Patronsuz Medya

 Google Web   Derkenar  

 serüven

Pilavdan Dönenin Kaşığı Kırılsın

Levent Cantek


"Bu çizgi roman değil" . En azından yirmi yıldır duyarım bu yargıyı. İnsanların beğenmedikleri çizgi romanları yok saymalarından başlarda rahatsızlık duyardım. Hala rahatsızlık duyuyorum ama doğrusu alıştım artık.

Çizgi romanı bütünüyle kişisel beğenilere göre sınıflandırmak mümkün elbette. Satın alma ve koleksiyon/toplama kriterleri bu biçimde işler. Beğenmediğiniz ürünü satın almazsınız, olur biter.

Ancak beğenmediğiniz bir çizgi romanı iddialı biçimde çizgi roman saymamak, onu küfürle özdeşleştirmek başka bir halet-i ruhiyedir. Çizgi roman okurları, üreticileri, koleksiyoncuları zaman zaman bu türden bir duygusallığa, evet hataya düşüyorlar.

Çizgi tarzlarına veya türlere göre bir ayrım yapmak; örneğin mizah dergilerinde üretilen çizgi romanları, gazete bantlarını bir tarafa, foto realistik çizgilerle hazırlanmış çalışmaları bir başka tarafa koyarak "çizgi roman" tanımı yapmak yanlıştır.
Bu çerçevenin bir başka yüzü de var.

Çizgi romanla ilgisini yazarak sürdürmek isteyenlerde rastladığım bir hassasiyet. Diyelim ki, Zagor'la ilgili bir yazı yazılacak, Zagor okurlarından özür dileyerek, sıkıntı içinde başlıyorlar satırlarına. Hani sanki Zagor, yazılanlara kızıp Çiko'ya "yürü gidiyoruz Türkiye'den" diyecek.

İlginç olan, aynı insanların okumadıkları çizgi romanlar, çizerler ve biçimler hakkında fikir sahibi olmaları. Yerli çizerlerden söz edilecekse "hepsi kopya" veya mangalar için "ne o öyle kocaman gözler" ya da "kostümlü maskaralar" demekten çekinilmiyor. Elbette espriden anlamıyor değilim, ayrıca yanlış anlaşılmasın, çoğunluğuyla sohbet ettiğim insanlardan duyuyorum bu yargıları. Diyeceğim, bu türden tepkilerin açılımıyla ilgili: Beğeni tapınmaya, eleştiri de şeytan taşlamaya benziyor.

Serüven'de yapmaya çalıştığımız ise, serinkanlı bir mesafelilik inşa etmek. Hiç bir türe, çizgi biçimine, ekole, yayına veya üreticiye karşı önyargı taşımıyoruz. Kimselerle alıp veremediği olmayan, rekabet etmeyen, herkes kavga ederken uyumak, herkes uyurken konuşmak isteyen Bektaşi misali, neşeli kalmayı dileyen bir tartışmacı olmaya niyetliyiz. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın!

* * *

Üç aylık serüven çizgi roman araştırmaları dergisinin 2.sayısı çıktı

Kapak hariç 116 sayfa olan derginin dosya konusu: Edebiyat ve Çizgi Roman.

Derginin 52 sayfalık serüven kılavuzu ve kapak resminin kartpostal ilavesi de mevcut... Bu sayının kılavuz ilavesi Ömer Veysel Çalışkan'ın hazırladığı Mister No (Türkiye'de Yayımlanan Maceralar Listesi), kapak resmi ise Şahin Karakoç'a ait.

Geçen sayıda olduğu gibi özgün/yerli yazılardan oluşan dergide otuzu aşkın yazarın yazıları yer alıyor...

Fehmi Ardalı, Esin Bayraktar, Orhan Berent, Şenol Bezci, Aziz Tuna C., Kosta Ceran, Ömer Çalışkan, Erdal Dağtaş, Gökhan Demirkol, Engin Deniz, Taner Duran, Aykut & Erkut Erdem, Kaan Ertem, Kayıhan Fırat, Ahmet Gürata, Fatih Hasbudak, Haluk Kalafat, Isabelle Delauney-Kaplan, Şahin Karakoç, Kemal Karataylı, Kemal Kavas, Tanyel Ali Mutlu, Başak Önsal, Linda Stark, Funda Şenol, Bülent Tellan, Can Yalçınkaya, Muzaffer Yelek. yazı ve çizgileriyle bu sayının oluşmasını sağladılar.

Serüven / Sayı 2 / Üç ayda bir yayınlanır / Yaz04 / 6.750.000 TL

1. sayı duyurusu

 

 

Kitap Kurdu

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?

Keyifli bir gün

Ali Türkan

Bunun olabilmesi için de o yeti ve yetki, genel bir anlayışla elimizden alınmaya çalışılıyor, normlar dayatılıyor. Eyvallah, faşist denyoların "dokunulmaz" yaptığı yazarlar hakkında iki çift lâf etmeyi bir kenara bırakalım ama lâf salatasında derinlik varmış gibi davranmaktan da vazgeçelim artık. Bu yüzden, o lâf salatasına küçük bir örnek vermek istedim yukarıda yazdıklarımla. Yazarken çok eğlendim. Umarım siz de eğlenirsiniz okurken. Yazar

Son Yorumlar

Erdal Kara, Dülger Balığının Ölümü için dedi ki: Sait Faik'in insani duyarliligi benimkinin bin kati. Zekasi da eminim oyleydi. E peki hani insan... (Devam)

Süleyman Efendi, Batıyoruz efendiler! için dedi ki: Bu tür mecraların en büyük ve en güzel özelliği kendini istediğin gibi pişirip istediğin gibi... (Devam)

Hasan Saka, Sokak hayvanları için dedi ki: Sokak hayvanları sağlığımız için tehlike yaratıyor. İtlâf edilsinler diyemeyeceğim ama hiç değilse... (Devam)

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

'Mahalle baskısı'na karşı 'meyhane baskısı' çözüm mü?

Acaba Reha Muhtar Anadolu yakasındaki meyhanelere Avrupa yakasından bakıp laiklik denetimi yapmadan önce program yaptığı televizyon kanalının Amerikalı yöneticisine "Yoksa sen şeriatçı mısın" diye sordu mu hiç?

Mehmet Barlas (Sabah)

En Son Yazılar

Çizgi Roman diliyle Siyaset algısı

Necdet Şen

Öykünün içinde ne tür sürprizlere tanık olursak olalım, öykünün son sayfasında İyi Beyaz Adam'ın zaferini kutlayacağımızdan kuşkumuz yoktur. Ortalama bir çizgi roman okuru daha en baştan bu tarz simgelerin ne anlama geldiğini öğrenerek işe başlar ve eline hangi kitabı ya da süreli yayını alırsa alsın, olguları bu cetvelle ölçer. Çoğu zaman bu kalıpları ne zaman + nerede + nasıl bellediğini hatırlayamaz.   Dilin Kemiği

Buyurun Çadır Tiyatrosuna!

Kâmuran Kızlak

Benim çocukluğumda bazı ilçe ve kasabalarda panayırlar kurulurdu. Oralarda kurulan "Çadır Tiyatroları"nda milleti epeyce "olgun" (yani Kabe-i Mükerreme'yi tavaf yaşı gelmiş) hatunları röntgenlemeye ikna etmeye çalışan panayır cazgırları olurdu. Bu insanlar o günlerin bir nevi program sunucularıydı. Yetenekli cazgırlar çoğu çaptan düşmüş üryan hatunlar hakkında yaptıkları akıl çelici reklâmların etkisiyle çadırı doldururlardı.   Yazar

Derviş William, sözü eğri büğrü söyleme!

Necdettin Efendi

Mütemadiyen kınayan, hakir gören, elinde balta, "berbat" avına çıkan, linç eden yazılar yazmakta kararlıysan, bir daha düşün. Hatta git biraz dolaş, martılara, bulutlara, denizin ve gökyüzünün sonsuzluğuna dal, senin müzmin gerginliğinin ve hep olumsuz ayrıntılara odaklanıyor oluşunun kaç kişinin neresinde olacağına dair derin tefekküre dal, sonra eve dön, yazdıklarını bir de o gözle oku; bakalım nasıl bulacaksın.   Dilin Kemiği

Ne yersem zayıflarım?

Seyit Balkuv

"Erdemli insan" olmak için mutlaka kötülüklerle, adaletsizliklerle mücadele etmek mi gerekiyor? Sadece "iyi insan" olarak yaşamaya çalışmak yeterli değil midir? Haksızlıklar, adaletsizliklerle dolu bu dünyada, hangi çabalarımızın "daha iyi bir dünya" için bir katma değeri vardır? Yoksa bu çabalar bizi asabi ve gergin biri yapmaktan başka bir işe yaramaz mı?   Yazar

 
eXTReMe Tracker

© 2000-2008 Derkenar.com ~ Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar iznimiz olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.