Yaşar Çabuklu
Postmodernlik modernliğin "bedeni yok etme" yönündeki hareketini hızlandırdı. Ulaşım araçlarının ulaştığı hız, bedeni bir yerden başka bir yere nakledilmesi gereken bir hacme dönüştürdü. Beden alışverişçi kalabalığın hareketini zorlaştıran, hızlı ve çevik bir şekilde hareket ederek yüzeyini küçültmesi beklenen bir otomat haline geldi.
Postmodern toplumun ideal bedeni, genç, esnek, bronzlaşmış, sıkı tenli, hijyenik, formda bir bedendi. Deriye gelince düz ve parlak olmalı, kişisel biyografiyi yansıtan izler, kırışıklıklar, lekeler taşımamalıydı. Postmodernlik bir yandan sanal ortamı yaygınlaştırarak tenin gerekliliğini neredeyse yok ederken; öte yandan, onu ticari göstergelerle donatarak yüceltiyordu. Artık beden ve yüzeyi çoklu piyasa kimliklerini yansıtan bir metne, sayfaya, ekrana, göstergeler toplamına dönüşmüştü.
Modernliğin gizlemeye çalıştığı hamile kadının çıplak karnı bir reklam değeri kazanmıştı. Deri dövmelerle, piercing ile, bronzlaşmayla, makyajla, kozmetikle, sürekli olarak bireyselleştirilmeye, ticarileştirilmeye çalışılıyordu. Baudrillard'ın da belirttiği gibi piyasanın erotik kılmaya çalıştığı ten, düzgün hatlara sahip olan, kaygan, saydam, pürüzsüz, kusursuz ve hatasız bir görünüm sergileyen tendi. Bacaklara yapışan şeffaf çoraplar, vücuda yapışan etek ve giysiler, bu ağdalı ve bakımlı tene adeta ikinci bir deri kazandırmakta, bedene bir vitrin görüntüsü veren saydam bir şeride benzemekteydi. Ten, kokmayan, terlemeyen, pürüzsüz, "klimatize edilmiş" taze bir ten olmalıydı. Deliklerden, yarıklardan, benlerden, sivilcelerden, lekelerden azade, kaygan bir deriydi bu. Şık bir ambalaj kâğıdıydı, her dem taze kalması, ölümsüz olması beklenen soyut bir yüzeydi. Bu deri üzerine yazılan, yapıştırılan izler ona bir değişim ve gösterge değeri kazandırıyor, bedeni fetişleştiriyordu.
Postmodern toplumda bedenin yüzeyine yazılan kültürel göstergeler ilksel toplulukların üyelerinin bedenlerinde oluşturdukları izlerden tamamen farklıdır. İlksel bedenin izleri kolektif yaşamın, tinselliğin, toprağın, bitkilerin, hayvanların, suyun, tanrıların izlerini taşıyordu. Postmodern toplumda ise bedenin taşıdığı izler yerkürenin ve canlıların teninden kopuk, soyut, ticari göstergelerdir. Doğrudan bedenin yaşamsallığına, enerjisine, cinselliğine işaret eden göstergeler bile teni "canlandıramamakta", deri nakil ve ticareti protezlerinden oluşan mekanik bir beden imgesini güçlendirmektedir.
Yaşar Çubuklu, Toplumsalın Sınırında Beden, Kanat Kitap, Ekim 2004, s.102-103
Gönderen: Ahmet Büke
Kitap Kurdu
Vahap Demir
Muhtemelen ölene kadar tam bir kafa konforuna da ulaşamayacağım. Her ne kadar yaşım olgunlaşmaya başladıkça görece bir dinginlik hissi yaşıyorsam da içimde bir yığın çelişki barındırdığımı da saklamak gereksiz.
Bildiğimiz üzüntü duygusunu depresyon&q…
Bunalım Burhan » Ayol, bunlar sağlam insanı…
Erkin Baba da taklit sayılır Bakınız: John Lennon…
Ali Sedat Çetinkoz » Çocuğun istikbali sözkonusu
ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu
Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü
Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu
İki şeyi birbirinden ayırmak lâzım. Dünyada sosyalizm diye bir şey hiç olmadı. İslâm'ın başına gelen tabiri caizse, sosyalist teorinin de başına geldi.
© Derkenar - Sitedeki içerik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.
(Ayrıntılı bilgi için, bakınız »
Derkenar'ın Manifestosu)
Şu an 122 cici çocuk Derkenar'a bakıyor
Yazı Boyutu
Büyük
Standart