Ak koyun, kara koyun

Seyit Balkuv - 4 Mart 2002


Selâmlar Necdet Şen, en son bir mail almıştım senden. Entel = Yabancılaşma yazından sonra gönderdiğim yazıyı biraz açmamı istemiştin.

Bir haftadır yurtdışındaydım. Bu arada Yahoo mail adresim saldırıya uğradı ve çökertildi. Sana kısa bir mail gönderdim ama cevap gelmedi. O da Veezy'de gümbürtüye gitti sanırım.

Neticede, yazıyı biraz toparladım tekrar gönderiyorum. zamanı geçti biraz ama, bir bakarsın işte.

Bu arada iş için Tayland'a gittim. Senin memleketler sayılır. Kulağını çınlattım bol bol. Takvimlerinde Buda'yı esas aldıkları için 2545 yılındalar. Son derece ince, nazik, güleryüzlü ve kibar insanlar. Buda' nın 2500 küsur yıllık gülen yüzünü halen kalplerinde taşıyorlar. Bu gülüş öyle Avrupalıların süpermarket kapılarında gösterdikleri plastik gülüşe benzemiyor. Yani aklıma geldi, böyle naif kültürler bir yerlerde yaşıyor, ama insanoğlu hâlâ hamburger kültürünü, sidik yarıştırma kültürünü senin tabirinle "Taptuk Emre" yapıyor.

Türk erkeklerinden bol bol "Ooo Tayland'a gidiyorsun ha! Şemsiyeni unutma orada gökten karı yağıyor" falan gibi yorumlar duya duya gitmiştim oraya. Gel gör ki, o da palavra çıktı. Azgın bir seks hayatının o nazik insanların hayat tarzı ile örtüşmesi zaten mümkün değil. Anlaşılan bizim anglosakson ayıları orta yere yapmışlar da, sonra "burası bok kokuyor" demişler.

Yine uzattım kusura bakma. Benim yazı aşağıda. Bir yerlere sakladıysan benim eski mail adresini sil. Gönderdiğim bu adresi kullanabilirsin.

* * *

Kitaptaki müziğin sesini duyabilmek...

Resmin, dansın, daha bir çok sanat dalının da birinci ligleri, ikinci ligleri ve amatör kümeleri vardır.

Birinci lig yerine amatör kümenin titreşimleri ile rezonansa gelenler, hayatın kendilerine sunduğu bir çiçeği koklama, hatta farketme fırsatını kaçırıyor demektir.

Birinci lig titreşimleri ile hemahenk olanlar ise, hayatı inceleme yolunda doğru araçlara ulaşmış gibi görünseler dahi, bu onların amatör küme sempatizanlarından daha seviyeli, daha ince, daha üstün oldukları anlamına gelmez. Yani araçların kabası, incesi, üstünü adisi vardır, ama bu araçları kullanarak ya da kullanmayarak kaba, ince, üstün, adi olunmaz.

Antalya yakınlarında bir köyde bir marangozla tanışmıştım. Kırık dökük dişlerine, darmadağınık pala bıyıklarına, üstüne başına bakınca ben bile hor görmüştüm. Konu nereden açıldıysa bana tek tük kitap okuduğunu ama birinden çok etkilendiğini söylemişti. Kitapta iki arkadaş dağda odun keserek geçimini sağlıyormuş. Kitabın sonunda iki arkadaştan biri intihar etmek için bir nehire doğru gidiyormuş. Diğeri şimdi tam hatırlayamadığı bir sebepten dolayı gitmesine izin veriyor hatta arkasından bir müzik çalıyormuş. "İnanır mısın"demişti "ben o müziği resmen duydum".

Zehir gibi kitap okuyan çok entellektüel arkadaşlarım da oldu. Ama onların hiç biri bana buna benzer bir şey söylemedi. Onlar sadece okuyordu. Okurken iyi vakit geçiriyor, bilgisini gerektiğinde pazara çıkarıyor, herkese ne kadar aydın olduğunu gösteriyordu. O marangoz bana anlattığı o kitabı hiç okumamış da olabilirdi ama o duyduğuna benzer bir titreşimi bir şeylerde yakalardı mutlaka.

Bu iyi müzik dinleyen, kaliteli konserlere giden, popüler kültür kitaplarını takip eden, yani ince ve üstün olan araçlara sahip olanlar bazen sahip oldukları kuru bilginin altında boğulurlar. Sırf bu araçları kullandıkları için kendilerini ince, elit addeder, kullanmayanları da hakir görür. Böylece, bir miktar entellektüel birikimi olan, kendi ve çevresi ile barışık görünen, kendini ve hayatı sorgulamayan bu avam takımı hayatı fena halde ıskalar. Yani aklı fikri elindeki malı allayıp pullayıp küçük sahtekârlıklarla önüne gelene kakıtmaya çalışan köylü bozması kasaba tüccarları hayatı nasıl ıskalıyorsa ona benzer bir şekilde ıskalar bana göre.

Hatta belki daha da kötü ıskalar. Çünkü kasabadakinin, bir gün gelip hayatı sorgulama ihtimali vardır. Oysa entellektüel o defterleri çoktan kapatmıştır, bir daha da açmaya hiç mi hiç niyeti yoktur.

Çok okumak, iyi müzik dinlemek, bale sevmek yararından çok zarar getirir demek istemiyorum. Ama ademoğlu bu araçları kullandıkça aslında kendinin ne kadar önemsiz, aciz olduğunu, bilgi deryasında sadece bir damla olduğunu, bir damla ile yarım damlanın arasında pek de bir farkı olmadığını göremiyor, sevgi denen muammayı anlama yolunda yol katedemiyor da, kendini her geçen gün o kara insanlardan daha farklı görüyor, buna şükrediyor, kibirleniyorsa, tüm bu işleri bırakıp kasaba tüccarlığı yapsa daha iyi olur.

Bu hayatın mutlak inceliği, mutlak üstünlüğü bazen bir şiirin dizesinde, bazen bir annenin şamarında, bazen bir köylünün ikramında, bazen küçük bir çocuğun gülümsemesinde, bazen saftrik bir kedinin bakışında, bazen de hiç bir yerdedir. Tarif edilemez, ölçülüp biçilemez. Sadece hissedilir.

"Bilgi yolu mu, sevgi yolu mu? Bilgi yolunu tutan cehaletten kurtulacak, ancak sevgiyi bulacak mı? Sevgi yolunu tutan, başka her şeyden vazgeçecek, bilgiye ihtiyaç duyacak mı? Bilgi bilgeliğe yol açıyorsa, fazilet kaynaklarıyla besleniyorsa değer kazanır, aksi halde zihinlerin karanlığında, kitapların sayfalarında kalmaya mahkumdur. Bilgisi olup da bilgeliğe erişemeyenlere acımak gerek. Bilgeliği elde etmiş olanda öz bilginin mevcudiyetinden şüphe edilmese gerek." demiş bir Türk şairi.

Selâmlar, sevgiler.

 

Görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz?


Adınız Soyadınız
E Posta adresiniz (gizli kalacak)
« ( Rakamı kutuya yazınız )

 

 

Mektuplar

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Kızım seni Satanist'e vereyim mi?

Ali Türkan

Satanizmin cinsellikle, çeşitli ayinleriyle falan ilgili boyutu hakkında da bir şeyler yazarlar belki. Bunun için de kitaplar okumalı, sokağa çıkıp o gençlerle falan görüşmeli, kıçlarını o koltuktan kaldırmalılar yani. Gazetecilik de kapıda "marka kesenlerden" daha fazla emek ister sanırım. Hani bi sokağa çıksalar, tuzu kuru ailelerin bunalımlı çocuklarının nları yoluna konduktan sonra, sıra on iki yaşında "eti senin kemiği benim" diye tesviyeciye çırak verilenlerin yanlarına da gelir belki. Yazar

Necdet Şen aromalı çizer aranıyor

Necdet Şen

Sen de herkes gibi yapıp, sivil siyasetçileri, belediyeleri, kulağından tutulup kodese tıkılmışları, darbeyle devrilmişleri, rakip medya kuruluşlarının yöneticilerini ve didişmeye teşne kanaat önderlerini dolasana diline salak neco! Niye cami duvarına işiyorsun?   Necdet Şen

Web Gezgini

Bir asteğmenin günlüğünden: Terör niçin bitmiyor?

Şehit asteğmenin günlüğü:

"Bugün var ya aşkım... Bu terörün bitmeyeceğine bir kere daha şahit oldum.

Gözümüzün önünden on katır on kişi geçiyor, gidelim öldürelim diyoruz göndermiyorlar.

Helikopter çağırıyoruz yollamıyorlar.

Nuh Gönültaş (Bugün)

En Son Yazılar

Yaban

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim?   Kitap Kurdu

Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

İlker Tortop

Her şeye alışmış olan bizler hiç bir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız.   Yazar

Neanderthal ve biz

Alper Uzun

İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor.   Yazar

İnsan neden nefret eder?

Kâmuran Kızlak

Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler.   Yazar

Son Yorumlar

Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir

Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban

Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?

Tüm Yorumlar

 Google Web   Derkenar  
 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

107