Yılmaz ve necdet ~ 15 Ocak - 3 Nisan 2001
Milan Kundera, George Orwell, bi de sen... Hayvanlar, çiftliklerini insanlaşan domuzlara teslim ederken, henüz bir küçücük çiftlik bile kurulmamışsa da ülkemde; ve hâlâ umutla inansam da öylesi bir çiftliğe... ...üçünüz sayesinde, olmadım slogan atan bir koyun. Çok sağolun.
Cortazar, Marquez, Dostoyevski, Nihat Genç, Orhan Pamuk... Siz de sağolun!
Yılmaz * 15 Ocak 2001
Milan Kundera, George Orwell, Cortazar, Marquez, Dostoyevski, Nihat Genç, Orhan Pamuk... Bu isimlerin hepsini en azından işittim de... "Sen " hangi yazarın adı, onu anlamadım... :-)
Necdet * 15 Ocak 2001
Uhm... Şimdi düşündüm de, mantığı ve söyledikleri bütünüyle doğru olmasına rağmen, damdan düşer gibi başlayan bir mektup için fazla duygusal bi şey yazmışım. Benim adım Yılmaz K.
89-90'da .........'da yazıyordum. Hatta "Teroristlik Nedir? " diye bir yazımdan sonra Dev-bilmemne'ci bazı kişiler, sana gösterdiklerine benzer bir ruh hali ile ziyaret etmişlerdi dergiyi... Sonra ordan çıktım. yillarca hiç bir şey yapmadım. Kira ödemek için çalışmak gerekiyordu. Şimdi epey para kazanıyorum ama bir ev alacak kadar değil. Dün sana imrendim; her şeyi bırakmana gıpta ettim. Ama ben bunu yapmaya şimdilik hazır değilim. Çünkü kerhanedeki orospu gibiyim. Burdan ayrılırsam bir hafta bile idare edemem. Ama şimdilik, neyse ki şimdilik!...
Seni o adamlarla birlikte andım, çünkü benim gibi onbinlerce insan için senin yaptıkların olağanüstüydü. Sen belki de çizgilerinin sadece 12 Eylül öncesini yaşamış insanlarca sevildiğini filan düşünüyorsundur. Bu doğru değil. Ben 71 doğumluyum ve yaşıtım bir sürü arkadaşımla, iştah ile izlerdik seni. Bana özgürleşmeyi, mücadeleyi, karşı olmayı, tiksinmeyi ve ait olmamayı öğreten üc beş kişiden birisin. Bu yüzden, yıllar sonra birden karşıma çıkınca çok sevindim, çok duygulandım. Benim de bir web sitem var. Bir kaç hafta içinde güncelleştiricem. Şimdilik bu kadar. Seninleyim!
Yılmaz * 16 Ocak 2001
Beni çok pohpohlamışsın Yılmaz. Hadi öyle olsun.
Web sitene bakıcam. Sen de benimkinde gördüğün eksiklikleri lütfen söyle- ki düzeltme fırsatım olsun.
Şimdi ne işle uğraştığını merak ettim. Reklamcı falan mısın?
Umarım değilsindir...
Sevgiler...
Necdet * 16 Ocak 2001
Bir yazışma ortamı oldu...
Reklamcıyım... Bütün gün gazete okuyup, bilgisayar oyunu oynayarak, bitirdiğim üniversitenin bana verdiği bankacılık imkânından çok daha az yorulup, çok daha fazla kazanıyorum.
Tezgahta gümüş sattım, mühendislik şirketinde operetörluk yaptım, dershanede rehberlik yaptım. Yeteneğimi kullanamadığım işlerde gazete almama bile yetmeyecek paralarla yıllarca geberesiye çalıştım.
Sonuçta hangisi daha az şerefli bilmiyorum. Holdinglere reklamcı olarak mı, gazeteci olarak mı hizmet etmek? Yoksa bankada günde 12 saat, mevduat sahiplerine mi hizmet etmek?
Yerimi savunacak halim yok Burada hiç bir şey ve hiç bir kimse ile barışık yaşamıyorum. Ödevlerimi iyi yapıyorum ve bu yüzden kovulmuyorum. Kerhane ve orospu benzetmesini, bu yuzden, bile bile kullandim...
Burada sonuna kadar çalışıp yeryüzünün en iyi reklamcısı olmak gibi bir derdim yok. Kurtulmak için, onurlu bir işte çalışıp kimseye avuç açmadan yaşamak için; hatta bir reklam sloganımda yazdığım gibi; düpeduz "çalışmamak için" çalışıyorum...
Beh beh... Özetle süper adam filan diilim. Hataları, zaafları olan herifin tekiyim. Mesela evimde DVD makinesi bile var, eski de olsa bir arabam var, televizyonum 72 ekran... O...pular da kerhanede Marlboro içer...
Dedim ya, sıradan bir benzetme değil bu. Başarıyı reddetmeyi, egemen kültürün pompaladığı her şeye şüpheyle bakmayı ve "karşıyım" diyen herkese inanmamayi daha çok küçük bir çocukken bile biliyordum. Biliyordum da kimden öğrendim? Biraz ondan, biraz bundan, biraz kendimden, biraz da evet, düpedüz senden...
İşte bu yüzden sana teşekkür ediyorum. Başım göğe mi yükseldi, dersem, evet bu biraz poh poh gibi oluyor. Sana iyi lâflar etmemin, bak işte ben de iyiyim gibi bir sonuç çıkarmasını istemiyorum. Uzun bir yolda giden, kendi halinde, iyi, kötü, güzel, çirkin bir adamım. Başım gökte değil, olması da sikimde değil; ama biliyorum ki, yerde de değil.
Bu yüzden, son bir defa, alkış...
Yılmaz * 17 Ocak 2001
Bence reklamcı olmak ayıp değil, ayıp olan sistemin değerlerini içselleştirmiş olmak- ki asla öyle olmadığın ayan beyan ortada. Senin gibi vicdan taşıyıp da oralarda kalmak zorunda olan insanlara kahraman denir. Fakat, hazır eli değmişken bir de kendi reklamını da aradan çıkartan pişkin reklamcı makulesine de ifrit olduğumu belirtmeliyim... Havalarına bakan, mesih zanneder efendileri...
Neyse, sen bunları üstüne alınma, belli ki ruhsal bir akrabalığımız var...
Necdet * 18 Ocak 2001
Aman aman... Şu sıralar ..........'ın kafasına çaka çaka bi şeyler yazıyorum. Üstüne bi de "akrabalık" lafı etmeyelim. Çünkü biliyorum ki, tüm ikitelli her sabah önce senin web siteni okuyor. Geriye ne kalırsa artık. Sevgiler :-)
Yılmaz 2 Nisan 2001
Tüm İkitelli'nin beni okuduğundan kuşkuluyum. Okuyorlarsa da gizli gizli okuyor olmalılar, hiç sesleri çıkmıyor.
Necdet * 2 Nisan 2001
İkitelli konusu bir tahmin değil, bilgiydi. Biliyorsun ki iyinin karşısında suskun kalmak eski bir bizans geleneğidir.
Yılmaz * 3 Nisan 2001
tek hayalim bu reklamcı olmak. ne olursa osun bunun için uğraşıorm bana şans dileyin
Alev - 28 Temmuz 2007 (17:13)
Mektuplar

Ali Türkan
O da gözlerini kocaman açmış, bana bakıyordu. Nedenini ben de bilmiyorum ama gözlerimi kaçırıp, - Kızın nasıl? Diye sordum. Birden kayboldu. Nereye gitmişti bu oğlan? Şimdi buradaydı be! Yalnızca bir kâğıt duruyordu az önce uzandığı yerde. Açtım kâğıdı. İki satır bir şey: Ben beceremiyorum bu hayatı. İkimiz de pek tanıyamadık babalarımızı. Yazar

Necdet Şen
Kendilerini eleştiren yazara "hele bir elimize düş de gör gününü" diye mektuplar yazan bir sağlık çalışanı, eline halihazırda düşmüş bulunan hastalara acaba nasıl davranır? Hastalığın bilimsel tanımı nedir? İnsanlar gibi, kurumların ve camiaların da hastalandığı olur mu? Necdet Şen
DTP'nin kapatılmasını demokratik nizamımız için doğru bulmuyorum fakat siyasi hamle inisiyatifini "dağ kadroları"ndan alan bir siyasi hareket, kendi meşruluğunu bile silah haline getiriyor demektir. Niçin mücadele ediyoruz ki biz? Silahsız politik mücadele için, sivil siyaset için.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim? Kitap Kurdu
İlker Tortop
Her şeye alışmış olan bizler hiç bir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız. Yazar
Alper Uzun
İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor. Yazar
Kâmuran Kızlak
Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler. Yazar
Seyit Balkuv
Kemal Tahir'in dediği gibi rezil bir geçmişe sahip olsa bile, günümüzde sadece zenginler için değil işçiler için bile en yüksek refah düzeyinin Batı'da olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, Batı sistemini elden geldiği kadar Doğu'ya uyarlamak insanların hayat şartlarının iyileşmesine yardımcı olmaz mı? Yazar
Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir
Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban
Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.