Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 

Marduk gelince ne olacak?

Burak Eldem - Marduk'la Randevu


... Gerçekten de eğer okyanusun iki yakasında tarihsel izleri görülen, 'dünyanın dönüş hızının yavaşlaması' gibi bir olgu varsa, bu bir tek şeyi gösterir: Dünyanın ekseni ve manyetik kutuplarına yönelik çok şiddetli bir baskı uygulanmıştır. Bunu da ancak çok yakından geçen, ters yörüngeli ve büyük kütleli bir gezegen yaratabilir. Aslında iki olayın eş zamanlı olup olmaması da çok önemli değildir; her iki anlatı, birbirinden çok uzak zamanlara ait sözlü efsanelerden aldıkları esini kullanıyor olabilirler.

Dikkat çekici olan nokta, Hitit Mitolojisindeki Hahimmas Miti ya da Mısır'da karşımıza çıkan "Ra'nın Gözü" hikâyesinde olduğu gigi, güneşin ortalardan kaybolduğu sıradışı anlara ilişkin, toplumsal bellekte yer etmiş olayların varlığıdır.

"Enuma Eliş" ve sümer kil tabletleri ya da silindir mühürler bize yalnızca Nibiru/Marduk adlı bu gezegenden söz etmiyor. Güneş sistemimizin henüz tanışmadığımız bu üyesinin, cüssesine uygun büyüklükte ve çapta, dört de uydusu var. Yaratılış efsanesinde bu uydulardan birinin "Tiamat'a saldırdığını" okuyoruz; ve onu parçaladığını. Tiamat'tan geriye kalan parçalar, bu çarpışmadan artakalan "molozlar".

Şimdi, böylesine büyük bir kütleye ve çevresinde dönen dört uyduya sahip dev bir gezegenin, yörünge geçişleri sırasında güneş sistemimizin dünyanın da bulunduğu bölümde ne denli büyük tehlikeler yaratacağını düşünebiliriz:

Büyük yeni çarpışmalara yol açabilir; asteroid kuşağından geçip Mars'a doğru yaklaşırken çok sayıda bu tür parçacığı çekim gücüyle "yedeğine alıp" yanında sürükleyebilir; bunların uzaya savrulmasıyla dünya ve uydusu ay üzerine meteor yağmurları yönlendirebilir; uydularıyla birlikte oluşturacağı güçlü etkiyle dünyanın atmosferini rahatsız edebilir ve benzeri görülmedik fırtınalara neden olabilir; dahası, yerkabuğuna uygulayağı güçle yeryüzünde büyük zincirleme depremlere, hatta eksen hareketinde aksama, yavaşlama ve durmalara bile neden olabilir.

Eski çağ toplumlarının bize bıraktığı zengin "mitoloji"lerde, bunların hepsinin izlerine rastlıyoruz. Hatta Ay'ın ve Mars'ın üzerinde gördüğümüz bol miktarda krater ve çukurlar, evrenin bu iki gök cismine hiç de nazik davranmadığının göstergeleri olarak hâlâ önümüzde duruyorlar.

Kitabın başından beri yinelediğimiz gibi, mitleri ve kutsal metinleri geçerli birer tarihsel kaynak gibi birebir "yaşanmışların kaydı" olarak kabul etmek, büyük bir yanılgı olur ve ancak körü körüne inancın varlığını gösterir.

Ama dünyanın değişik bölgelerinde binlerce yıldan bu yana varlığını koruyan, büyükçe bir bölümü çok eski çağlardan bu yana sözlü gelenekle aktarılmış bu külliyatı bütünüyle "uydurulmuş hikâyeler" olarak görüp, dikkate almadan bir kenara atmak, sandığımızdan çok daha vahim bir hataya sürükleyebilir bizi.

Düşeceğimiz en büyük ve en korkunç yanılgı, sahip olduğumuz bilim ve teknolojiye narsist bir utkuyla bağlanıp, "ne çok şey bildiğimizi" düşünerek böbürlenmek; eski çağdaki atalarımızıysa "hiç bir şey bilmeyen batıl inançlı cahiller" olarak yargılamaktır. Evren ve bu gezegendeki varlığımız hakkında neredeyse hiç bir şey bilmiyoruz. El yordamıyla başlayan ve hızlanarak süren bir bilgilenme dönemindeyiz henüz; elimizdekilerse son derece az.

"Çok açıktır ki, eskilerin yazdıklarına daha saygılı bir tavırla yaklaşmamız gerekiyor. William Irwin Trompson, Tarihin Kıyılarında adlı müthiş kitabında 'Ya dünyanın tarihi bir mitse, ama bu mit, dünyanın gerçek tarihinden geriye kalanlarsa?' diye sorar."

Zecharia Sitcihin'in çabalarıyla tarihsel izleri su yüzüne çıkan Onuncu Gezegen Nibiru/Marduk astronomların yarım yüzyıla yakındır ısrarla aradıkları "Gezegen X" den başka bir şey değildir. Plüton'un diğer gezegenlere oranla farklı eğime sahip, basık ve uzun bir yörünge izlemesi gibi, Nibiru/Marduk da çok büyük ve aykırı bir yörüngeyle Güneş'in çevresinde tur atmaktadır.

Güneş sistemimize her yaklaştığında ciddi doğal afetlere neden olan bu dört uydulu devin, baştan beri izini sürdüğümüz, İ.Ö. 1650'lerde tüm dünyada yaşanan ve Exodus kitabına esin kaynağı olan zincirleme felâketlerin doğrudan sorumlusu olduğunu düşünüyorum. Bu, ilk bakışta, bütün ayrıntılar bir yana, son derece dikkat çekici bir sonuca yönlendiriyor bizi: Eğer İ.Ö. 1650'lerde olanların sorumlusu Nibiru'ysa ve eğer bu gezegenin yörüngesi gerçekten 3600 yıl dolayında sürüyorsa, güneş sistemimze bir daha ki yakın geçişi çok yakınlarda olmalıdır!

Yörüngesinin tam uzunluğu açıklanmayan; ancak '3600 yıl' gibi yuvarlak ve hesaplamayı kolaylaştıran bir sayıyla simgelenen bu dev gezegenin geri dönüşü, acaba astronomik tahminlerdeki isabetle tanıdığımız antik Maya uygarlığının "Çağ Bitişi" olarak işaretlediği 2012 yılına rastlayabilir mi?

(sayfa 285-287)

* * *

Sonraki sayfa: Modern dünyada Hiksos avı

 

Kitap Kurdu

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?


 Necdet Şen Star'da

Kızım seni Satanist'e vereyim mi?

Ali Türkan

Satanizmin cinsellikle, çeşitli ayinleriyle falan ilgili boyutu hakkında da bir şeyler yazarlar belki. Bunun için de kitaplar okumalı, sokağa çıkıp o gençlerle falan görüşmeli, kıçlarını o koltuktan kaldırmalılar yani. Gazetecilik de kapıda "marka kesenlerden" daha fazla emek ister sanırım.Hani bi sokağa çıksalar, tuzu kuru ailelerin bunalımlı çocuklarının nları yoluna konduktan sonra, sıra on iki yaşında "eti senin kemiği benim" diye tesviyeciye çırak verilenlerin nlarına da gelir belki. Yazar

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Nabız

Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.

Ata Soyer (Evrensel)

En Son Yazılar

Kaşıyan Adam

Vahap Demir

Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir.   Yazar

Ramazan geldi, hazırlıklar tamam mı ey medya?

Ali Sedat Çetinkoz

Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK.   Yazar

Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Murat Örem

Türkiye 30 Temmuz'da işi gücü bırakmış bir mahkeme kararını beklemiyordu. İnanın ki bu ülkede her şeye rağmen insanların çok büyük bir kısmı artık bu arkaik devlet oyunlarına dönüp bakmıyor bile. Onlar para pul hesabı yapmadan bir cana daha can katmanın çabasıyla, bir çocuğa daha iki harf öğretmenin çabasıyla gecesini gündüzüne katıyor.   Mektup

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°