Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 
 serüven

Pilavdan Dönenin Kaşığı Kırılsın

Levent Cantek


"Bu çizgi roman değil" . En azından yirmi yıldır duyarım bu yargıyı. İnsanların beğenmedikleri çizgi romanları yok saymalarından başlarda rahatsızlık duyardım. Hala rahatsızlık duyuyorum ama doğrusu alıştım artık.

Çizgi romanı bütünüyle kişisel beğenilere göre sınıflandırmak mümkün elbette. Satın alma ve koleksiyon/toplama kriterleri bu biçimde işler. Beğenmediğiniz ürünü satın almazsınız, olur biter.

Ancak beğenmediğiniz bir çizgi romanı iddialı biçimde çizgi roman saymamak, onu küfürle özdeşleştirmek başka bir halet-i ruhiyedir. Çizgi roman okurları, üreticileri, koleksiyoncuları zaman zaman bu türden bir duygusallığa, evet hataya düşüyorlar.

Çizgi tarzlarına veya türlere göre bir ayrım yapmak; örneğin mizah dergilerinde üretilen çizgi romanları, gazete bantlarını bir tarafa, foto realistik çizgilerle hazırlanmış çalışmaları bir başka tarafa koyarak "çizgi roman" tanımı yapmak yanlıştır.
Bu çerçevenin bir başka yüzü de var.

Çizgi romanla ilgisini yazarak sürdürmek isteyenlerde rastladığım bir hassasiyet. Diyelim ki, Zagor'la ilgili bir yazı yazılacak, Zagor okurlarından özür dileyerek, sıkıntı içinde başlıyorlar satırlarına. Hani sanki Zagor, yazılanlara kızıp Çiko'ya "yürü gidiyoruz Türkiye'den" diyecek.

İlginç olan, aynı insanların okumadıkları çizgi romanlar, çizerler ve biçimler hakkında fikir sahibi olmaları. Yerli çizerlerden söz edilecekse "hepsi kopya" veya mangalar için "ne o öyle kocaman gözler" ya da "kostümlü maskaralar" demekten çekinilmiyor. Elbette espriden anlamıyor değilim, ayrıca yanlış anlaşılmasın, çoğunluğuyla sohbet ettiğim insanlardan duyuyorum bu yargıları. Diyeceğim, bu türden tepkilerin açılımıyla ilgili: Beğeni tapınmaya, eleştiri de şeytan taşlamaya benziyor.

Serüven'de yapmaya çalıştığımız ise, serinkanlı bir mesafelilik inşa etmek. Hiç bir türe, çizgi biçimine, ekole, yayına veya üreticiye karşı önyargı taşımıyoruz. Kimselerle alıp veremediği olmayan, rekabet etmeyen, herkes kavga ederken uyumak, herkes uyurken konuşmak isteyen Bektaşi misali, neşeli kalmayı dileyen bir tartışmacı olmaya niyetliyiz. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın!

* * *

Üç aylık serüven çizgi roman araştırmaları dergisinin 2.sayısı çıktı

Kapak hariç 116 sayfa olan derginin dosya konusu: Edebiyat ve Çizgi Roman.

Derginin 52 sayfalık serüven kılavuzu ve kapak resminin kartpostal ilavesi de mevcut... Bu sayının kılavuz ilavesi Ömer Veysel Çalışkan'ın hazırladığı Mister No (Türkiye'de Yayımlanan Maceralar Listesi), kapak resmi ise Şahin Karakoç'a ait.

Geçen sayıda olduğu gibi özgün/yerli yazılardan oluşan dergide otuzu aşkın yazarın yazıları yer alıyor...

Fehmi Ardalı, Esin Bayraktar, Orhan Berent, Şenol Bezci, Aziz Tuna C., Kosta Ceran, Ömer Çalışkan, Erdal Dağtaş, Gökhan Demirkol, Engin Deniz, Taner Duran, Aykut & Erkut Erdem, Kaan Ertem, Kayıhan Fırat, Ahmet Gürata, Fatih Hasbudak, Haluk Kalafat, Isabelle Delauney-Kaplan, Şahin Karakoç, Kemal Karataylı, Kemal Kavas, Tanyel Ali Mutlu, Başak Önsal, Linda Stark, Funda Şenol, Bülent Tellan, Can Yalçınkaya, Muzaffer Yelek. yazı ve çizgileriyle bu sayının oluşmasını sağladılar.

Serüven / Sayı 2 / Üç ayda bir yayınlanır / Yaz04 / 6.750.000 TL

1. sayı duyurusu

 

Kitap Kurdu

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?


 Necdet Şen Star'da

Öfkenin demlenmişi

Ali Türkan

Hayal kırıklığına uğrayanlar. Hani o nefis Küba şarkısındaki gibi, "yirmi kere hayal kırıklığına uğradıysan, yirmi birincinin hakkından da gelebilirsin" diyenler. Tüh! Zincirleme gitmişim ve tek sigaram kalmış. Bu mevzuyu, başka zaman yazarım artık. Şu sonuncusu da, yazı bittikten sonra içilen cigara olsun bari. Nasıldım hayatım? Berlin Damımıza damımıza kar yağdı Yazar

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Nabız

Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.

Ata Soyer (Evrensel)

En Son Yazılar

Kaşıyan Adam

Vahap Demir

Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir.   Yazar

Ramazan geldi, hazırlıklar tamam mı ey medya?

Ali Sedat Çetinkoz

Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK.   Yazar

Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Murat Örem

Türkiye 30 Temmuz'da işi gücü bırakmış bir mahkeme kararını beklemiyordu. İnanın ki bu ülkede her şeye rağmen insanların çok büyük bir kısmı artık bu arkaik devlet oyunlarına dönüp bakmıyor bile. Onlar para pul hesabı yapmadan bir cana daha can katmanın çabasıyla, bir çocuğa daha iki harf öğretmenin çabasıyla gecesini gündüzüne katıyor.   Mektup

Bir doktordan mektup

Süheyla Apaydın

Türkiye'de gün geçtikçe bozulan bireysel ahlak nedeniyle kaybolan "saf insanlık", maalesef ilk önce kendini insanla uğraşan mesleklerde göstermektedir. Uğraşısı insan olan hekimin, bu bozulmadan kendini tamamen kurtarması, soyutlaması mümkün değildir.   Mektup

Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Vahap Demir

Silgi ortasından delinerek boyuna asılmalı, böylece kaybolması önlenmeliydi. Muntazam kıyafetimizde görüntüyü bozan tek unsur boyunlara asılan silgilerdi. Tek parti döneminin üniform anlayışını sadece tek parti dönemi anlayışının ülkeye yaşattığı sefaletin delebiliyor olması kayda değer bir ironiydi.   Yazar

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°