Patronsuz Medya

Babam da gazeteciydi

Burak - 29 Mart 2001


Sevgili Necdet Abi,

Plaza medyasının ne durumda olduğunu gazete okuyan herkes maalesef anlayabiliyor. Babam emekli basın mensubu, binlerce dolar maaş alanlardan değil, zaten aktif olarak çalışırken dolarla çalışan gazeteci yoktu (galiba), o zamanlar internet faks yoktu. Telefoto denilen bir cihaz vardı, döne döne fotoğraf çıkardı içinden, bitmesini beklerken başım dönerdi. Teleks vardı, ince uzun delikli şeritler çıkarırdı içinden.

Birgün başka bir arkadaşına anlatırken duydum babamdan, yeni evliyken para ihtiyacı olmuş, İstanbul'a gidip avans istemiş ev masrafları için o zamanki patrondan, yazı işleri müdürü vs. neyse. "Kapı açıktı, aradan görünüyordu oturduğu yerden, biri gitti benim geldiğimi, avans istediğimi söyledi" dedi. "Bana ne birşey yapamam söyle gitsin" dediğini duymuş. "Kalkıp gidip bir kafa atmak istedim" dedi babam. İstediği para o adamın maaşının 10'da biri bile değilmiş o zamanlar. Çok zor durumda kalmışlar döndükten sonra. Hatırladıkça boğazım düğümlenir hep. O adam şimdi başyazar. İlginçtir, ona hâlâ çok saygı duyar. Ben bu olayı duyduktan sonra gıcık olmuştum adama. Ama babam saygı duyduğuna göre var bir bildiği diyorum kendi kendime. Kolay kolay herkese saygı duymaz çünkü.

Hayatı foto muhabirliği, spor yazarlığıyla geçti, tabii biz de onunla birlikte yaşadık olayları. Şimdi ayrı şehirlerdeyiz ama ne zaman bir araya gelsek televiyona gazeteye bakıp basar küfürü "İki kadeh rakıya haysiyetini satan adamlar bunlar" diye. Ayda yılda bir İstanbul'a gidince Cağaloğlundan eskiden tanıdığı insanlarla bir araya gelip Boğaz'da kafa çekerler. Her dönüşünde arkadaşlarının her an topun ağzında çalıştıklarından, paralı ama mutsuz olduklarından bahseder. Millet birbirinin suratına bakmıyor diye bunalmış bir seferinde böyle bir arkadaş grubunun içinde bir seferinde. Paralı olup böyle olmak mı yoksa işsiz kalmak mı? Bana sorsan ne derdim bilmiyorum.

Babam bana hep o güzel eski günleri hatırlatır. Geçmiş güzelmiş be Necdet Abi. Annemin babamın gençliği çok güzelmiş. Zımba gibiymiş ikisi de. Şimdiki gibi bahçesiz, ağaçsız her tarafı cam beton binalar yokmuş o zamanlar. Yurt dışından gelen yakınlara nescafe siparişi verirmişiz Çok özlüyorum eskiyi. Sen yazmaya devam et Necdet Abi, biz de okumaya.

Kolay gelsin.

 

Benim de diyeceklerim var…

Ad Soyad
e posta   (yayınlanmayacak)
« 2938

Mektuplar

Editörün Önerisi

Ayyy, döndüm ayol!

Ali Türkan

On yedi yaşında ve evdeki ot kokusunun "afrodiziyak" etkisinden bütün hormonları çıldırmış bir gence, bundan daha büyük kötülük de yapılmazdı sanırım. Hayatıma giren bütün hayatımın kadınlarını affettim, çoğuyla barıştım ama onu asla affetmeyeceğim.


Son Yorumlar

Bildiğimiz üzüntü duygusunu depresyon&q…
Bunalım Burhan » Ayol, bunlar sağlam insanı…

Erkin Baba da taklit sayılır Bakınız: John Lennon…
Ali Sedat Çetinkoz » Çocuğun istikbali sözkonusu

ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu

Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü

Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu

 

Web Gezgini

Sosyalizmin Muaviye´si Stalin'dir

İki şeyi birbirinden ayırmak lâzım. Dünyada sosyalizm diye bir şey hiç olmadı. İslâm'ın başına gelen tabiri caizse, sosyalist teorinin de başına geldi.

Demir Küçükaydın (Adil Medya)


Etiketler





Şu an 87 cici çocuk Derkenar'a bakıyor

   

Yazı Boyutu
652 - 1347 - 1542  
©