Patronsuz Medya

Para Meseleleri

Galeano - Gasset


Para terörizmi yürüten dünya bankacıları, krallardan ve mareşallerden daha güçlüdür. Roma'daki Papa'dan bile daha güçlü. Onlar ellerini asla kirletmezler. Kimseyi öldürmezler; yalnızca gösteriye alkış tutmakla yetinirler.

Onların görevlisi olan uluslar arası teknokratlar, ülkelerimizi yönetmektedir; ne başkandırlar ne de bakan, seçilmiş değildirler, gene de maaş katsayılarını, kamu harcamalarını, yatırımlarla satışları, fiyatlarla vergileri, faiz ve destekleme oranlarını, güneşin ne zaman doğacağını, yağmurun kaç zamanda bir yağacağını onlar saptar.

Onlar hapishane ve işkence odalarıyla, toplama kampları ve ölüm merkezleriyle ilgilenmezler, oysa bu yerler onların eylemlerinin kaçınılmaz sonuçlarıyla doludur.

Teknokratlar sorumsuzluğun ayrıcalığına sığınırlar. "Biz tarafsızız", derler.

Eduardo Galeano > Kucaklaşmanın Kitabı > Sayfa 100

"İnsanların çoğu, sanattan gerçek zevk almadan ölür giderler. Gene de bu zevkin yerine, bir valsin yarattığı titreşimleri ya da çok iyi tanıtılmış bir romanın uyandırdığı ilgiyi geçerli zevkler olarak kabul etmek, artık benimsenmiş tutumlardır."

"Bir insanın özünden kaynayıp taşan sevgi hiç bir durumda ölemez. Duyarlı ruhun üzerinde, sonsuza dek sürecek, aşıya benzer bir iz bırakır. Koşullar -örneğin uzaklık- sevgi için gerekli olan beslenmeyi engelleyebilir; o zaman sevgi, gücünü yitirecek, duygusal bir hevese, bilincin alt katmanlarında seğirmeye devam edecek hafif bir duygu damarına dönüşecektir. Ama ölmeyecektir, duygusal niteliği hiç değişmeden kalacaktır. Bir zamanlar seven kişi, ruhunun en derin köşelerinde, sevgilisinin onun bir parçası olduğu duygusun sürdürecektir. Talih, fiziksel ve toplumsal anlamda onu başka yerlere sürükleyebilir, ama bunun hiç önemi yoktur; çünkü o kişi, sevdiğine yakın olmaya devam edecektir. Gerçek sevginin en büyük belirtisi şudur: sevgiliye, yer birliğinin sağladığından daha derin bir bağlılık ve içtenlikle yakın olmak."

Ortega y Gasset > Sevgi Üstüne > Sayfa 21-23

"Dünya pazarında, devletin yön çizme olanaklarının yok olması, ibrenin gittikçe güçlülerin çıkarları doğrultusunda ilerlemesini sağlıyor. Şaşırtıcı bir cehaletle, yeni global ekonominin mühendisleri, kendi başarılarını yaratanların görüşlerine önem vermiyor. Sürekli ücret kesintilerinin, daha uzun çalışma saatlerinin, kısıtlı sosyal hizmetlerin hatta Amerika'da tümüyle ortadan kaldırılan sosyal sistemin, toplumları global yarışa hazırlaması ve zinde tutması gerekiyor.

Tüm sanayi, patronlar, ve liberal ekonomiden yana olan politikacılar bu programa karşı olan her türlü girişimi, uyulması olanaksız bir statükonun boşuna savunulması olarak görüyorlar. Globalleşmenin, aynı sanayi devriminde olduğu gibi, önüne geçilemez diyorlar. Buna karşı çıkanlar, aynı 19.yüzyılda İngiltere'de makinelere karşı çıkanlar gibi kendileri kaybedecekler.

Sosyal yönden düşüşün terslikleriyle bizzat yüz yüze kalan huzurlu orta sınıf insanı, dünya piyasalarında kaybedenler için, artık para ödemek istemeyen refah şovenistlerine dönüşüyor.

Almanya'da özellikle de FDP"de yoğunlaşan bu yeni sağ fraksiyonun politikacıları, sosyal otlakçılara duyulan bu kini, yaşlılık, emeklilik, hastalık ve işsizlik sorunlarıyla herkes kendisi uğraşsın tezine dönüştürüyor.

Özellikle alt sınıflardan vatandaşların, neredeyse yarısının artık seçimlere katılmadığı ABD'de, yeni sosyal Darvinciler, parlamenter çoğunluğu elde ettiler bile ve şimdi de uluslarını Brezilya örneğine uygun biçimde bölüyorlar.

Singapur'da Raffles, Moskova'da Savoy, Rio de Janeiro'da Copacabana Palas gibi ünlü otel barlarında, birçok yılda bir, çok uzaklara gitmeye cesaret etmiş eski okul arkadaşına gece yarısı yolda rastlayan dünya çapındaki patronların telaşlı hizmet elçileri, onların şaşırtıcı bir şekilde ucuz yerlerde kaldıklarını öğrendiklerinde, hayli üzülüyorlar.

Her şeyden ve kendinden uzak, yıl içinde yapılan kıtalararası yolculukların en çok sekizincisinden sonra bıkkınlık veren boşluk ve yalnızlık duygusu ortaya çıkıyor. Global olduğu doğru, ama sürekli uçak yolculuğu yapan kişinin üzerinde dinlendiği ve alıştığı koltuğun, sonuçta tekdüze ve katlanılamaz olduğu da bir gerçek.

Yeryüzünün her yerinde bulunan, güvenli ama sevimsiz, karşılaştırıldıklarında birbirlerine benzeyen havaalanlarına, otellere ve restoran zincirlerine kilitleniyorlar, ya da havalandırması iyi, ama itici otel odalarında benzer video-kaset çeşitleriyle uyuşuyorlar.

Hızlı yaşayanların ruhu, vücutları kadar çabuk dolaşmıyor, aynı şekilde bir başka şeye çabucak uyum sağlamak da kolay olmuyor. Bilinmeyen, gerçekten yeni olan bir şeyle hiç karşılaşılmıyor ya da görülenler de hemen unutuluyor.

Böylelikle insan her yerde olabiliyor, ya da aksine hep aynı yerde kalıyor, her şeyi görmüş oluyor ya da çoktandır bilinen bir şeyi görüyor ve uçak yolculuklarında ücreti ödenmiş mesafeleri biriktiriyor.

Tıpkı evinde oturanların telefon kartı, pul, bira şişesi altlığı biriktirmesi gibi.

* * *

Hans-Peter Martin-Haral Schumann > Globalleşme Tuzağı Demokrasiye ve Refaha Saldırı > Ümit Yayınları

Derleyen: Çağla T.

 

Görüşlerinizi alalım

Ad Soyad
E Posta   (gizli kalacak)

« 9745


 

Kitap Kurdu

Hep Akdenizliyiz canım!

Ali Türkan

Daha önce aklın neredeydi? Muasır medeniyet seviyesinin şekille ilgili olduğunu kim öğretti sana? Kafana zorla şapka oturtanlar mı? Yoksa "evrenselliği" Avrupa'ya mal satmak olarak algılayan "sanatçılar"ın mı?  Devam


Bu millet adam olmaaaz!

Durmuş Düşünür

Türkler kara kafalı ve bıyıklı bir millettir! Müzik diye berbat gürültüler dinler, lâhmacun, kokoreç, pastırma yer, birayı şişeden içer! Evleri badanasız, kılıkları özensiz, aksanları bozuktur! Ne trafikte araba kullanmasını bilirler, ne de kitap okurlar!  Devam


Son Yorumlar

Ali Sedat Çetinkoz - Sözler, anlar uçar gider; yazılan kalıcıdır. Belki de Kuran'ın ilk ayeti o yüzden... Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?

Hasan Arpacıoğlu - Ali Türkân'ın yazılarını yeni keşfettim. Okudukça ne kadar büyük bir yetenek olduğunu... Dallamalık konusunda doktora yaptım abi!

Erdem Abaka - Kimlik kartları bazı bilgilere kolay ulaşmak ve güvenlik açısından etkili olmakla... Kimlikler lütfen!

Burak Öztürkçü - İdeoloji, dünyanın nasıl olduğunu kendi penceresinden resmeder, nasıl olması gerektiğini... İslâmî Cemaatler

Raif Yalçın - Ben uluslararası çalışan bir TIR şöförü olarak GPS aletini çok sık kullanmak zorundayım... GPS'li hayatlarımız

Bilge Bozkurt - Köyden kente göç sürecinde yalnızlaşan insanın, biraz da dînî bütün bir kimlikse hele... İslâmî Cemaatler

Daha fazla Yorum »


Web Gezgini

Entelektüel, münevver, aydın

Sonuçta hepsi de 'vatansever' olan bu gençler, en büyük engellemeyi, Mustafa Reşit Paşa, Âli Paşa, Fuat Paşa gibi bürokratlardan gördükleri için, Padişah'tan çok Tanzimat bürokrasisine düşman oldular.

Ayşe Hür (Taraf)


Son Yazılar

Şarkiyatçılık

Edward Said

Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu.  Devam


Ev alırken nelere dikkat edilir?

Durmuş Düşünür

Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil.  Devam


Dört anlaşma

Don Miguel Ruiz

Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır.  Devam


Kozmik Deprem Senaryosu

Ahmet Faruk Yağcı

Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak?  Devam


İslâmî Cemaatler

Vahap Demir

Sosyoloji bir anlama çabasının adıdır, değer yargılarını, inançlarını bir kenarda tutmayı, olan biteni en objektif haliyle resmedebilmeyi gerektirir.  Devam


Eğitim 'cehaleti' alır, eşeklik baki kalır (mı?)

Necdet Şen

"Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır" sözü ne yazık ki gerçeği tam yansıtmıyor, çünkü eğitimin cehaleti aldığı falan yok. Tam tersine, -eğer kişinin mayasında efendilik yoksa- bu cehaletin üstüne bir de lâf ebeliğini ve kendini bilmezliği ekliyor.  Devam


Editör'ün Önerisi

Hiç akılda yokken...

Ahmet Faruk Yağcı

Don de Lillo, Cosmopolis kitabındaki kahramanına "en yakındaki kişinin en büyük tehlike olduğunu" düşündürtür. Ürperticidir. Ben de şimdileride sıradan ve normal görüntülü potansiyel suçlular ile ne kadar iç içe olduğumuzun merakı içindeyim.  Devam


© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.   »

 

39 - 84 - 843 - 1034

 

13 Mart 2010 Cumartesi
Web Derkenar
©