6 Eylül 2008 Cumartesi
İrem - 19 Şubat 2001
Hızlı Gazeteci;
Hayatımın son beş yılında insan ilişkilerine yönelik yaşadığım her deneyimde benim geldiğim noktaya çok önceden gelmiş ve attığım her adıma ilişkin her sözü söylemiş bu adama hissettiklerimi uzunca bir süredir içimde sakladıktan sonra en sonunda söyleyebilmek ne büyük rahatlıkmış.
Kadınca yaptığım her hatada gazeteden özenle kesilmiş ve minik kareli bir defter içinde özenle saklanmış küpürler ortaya çıkar, bir kere daha okunur, derin bir iç geçirilir ve adam çok haklı denir, hepinizin aynı acıları çektiği, hepinize aynı haksızlıkların yapıldığı, çekip gitme isteğine rağmen sorumluluk adını taşıyan tasma yüzünden yerinden kımıldayamamanın ağırlığı altında ezilinir ve bir sonraki hataya kadar ait olduğu çekmeceye kaldırılırdı.
Bense bu kupürlerin daha uzunca bir süre ortaya çıkmamasını umut ederek kendi serüvenime geri dönerdim. Sanki bu adam her an beni gizli bir köşeden gözlemliyor, bir sonraki yanlışa düşmemi; böylece saklandığı çekmeceden bir kez daha çıkma fırsatını yakalamayı ümit ediyordu. Bir insan her şeyi önceden bu denli yaşayabilir ve birer mutlak doğru olarak karşıma çıkarabilir miydi? Kendimi mikroskop altındaki bir bakteri gibi hissettiren adama gün geçtikçe sinirleniyor, içten içe diş biliyordum. Kendimi kaç kez "ah şununla bir karşılaşabilsem de bir erkek olarak kadınlar hakkında vardığı doğruların mutlakiyetini tartışabilsem ve beni rahat bırakmasını söyleyebilsem" derken yakaladım.
Ama şimdi itiraf ediyorum. Evet ben de insan olmanın kaçınılmaz sonucu zafiyetlerimin kurbanı olup, irade denen iç dürtüyü bir kenara itip bir dolu yanlış yaşadım ve hayatımdaki adamın minik kareli defteri çıkarıp hızlı gazeteciye dönüşmesini izledim.
Evet ben de bu son, bir daha yok deyip kendimi çalışma masasının üzerine attım ve yüzümde salak bir gülümsemeyle beni oraya getiren öfke dalgalarını bir süreliğine arkamda bıraktım.
Evet ben de saçlarımı kuzguni siyaha, ateş kırmızısına boyadım; anlamsızca bir tatlı bir tuzlu diyerek yüzümün her alanının sivilcelerle kaplanmasına neden oldum ve önümde ve arkamda bol miktarda karbonhidrat yüklemesi yaptım.
İşin en kötü tarafı, hızlı gazeteci adı gibi benden hızlı davranmış, bunların hepsini önceden yaşamış, yazmış ve bir de yetmezmiş gibi resimlemişti. Bu kadarı yeterdi artık.
Ama beni bu kâbustan yine aramın çok sıcak olmadığı sanal sistem kurtardı. Artık doğrudan ulaşabileceğim biçimde oradaydı, karşımdaydı. Kendimi ilk kez onun karşısında bir güç gibi hissetim. Beni onunla karşılaştıran sevgilimin "hızlı gazeteci internette, acaip mutlu oldum" diyen ve benim kendi adıma böyle mutlu bir tınıyı duymayı başaramadığım heyecan dolu sesi oldu.
Anlayacağın eski minik kareli defter yine ortaya çıkmıştı, hem de yepyeni ve daha hızlı olarak. Bu mektup senin almaya alışkın olduğun "yaşasın geri geldin Necdet abi, eski dosta kavuştuk....." mektuplarından biri değil, kızabilir, küçümseyebilir, dikkate bile almayabilirsin. Ama artık sana bu kadar kolay ulaşabilecek bir konumdayken hissettiklerimi söylememek çok sahtekar bir yaklaşım olurdu.
Dedim ya bu o hasret mektuplarından biri değil ama emin olabilirsin ki o mektuplarda anlatılanlardan çok daha yakından takip edeceğim seni.
Sevgiyle.
Mektuplar
Yazıların tam listesi

Ali Türkan
Valla, sonrası iyilik sağlık işte. Bi güzel döktüm kurtlarımı. Hüzünleri yağladım; artık hiç gıcırdamıyorlar. Kemalpaşalılar, ne duruyisunuz ya! Adeyin döktürün biraz! Eeeeep beraber! sıvgana bilkaya varacaaaam garıma da kızanıma bakacam masaları, sofraları guracaaaam kimseye muhtaç galmayacaaamaaade güzel emine'm kalksanaaalevent'e göbekleri atsanaaalevent paraları kazaaanıııırayilenin çileleriii azalır Yazar
Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi
Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi
Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?
Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı
Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup
Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan
Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.
Vahap Demir
Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir. Yazar
Ali Sedat Çetinkoz
Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK. Yazar
Murat Örem
Türkiye 30 Temmuz'da işi gücü bırakmış bir mahkeme kararını beklemiyordu. İnanın ki bu ülkede her şeye rağmen insanların çok büyük bir kısmı artık bu arkaik devlet oyunlarına dönüp bakmıyor bile. Onlar para pul hesabı yapmadan bir cana daha can katmanın çabasıyla, bir çocuğa daha iki harf öğretmenin çabasıyla gecesini gündüzüne katıyor. Mektup
Süheyla Apaydın
Türkiye'de gün geçtikçe bozulan bireysel ahlak nedeniyle kaybolan "saf insanlık", maalesef ilk önce kendini insanla uğraşan mesleklerde göstermektedir. Uğraşısı insan olan hekimin, bu bozulmadan kendini tamamen kurtarması, soyutlaması mümkün değildir. Mektup
Vahap Demir
Silgi ortasından delinerek boyuna asılmalı, böylece kaybolması önlenmeliydi. Muntazam kıyafetimizde görüntüyü bozan tek unsur boyunlara asılan silgilerdi. Tek parti döneminin üniform anlayışını sadece tek parti dönemi anlayışının ülkeye yaşattığı sefaletin delebiliyor olması kayda değer bir ironiydi. Yazar
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.