Cahit ve necdet ~ 10-21 Mayıs 2001
Hangi yıldı hatırlamıyorum, sizi tanımadan almıştım bir kitabınızı; ve hoşuna giderek bir iki saat içinde okuyup bitirmiştim.
Belki bu gereksiz bir giriş oldu ama önce sizi nerden tanıdığımı açıklama ihtiyacı duydum. Asıl yazma amacım ise teşekkür etmek, Sitenizi geçen hafta buldum. (Nasıl buldum hatırlamıyorum.) Ama bugün, "iyi ki bulmuşum" dedim kendi kendime.
Günlerdir yazdıklarınızı çizdiklerinizi zevkle okuyorum; ama biraz önce "AMAN SAKIN HAA!" bölümüne girdim ve resmen bayıldım...
Tekrar teşekkür ederim, elinize sağlık....
Merhaba Cahit.
Haytaların, huysuzların ve mağlupların buluşma noktasına hoş geldin. Memnuniyetini benimle paylaştığın için ben teşekkür ederim.
Sevgiler.
nec.
İlk iletime verdiğiniz cevaptan dolayı teşekkür ederim, ama teşekkürümün asıl nedeni kendimi, önemsediğim biri tarafından önemsenmiş hissetmem:))
Yanılıyor olabilirim, yani bana gelen cevap mesajı, belki de diğer bir çok yazıya otomatik olarak verilsin diye yazılmış mesajla aynı... ama olsun, ben genede bana özel diye düşünmeye devam edeyim. Yoğun olduğunuzu tahmin edebiliyorum, hayatınızı devam ettirmeniz için yapmak zorunda olduğunuz bir çok şey vardır. Bu uğraşların içinde her gelen mesaja ayrı ayrı cevap vermenizi beklemek hata olur.
Tamam, ama gene de bu yıkılmış virane içinde bireylerin nefes almak gibi ihtiyaç duydukları şeylerden biri de önemsenmek sanırım... Ben sizi önemsiyor ve seviyorum....
Sorunuza gelince, yani şu reklam bandı ile ilgili olan şeye; belki cevabım karnınızı doyurmayacak ama ben kendimi iyi hissedeceğim cevap verdiğim için...Ben bir akademisyenim ve reklam vermeye ne param ne gereksinimim var, ama param olsa akademisyenliğime rağmen reklam verirdim...Keşke gücümün ve aklımın yettiğince yardım edebileceğim bir ihtiyacınız olsa idi seve seve yapardım...
Umarım sorunlarınızı bir an önce çözüm yoluna sokarsınız... Kaleminize, yüreğinize sağlık Necdet Şen...
Merhaba Cahit.
Hiç bir mektuba toplu matbu yanıt vermiyorum. Lâf olsun torba dolsun diye de yazmıyorum (bak, â'ların şapkalarını bile ihmal etmeden hem de), sana ne yanıt vermiştim şimdi hatırlayamadım ama özenerek ve sadece sana özel şeyler yazdığımdan eminim.
Ben okurlarımı sadece kafalarının tepeleri görünen bir "kütle" olarak değil, tek tek dostlarım olarak görüyorum.
Sevgiler.
nec.
Hatırlarsın belki ben şüpheci (yani cevaplarını otomatik verdiğini sanan) arş. gör.
Ne iyi etmişim de bulmuşum seni ve siteni, haftanın ilk şapşal günü, yapmak zorunda olduğum bir sürü gereksiz iş sonunda, ya da bu işlerin arasında interneti açıp senin bir iki çizimine bakmak, yollamak ya da bir yazını okumak, o gün yapmak zorunda olduğum bütün gereksizlerden arındırıyor beni. Unutuyorum nerede kiminle nasıl olduğumu... ve ışınlanmış gibi düzeyli bir platoda buluyorum kendimi.
İyi ki varsın demekten sıkılmayacağım. Her okuduğum yazın için veya her çizimin için sanki sana ödenemeyecek şekilde borçlanıyorum... Bunlar, yani yazı ve çizimlerin, gün boyu çalışmış ya da işini yapmış olmanın verdiği hoşlukla güneş batmak üzere iken ayakların denizin içinde bir kadeh buzlu rakı içmenin tadını anımsatıyor bana...
Dostçakal...
Aslansın sen! Kaplansın! veya o minval üzre bir şey.
Buzlu rakı benzetmesini pek sevdim. Borç konusuna gelince: eyvallah. Ama aslına bakarsan, ben şimdilik kendi borçlarımı ödeme telâşındayım. Alacaklı konuma gelmeme daha asırlar var.
Aldım kabul ettim.
nec.
Mektuplar

Ali Türkan
Tıpkı o filmlerdeki gibi, ölenlerin "kötü" adamlar olduğuna inandırıldığımız zaman, bizim için sorun kalmıyor. Bu da altıncı kaynana şekerinden daha zor bir denklem haline geldi benim için. Üstelik bir şeyler de fena değişti. Tek başına sekiz kişiye dalanlara hayranlık duyulmuyor artık. Bütün dünyanın bir araya gelip bir ülkeye dalması alkışlanıyor, olağan karşılanıyor. Delikanlılık öldü harbiden. Yazar

Necdet Şen
Bir yanda açlıktan kırılan Etyopya, Sudan, Bangladeş gibi ülkelerin halkları, diğer yanda zıvanadan çıkmış bir tüketim çılgınlığı. Yaralı parmağa işemenin enayilik sayıldığı böyle bir dünyada insanların bu kadar hoyratça saçıp savurmalarına ne demeli? Necdet Şen
Şehit asteğmenin günlüğü:
"Bugün var ya aşkım... Bu terörün bitmeyeceğine bir kere daha şahit oldum.
Gözümüzün önünden on katır on kişi geçiyor, gidelim öldürelim diyoruz göndermiyorlar.
Helikopter çağırıyoruz yollamıyorlar.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim? Kitap Kurdu
İlker Tortop
Her şeye alışmış olan bizler hiç bir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız. Yazar
Alper Uzun
İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor. Yazar
Kâmuran Kızlak
Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler. Yazar
Seyit Balkuv
Kemal Tahir'in dediği gibi rezil bir geçmişe sahip olsa bile, günümüzde sadece zenginler için değil işçiler için bile en yüksek refah düzeyinin Batı'da olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, Batı sistemini elden geldiği kadar Doğu'ya uyarlamak insanların hayat şartlarının iyileşmesine yardımcı olmaz mı? Yazar
Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir
Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban
Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.