22 Ağustos 2008 Cuma
Fersan - 28 Mart 2001
Bi kez daha selâm. Yazdıklarınızı okudukça, içimde birşeyler allak bullak oluyor. Egoyu alaşağı etmek konusundaki beceriniz ve cesaretiniz bende saygı uyandırıyor. Bir anda, söylediklerinizi paylaştığımı anlatmak adına içim dolup taşıyor, öbür yandan düşündüklerimi ifade etmekte zorlanıyorum. Siz öyle güzel, açık ve net anlatıyorsunuz ki, üstüne söz söylemek anlamsız oluyor.
İşte bu iki ara bir derede, yine de söylemek istediklerimi söylemeye çalışıyorum. Atman neresidir, bir yer adı mıdır, insanlığın maneviyatta ulaşması düşlenen en üst nokta mıdır, neresidir bu Atman bilmiyorum. Fakat bu güne kadar yazdıklarınızdan anladığım şekliyle (ki yanlış anlamış da olabilirim) Atman; insanların tüm şahsi arzu ve isteklerinden arınarak, tek başına değerli bir varlık olmakla birlikte, tüm yaratılanlarla beraber bir anlam ifade ettiğini anladığı, önce kendisine sonra diğerlerine saygı ve sevgiyi şartsız-şurtsuz verebildiği, yani kendini ve tüm evreni sımsıkı kucaklayabildiği noktada vardığı yerin adı olsa gerek...
Ben, yaşanan her şeyin mutlak bir sebebi olduğuna inanıyorum. Bilgisayar ortamında hiç tanımadığım ve görmediğim halde dost sıcaklığını hissedeceğim birine rastlayacağımı hiç düşünmezdim doğrusu. Tam da kafamın sorularla dolu olduğu, cevap aradığım bir dönemde...
Mektuplardan birinde de yazıldığı gibi, alıştığımız hayatı altüst ediyorsunuz. Şikâyetçi miyim? Hayır! Dost dediğin de böyle olur zaten. Kendini olduğu gibi açar, dürüsttür, hesap yapmaz konuşurken, onun derdi aşağılamak değildir, sadece doğru bildiğini paylaşmak ister safça, içtenlikle...
Neden sizin sitenizi ana sayfa yaptım biliyor musunuz? Ve niye sizin önerdiğiniz siteleri merak edip ziyaret ediyorum? Çünkü bu sitede hesapsızca düşüncelerini paylaşmasını bilen, kendini sadece insan olmaya adamış birinin dostluğu, beni düşünmeye ama gerçekten düşünmeye iten açık yürekliliği var. Her sabah işe gelir gelmez açıp merakla okuyorum bu siteyi; yazdıklarıma ne cevap gelmiş, bakalım bugün neler öğreneceğim, neleri ıskalamışım farkında olmadan, diye.
İşte böyle. 'Hiiiiç, öylesine....' yazmadınız o yazıyı biliyorum.
Sevgiler.
Mektuplar
Yazıların tam listesi

Ali Türkan
Tıpkı o filmlerdeki gibi, ölenlerin "kötü" adamlar olduğuna inandırıldığımız zaman, bizim için sorun kalmıyor. Bu da altıncı kaynana şekerinden daha zor bir denklem haline geldi benim için. Üstelik bir şeyler de fena değişti. Tek başına sekiz kişiye dalanlara hayranlık duyulmuyor artık. Bütün dünyanın bir araya gelip bir ülkeye dalması alkışlanıyor, olağan karşılanıyor. Delikanlılık öldü harbiden. Yazar
En sonda masonların ayrımcılık yaptıklarını belirtirken bazı örnekler vermişsiniz, bedensel...
Selami Güneyler - Amerikan Dolarında Mason Simgeleri
Arthur Miller'in Satıcıın Ölümü adlı eseri bir tiyatro yapıtıdır. Öncelikle. Ama bunun...
Cüneyt Uzunlar - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite
Sevgili Necdet Cumhuriyet'te yazdiginiz zamanlari hayal meyal hatirliyorum. Gozden irak olan...
Cihat Sahinkaya - Uğur Mumcu
Değerli necdet şen (yazım kurallarına uymayacağımı peşinen söyliyeyim) o malûm gazetenin sıkı bir...
Emin Turan - Uğur Mumcu
Bugün kullandığımız birçok teknolojiye zemin hazırlayan, birçok bilimsel buluşun ve dünyaca kabul...
Ahmet Ardal - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite
Çocuk sağlıklı doğmaz. Hayatı boyunca sağlıklı olmaz. “Ben ona kiviyle ıstakozu püre yapıp yedirdim,” değil. Senin karnında dokuz buçuk ay boyunca beslenmesi doğru dürüst ŞART! ŞART! ŞART! Ve hiç bir şeyle bunun: bu sürenin/anne karnı koşullarının telafisi mümkün değil.
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.