Yalçın K. - 22 Ekim 2004
Merhaba necdet şen,
Şaka değil, gerçekten verem oldum.
Eh işte, ilaçlarımı alıp iyileşeceğim zamanı bekliyorum; biraz iyileşip tekrar okur-yazarlık faaliyetlerine başlayacak gücü de yeni yeni buluyorum.
Biraz para kazanmak icin aldığım çeviri işi için bilgisayarın başına geçsem de gündelik internet ritüellerinden sonra işe başlamak yerine kaç zamandır, "bir iki sayfa okuyayım" diye girdiğim Derkenar'da takılıp kalıyorum.
Derkenar'la tanışıklığım yeni değil, Hızlı Gazeteci ile ise hiç yeni değil. Ekmeğimi basın yayın dünyasından yiyorum. Hasbelkader demek ayıp olur, kendim kaşınıp matbuat camiasına girmiş bulundum. Oysa elimde gül gibi bilgisayar programcılığı diplomam vardı. On yıldan çok ekmeğini yediğim bu mesleği, beni kesmeyecek diye değiştirdim. Bile bile lades dedim yani. Şimdi tabi hastalıkla eve kapanmak zorunda kalınca o hay huyun arasında düşünmekten kaçındığım bu medya meselelerine ister istemez daha çok kafa yoruyorum.
Sizin basın dünyamız ve entellektüel (oh, iki "l" ile yazmamı yadırgamayacak biri varmış neyse ki) (fazla le göz çıkarmaz) camiamız hakkındaki yazılarınızı zaten severek, hatta heyecanla okurdum. Bu günlerde yine öyle yapıyorum. Ve doğal olarak içim biraz karardı, "şu cemaatlerin arasına bir daha karışmam gerekecek" diye. Neyse, dayanacak gücüm olsun da...
Yazıp yazıp, yazdıklarını kör kuyuya atmış gibi hissetmeyi biliyorum. Birkaç yıl önce bir meslektaşımla onun makalesini yayına hazırlarken ettiğimiz keyifli sohbetlerin arasında, meslektaşım sizi tanıyıp tanımadığımı ve Derkenar'ı bilip bilmediğimi sorduydu. Sonra da yazılarınızı okuduktan sonra size herhangi bir mesaj atıp atmadığımı.
Onun bu dediğini yapmam birkaç yıl aldı. Geçen süre içinde de bunu bana niye söylediğini çok daha iyi anladım. Yazdığım ve çalıştığım çok satan dergideki (sonradan ödül de kazanan) yazılarım, bir iki okuyucu dışında hiç kimseden herhangi bir tepki almayınca tahminimden fazla şaşırıp kalmıştım. Hani birkaçyüz (ya da bin) satan bir cemaat dergisine yazsam bunu anlamak kolaydı ama, okuyucu sayısının da bir şey değiştirmeyeceği o zaman dank etti.
İstedikleri şekilde gıdıklamamış mıydım onları, adımın duyulmamış olması yazının cazibesini mi azaltmıştı? Kim bilir? Belki de benim size yazmaya üşendiğim şekilde üşenmişlerdi sadece. Ama Derkenar gibi hedef kitlesi epeyce berrak ve oturmuş bir mecrada bile tepkisizlik sorun olabiliyormuş demek ki...
Şimdi ben de tepki vereyim diyorum ama, öyle yazı yazı gidip bir şeyler söylemeyi beceremem. Basın dünyası, klikler, cemaatler, kendini satmayı bilmek, hayvanlar, hayvan sevgisi, vd, bu konularda söylediklerinize ekleyeceğim şey kuramsal düzeyde yok gibi. Hani bir iki kişisel örnek ekleyebilirim en fazla.
Okuyucu kapasitesi ya da teamüller türünden bahaneler dolayısıyla kısa yazmaya ve kısa metinler okumaya alıştığımız zamanda metinleriniz harf sayısı vs gibi ölçülerle belki biraz uzun kaçıyordur. Ama güzel bir türkçeyle yazılmış düzgün metinlere de hasret kalmışım meğer. Güzel türkçe için her zaman da edebiyat okunmaz ki... Bunun için de ayrıca elinize sağlık.
Yazarken hatırladım, şu günlerde Derkenar'a takılmama, ilgisiz bir internet taraması sırasında şu Gırgır'a ilişkin yazınıza raslamam vesile olmuştu. Her şeye rağmen hala Leman'ı düzenli ve Gırgır türevi bir iki dergiyi arada bir okurum. Tuhaf bir kokteyller ve bu kokteyllerin pek de hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. Ama bir iki kişinin yazıp çizdiğini okumak için değiyor. Gazetelere para vermekten daha anlamlı geliyor.
Öte yandan da bu sözde "sol" ama aslen statükocu -ve giderek de bağnazlaşan- "muhalif" tutumlarının nerelerden kaynaklanabileceğine dair kendimce fikir jimnastikleri yapmaktan geri durmuyorum. O yazıda ve başka yazılarda söylediğiniz pek çok şey durumu benim için çok daha berrak ve daha kolay açıklayabileceğim hale getirdi. Hele Aral'ın vefatıyla iyice pekiştirilen efsanesi tabloyu iyice bulanık hale getirmişken.
Konularına her seferinde bayılmasam da bantlarını okumaktan vazgeçmediğim Suat Gönülay için üşenmeyip yazdığınıza ayrıca teşekkür ederim. Sayenizde büyüsünün kaynaklarına biraz daha vakıf oldum. Bir Balatlı olarak Balat Hikayeleri ile tanıdığım Sencer için de yazdıklarınıza teşekkürler.
Çizgilerle, çizgi romanlarla ilgili makalelerinize dair bir şeyler söylemişim. Ama -bir kaçı dışında- başından sonuna okuduğum farklı konulardaki pek çok yazınızda kafamı meşgul eden sorulara benzer bir bakış açısıyla yaklaştığınızı, genellikle de söylediklerinizin sorulara daha sistemli yanıtlar geliştirmeme katkısı bulunduğunu belirtmeden geçmek istemem. Elinize sağlık. Elinize sağlık. Elinize sağlık. (Tenkyu. Tenkyu. Tenkyu) Belki bu mektup bir dönüm noktası olur da, bundan sonra bir şeyler okuduğumda, o yazıyla ilgili tepkilerimi çabucak iletme alışkanlığı edinirim.
Kolay gelsin, saygılarımla.
Mektuplar
?
Kaynana şekerleri ve Bruce Lee
Ali Türkan
Tıpkı o filmlerdeki gibi, ölenlerin "kötü" adamlar olduğuna inandırıldığımız zaman, bizim için sorun kalmıyor. Bu da altıncı kaynana şekerinden daha zor bir denklem haline geldi benim için. Üstelik bir şeyler de fena değişti. Devam
Bir tek ben miyim kırılgan olan?
Necdet Şen
Sevginin başkalarına lûtfettiğimiz bir paye değil de hayatımıza anlam katan yoğun enerji olduğunu anlayamadığımız ölçüde müsamahasız ve kırılganız. Korku bokuna, bu enerjiden gönüllü olarak feragat ediyor ve gönül defterimizdeki isimlerin üzerine çizikler atıyoruz bir bir. Devam
Ahmet Faruk Yağcı - Ata'nın yakın çevresi ve liyakat üzerinde çok zamandır düşünürüm. Önceleri bu insanları... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Necdettin Yançizer - Az önce okuduğum bir haber aklıma yıllar önce seyrettiğim Jacob's Ladder... Akbaba'nın dördüncü günü
Filiz Sazak - Türkiye'de de özel dedektiflik kurumu usul usul yerleşiyor. İlk müşteriler... Özel Dedektif lâzım mı sevgili Urfalılar?
Ali Barutçu - Çok hayran kaldığım sözler. Bir öğretmenin eski bir gazete kâğıdından okumuştum bu... Eski bir tapınak yazıtı
Ali Sedat Çetinkoz - Sözler, anlar uçar gider; yazılan kalıcıdır. Belki de Kuran'ın ilk ayeti o yüzden... Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?
Sonuçta hepsi de 'vatansever' olan bu gençler, en büyük engellemeyi, Mustafa Reşit Paşa, Âli Paşa, Fuat Paşa gibi bürokratlardan gördükleri için, Padişah'tan çok Tanzimat bürokrasisine düşman oldular.
İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Kâmuran Kızlak
Umarım kimsenin aklından "nasıl olur da aynı suçu işleyen iki adamdan biri idam edilirken, diğeri dalavere ile mahkemelerin elinden kurtarılır" gibi münafıkça sorular geçmemiştir. Yine de kendi fikrimi beyan edeyim... Devam
Şarkiyatçılık
Edward Said
Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu. Devam
Ev alırken nelere dikkat edilir?
Durmuş Düşünür
Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil. Devam
Dört anlaşma
Don Miguel Ruiz
Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır. Devam
Kozmik Deprem Senaryosu
Ahmet Faruk Yağcı
Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak? Devam
İslâmî Cemaatler
Vahap Demir
Sosyoloji bir anlama çabasının adıdır, değer yargılarını, inançlarını bir kenarda tutmayı, olan biteni en objektif haliyle resmedebilmeyi gerektirir. Devam
Bireysel silahlanma ve çocuklar
Çağatay Acar
Can güvenliği mazeretine sığınarak silah edinenlerin asıl gerekçeleri aslında kendilerinin de farkında olmadıkları, topluma ve kendine güvensizliktir. Topluma ve kendisine güvenmeyen insanlar silahın gölgesine sığınırlar. Devam
© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir. »