İrem - 19 Şubat 2001
Hızlı Gazeteci;
Hayatımın son beş yılında insan ilişkilerine yönelik yaşadığım her deneyimde benim geldiğim noktaya çok önceden gelmiş ve attığım her adıma ilişkin her sözü söylemiş bu adama hissettiklerimi uzunca bir süredir içimde sakladıktan sonra en sonunda söyleyebilmek ne büyük rahatlıkmış.
Kadınca yaptığım her hatada gazeteden özenle kesilmiş ve minik kareli bir defter içinde özenle saklanmış küpürler ortaya çıkar, bir kere daha okunur, derin bir iç geçirilir ve adam çok haklı denir, hepinizin aynı acıları çektiği, hepinize aynı haksızlıkların yapıldığı, çekip gitme isteğine rağmen sorumluluk adını taşıyan tasma yüzünden yerinden kımıldayamamanın ağırlığı altında ezilinir ve bir sonraki hataya kadar ait olduğu çekmeceye kaldırılırdı.
Bense bu kupürlerin daha uzunca bir süre ortaya çıkmamasını umut ederek kendi serüvenime geri dönerdim. Sanki bu adam her an beni gizli bir köşeden gözlemliyor, bir sonraki yanlışa düşmemi; böylece saklandığı çekmeceden bir kez daha çıkma fırsatını yakalamayı ümit ediyordu. Bir insan her şeyi önceden bu denli yaşayabilir ve birer mutlak doğru olarak karşıma çıkarabilir miydi? Kendimi mikroskop altındaki bir bakteri gibi hissettiren adama gün geçtikçe sinirleniyor, içten içe diş biliyordum. Kendimi kaç kez "ah şununla bir karşılaşabilsem de bir erkek olarak kadınlar hakkında vardığı doğruların mutlakiyetini tartışabilsem ve beni rahat bırakmasını söyleyebilsem" derken yakaladım.
Ama şimdi itiraf ediyorum. Evet ben de insan olmanın kaçınılmaz sonucu zafiyetlerimin kurbanı olup, irade denen iç dürtüyü bir kenara itip bir dolu yanlış yaşadım ve hayatımdaki adamın minik kareli defteri çıkarıp hızlı gazeteciye dönüşmesini izledim.
Evet ben de bu son, bir daha yok deyip kendimi çalışma masasının üzerine attım ve yüzümde salak bir gülümsemeyle beni oraya getiren öfke dalgalarını bir süreliğine arkamda bıraktım.
Evet ben de saçlarımı kuzguni siyaha, ateş kırmızısına boyadım; anlamsızca bir tatlı bir tuzlu diyerek yüzümün her alanının sivilcelerle kaplanmasına neden oldum ve önümde ve arkamda bol miktarda karbonhidrat yüklemesi yaptım.
İşin en kötü tarafı, hızlı gazeteci adı gibi benden hızlı davranmış, bunların hepsini önceden yaşamış, yazmış ve bir de yetmezmiş gibi resimlemişti. Bu kadarı yeterdi artık.
Ama beni bu kâbustan yine aramın çok sıcak olmadığı sanal sistem kurtardı. Artık doğrudan ulaşabileceğim biçimde oradaydı, karşımdaydı. Kendimi ilk kez onun karşısında bir güç gibi hissetim. Beni onunla karşılaştıran sevgilimin "hızlı gazeteci internette, acaip mutlu oldum" diyen ve benim kendi adıma böyle mutlu bir tınıyı duymayı başaramadığım heyecan dolu sesi oldu.
Anlayacağın eski minik kareli defter yine ortaya çıkmıştı, hem de yepyeni ve daha hızlı olarak. Bu mektup senin almaya alışkın olduğun "yaşasın geri geldin Necdet abi, eski dosta kavuştuk..." mektuplarından biri değil, kızabilir, küçümseyebilir, dikkate bile almayabilirsin. Ama artık sana bu kadar kolay ulaşabilecek bir konumdayken hissettiklerimi söylememek çok sahtekar bir yaklaşım olurdu.
Dedim ya bu o hasret mektuplarından biri değil ama emin olabilirsin ki o mektuplarda anlatılanlardan çok daha yakından takip edeceğim seni.
Sevgiyle.
Yazıyı tanıdıklarınıza da tavsiye etmek ister misiniz?
Mektuplar
?
Alageyik Destanı
Ali Türkan
Proleter patron yok ama patronların varlığını, aynı anlamda kapıcı, temizlikçi gibi meslek gruplarının olmasını, ille hiyerarşi olacaksa bunu belirleyenin erdem değil para olmasını böylesine kanıksamış olmamız üzüyor beni. Devam
Paradigmanın İflâsı
Fikret Başkaya
Bize göre "çağdaş toplum"; kimyasal-biyolojik silahlara, F16'lara, nükleer füzelere, otoyollara, uzaktan kumanda aletine, Coca Cola'ya, robotlara vb. sahip olan değil; kendisi hakkında düşünme yeteneğine sahip olan, bugününü ve geleceğini tasarlayabilen toplumdur. Devam
Borazan kime denir?
Necdet Şen
Zanneder ki üç beş köşe yazısı okuyarak kâinatın sırrını çözdüğünü zanneden niyet tavşanı, hayat çizgi filmlerdeki gibi mutlak iyi ile mutlak kötü arasındaki bir boks maçıdır. Şu tarafta kahramanlar bu tarafta borazanlar. Devam
Syd Barrett - Çok büyük bir iştahla okudum yazıyı. Tanrım, bu... Cenk Öyküleri 1: Sen kimin uşağısın lan!
Şemsettin Oruk - Ken Parker' i hortlatmak gibi olacak, ama... Klasik çizgi romanın doruğu: Ken Parker
Wakkas Kelle - DEVAM Beyaz Türk kelimesinden ne kastedildiğini bilmiyorum, ancak... Beyaz Türk
Wakkas Kelle - Necdet Bey, kusura bakmayın ama yazınız mantıklı değil. 60'lı yılların Türk... Beyaz Türk
Buse Özkan - Herkes hayatının belli dönemlerinde birçok sıkıntıyla... Eroin Güncesi
Etiketler
12 Eylül Aile Ali Türkan Askerlik Avrupa Bellek Beslenme Beyaz Türk Birey Bisiklet Bürokrasi Cem Karaca Cinsellik Çizgi Film Çizgi Roman Çocuk Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekmek Teknesi Ekonomi Ensest Erkek Felsefe Feminizm Gazete Genetik Güvenlik Hayvanlar Hedonizm Hızlı Gazeteci Hobi Hukuk Internet Kapitalizm Kedi Kemalizm Kent Konformizm Kürtler Masonlar Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mistisizm Mizah Mobbing Modernizm Münevver Müzik Nefret Nostalji Operasyon Oportünizm Otomobil Pazarlama Polemik Pornografi Portre Psikoloji Reklam Sanat Satanizm Seks Seyahat Sigara Sinema Siyaset Sokak Sosyalizm Sosyoloji Spam Spor Taassup Tabiat Takvim Tatil Teknoloji Televizyon Terör TIP Tiyatro Turizm Tüketim Toplumu Evlilik© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.

Yazı Boyutu
Büyük
Normal