6 Eylül 2008 Cumartesi
Oktay - 9 Kasım 2001
Sevgili Necdet, biraz önce Mahremiyetle Saldırganlık Arasındaki İnce Sınır başlıklı yazını okudum. Okurken aklıma hemen daha dün aksam televizyon kanallarının birinde gözüme ilişen bir kadın ve sözleri geldi.
Ünlü bir mankenmiş. Bir başka ünlü kadın mankenle karşılıklı atışıyorlar. İkinci manken podyumlarda giydiği transparan veya göğüsleri tamamen açıkta bırakan giysileriyle meşhurmuş. Ona lâf atan ilk mankenimiz iyi bir "Türk ailesi"nin hanım kızı olarak konuştuğu iddiasında. Diğerine yönelttiği en önemli suçlama, anladığım kadarıyla, "çıplaklık".
Diyor ki, mankenliği bıraktığını açıklayan bu çıplak mankenimizden sonra podyumlarda artık çıplak manken göremeyecekmişiz. Bunları söylerken ekranda kendisinin külot ve sütyenli ya da mayolu pozları ve gösterilerini izliyoruz. Diğerinin ise transparan giysiler altında sütyensiz, belki de külotsuz gürüntüleri veriliyor. Açıkça anlaşılıyor ki, ilk kızımız için çıplaklığın sınırı tam da o göğüse takılan şey. O aynı zamanda mahremiyetin de sınırı. O varsa "kapanık", yoksa "çıplak" sayılıyorsunuz. Tam da senin bahsettiğin şey.
Zannımca bu çıplaklığın değil ama belki "teşhir"in sınırı olarak görülebilir. Ve arada nitelik değil yalnızca derece farkı varmış gibi geliyor bana. Bununla birlikte, bu hanım kızımızın bahsettiği "ince" ayrım, belli ki, aynı zamanda "kamusal çıplaklığın" meşruiyet sınırını da ifade ediyor. Bu son hususta da galiba haklı, ne dersin? Erkekler dünyasının bu konuda koyduğu "kabul edilebilirlik" sınırları da ilginç bir yazı konusu olurdu doğrusu.
Mektuplar
Yazıların tam listesi

Ali Türkan
Yürüdük. Elini tuttum. Gözlerine baktım. Tenhalarda sarıldık. Öpüştük bile. Öyle acemice, öyle keşfederce, öyle güzel. Delikanlı kızdı. Sapına kadar insan. Nasıl güzeldi kafası. Ne üstümdeki çullar ilgilendiriyordu onu, ne parasızlığım. Hepsini aralayıp, eliyle bir kenara itip beni görmüştü bunca insan arasında "Öl!" dese, "neden?" diye sormadan ölürdüm.. Yazar
Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi
Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi
Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?
Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı
Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup
Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan
Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.