Antoine de Saint-Exupery
" Küçücük bir toz taneciği olan biz, belki de birkaç düzine ya da bir kaç yüz toz taneciği çekiyoruz üstümüze. Ve bütün bu tozlar, silkinen halıdan çıkan toz gibi, ağır ağır güneşe doğru yükseliyor."
"On bin metreden baktığınız zaman, insanoğlu yoktur. Bu yükseklikten insanoğlunun hareketleri görünmez. Uzun odaklı fotoğraf makinalarımız, burada, mikroskop yerine geçiyor. İnsanoğlunu değil -çünkü bu yükseklikte mikroskop da işe yaramaz- ama onun varlığını belli eden şeyleri, yolları, kanalları, konvoyları, mavnaları yakalayabilmek için ancak mikroskop gereklidir. İnsan, mikroskop camındaki noktadır. Bense kayıtsız bir bilginim; insanlar arasındaki savaş, benim için, sıradan bir inceleme konusudur.
Saatte beş yüz kilometre hızla uçtuğumuzu biliyorum. Oysa yanımda yöremde her şey hareketsiz. Hız, ancak bir koşu alanında belli olur. Buradaysa, her şey uzayda yitip gidiyor. Nitekim, yerküre de, saniyede kırk iki kilometre yol almasına karşın, ağır ağır dönüyor güneş çevresinde. Tam bir yıl harcıyor bu iş için. Belki biz de katılıyoruz bu dönüşe, kendi
çapımızda.
Nedir ki hava çarpışmalarının yoğunluğu? Bir katedraldeki toz tanecikleri! Küçücük bir toz taneciği olan biz, belki de birkaç düzine ya da birkaç yüz toz taneciği çekiyoruz üstümüze. Ve bütün bu tozlar, silkinen halıdan çıkan toz gibi, ağır ağır güneşe doğru yükseliyor.
Gözle görülmeyen bir toz parçası gibi gökyüzünde eriyip gitmiş bulunan avcı uçaklarını üstümüze çekmek için. Yerdekiler, yüksekten uçan bir uçağın gelin duvağına benzer izinden tanıyorlar bizi. Çok hızlı giden uçağın yarattığı titreşim, havadaki suyu billurlaştırıyor. Böylece ardımızda, buz taneciklerinden oluşmuş bir sirus bulutu bırakıyoruz. Koşullar bulut oluşumuna uygunsa, bu iz yavaş yavaş büyür, akşamüstü, kocaman bir bulut halinde ovaya iner.
Avcı uçakları telsize, çevremizi kuşatan mermi demetlerine, bir de aramızdaki çalımlı tüle bakarak yerimizi saptar. Bizse o sırada, nerdeyse yıldızlar arasındayızdır."
Antoine de Saint-Exupery, Savaş Pilotu
Gönderen: Birol Üzmez
Kitap Kurdu
Mehtap
Ali Türkan
Artık heyecandan mı, yoksa alkolden mi bilinmez, kapının önünde mevzuya girmek ve "Allah'ın emri." demek istedim ama ağzımdan "alleeeenim" diye bir ses çıktı yalnızca. Mehtap, bizi o halde görünce, bütün sokağı çınlatan bir kahkaha attı ve "girin içeri manyaklar" deyip kapıyı ardına kadar açtı. Devam
Kurusıkı tabanca ve sahici ölüm
Necdet Şen
Gerçek hayatla tiyatro arasındaki sınırın gitgide belirsizleştiği bir dünya burası. Okumuş yazmış profesör evlâtlarının bile gözü dönmüş katile dönüşebildiği bir cinnet düzeni. Devam
Necdet Şen - Yakup Kadri, bilindiği gibi, aynı zamanda Kadro hareketinin de öncülerinden.... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Yalçın Şahin - Gazi'nin Topal Osman'la iş bağladığı ve kaplıcalarında şifayab olduğu rivayet olunan... Geberteceksin hepsini!
Web Gezgini - 19 Mayıs 1919'da 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun'a ayak basan... Geberteceksin hepsini!
Ahmet Faruk Yağcı - Ata'nın yakın çevresi ve liyakat üzerinde çok zamandır düşünürüm. Önceleri bu insanları... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Necdettin Yançizer - Az önce okuduğum bir haber aklıma yıllar önce seyrettiğim Jacob's Ladder... Akbaba'nın dördüncü günü
Filiz Sazak - Türkiye'de de özel dedektiflik kurumu usul usul yerleşiyor. İlk müşteriler... Özel Dedektif lâzım mı sevgili Urfalılar?
Modern kaos tanımı, klâsik kaos tanımını reddeder. Eski tanımlama kargaşa, düzensizlik, başıbozukluk, biçimsizlik, insanların birbirini boğazlaması veya mahşer, kıyamet belirtisi ya da en uygun tabiriyle Babil Kulesi insanları; herkesin ayrı dilden konuştuğu, ayrı telden çaldığı karmakarışık bir dünyayı ima eder.
Paradigmanın İflâsı
Fikret Başkaya
Bize göre "çağdaş toplum"; kimyasal-biyolojik silahlara, F16'lara, nükleer füzelere, otoyollara, uzaktan kumanda aletine, Coca Cola'ya, robotlara vb. sahip olan değil; kendisi hakkında düşünme yeteneğine sahip olan, bugününü ve geleceğini tasarlayabilen toplumdur. Devam
© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir. »