Patronsuz Medya

Aşk


Bir insanı ne kadar değil nasıl sevdiğin önemlidir. Kimisi asırlık Aşkı bir güne sığdırır kimi bir günlük Aşkı yıllarca yaşar. Gerçek Aşk onu teninde değil kalbinde hissetmektir.

Aşk sevgilini koluna takıp onunla şehirde parklarda ya da barlarda gezmekte değildir, Aşk kalbini kalbiyle kırlara rahatça kimseden çekinmeden salabilmektir.

Emrah Mokan - 14 Haziran 2001

* * *

Kırlara kalbini çekinmeden salmak da var tabii ki ama.

Ama hep kendini rahat istediğin mekânlarda kalbini salabilmek o kadar dürüstçe değil, içinde

hesap var gibi gelir bana. Aşk, bir şehrin en bıçkın batakhanesinde, masum bir çocuk yüzü gibi kalabilmektir. Yüzündeki yarayı bir madalya gibi taşıyabilmektir.

Ali Yüksel Mert - 14 Haziran 2001

* * *

Aşkın genel bir tarifi olamaz. Kendini en iyi nerede ifade edebiliyor ve nerede hesapsızca sunabiliyorsan sen ve Aşkın oradadır. Aşk ve sevgi, sana ait olan her şeyi barındırır içinde. Senin için Aşk bir meyhanede bebek yüzlü kalabilmekken, bir bAşkası için kırlarda kalpleri özgürce buluşturmaktır. Duygular, her çeşit mekândan bağımsız yaşar. Ve Aşk biraz da bencildir.

Fersan - 14 Haziran 2001

* * *

Bir süre sonra...
bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasindaki
ince farki ogrenirsin.

Ve askin yaslanmak,
birlikte olmanin da guvende olmak
anlamina gelmedigini ogrenirsin.

Ve opucuklerin sozlesme
ve hediyelerin de vaat olmadigini ogrenmeye
baslarsin.

Ve yenilgileri,
basin dik ve gozlerin acik karsilamaya baslarsin,
bir cocugun uzuntusu ile degil, bir yetişkinin onurlu tavrıyla.

Kimin olduğunu hatırlamadığım düşünceler silsilesi.

Ayşe Kandemir - 14 Haziran 2001

* * *

Bir yandan aynadaki yansımamın çevresine sıkıştırılmış fotoğraflara bakıyorum, bir yandan da "grand sonata" yı dinliyorum.

Bu da hafızamın kazanını ters çevirmiş olmalı ki, bir yaşlı kadın vardı bizim akrabaların arasında onu hatırladım. Bu kadın onca kalabalığın arasına sanki serpiştirilmiş gibi dururdu. Asla tek bir yerde göremezdin, asla tek bir hareketle hatırlayamazdın, asla tek bir arayışta bulmazdın vs.

Çok mu yerinde duramaz tiplerdendi diyeceksiniz. Yo, daha çok uçucu, belki renksiz, kişiliksiz bile denebilir. Kimsenin de fikrini sorduğu, merak ettiği, aradığı yoktu zaten. Mahallenin kenar evlerinden birinde yaşar giderdi. Fakat hiç bir aile toplantısını kaçırmazdı. Hiç bir doğumu, ölümü, yaş gününü, evlilik yıldönümünü, bayramı seyranı, hiç birini hiç.

Kimse ona gitmezdi, o herkese gelirdi. Alışmıştık yüzünü her yerde görmeye, an olmadık işleri ona yüklemeye. Elinden her iş geliyordu gelmesine ya, sanki değeri yoktu. Kimsenin onu minnetle andığını hatırlamam. Sarılıp şöyle dopdolu bir kucaklamayla sımsıcak öptüğünü ya da hastalandı mı, sıkıldı mı, derdi mi oldu, öldü mü, hiç kimsenin umursadığı yoktu.

Yıllar sonra öğrendim; suçu büyükmüş meğer. Kendi ağabeyine aşık olmuş. Ne garip hayat hikâyeleri var değil mi? Ve ne garip Aşklar. Hangi bedende, hangi fikirle, hangi şekilde gelirse gelsin kabul etmeyi göze alabildiğin sürece adı Aşktır.

Çamay Özalp - 14 Haziran 2001

* * *

aşık yanar maşukuna hasretinden filan...
ama ulaşıldıkça daraltan...
daralttıkça da soğutan...
iz bırakan: Ulaşılmaz olan...

666 - 14 Haziran 2001

* * *

Biliyorum Aşk bir hayat. Marifet, Aşka sahip çıkıp, ona bir çocuk sesiyle evet ve bir yetişkin tavrıyla hayatım diyebilmekte.

Alkan İnal - 14 Haziran 2001

* * *

Bence Ask, cinsel birlesmeyle baslar, orgazm ile sona erer. Gerisi hikâye, lâf kalabaligi...

Altan - 15 Haziran 2001

* * *

Şehvet ne tarafa düşüyor Altan...

Boyalı Kuş - 15 Haziran 2001

* * *

Aşkla seksi birbirine karıştıran arkadaşımı görüyorum. Daha doğrusu gözü dönmüş arkadaşımı. Gerçi herkesin düşüncesine saygı duymak lazım ama bu apayrı birşey. Yani söylediklerine saygı duyacak kadar iyi niyetli değilim. Neyse.

Şu Aşkı bir de kendi kafamda canlandırıyım bakalım nasıl bir şeymiş. Aşk sevgiyle başlıyor galiba, yani seviyorsun, daha sonra aşık oluyorsun. Sonuç, kendi adıma (yemek yiyemiyorsun, uykuların kaçıyor, gözünün önünden gitmiyor) daha bir sürü heyecan verici duygular. Yani ben böyleyim. BAşkasını bilmiyorum.

Aşık olduğum kişiye ölesiye bağlanıyorum. Son olarak, SENİ SEVİYORUM AŞKIM...

Tuncay - 16 Haziran 2001

* * *

Çok eskiden ben de şunu farketmiştim:

Ancak aşıkken insan, kendi sınırlarının farkına varabiliyor.

Belki sonradan "ben bunu nasıl yapabildim?" dedirtebilecek şeyler, o zaman senin doğanın sanki bir parçasıymış gibi yaşanabiliyor.

Fatigue - 17 Haziran 2001

* * *

Aşk mı; sınırları belli olan bedenimizin, aklımızın, ruhumuzun, bir sonrası uçurum olan sınırlarında rüzgâra ve özgürlüğe kucak açmak.

Bu bazen kendi yolumuzla özgürleşme çabası olmaktan çıkıp, bAşka bir ruh, beden ve akılda hızlı yol alma çoşkusudur. Katedilmiş yollara ortaklık hazzıdır. Birlikte keşfetme-üretme. Ve karşımızdakinin sınırlarını varış yolları ne kadar uzunsa, birlikte katedilebilen yol ne kadar uzunsa, o kadar fazla öğrenir ve coşkular yaşarsın...

Devam edeceğim ama... 

Filiz - 18 Haziran 2001

* * *

Aşk'ın uzun uzun yaşanabilen bir şey olduğu yanılsamadan bAşka bir şey değil. Zaman Aşkın kimyasını değiştirir, Aşk olmaktan çıkarır.

Boyalı Kuş - 18 Haziran 2001

* * *

Aşk sınırlara bAşkaldırıdır dedik ya! Zaman ve ölüm sınırına bAşkaldıracak kadar cesur olamaz günümüzün edilgen öğretilerle yoğrulmuş, baştan kabullerle hayatı tüketen insanı...

filiz - 18 Haziran 2001

* * *

Bu gece yazacagim tuttu herkese cevap yolluyorum.
Bu konuda kimseden uzun sure ses cikmamis!
Gelin tartisalim ask mi sevgiye doner, sevgi mi aska?

Bence ask, sevgiye doner zaman icinde!

Mursez - 30 Haziran 2001

* * *

"AŞK" olsun çocuklar!

Eylûl - 1 Temmuz 2001

* * *

Adına her ne derseniz deyin. İster 'Aşk' ister 'sevgi'.

Var mıdır insanın ruhunu besleyen, böylesine harika bAşka bir duygu?

Aşk ya da sevgi. Bunların olmaması mümkün mü?

Cemre - 2 Temmuz 2001

* * *

Aşk mı? Sevgi mi? Seçme şansımız olsa, hangisini tercih ederiz?
Aklıma hep o film geliyor: Selvi Boylum, Al Yazmalım.

Güner - 2 Temmuz 2001

* * *

Hep Aşkı konuşuyoruz... Ondan konuşmayı şehvetle seviyoruz. Aşk kendiliğinden, ansızın, sorgusuz sualsiz, benliklerin birbirinde eridiği pota, gönüllü tutsaklık... Aşk elimizde değil, istemdışı. Aşkı konuşmak kolay, oysa sevgiyi konuşmak isterdim. Zor'u bilen, emek isteyen sevgiyi.

Aşkı küçümsemiyorum. Onun yarattığı büyünün gözkamaştırıcılığı beni de çeliyor. Benim için ölümlünün ölümsüzlük hali Aşk. Karşılıksızlığa bile tahammüllü, reddedilmeye bile bağışıklığı olan Aşk değil mi? Bizi, kendimizden ne vazgeçirebiliyor Aşk kadar? Aşk bir vazgeçiş değil mi zaten, kısa bir süre kendinden firar etmek değil mi?

Sevgi bir seçimdir. Aşk değil. Sevgi karşınızdakinin tam da kendisi olması halini içine sindirmektir. İşine gelmese bile, canını yaksa bile bir bAşka insanı hazmetmektir sevgi. Aşk kabulleniştir, sevgi kabule dirençlidir, eleştiri de kaldırır.

Aşk kendi zamanı içinde tükenir ve tüketir; sevgi üretir, çoğaltır. Eğer cinsel seçimleriniz farklı değilse Aşk karşı cinsedir. Sevgi herkesedir. Aşkın evreni küçüktür, sevginin büyük.

Sevgi, seveni de sevileni de değiştirir. Aşk sözkonusu ise ortada zaten değiştirilecek kimse yoktur. Aşkta hazım yoktur; o, kusursuzdur. Sevgiyse kusur kaldırır.

Ve Aşk ve sevgi aynı şey değildir. Belki çok benzer, hatta çok zaman aynı görünse bile içten her sevgide, Aşkın tonlarına rastlansa da sevgi bir seçimdir. Aşk değil.

Kum - 3 Temmuz 2001



Yazıyı tanıdıklarınıza da tavsiye etmek ister misiniz?

 

Görüşlerinizi alalım

Ad Soyad
E Posta   (gizli kalacak)

« 4979


 

Mavra

Editör'ün Önerisi

Öfkenin demlenmişi

Ali Türkan

Beni asıl, işin başında hayallerinden vazgeçip "adam gibi" işlerin peşine düşenler ilgilendiriyor. Hayal kırıklığına uğrayanlar. Hani o nefis Küba şarkısındaki gibi, "yirmi kere hayal kırıklığına uğradıysan, yirmi birincinin hakkından da gelebilirsin" diyenler.  Devam


Dünyanın yeni sorunu: Küresel ısınma

Seyit Balkuv

Karbon salımını düşürmek için alınacak en önemli, en birinci tedbir, daha az tüketmek, daha az tüketmek, daha az tüketmektir. Oysa bugün dünyadaki hâkim sisteme göre ekonomi çarkının dönmesi ancak artan veya en azından azalmayan üretim-tüketim hareketi ile oluyor.  Devam


"Ama ürünü tanıtmak lâzım!"

Necdet Şen

Bir zamanlar "bu Mecburiyet yazarları MHP ile bütünleşecek, göreceksiniz" dediğimde, birileri beni neredeyse linç etmeye kalktıydı. Artık MHP eğilimli bir patronları ve MHP liderinden para dilenen bir başyazarları var.  Devam


Son Yorumlar

Syd Barrett - Çok büyük bir iştahla okudum yazıyı. Tanrım, bu... Cenk Öyküleri 1: Sen kimin uşağısın lan!

Şemsettin Oruk - Ken Parker' i hortlatmak gibi olacak, ama... Klasik çizgi romanın doruğu: Ken Parker

Wakkas Kelle - DEVAM Beyaz Türk kelimesinden ne kastedildiğini bilmiyorum, ancak... Beyaz Türk

Wakkas Kelle - Necdet Bey, kusura bakmayın ama yazınız mantıklı değil. 60'lı yılların Türk... Beyaz Türk

Buse Özkan - Herkes hayatının belli dönemlerinde birçok sıkıntıyla... Eroin Güncesi


Web Gezgini

Savaş kararını (Apo'nun) avukatı aldırdı

Öcalan'ın hedefi ne sizce?

Bütün amacı kendisini kurtarmak. Yaşamı karşılığında, kendisine dayatılan şeyleri yapıyor. Eğer İmralı'da kendisine 'şunu yap, bunu yap' denmese, dışarıda iki asker öldürüldüğü zaman Öcalan'ın ödü kopar. Ama şimdi kendisine çatışma dayatılıyor.

Hüseyin Yıldırım - Neşe Düzel (Taraf)


Son Yazılar

Bir sor Allah aşkına

Seyit Balkuv

Her soru bir merak duygusundan kaynaklanıyorsa ve merak duygusu da farklı olana yönelmek dürtüsü ile ilgiliyse, "hayata dair bir soru" iyi bir başlangıç noktası olabilir belki de ne dersiniz?  Devam


Kırık Emekli General Hayatları

Ahmet Faruk Yağcı

Nesiller gelip geçiyor. Bunca emekli adam, bunca vatana hizmet gayreti beni yoruyor. Ey yetkililer! Siz siz olun beni dinleyin. Zararlı çıkmazsınız. Kendini Cipralex'e Lustral'e vurmuş emekli subay sayınız da yıllar içinde azalır.  Devam


Trigger Happy

Deniz Türkoğlu

Kendini tehlikede (hatta yalnızca rahatsız) hissettiği ilk yerde tetiğe basmak ve tehdidi yok etmek üzere kodlanmış, hiç bir tehlike oluşturmayan durumlarda da tetiğe basma ihtiyacına dönüşmüş korkunç bir alışkanlığın adı.  Devam


Hayat Oburu

Necdet Şen

Ya hakkaten ya! Hayat çok kısa, seçenekler sonsuz. Ben 99. maddedeyken listenin adı "ölmeden önce yapılması gereken 10.000 şey" diye değişir, yaya kalırım diye tırsıyorum.  Devam


Avrupa'da bir seçim

Yalçın Şahin

İnsanlar yurtlarını bırakıp Avrupa'ya göç ediyorsa bu daha çok tanımını Batı insanının yaptığı bir yoksulluktan kaçmak içindir, ki bana göre bu genelde yapay, üretilmiş bir yoksulluktur.  Devam


Kanlıca'nın yalnızları

Deniz Türkoğlu

Her sabah işe giderken ve her gece işten dönerken, aynı sekizlik dolmuşta, bazen aynı koltukta yan yana, gene hiç konuşmuyorduk. Selâmlaşmıyorduk. Göz göze gelmiyorduk.  Devam


Hayvana şiddetten toplumsal suça doğru

Hülya Yalçın

Toplumsal şiddet büyük bir hızla tırmanırken herkes sebepler arıyor. Kimse görünen ve ortalıkta gözümüze acı acı haykıran sebebi görmüyor. Belki de görmek istemiyor.  Devam


Nişantaşı Reasürans

Nuri Yalçın

Sık sık 360 derece çark etmesinin basit bir iş olmadığını, planlı yapıldığını ispatlıyor. Yoksa sakalılın kılları kadar şablon tutmazdı kasasında. Şablonların sırrı sadece bu kadar değil.  Devam


Boşluk

Ahmet Faruk Yağcı

Şu günlerde içinizde bir huzursuzluk, bir boşluk, garip bir ağrı sonrası esrikliği hissediyorsanız paniklemeyin. Eskisinden çok daha iyi ve mutlu olacaksınız.  Devam


Küllenmiş Zamanların Ardından

Bülent Karaköse

Ertesi gün kendime geldiğimde Sinan'ın siyah deri yeleğini üstümde buldum. Biraz şaşırmıştım ama hatırlamakta zorlanmadım; gece barda üşümüştüm ve çıkarıp yeleğini hediye etmişti.  Devam


© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.  

 

  256 - 11 - 1425 - 1513


Web Derkenar
31 Temmuz 2010 Cumartesi
Yazı Boyutu
©