Patronsuz Medya

Kimse yüreğinden öptü mü seni?

Ümran Davran - 5 Haziran 2008


Uzun bir yolculuktur şiirim.

Önceden yazılmıştır ama kayıt altına alınmamıştır ve dağıtılmıştır dizeler dört bir yana. Kâh bir martının kanadına takılıp denizler aşmış, kâh üstüne zamansız kırağı düşmüş bir bademçiçeğinin taç yaprağına konmuş, kâh annenin dokunduğu yerde, kâh sevgilinin sesindeki özlemde, kâh uzak mezarlarda bitivermiş bir zambağın tomurcuğunda...

Yağmur durduğunda gökkuşağından önce gördüğüm ve ayağa kaldırmak için uzandığım, başını toprağa yaslamış gelincik avucuma bırakıverir birkaç dize. Yüreğimde kuşlar havalanır o an çığlık çığlığa.

Bir dağın yamacında rastladığım çeşmeden, susuzluğumu gidermek için kana kana su içerken suyun avucuma yazdığıdır; silerim çıkmaz.

Bir sokak kedisini severken çıkarttığı seslerin altalta dizilmesidir bazen ve yine onun ardından dökülen gözyaşındadır ve ağlamak kadar güzeldir.

Uzun bir yolculuktur şiir.

Şiir aramaktır.

Bulmak ve kayıt altına almaktır şiir.

(Sayfa: 6)

* * *

Kimse yüreğinden öptü mü seni?

açık bırakmamla başladı penceremi
-ki, perdemi de örtemedim-
"sana yazdığım bu şarkıyı
sana yaptığım bu besteyi
yağmurlar-ki, ben uydurdum burayı, dedin-
getirebilsin
açık bırak pencereni"
bıraktım
şimşekler gözcülük etti sana
süzülürken yüreğime
-yürek dedim de... Kimse yüreğinden öptü mü seni?-
her ne kadar tonlarımız farklı olsa da
ennihayetinde kırmızıydık ikimiz de
diyelim ki gül kırmızısı sen
ve yine diyelim ki gelincik kırmızısı ben
kırmızı artı kırmızı
kırmızı eksi kırmızı
hatta çarpı, kırmızı ve kırmızı
bölsen de fark etmez, kırmızıyı kırmızıya
sonuç hep kırmızı
kırmızının karışması kırmızıya
kansız
darbesiz
ve çığlıkçığlığa
yakışan buydu bize
-ki, sevindim. İyi ki benim gülümsememin izi değildi
duvardaki gölgeler-
tek tanığı sen oldun
kırmızı küpelerini yemesine bir kadının
ama susmalıydın sonsuza kadar
azmettiren olduğun için
kırmızının kırmızıya karışmasının ise hiç tanığı olmadı
zaten delil de yoktu
kansız ve darbesizdi
gerçi çığlıkçığlığaydı ama
martıların çığlıkçığlığa havalandığı ana denk geldi
-ki, henüz martılar yargılanmıyordu yardım ve yataklıktan
havalar uzundu, upuzun
ne yazık ki tek parmağa teslim oluyorlardı
en ufak bir direniş göstermeden
ve susuyorlardı ülkem halkı gibi
biz de susuyorduk arada
-ki, en anlamlı cümleler söylenmeyenlerdi uzun suskunluklarda.

(Sayfa: 10-11-12-13-14)

Kimse yüreğinden öptü mü seni? - Ümran Davran
Şiir, 80 sayfa, Yalın Ses Yayınları, 1. Basım: Mayıs 2008

 Düşünenlerin düşünceleri

Kitap kapağındaki fotograf neden başaşağı duruyor? Hata mı, yoksa bilerek yapılmış görsel incelik mi?

Selim Atak - 6 Haziran 2008 (13:51)

Selim Bey merhaba,

Saygı duyduğum fotoğrafçı bir dostumuz: "Fotoğrafı sanat yapan şüphesiz yaratıcılık sosu ile tadını degiştirmek, göze, beyne hoş bir lezzet bırakmasını sağlamaktır. Gerisi kaba saptama olur. Bir Anı çerçeveye hapsetmek olur. Işıksız, zekâ ışıltısı olmayan, bir şey demeyen, deme iddiasında olmayan. Dilsiz fotograf olur mu? Çok fotografçının yanıldıgı bu. Anı çerçeveye hapsetmeye ya da hapsedilen anı fotoshopla garebete dönüştürmeyi fotograf çekmek zannediyor" demişti bir yorumunda.

Tövbe hâşâ! Fotoğraf sanatçısı olduk hatta "olduk" gibi de bir iddiamız yok. Haddimizi biliyoruz. Sadece o sosun tadını, kıvamını tutturmaya çalışıyoruz yapa boza.

Kitabın kapağındaki fotoğraf Kemal Gül'e ait ve ters olması bilinçli bir tercih. Benim de fotoğrafta sıkça-özellikle son günlerde-kullandığım bir yöntem bu. Fotoğrafta bambaşka anlamlar çıkmasından keyif alıyorum.

Bir kaç örnek vermek gerekirse:

http://www.fotokritik.com/1060476
http://www.fotokritik.com/1141079
http://www.fotokritik.com/836124
http://www.fotokritik.com/1159039

Ümran Davran - 7 Haziran 2008 (14:16)

Ümran Hanım kısa yazını ve şiirinizi okudum gerçekten, içinde çok anlam barındıran imgeler mevcut.

Henüz kitabınızı almadım ama alıp okumak isterim. İnşallah en kısa sürede alabilirim.

Bu vesile ile sizi tanımış olmaktan memnun olduğumu belirtmek isterim. Şiiriniz beni çok etkiledi. Güzel ve farklı bir bakış açısı yakalamışsınız tebrik ederim. Ve başarılar dileyerek ziyaretime ara veriyorum.

Sevgiyle ve şiirle kalın.

Emine Genç - 7 Haziran 2008 (16:11)

Fotografı bilinçli olarak 180 derece çevirerek sundum nette birçok sitede. Sergilerde de bu şekilde sunacağım:

http://www.fotokritik.com/876118

Fotoğraf konusunda Ümran Hanım'la benzer konumdayım. Fotograf konusunda dünyada neler yapılıyor, nelere izin veriliyor, neler doğru bulunmuyor gibi konularda sürekli etkileşim içerisindeyim.

Örneğin "belgesel" fotografın yasaları yazın yasalarından çok farklı değil. Belgesel fotografta konuyu değiştirecek, izleyeni yanıltacak müdahaleler etik bulunmuyor. Yani haber metni yazarının "tarafsızlık ilkesi" burada da sözkonusu...

Bahsi geçen fotografı ve benzerlerini fotograf çevreleri "soyut fotograf" olarak nitelendiriyor. Yazarın; öyküde düşsel yaratısı; halk diliyle "yalan", şairin imgelerini sunabilmesi gibi özgür bir katagoriye giriyor soyut fotografta.

Sözünü ettiğimiz fotografta modelin yansımasını aslından daha etkin buldum. Adacıkların ona saldıran bir ok gibi yönelmesini farkedince tercihimi bu yönde kullandım. Yaşam zaten yeteri kadar tehdit ediyordu modelimi. "Görünen"den "gördüğüm"e çevirdim diyebilirim özetle.

Ümran Davran Hanım'ın şiirlerini basım öncesinden de hayranlıkla okumuş birisiyim. Şiirle ilgili çevrelerden fotograflarımın bazılarında (sözü edilen kitaba basılan dahil) şiir dilinin bulunduğunu duyuyorum. Sevdiğim bir fotografımın çok sevdiğim bir şairin kıtabına dokunmasının beni son derece mutlu ettiğini belirtmeliyim.

Kemal Gül - 8 Haziran 2008 (03:46)

Sevgili Ümran, kitabına çok sevindim. Daha alıp okuyamadım ama eminim kedi kokusu kadar güzeldir.

Ahmet Büke - 8 Haziran 2008 (23:17)


Yazıyı tanıdıklarınıza da tavsiye etmek ister misiniz?

 

Görüşlerinizi alalım

Ad Soyad
E Posta   (gizli kalacak)

« 9678


 

Kitap Kurdu

Editör'ün Önerisi

Yaz başı mektupları

Ali Türkan

Oysa bir yılda doktor hatası yüzünden ölenlerin, sakat kalanların, hayatı kayanların sayısı, en az trafik canavarının "kurbanları" kadar çoktur sanırım (belki de saçmalıyorum). Bu mektubu da tıp ilmine ayırmış olduk.  Devam


Derkenar ne için var?

Seyit Balkuv

Ne zavallı bir durum, içimden onlara acımak geldi. İşte o adamların popüler olması medyaya bir şekilde kapağı atmış olmalarıymış demek. Bu durumda istediğin kadar zırvala kimse senin zavallılığını görmüyor. Kırmızı kart gördüğün anda, Nazım Hikmet olsan yok sayılacaksın demek ki, çok ilginç bir durum çok.  Devam


Bu millet adam olmaaaz!

Durmuş Düşünür

Türkler kara kafalı ve bıyıklı bir millettir! Müzik diye berbat gürültüler dinler, lâhmacun, kokoreç, pastırma yer, birayı şişeden içer! Evleri badanasız, kılıkları özensiz, aksanları bozuktur! Ne trafikte araba kullanmasını bilirler, ne de kitap okurlar!  Devam


Son Yorumlar

Syd Barrett - Çok büyük bir iştahla okudum yazıyı. Tanrım, bu... Cenk Öyküleri 1: Sen kimin uşağısın lan!

Şemsettin Oruk - Ken Parker' i hortlatmak gibi olacak, ama... Klasik çizgi romanın doruğu: Ken Parker

Wakkas Kelle - DEVAM Beyaz Türk kelimesinden ne kastedildiğini bilmiyorum, ancak... Beyaz Türk

Wakkas Kelle - Necdet Bey, kusura bakmayın ama yazınız mantıklı değil. 60'lı yılların Türk... Beyaz Türk

Buse Özkan - Herkes hayatının belli dönemlerinde birçok sıkıntıyla... Eroin Güncesi


Web Gezgini

Savaş kararını (Apo'nun) avukatı aldırdı

Öcalan'ın hedefi ne sizce?

Bütün amacı kendisini kurtarmak. Yaşamı karşılığında, kendisine dayatılan şeyleri yapıyor. Eğer İmralı'da kendisine 'şunu yap, bunu yap' denmese, dışarıda iki asker öldürüldüğü zaman Öcalan'ın ödü kopar. Ama şimdi kendisine çatışma dayatılıyor.

Hüseyin Yıldırım - Neşe Düzel (Taraf)


Son Yazılar

Bir sor Allah aşkına

Seyit Balkuv

Her soru bir merak duygusundan kaynaklanıyorsa ve merak duygusu da farklı olana yönelmek dürtüsü ile ilgiliyse, "hayata dair bir soru" iyi bir başlangıç noktası olabilir belki de ne dersiniz?  Devam


Kırık Emekli General Hayatları

Ahmet Faruk Yağcı

Nesiller gelip geçiyor. Bunca emekli adam, bunca vatana hizmet gayreti beni yoruyor. Ey yetkililer! Siz siz olun beni dinleyin. Zararlı çıkmazsınız. Kendini Cipralex'e Lustral'e vurmuş emekli subay sayınız da yıllar içinde azalır.  Devam


Trigger Happy

Deniz Türkoğlu

Kendini tehlikede (hatta yalnızca rahatsız) hissettiği ilk yerde tetiğe basmak ve tehdidi yok etmek üzere kodlanmış, hiç bir tehlike oluşturmayan durumlarda da tetiğe basma ihtiyacına dönüşmüş korkunç bir alışkanlığın adı.  Devam


Hayat Oburu

Necdet Şen

Ya hakkaten ya! Hayat çok kısa, seçenekler sonsuz. Ben 99. maddedeyken listenin adı "ölmeden önce yapılması gereken 10.000 şey" diye değişir, yaya kalırım diye tırsıyorum.  Devam


Avrupa'da bir seçim

Yalçın Şahin

İnsanlar yurtlarını bırakıp Avrupa'ya göç ediyorsa bu daha çok tanımını Batı insanının yaptığı bir yoksulluktan kaçmak içindir, ki bana göre bu genelde yapay, üretilmiş bir yoksulluktur.  Devam


Kanlıca'nın yalnızları

Deniz Türkoğlu

Her sabah işe giderken ve her gece işten dönerken, aynı sekizlik dolmuşta, bazen aynı koltukta yan yana, gene hiç konuşmuyorduk. Selâmlaşmıyorduk. Göz göze gelmiyorduk.  Devam


Hayvana şiddetten toplumsal suça doğru

Hülya Yalçın

Toplumsal şiddet büyük bir hızla tırmanırken herkes sebepler arıyor. Kimse görünen ve ortalıkta gözümüze acı acı haykıran sebebi görmüyor. Belki de görmek istemiyor.  Devam


Nişantaşı Reasürans

Nuri Yalçın

Sık sık 360 derece çark etmesinin basit bir iş olmadığını, planlı yapıldığını ispatlıyor. Yoksa sakalılın kılları kadar şablon tutmazdı kasasında. Şablonların sırrı sadece bu kadar değil.  Devam


© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.  

 

  316 - 11 - 1511 - 1640


Web Derkenar
31 Temmuz 2010 Cumartesi
Yazı Boyutu
©