Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 

Babam da gazeteciydi

Burak - 29 Mart 2001


Sevgili Necdet Abi,

Plaza medyasının ne durumda olduğunu gazete okuyan herkes maalesef anlayabiliyor. Babam emekli basın mensubu, binlerce dolar maaş alanlardan değil, zaten aktif olarak çalışırken dolarla çalışan gazeteci yoktu (galiba), o zamanlar internet faks yoktu. Telefoto denilen bir cihaz vardı, döne döne fotoğraf çıkardı içinden, bitmesini beklerken başım dönerdi. Teleks vardı, ince uzun delikli şeritler çıkarırdı içinden.

Birgün başka bir arkadaşına anlatırken duydum babamdan, yeni evliyken para ihtiyacı olmuş, İstanbul'a gidip avans istemiş ev masrafları için o zamanki patrondan, yazı işleri müdürü vs. neyse. "Kapı açıktı, aradan görünüyordu oturduğu yerden, biri gitti benim geldiğimi, avans istediğimi söyledi" dedi. "Bana ne birşey yapamam söyle gitsin" dediğini duymuş. "Kalkıp gidip bir kafa atmak istedim" dedi babam. İstediği para o adamın maaşının 10'da biri bile değilmiş o zamanlar. Çok zor durumda kalmışlar döndükten sonra. Hatırladıkça boğazım düğümlenir hep. O adam şimdi başyazar. İlginçtir, ona hâlâ çok saygı duyar. Ben bu olayı duyduktan sonra gıcık olmuştum adama. Ama babam saygı duyduğuna göre var bir bildiği diyorum kendi kendime. Kolay kolay herkese saygı duymaz çünkü.

Hayatı foto muhabirliği, spor yazarlığıyla geçti, tabii biz de onunla birlikte yaşadık olayları. Şimdi ayrı şehirlerdeyiz ama ne zaman bir araya gelsek televiyona gazeteye bakıp basar küfürü "İki kadeh rakıya haysiyetini satan adamlar bunlar" diye. Ayda yılda bir İstanbul'a gidince Cağaloğlundan eskiden tanıdığı insanlarla bir araya gelip Boğaz'da kafa çekerler. Her dönüşünde arkadaşlarının her an topun ağzında çalıştıklarından, paralı ama mutsuz olduklarından bahseder. Millet birbirinin suratına bakmıyor diye bunalmış bir seferinde böyle bir arkadaş grubunun içinde bir seferinde. Paralı olup böyle olmak mı yoksa işsiz kalmak mı? Bana sorsan ne derdim bilmiyorum.

Babam bana hep o güzel eski günleri hatırlatır. Geçmiş güzelmiş be Necdet Abi. Annemin babamın gençliği çok güzelmiş. Zımba gibiymiş ikisi de. Şimdiki gibi bahçesiz, ağaçsız her tarafı cam beton binalar yokmuş o zamanlar. Yurt dışından gelen yakınlara nescafe siparişi verirmişiz Çok özlüyorum eskiyi. Sen yazmaya devam et Necdet Abi, biz de okumaya.

Kolay gelsin.

 

Mektuplar

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?


 Necdet Şen Star'da

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Nabız

Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.

Ata Soyer (Evrensel)

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°