6 Eylül 2008 Cumartesi
Ahmet Büke - 18 Temmuz 2005
Ay kınalı avuçlarıyla karşı kayalığın ardından çıktı.
Dizlerimdeki sızıyı duydum yeniden. Kestaneler mi çizmişti ne. Denizin en ince kabuğu kımıldadı. Belki de gece balıkları uyanmışlardı ve esneyerek dünyanın bu yanına uçmaya hazırlanıyorlardı. Dün gece içlerinden biri kumsala, yanımdaki eski kütüğe kadar yanaşıp bana bakmıştı uzun uzun. Parmaklarımı uzatmıştım, ıslak kuyruğunu kaldırıp sevmeme izin vermişti. Sonra nedense ürktü, belki de havada uçan kızıl izli arılardan korktu. Koşup dalgaların arasına dalıverdi. Ardından deniz yıldızları ışıdı, dipten yukarılara doğru süzüldüler. Suyun yüzü pırıltılı kadehler gibi aydınlandı. Binlerce parlak yıldız.
Ya karşı kayalıkta yaşayan deniz fili sürüsüne ne demeli. Kumun altında yaşayan akrabalarının tersine perdeli gözleri var onların. Suyun altında da görebiliyorlar. Uzun kulaklarının ardındaki solungaçlarından çıkan türküyü bütün deniz bilir. İçlerinden birisi yavruladı. Bütün sürü yeni annenin ve bebeğin etrafında dolandı günlerce. Keşke gidip sevebilsem yavrucağı. Ama benden ürküp yuvalarının yerini değiştirirler diye korkuyorum.
Köyde benim için derin gözlü adam diyorlar. Onların göremediklerine dokunabildiğim için. Kadınlarının üçüncü memesinden içiyorum kimse fark etmeden. Bazen kayıklarının ardına takılıyorum, tam dümen suyunun döndüğü burgaca. Erken gelen fırtınalardan ve bitmeyen vergilerden konuşuyorlar. Bazen genç bir çapkını öldürmeye oturuyorlar.
Hepsini bu kumsala yazıyorum. Dalgalar yeni sayfaları açtıkça defterim büyüyor.
Asiya ölen süngercinin karısı. Geçen gece kasıklarını yıkadı önümde. Tuzlu suyla ovdu bileklerini. Karnını kumla kapladı. Şeffaf tülleriyle bir deniz anasını öptü.
Asiya yüklendi o gece.
Kumsalın bininci sayfasına yazdım.
Ben derin gözlü adam.
Hayatın pembe balı parmaklarımda. Dehşetle yalıyorum her gece.
Ahmet Büke, Çiğdem Külâhı, sayfa ?, Kanat Kitap, 2006
Kitap Kurdu

Ali Türkan
Sokağı tut ve birkaç ay ortalarda görünme. Kaçmaz da fena sopa yersen, "yok ben duymadım, bana kimse söylemedi" diye zırlama. Gene unutmadan, kıçının kılları kadayıf olmuş bir takım büyüklerinin size lâf sokmasına da izin verme fazla. Dünyanın içine, düzeltelim derken biz ettik, size de bizim yediğimiz nanelerin sonuçlarına göre ayar çekmek kaldı. Suçsuzsun yani. Daha sürer bu öğütler. Bu yüzden, toz ol en iyisi. Öptüm. Yazar
Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi
Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi
Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?
Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı
Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup
Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan
Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.