... Arınmalıyım... Söküp söküp atmalıyım içimden bana ait olmayan seyleri...

Güzellikleri göstere göstere yaşatmayan, farkındalığımızı esir alan her şey amaa her şey yıkılsın isterim insanlık adına...

Yıkılsın... Defolsun gitsin aklımızdan iligimizden damarımızdan. Düşünmeyi yok edememişler ama... Cesaretsizligi aşılamışlar işte:)

Buna karşı bir aşı, panzehir filan biliyor musun?:)

Bilsem önüme gelen herkese dağıtmaz mıyım, çoğalmak adına...

Necdet Sen sayfa yapmis gördün mü? okudun mu?

Hayır görmedim, adresi ne?

Çok sağol hemen bakıyorum.

Tam da bizim duygularımızı yakalayan bir sayfa...

* * *

Lutfen artik bir yere gitme orada kal:) Cogalalim...

Gorunmez Dostlarindan biri...:)

Figen - 18 Ocak 2001

* * *

Tarladaki meşe ağacı

Okuyucu mektuplarını okudukça ağlamaklı oldum...

"Biz" sözünü bu kadar sık ve bu kadar içten söyleyebilen insanlarla birbirimizi görmeden bir arada olduğumuzu bilmek, kelimelerle ifade edilemiyecek kadar hoş bir duygu. Sizin "Hoyratlık Üzerine" başlıklı yazınızda yazdığınız gibi, anlaşılan bu sitenin müdavimleri de "Ben","Bana"Benim" gibi sözcüklerden bihaber. O yüzdendir ki sıkı, sağlam bir okur kitleniz var.

Boğazında bir düğüm, göz pınarlarında akmaya hazır iki damla yaş, dudakları titreyerek yaşamanın, her şeye rağmen direnmenin ne demek olduğunu bilen insanları hissetmek umudumuzu canlı tutuyor. Küçük bir kızken, yazları büyük şehirden, çiftliği olan zengin akrabalarımın yanlarına tatile giderdik. Kavurucu Ege sıcağında yaşıtlarım denize girerken biz tarlada tatilimizi geçirirdik ve bundan büyük keyif alırdık.

Tarlanın orta yerinde kocaman bir meşe ağacı vardı, öğlen ve akşam yemekleri o ağacın gölgesinde yenir, sohbetler o ağacın altında yapılırdı. O ağaç benim için çok özel ve önemliydi... Bir gün dayılarım o ağacı çok yer kapladığı gerekçesiyle kesmeye kalktılar (!) Bense çocuk aklımla hemen ağacın üstüne tırmanıp "onu keserseniz beni de kesersiniz" diyerek eylem yapmaya giriştim. Dayılarımın ciddi olduğumu anlayıp ağacı öldürmekten vazgeçmeleri epey bir zaman aldı ama ağacımız kurtuldu...

Hâlâ tarlanın orta yerinde tüm heybetiyle duruyor ve yine bizi, aileye yeni katılan çocukları, gençleri gölgesinin altına alıyor, kavurucu sıcaklarda serinletiyor. Ben de onun yaşamasında pay sahibi olmakla övünüyorum...

Bugün sitenizde dolaşırken aklıma yine o ağaç geldi ve sizi ona benzettim... Meşe ağacının altında sıcaktan kaçıp dinlendiğim, yaprakların sesini dinleyip hayal kurduğum çocuk günlerimin hasretini sayfanızda yazılarınızı okurken gideriyorum.

Figen - 29 Mart 2001

 

Benim de diyeceklerim var…

Ad Soyad
e posta   (yayınlanmayacak)
« 7351

Mektuplar

Editörün Önerisi

Berlin'in orta yeri

Ali Türkan

Komşum, apış arasındaki sancıyla daldı uykusuna. Bir yerlerde bir kadın, sevgilisinin genç kollarında uyuyor. Şimdilik bütün kaygıları gitmiş. Başka bir kadın, erkeğini özlüyor hıçkırıklar arasında.


Son Yorumlar

Bildiğimiz üzüntü duygusunu depresyon&q…
Bunalım Burhan » Ayol, bunlar sağlam insanı…

Erkin Baba da taklit sayılır Bakınız: John Lennon…
Ali Sedat Çetinkoz » Çocuğun istikbali sözkonusu

ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu

Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü

Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu

 

Web Gezgini

Sosyalizmin Muaviye´si Stalin'dir

İki şeyi birbirinden ayırmak lâzım. Dünyada sosyalizm diye bir şey hiç olmadı. İslâm'ın başına gelen tabiri caizse, sosyalist teorinin de başına geldi.

Demir Küçükaydın (Adil Medya)


Son Yazılar

İslamlık ve Sosyalizm

Hikmet Kıvılcımlı

Bugün hâlâ -gözü kararmış vurguncu, derebeği, ezgici olmayan- her Mümin ve Müslüman, o Ganimet Sûre'sinin en birinci ayetini bir, bir daha, namusluca okuyup anlamıya çalışabilir. Kur'an ortadadır.


Talât Paşa Ruhu

Erdem Abaka

Bir "milletler topluluğu" yaratma hayalinden bir çırpıda vazgeçerek, adına ihtilâl yapılan halkların kanları ve acıları üstüne çelik bir çekirdek inşa eden İttihatçı zihniyet, Türk halkının sırtına taşınması zor bir yük bindirdi.


Kürk cinayettir!

Hülya Yalçın

Canlıların yaşam hakları doğumla başlar ve biri diğerinden üstün kılınamaz. Hele ki "KÜRK" kullanmak için öne sürülebilecek hiç bir tartışma götürür mazeret yoktur.


Etiketler





Şu an 199 pasif seyirci Derkenar'a bakıyor

   

Yazı Boyutu
2 - 10 - 14  
©