Şerif Mardin - İdeoloji
Etrafımızdaki alemi sınıflandırmadan yaşamamız mümkün değil. Şu gördüğüm, pırıl pırıl parlayan, koyu lacivert renkte, dikenli çalının içinden gözüken küçük tomurcuk, böğürtlen galiba, kuşku duymadan yiyebilirim. Fakat şu çalının üzerindeki kırmızı tomurcuğun zehirli bir meyva olduğunu bana öğrettiler. Onu böğürtlenle eş tutarsam ölürüm.
Böylece meyvaları ikiye sınıflandırıyorum; zehirli, zehirsiz.
Bunu çocuklara öğretmek istersem, okuldaki meyvalardan birini göstererek "zehirsiz", diğerini de göstererek "zehirli" diyebilirim.
Fakat bundan da iyi bir yol var. Kırmızı meyvaların üzerinde bir kurukafa ve çapraz iki kemik taşıyan bir şişenin içinden gösterirsem, daha uzun süren bir etki yaratırım. Kelle vekemikler "ölüm"ü simgeliyor. Bu simgeleme benim yarattığım ve benim aklımla ortaya koyduğum bir simgeleme, fakat yaşadığımız toplumlarda binlerce "hazır" simge var. Bunlar zaten toplum içinde yaşayan, sürekli olarak kullanılan simgeler. Yaşamak, bir anlamda bu simgeleri kullanmak demek.
Topluma türetilmiş, kullanılmaya hazır olan bu simgelerin arasında önemli bir türü "kelimeler"dir. "Dil" bir simge sistemi olarak bize dünyayı algılamayı mümkün kılıyor. "Zehirli" - "zehirsiz"; "kayık" - "otomobil" - "uçak"; "dün" - "bugün"; "okul" - "fabrika"; "pilav" - "rosto" - "türlü", kullandığımız bütün bu kelimeler dünyamızda birbirinden ayrılması çok zor olan olguları, onların etkilerini, geceyi, gündüzü, şimşeği, fırtınayı, doğumu, ölümü anlaşılabilir birer hadise haline getirir; olguların doğal karışıklığını bir sıraya koyar.
Kültürler arası farkları, belki en temel düzeyde dillerin kavramsal vurgularındaki farklarda görmek mümkün.
Dil'in sınıflandırma fonksiyonunun çeşitli toplumlarda nasıl değişiklik yaratacağını kolayca görebiliriz. Örneğin, Eskimoların kar ve soğuk ve bir dereceye kadar da denizle ilgili geniş bir sözcük dağarcığı mevcut; fakat kum için böyle bir imkânları yok. Bedevi Araplar'da ise çevrelerini saran kum için, önemli bir taşıt araçları olan deve için veya önemli bir besin maddeleri olan hurma için değişik eşanlamlı sözcükler mevcut. Her iki toplum da kendi çevresi için önemli olanları isimlendirmiş, yaşamı için en önemli olanları da daha derinliğine giderek işlemiş.
Bu örnekte dilin sınıflandırma fonksiyonu açık, fakat bu kadar açık olarak belirmediği durumlar da var. Yunanca'da kullanılan "filo-timo" kavramı için Batı Avrupa dillerinde bir karşılık yok. Bir nevi "kabadayı", "eli açık", "şerefli" karışımı bir kavram.
Değişik toplumlarda aynı nesnelerin değişik anlamları sınıflandırma işinin ne kadar tüm kültüre bağlı bir işlem olduğunu gösteriyor. Bizim için -ve başka birçok toplum için- "buğday" gıdanın ta kendisidir. Fakat Doğu asya için bu böyle değil. II. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'nin Doğu Asya'ya dağıttığı üretim fazlası buğday, Doğu Asya'nın birçok yerinde hiç başarılı bir şekilde dağıtılamamıştı. açlığına rağmen Doğu Asyalı gıda olarak önce "pirinç"i düşünüyordu. Ona göre buğday bizim gözümüzdeki keçiboynuzu gibi bir şeydi.
Gene Hindistan'da bir Hindu yanıbaşında duran ineği yemektense ölmeyi tercih eder. İnek "gıda" değildir. (...) Özetle, sınıflandırma, simgeler üzerine kurulu ve toplumdan topluma değişen bir işlemdir. Bunun ötesinde, belirli bir kültürün içinde her grubun kendine göre bir sınıflaması vardır.
Toplum içinde anlamlı simgelerin bütününe toplumun simgeler sistemi veya kültür adını veriyoruz.
Şerif Mardin, İdeoloji, Sayfa: 98 - 100, İletişim,
Mümin İnanır, 20 Mayıs 2007 tarihinde siteye ekledi.
Kitap Kurdu

Ali Türkan
orsan eylem dayatıyorum sayfaya: Sıçıp sıvamak bizim de hakkımız, söke söke alırız! Ben gelene kadar ortalık sakinleşir nasıl olsa. Ben de gaza gelip eyleme geçen militanlara bok atar, büyük yazar sınıfına girerim. Hadi arkadaşlar, zincirlerinizden başka kaybedecek şeyiniz yok! Haaaaayat deniiilen kavgaaaya çıktık! Çeeevik adııımlarla yüüürüyoruz. Yazar

Necdet Şen
Politik aidiyetini hipokrat yemininin önüne koyarak onarılamaz bir hukuk cinayetinin altına imzasını atan ama günün birinde kendi soyunun vicdanında mahkûm olan bir dedeye ilişkin ibret vesikası olarak internette duruyor. Necdet Şen
Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?
Arkadaşlar, Necdet Şen'in Star Gazetesindeki yazılarından tanıyorsanız, O'nu eksik tanıyorsunuz...
Mehmet Mehmet - Star'a veda
Siz ayrıldıktan sonra Star gazetesinin web sitesinden uçurulan yazılarınızı Derkenar'a almışsınız...
Firdevs Altun - Ceset Pornografisi
Nefret duygusunun bazıları için bir getirisi olmalı ki kaşıyıp duruyorlar. Haber bültenlerinin,...
Necmi Ziya - İnsan neden nefret eder?
Benim de yukarıdaki yorumları okuyunca dingilim kaydı. Çok şeker çocuklarsınız. Anneleriniz sizi...
Dumur Abi - 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü
Ekonomistlerin yıllardır haber verdiği bu süreci durdurmak için ABD elinden geleni yaptı. Enerji fiyatlarını yüksek tutarak, petrol bağımlısı Çin gibi güçlü ekonomilerin büyümesini yavaşlatmaya çalıştı. Bugün yaşanan kriz, bu çarelerin de işe yaramadığını gösteriyor.
Alper Uzun
İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor. Yazar
Kâmuran Kızlak
Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler. Yazar
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.