Bir insanı ne kadar değil nasıl sevdiğin önemlidir. Kimisi asırlık Aşkı bir güne sığdırır kimi bir günlük Aşkı yıllarca yaşar. Gerçek Aşk onu teninde değil kalbinde hissetmektir.
Aşk sevgilini koluna takıp onunla şehirde parklarda ya da barlarda gezmekte değildir, Aşk kalbini kalbiyle kırlara rahatça kimseden çekinmeden salabilmektir.
Emrah Mokan - 14 Haziran 2001
Kırlara kalbini çekinmeden salmak da var tabii ki ama.
Ama hep kendini rahat istediğin mekânlarda kalbini salabilmek o kadar dürüstçe değil, içinde
hesap var gibi gelir bana. Aşk, bir şehrin en bıçkın batakhanesinde, masum bir çocuk yüzü gibi kalabilmektir. Yüzündeki yarayı bir madalya gibi taşıyabilmektir.
Ali Yüksel Mert - 14 Haziran 2001
Aşkın genel bir tarifi olamaz. Kendini en iyi nerede ifade edebiliyor ve nerede hesapsızca sunabiliyorsan sen ve Aşkın oradadır. Aşk ve sevgi, sana ait olan her şeyi barındırır içinde. Senin için Aşk bir meyhanede bebek yüzlü kalabilmekken, bir bAşkası için kırlarda kalpleri özgürce buluşturmaktır. Duygular, her çeşit mekândan bağımsız yaşar. Ve Aşk biraz da bencildir.
Fersan - 14 Haziran 2001
Bir süre sonra...
bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasindaki
ince farki ogrenirsin.
Ve askin yaslanmak,
birlikte olmanin da guvende olmak
anlamina gelmedigini ogrenirsin.
Ve opucuklerin sozlesme
ve hediyelerin de vaat olmadigini ogrenmeye
baslarsin.
Ve yenilgileri,
basin dik ve gozlerin acik karsilamaya baslarsin,
bir cocugun uzuntusu ile degil, bir yetişkinin onurlu tavrıyla.
Kimin olduğunu hatırlamadığım düşünceler silsilesi.
Ayşe Kandemir - 14 Haziran 2001
Bir yandan aynadaki yansımamın çevresine sıkıştırılmış fotoğraflara bakıyorum, bir yandan da "grand sonata" yı dinliyorum.
Bu da hafızamın kazanını ters çevirmiş olmalı ki, bir yaşlı kadın vardı bizim akrabaların arasında onu hatırladım. Bu kadın onca kalabalığın arasına sanki serpiştirilmiş gibi dururdu. Asla tek bir yerde göremezdin, asla tek bir hareketle hatırlayamazdın, asla tek bir arayışta bulmazdın vs.
Çok mu yerinde duramaz tiplerdendi diyeceksiniz. Yo, daha çok uçucu, belki renksiz, kişiliksiz bile denebilir. Kimsenin de fikrini sorduğu, merak ettiği, aradığı yoktu zaten. Mahallenin kenar evlerinden birinde yaşar giderdi. Fakat hiç bir aile toplantısını kaçırmazdı. Hiç bir doğumu, ölümü, yaş gününü, evlilik yıldönümünü, bayramı seyranı, hiç birini hiç.
Kimse ona gitmezdi, o herkese gelirdi. Alışmıştık yüzünü her yerde görmeye, an olmadık işleri ona yüklemeye. Elinden her iş geliyordu gelmesine ya, sanki değeri yoktu. Kimsenin onu minnetle andığını hatırlamam. Sarılıp şöyle dopdolu bir kucaklamayla sımsıcak öptüğünü ya da hastalandı mı, sıkıldı mı, derdi mi oldu, öldü mü, hiç kimsenin umursadığı yoktu.
Yıllar sonra öğrendim; suçu büyükmüş meğer. Kendi ağabeyine aşık olmuş. Ne garip hayat hikâyeleri var değil mi? Ve ne garip Aşklar. Hangi bedende, hangi fikirle, hangi şekilde gelirse gelsin kabul etmeyi göze alabildiğin sürece adı Aşktır.
Çamay Özalp - 14 Haziran 2001
aşık yanar maşukuna hasretinden filan...
ama ulaşıldıkça daraltan...
daralttıkça da soğutan...
iz bırakan: Ulaşılmaz olan...
666 - 14 Haziran 2001
Biliyorum Aşk bir hayat. Marifet, Aşka sahip çıkıp, ona bir çocuk sesiyle evet ve bir yetişkin tavrıyla hayatım diyebilmekte.
Alkan İnal - 14 Haziran 2001
Bence Ask, cinsel birlesmeyle baslar, orgazm ile sona erer. Gerisi hikâye, lâf kalabaligi...
Altan - 15 Haziran 2001
Şehvet ne tarafa düşüyor Altan...
Boyalı Kuş - 15 Haziran 2001
Aşkla seksi birbirine karıştıran arkadaşımı görüyorum. Daha doğrusu gözü dönmüş arkadaşımı. Gerçi herkesin düşüncesine saygı duymak lazım ama bu apayrı birşey. Yani söylediklerine saygı duyacak kadar iyi niyetli değilim. Neyse.
Şu Aşkı bir de kendi kafamda canlandırıyım bakalım nasıl bir şeymiş. Aşk sevgiyle başlıyor galiba, yani seviyorsun, daha sonra aşık oluyorsun. Sonuç, kendi adıma (yemek yiyemiyorsun, uykuların kaçıyor, gözünün önünden gitmiyor) daha bir sürü heyecan verici duygular. Yani ben böyleyim. BAşkasını bilmiyorum.
Aşık olduğum kişiye ölesiye bağlanıyorum. Son olarak, SENİ SEVİYORUM AŞKIM...
Tuncay - 16 Haziran 2001
Çok eskiden ben de şunu farketmiştim:
Ancak aşıkken insan, kendi sınırlarının farkına varabiliyor.
Belki sonradan "ben bunu nasıl yapabildim?" dedirtebilecek şeyler, o zaman senin doğanın sanki bir parçasıymış gibi yaşanabiliyor.
Fatigue - 17 Haziran 2001
Aşk mı; sınırları belli olan bedenimizin, aklımızın, ruhumuzun, bir sonrası uçurum olan sınırlarında rüzgâra ve özgürlüğe kucak açmak.
Bu bazen kendi yolumuzla özgürleşme çabası olmaktan çıkıp, bAşka bir ruh, beden ve akılda hızlı yol alma çoşkusudur. Katedilmiş yollara ortaklık hazzıdır. Birlikte keşfetme-üretme. Ve karşımızdakinin sınırlarını varış yolları ne kadar uzunsa, birlikte katedilebilen yol ne kadar uzunsa, o kadar fazla öğrenir ve coşkular yaşarsın...
Devam edeceğim ama...
Filiz - 18 Haziran 2001
Aşk'ın uzun uzun yaşanabilen bir şey olduğu yanılsamadan bAşka bir şey değil. Zaman Aşkın kimyasını değiştirir, Aşk olmaktan çıkarır.
Boyalı Kuş - 18 Haziran 2001
Aşk sınırlara bAşkaldırıdır dedik ya! Zaman ve ölüm sınırına bAşkaldıracak kadar cesur olamaz günümüzün edilgen öğretilerle yoğrulmuş, baştan kabullerle hayatı tüketen insanı...
filiz - 18 Haziran 2001
Bu gece yazacagim tuttu herkese cevap yolluyorum.
Bu konuda kimseden uzun sure ses cikmamis!
Gelin tartisalim ask mi sevgiye doner, sevgi mi aska?
Bence ask, sevgiye doner zaman icinde!
Mursez - 30 Haziran 2001
"AŞK" olsun çocuklar!
Eylûl - 1 Temmuz 2001
Adına her ne derseniz deyin. İster 'Aşk' ister 'sevgi'.
Var mıdır insanın ruhunu besleyen, böylesine harika bAşka bir duygu?
Aşk ya da sevgi. Bunların olmaması mümkün mü?
Cemre - 2 Temmuz 2001
Aşk mı? Sevgi mi? Seçme şansımız olsa, hangisini tercih ederiz?
Aklıma hep o film geliyor: Selvi Boylum, Al Yazmalım.
Güner - 2 Temmuz 2001
Hep Aşkı konuşuyoruz... Ondan konuşmayı şehvetle seviyoruz. Aşk kendiliğinden, ansızın, sorgusuz sualsiz, benliklerin birbirinde eridiği pota, gönüllü tutsaklık... Aşk elimizde değil, istemdışı. Aşkı konuşmak kolay, oysa sevgiyi konuşmak isterdim. Zor'u bilen, emek isteyen sevgiyi.
Aşkı küçümsemiyorum. Onun yarattığı büyünün gözkamaştırıcılığı beni de çeliyor. Benim için ölümlünün ölümsüzlük hali Aşk. Karşılıksızlığa bile tahammüllü, reddedilmeye bile bağışıklığı olan Aşk değil mi? Bizi, kendimizden ne vazgeçirebiliyor Aşk kadar? Aşk bir vazgeçiş değil mi zaten, kısa bir süre kendinden firar etmek değil mi?
Sevgi bir seçimdir. Aşk değil. Sevgi karşınızdakinin tam da kendisi olması halini içine sindirmektir. İşine gelmese bile, canını yaksa bile bir bAşka insanı hazmetmektir sevgi. Aşk kabulleniştir, sevgi kabule dirençlidir, eleştiri de kaldırır.
Aşk kendi zamanı içinde tükenir ve tüketir; sevgi üretir, çoğaltır. Eğer cinsel seçimleriniz farklı değilse Aşk karşı cinsedir. Sevgi herkesedir. Aşkın evreni küçüktür, sevginin büyük.
Sevgi, seveni de sevileni de değiştirir. Aşk sözkonusu ise ortada zaten değiştirilecek kimse yoktur. Aşkta hazım yoktur; o, kusursuzdur. Sevgiyse kusur kaldırır.
Ve Aşk ve sevgi aynı şey değildir. Belki çok benzer, hatta çok zaman aynı görünse bile içten her sevgide, Aşkın tonlarına rastlansa da sevgi bir seçimdir. Aşk değil.
Kum - 3 Temmuz 2001
Mavra
Seyit Balkuv
Ne zavallı bir durum, içimden onlara acımak geldi. İşte o adamların popüler olması medyaya bir şekilde kapağı atmış olmalarıymış demek. Bu durumda istediğin kadar zırvala kimse senin zavallılığını görmüyor.
ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu
Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü
Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu
Türkiye Cumhuriyeti mi illüzyon, Mustafa Kema…
Bunak Moruk » Talât Paşa Ruhu
Cumhuriyet bir illüzyon değildi, illüzyonistl…
Selim Doğan Nebioğlu » Talât Paşa Ruhu
Tarih akışı kesintisizdir. Bu açıdan bakıldığ…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu
Neoliberal ve otoriteryen kurgunun hedeflerine yönlendirilebilecek hareketler "devrim" diye nitelendirilebilirken, buna uyumlu olmayan her şey "terör" kavramının yardımıyla terörize ediliyor.
Hikmet Kıvılcımlı
Bugün hâlâ -gözü kararmış vurguncu, derebeği, ezgici olmayan- her Mümin ve Müslüman, o Ganimet Sûre'sinin en birinci ayetini bir, bir daha, namusluca okuyup anlamıya çalışabilir. Kur'an ortadadır.
Erdem Abaka
Bir "milletler topluluğu" yaratma hayalinden bir çırpıda vazgeçerek, adına ihtilâl yapılan halkların kanları ve acıları üstüne çelik bir çekirdek inşa eden İttihatçı zihniyet, Türk halkının sırtına taşınması zor bir yük bindirdi.
Hülya Yalçın
Canlıların yaşam hakları doğumla başlar ve biri diğerinden üstün kılınamaz. Hele ki "KÜRK" kullanmak için öne sürülebilecek hiç bir tartışma götürür mazeret yoktur.
Yüzyılın aşkı: Güzide ve Bilal
Gökhan Akçiçek
Hayat her aşkı sonlandırmak istese de, buna direnen âşıklar, aşkı son nefeslerine kadar taşıyorlar. Gövdeden çıkıp, ruhta eriyen aşk, yaşama sunduğu insan sevgisinin tutkulu bu inadı karşısında, bazen ölümü bile çaresiz kılabiliyor.
"Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarz-ı İcrasına Dair"
Melih Özel
Hazır giyim elbiselerimi diken kişileri tanımadığım gibi, hastalarımız da kendileri ile ilgilenen hekimleri tanımıyorlar artık. Halbuki ben hastalarımın hatıralarında, diktiği kumaşa, sevgiliye dokunur gibi dokunan dilsiz terzimin bende yer ettiği gibi yer etmek istiyorum.
Hikmet Kıvılcımlı
İşveren Sınıfı, en normal "Sermaye Birikişi" dediği çapulla adam olmuştur. O çapul, işverenin kendi anayurdundaki milyonlarca küçük üretmenin; esnafın, köylülerin mülkceğizlerinden edilmeleri demektir.
© Derkenar - Sitedeki içerik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.
(Ayrıntılı bilgi için, bakınız »
Derkenar'ın Manifestosu)
Şu an 203 pasif seyirci Derkenar'a bakıyor
Yazı Boyutu
Büyük
Standart