R. Cantay - 23 Temmuz 2003
Necdet abi merhaba,
eh bu psikolojik yazınızın üstüne herkes psiko anılarını anlatıyo mu size bilmem ama ben anlatcam.
Depresyona girmiş bulunduğum zaman (e psikiyatrım söyledi canım, bana göre ise hayatımın ebleh dönemlerinden biriydi sadece) okulumdaki psiyatriste utana çekile ilaçlar hakkında bi sürü şüpheylen gittim.
Hamfendinin yanında birileri daha vardı (nasıl olsa öylesine havadan sudan bahsetcem ya ona göre, yalnız kalmaya gerek duymadı) ve ben sizin bahsettiginiz teneşir koltuğa deil de bildigimiz sandalyeye oturduğumda ilk olarak "neyin var?" diye sordu.
Bi ona bi yanındakine endişe ile bakarken iki "hık-mık"dan sonra "ne bileyim neyim olduğunu, ama bişeyim var ki size geldim" dedim. Hayır sanki ben diycem ki şiddetli oksürüğüm ve ateşim var, o da iki aspirin bi şurup yazıp beni yolluycak. Gerçi fazla farketmedi, iki laklak bi antidepresanlan yolladı beni. Hafif üşütmüşüm işte!
Ve aynen dediginiz gibi, ilaçlar nedir ne deildir nasıl iş görür gibi sorularıma o anki haleti ruhiyem içinde kafamı iyce karıştıran bi hikâyecik anlatarak cevap verdi: Güya kurtcuklar varmış (tahta kurdu misali, ülkücü kurtlardan deil), iki yanda da elektrik alan taşıyan metal plakalar. Kurtcuklar bu levhalara değerse çarpılarak kızarıp ölüyolarmış. Bütün hepsi öldükten sonra da bu kurtçukların cesetcikleri yamyam misali diğer kurtcuklara yediriliyormuş ve bu yeni kurtçuklar hiç dokunmadan elektrikli levhaların arasından yürüyüp geçiyolarmış.
Diye anlattı, "ne? nasıl? nedir?" diyemeden de postaladı. Allah allah, yok ya! Kurtçuk deince anında kıllandım. Zaten beynimde sorun olup olmadığını düşünüyorum günlerdir. Bi de mikrop olsa hadi neyse ama kurtcuklar çıktı başımıza. Fakat hakkını yememek lazım yine de psikiya hanımın; verdiği ilaçlar işe yaradı galiba. Çünkü kurtcuk kurtcuk die düşünmekten sıyırmadan önce kendi kendime doğru da olsa yanlış da olsa bi anlam çıkarmak zorunda kaldığımı hatırlıyorum.
Hafif uzamış ama kusra bakmayın notepad'de boyle gözükmüyordu!
Terapistsiz günler, saygılar. :)
Mektuplar

Ali Türkan
Hatta yalnız da değil, kimsesiz. En çok böyle anlarımda eskilerde kalmış, ya da bu dünyadan göçüp gitmiş bir dostu, sevdiğim bir kadını veya saçlarımı okşayan bir eli, uzaklarda oldukları için hep bir şeylerin eksik olduğu "yeni" dostlarımı özlüyorum. Ve en çok böyle anlarda, dostlarımın o kadar da uzak olmadığını düşünüyor, sevgiyi metreyle ölçme sazanlığından sıyrılıyorum. Moustaki haklı: Non, je ne suis jamais seul avec ma solitude. Yazar

Necdet Şen
Ben de sıkıldım. Atlasam mı acaba? Bahçem serin. Kadınım kitap okuyor. Kedilerim sevgi yumakları gibi dolanıyor bacaklarımın arasında. Gitarımın tınısı tatlı. Hayata dair şarkılar yazıyor, sadece dostlarıma söylüyorum. Necdet Şen
Şehit asteğmenin günlüğü:
"Bugün var ya aşkım... Bu terörün bitmeyeceğine bir kere daha şahit oldum.
Gözümüzün önünden on katır on kişi geçiyor, gidelim öldürelim diyoruz göndermiyorlar.
Helikopter çağırıyoruz yollamıyorlar.
Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir
Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban
Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.