Ziynet - 27 Aralık 2003
Yaşasınnn, hoşgelmişsiniz!
Yazılarınızı okumaya devam ediyorum. Hatta şimdi 'Soysuzlaşınız Efendiler' ve 'İncindikçe bilenir daha güçlu olmayı arzularsın'ı okudum.
Sanırım yazılarınızdan bu kadar etkilenmiş olmamın bir nedeni de bir ara medyanın içinde şöyle bir bulunup sonra vazgeçmiş olanlardan olmam. İstanbul Ünv. Radyo TV Sinema mezunuyum. Az buçuk TV kokusu almış, sonra sinema çevresinde bile bulunmuştum. Oralardan aklımda kalan tek manzara insanların ne kadar çirkinleşebilecekleri oldu, inanmak istemeyeceğim kadar çirkin. Sanırım bayan olmam, henüz 17 yaşında olmam da oldukça olumsuz etkilerdi, aslında hayal gücüm kuvvetlidir, ama bu kadarını hayal edememiştim doğrusu.
Kriz de geldi çattı, direnecektim, her şeye rağmen ilkelerimle var olacaktım, ama o da olamadı, lakin İstanbul'da kardeşimle yaşayacak kadar, faturalarımı ödeyecek kadar da para kazanmam gerekiyordu. Şanslı sayılırdım ki şu an çalıştığım işi buldum ve okuduğum okulla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir şirkette (tekstil kalite kontrolü yapan), Kalite Güvence Depatmanı'nda çalışmaya başladım.
Burada da sorunlar, incitebilenler yok mu? Elbette ki var, ama inanın medyadan sonra hiç bir yer insanın canını acıtamıyor (tabi böyle bir yeteneğiniz varsa). Öyle şeyler gördüm ki buradaki çirkinliklere 'oooo bu da ne ki!' diyebiliyorum.
Ama yine de insanların alnının teriyle para kazandığı bir yer görebilmek ve alın terinin hâlâ para edebildiğini görmek güzel. Henüz 19 yaşındayken bunun bu ülkede asla olamayacağını zannetmiştim. Bu karanlık manzaradan +10 kilo aldığım bir bunalımla çıkmıştım.
Tabi bu manzara sadece beni değil bütün yakın arkadaşlarımı da etkiledi, kafama uygun bulduğum, azıcık ilkeli ve akıllı bütün arkadaşlarım şimdi medya dışında, farklı sektörlerde çalışıyor ya da araştırma görevlisi olarak okulda kaldı. Hepsi bunalım denen illetten nasibini aldı, hayatın içinde var olamama, doğrularını gerçekleştirememenin sonucu ortaya çıkan içsel isyandan, en sonunda kendini parçalamaktan.
Bir yandan buradayken ve o ortamda olmamaktan memnunken, bir yandan da hep hayal ettiğim idealist gazeteci ya da sinemacı olmadığım için içimde hep bir hüzün var. Sanki sevgilimi aldatmışım gibi bir hüzün, suçluluk.
Bir şekilde yeniden yazma, film çekme isteği. Sizin gibi uzaklara çekip gitmek isteği.
Öyle işte, orada olmaya devam etmeniz cok güzel. Sadece orada olmanız bile bize güç veriyor. Umarım siz de bizden güç alırsınız.
Sevgiler ve başarılar.
Mektuplar

Bu rûzgâr-ı bî mededin inkılâbı var
Kâmuran Kızlak
Yıllardır zihnimize nakşedildiği üzere, bu topraklarda yetişen Cumhuriyet pek narin olur ve pek öyle sağından solundan ilişmeye gelmez. Bir şarkıdan, türküden, kitaptan, yazıdan, filmden, havadaki buluttan ve hatta cumhurun kendisinden bile bekası kolaylıkla zarar görebilir.
Bildiğimiz üzüntü duygusunu depresyon&q…
Bunalım Burhan » Ayol, bunlar sağlam insanı…
Erkin Baba da taklit sayılır Bakınız: John Lennon…
Ali Sedat Çetinkoz » Çocuğun istikbali sözkonusu
ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu
Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü
Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu
İki şeyi birbirinden ayırmak lâzım. Dünyada sosyalizm diye bir şey hiç olmadı. İslâm'ın başına gelen tabiri caizse, sosyalist teorinin de başına geldi.
© Derkenar - Sitedeki içerik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.
(Ayrıntılı bilgi için, bakınız »
Derkenar'ın Manifestosu)
Şu an 291 cici çocuk Derkenar'a bakıyor
Yazı Boyutu
Büyük
Standart