6 Eylül 2008 Cumartesi
Ekrem Kocaçal ve necdet ~ 10 Kasım 2004
Sevgili Necdet Şen,
Derkenar'da öykümü değerlendirdiğiniz için teşekkürler. Her türlü iddiadan uzak yazdığım çalışmaların, Derkenar içeriğindeki bir sitede yayımlanıyor olması benim için sevindirici.
Şu anda kırksekiz yaşındayım ve bu sürenin neredeyse otuz yıla yakın bir dilimi, devlet tiyatrosunda oyunculuk yaparak geçti. Halen İzmir Devlet Tiyatrosu'nda çalışıyorum.
Mesleğim gereği insana, kullandığı dile bakışım doğal olarak hep farklı bir anlayışla oldu. Dilin ve onun ifade araçlarının –ister beden dili olsun, ister yazı dili- ne kadar önemli olduğunun farkındayım. Ama samimiyetle söylemeliyim ki "Misafir" adlı öyküde yaptığınız düzeltmeler beni şaşırttı.
"Üç nokta" konusundaki hassasiyetinizi biliyorum. "Üç nokta" yı yanlış kullanmadığımı düşünüyorum. Tiyatromuzdaki "Meddah" geleneği tavrını, (ki oradaki esler, ince susuşlar çok önemlidir) "sokak çocuğu" tavrımla yazdıklarıma taşımaya çalışıyorum. Bu çerçevede "Ziya baba... bize iki ayak... tam tekmil..." cümlesindeki "üç nokta"ları son derece işlevsel buluyorum. Aynı zamanda yazım kılavuzlarında belirtildiği anlamıyla –yani bitirilmemiş tümcelerin sonunda- kullandığımı sanıyorum.
Günün birinde "noktasını sen koy, virgülünü sen düşün" öyküleri de yazabilirim; kuralsızlığı bir kural olarak benimseyerek.
Çeşitli cümleler içinde geçen "hiçbir" sözcüğünü "hiç bir" gibi iki ayrı kelime olarak ayırmanız, bana ilginç geldi. Acaba ben mi yanılıyorum diyerek yazım kılavuzuna bir daha ve bir daha baktım. Üzülerek söylemeliyim yanılmadığımı gördüm. Bütün yazım kılavuzlarında "hiçbir" sözcüğü ayrı değil birleşik yazılıyordu. Ancak çok eski bir TDK sözlüğünde bu sözcüğün, iki ayrı kelime olarak yazıldığını görmek de mümkün.
Bir kahramanın kişileştirilmesinde, dil kuşkusuz önemli. "Misafir" adlı öyküde konuşan ihtiyar adam (yani çorbacı) "... kız iniliyor." diyordu. Çünkü böyle bir diyalekt kullanıyordu. Tabii ki sizin düzelttiğiniz gibi "... kız inliyor." olarak yazmak da mümkün. Ama benim yazdığım ihtiyar adam, böyle konuşmalıydı.
Ben noktalama işaretleri konusundaki uyarılarınızı samimiyetle karşıladım ve bundan sonra çok daha özen göstereceğime emin olabilirsiniz.
Benim uyarılarımın da sizin tarafınızdan aynı samimiyetle karşılanacağını umuyor, yakında yeni öykülerde buluşmak üzere diyorum.
Ekrem
Merhaba Ekrem.
Ben de 48 yaşındayım. Akran olmamız hoşuma gitti.
İstersen "sizli bizli" üslubu bir yana bırakıp hemen konuya gireyim.
"Herşey" "hiçbir" ve benzeri bazı kelimelerin yeni yazım kılavuzlarında bitişik yazıldığını biliyorum ve kaale almıyorum. Hem kendi yazılarımda, hem de diğer yazılarda hepsini ayırıyorum. Buna kapris de diyebilirsin; ama ben her iktidar değişikliğinde o iktidarın militanlarıyla doldurulan akıl-fikir kurumlarının dili böyle maymuna çevirmelerine, kafalarına göre değiştirip durmalarına tepki duyuyor ve itaatsizlik hakkımı kullanıyorum.
Belki ileride birileri Derkenar'dan "TDK'nın buyruğuna rağmen "hiçbir"leri ayrık yazmakta inat eden site diye söz eder.
Ayrıca şapkasız yazılan hâlâ, lâzım, lâf, kâr gibi kelimeler de Kinova gibi kafa derimi kaşındırıyor. Buradan bu şapkayı bir kaldırıp bir koyan "dil" kurumuna dilimi çıkarıyorum.
Üç nokta konusundaki hassasiyetim de doğrudur. Özellikle de noktaların mirasyedi gibi kullanıldığı çok sayıda yazı okumak durumunda kalınca, insan bu nokta bolluğuna gittikçe artan bir tepki duymaya başlıyor.
Üç nokta konusunda herkese sözünü etmediğim bir ikinci hassas nokta da, sitede kullandığım fontun (Lucida Console) noktalarının çok iri oluşu. Bir başka fontta pek göze çarpmayan bu noktalar Derkenar'da biraz battal duruyor. Kalem işçisi yanım devreye giriyor orada. İstersen sitedeki birkaç bin sayfanın her birine piksel piksel emek veren, her pikseline ruhunu katan bir web kuyumcusunun huysuzluğu olarak da kabul edebilirsin.
Yazında birçok düzeltme yapmamın sebebi, "öyle olmaz böyle olur" türü bir iddialaşma değildi. Düzelttiğim şeyler daha çok aceleye gelip "gözden kaçmış" izlenimi veren hatalardı.
Her neyse, sözünü ettiğin düzeltmeleri yaptım ve yazını o haliyle yeniden yükledim siteye.
Sevgiyle...
Mektuplar
Yazıların tam listesi

Ali Türkan
Hayal kırıklığına uğrayanlar. Hani o nefis Küba şarkısındaki gibi, "yirmi kere hayal kırıklığına uğradıysan, yirmi birincinin hakkından da gelebilirsin" diyenler. Tüh! Zincirleme gitmişim ve tek sigaram kalmış. Bu mevzuyu, başka zaman yazarım artık. Şu sonuncusu da, yazı bittikten sonra içilen cigara olsun bari. Nasıldım hayatım? Berlin Damımıza damımıza kar yağdı Yazar
Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi
Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi
Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?
Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı
Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup
Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan
Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.
Vahap Demir
Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir. Yazar
Ali Sedat Çetinkoz
Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK. Yazar
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.