Edward Said
Kipling'in birçok şiirde, "Kim" gibi romanlarda ve sayısız sloganda ironik bir kurmaca olarak beliren Beyaz Adam'ı, bir fikir, bir şahsîyet, bir var olma biçemi olarak, yurtdışında bulundukları sırada birçok İngiliz'e hizmet etmiş gibidir.
Derilerinin asli rengi, çarpıcı, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde yerliler deryasından ayırıyordu İngilizleri; ama Hintliler, Afrikalılar ya da Araplar arasında dolanan İngiliz için kesin bir bilgi daha vardı: Renkli ırkların yönetiminin sorumluluğunu taşımak konusunda geliştirilmiş köklü bir geleneğe mensup olduğunu, bu geleneğin ampirik ve tinsel birikiminden yararlanabileceğini biliyordu.
"Bir diyarı arıtmak", en iyi biçimde aralarında hassas bir ittifak oluşturmuş Beyaz Adamlar tarafından gerçekleştirilir; sömürgelerdeki Avrupa rekabetinden kaynaklanan mevcut tehlikelere dair bir anıştırmadır bu. Beyaz Adamın cana yakın önder maskesinin ardında, kuvvet kullanmaya, öldürüp öldürülmeye hazır olma ifadesi vardır hep. Vazifesine şeref katan şey, bir düşünsel adanmışlık duygusudur; o bir Beyaz Adam'dır, ama salt kâr için değil, "seçilmiş yıldızı"nın dünyevî kazancının çok üzerinde bir yerlerde durduğu varsayıldığı için.
Hiç kuşkusuz, birçok Beyaz Adam bu "ıslak, fırtınalı yolda" ne için savaştıklarını merak etmişti sık sık; pek çoğu da derilerinin renginin kendilerine üstün bir varlıksal statü ile meskun dünyanın büyük kısmı üzerinde büyük bir güç sağlamasına şaşmıştı kuşkusuz.
Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu. Sömürgeler söz konusu olduğunda, belli bir konuşma tarzını tutturmak, bir düzenleme kuralları bütününe göre davranmak, hatta belli şeyleri duyumsayıp, belli şeyleri duyumsamamak anlamına geliyordu.
Beyaz Adam'ın oluşturulması ile Şarkiyatçılık arasındaki ortaklık, bunların hükmettikleri "alan"dır; bir de böyle bir alanın bir takım özel davranış, öğrenme ve mülkiyet tarzlarını, hatta göreneklerini gerektirdiği duygusudur. Sözgelimi, Şarklılardan ancak bir Garplı söz edebilirdi, keza renklileri veya beyaz olmayanları da ancak Beyaz Adam belirleyip adlandırabilirdi. Beyaz Adamlar veya Şarkiyatçılar tarafından ortaya konan her önerme, beyazı renkliden ya da Garplıyı Şarklıdan ayıran kapanmaz mesafe duygusunu iletiyordu.
Şarkiyatçılık - Batının Şark Anlayışları, Edward W. Said, Metis Yayınları, Çeviren: Berna Ülner, 416s.
Ekleyen: Burak Öztürkçü
Kitap Kurdu
Necdet Şen
Sorulacak soruların ucu bucağı yok. Ama her şeyin paketlenip ambalajlanmış üniform yanıtlara indirgendiği ve elektronik ortamdan edinilebildiği bir atmosferde, soru sormanın pratik yararı var mı, varsa da ne, kestiremiyorum.
ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu
Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü
Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu
Türkiye Cumhuriyeti mi illüzyon, Mustafa Kema…
Bunak Moruk » Talât Paşa Ruhu
Cumhuriyet bir illüzyon değildi, illüzyonistl…
Selim Doğan Nebioğlu » Talât Paşa Ruhu
Tarih akışı kesintisizdir. Bu açıdan bakıldığ…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu
© Derkenar - Sitedeki içerik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.
(Ayrıntılı bilgi için, bakınız »
Derkenar'ın Manifestosu)
Şu an 246 pasif seyirci Derkenar'a bakıyor
Yazı Boyutu
Büyük
Standart