Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 

Elimi tut yeter

Akgün Akova


BEBEKLER, YETİŞKİNLERİN ANLAYACAĞI DİLİ BULANA KADAR ÇEŞİTLİ DİLLER KONUŞURLAR

Fırat'ın odasının duvarlarında, annesiyle benim, o doğmadan önce çekilmiş fotoğraflarımız var. Birini göstererek yakınıyor:

-Baba, beni niye çekmediniz? Size kızdım, benimle niye resim çekmediniz?

-O fotoğrafı çektirdiğimiz zaman sen yoktun, oğlum!

-Vardım, vardım!

-Yoktun oğlum! Sen daha doğmamıştın!

-Vardım yaaa! Siz beni Göremiyordunuz. Ben de oradaydım. İçinizden size bakıyordum.

* * *

Fırat'la dolaşırken, sonunda bir kardanadam bulduğumuzu söylemiştim. Oğluma onu tanıştırmak için, kardanadama: "Kardanadam, kardanadam! Sonunda seni bulduk. Senin adın ne bakayım?" diye sordum.

Tam sesimi kalınlaştırıp, kardanadam olarak (!) yanıt verecektim ki, Fırat elimi çekiştirerek, "Görmüyor musun baba?" dedi, "O üşüdüğü için buz olmuş. Ağzı donmuş. Seninle konuşamaz!"

O günden beri, Fırat günün birinde, "Baba zürafalar sırtlarını nasıl kaşırlar?" diye soracak ve ben bilemeyeceğim diye korkuyorum!

* * *

Fırat, 43 aylık: Çocuk tiyatrosundayız. Ne biçim çocuk tiyatrosuysa, çocuklarını getiren anne babaların sayısı, çocuklarınkinden fazla!

Oyunun kahramanları olan kral ve kraliçe konuşuyorlar. Kral bağırıyor:

- Bir yavrumuz olsaydı, ne kadar güzel olurdu. Bizden sonra ülkeyi o yönetirdi! Yüce Tanrım, neden çocuğumuz olmuyor bizim?

Fırat fısıltıyla bana soruyor:

- Baba, kralın pipisi yok mu?

Aptallaşan bende yanıt yok!

* * *

Üç buçuk yaşındaki Fırat, anaokulundan dönmüştü. Yüzünün sol yanında, lacivert boya kalemiyle yapılmış koca bir çizik.

"Kim çizdi yüzünü Fırat?" diye sordum. Pişmiş kelle gibi sırıtarak yanıtladı:

"Ben boyadım! Arkadaşlarım beni çirkin çirkin de görsünler diye!"

* * *

Fırat 46 aylık: Bir sabah, konuk olduğumuz evde kahvaltı ettikten sonra, çaylarımızı yudumluyoruz. Yemek masası toplanıyor. Fırat da emekleyerek masanın altında dolaşıyor. Birden bağırmaya başlıyor:

-Koşun, koşun! Karabiberler yerde geziyor! Karabiberler yerde geziyor!

Yanına gittiğimizde, bize ahşap taban döşemesindeki çatlağı gösteriyor. Çatlağın hemen yanına düşmüş olan reçel damlasının çevresinde yüzlerce küçük karınca hareket halinde, bir sürüsü de reçelden payını almak üzere delikten çıkmaya devam ediyor.

* * *

Akgün Akova, Elimi Tut Yeter, Çınar yayıncılık, sayfa: 153

 

Kitap Kurdu

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?


 Necdet Şen Star'da

Bir yiğit çıktı meydane

Ali Türkan

Gülümseyerek kadına bakıyordu. Bizimki de hemen cilve yapmaya, benimle konuşurken, adama "iş atmaya" başladı. Amca, yanımıza gelmek için yerinden kalkınca, izin alıp evin yolunu tuttum ben de. Kalktım ki, komşum da rahat rahat ekmek parasını kazansın. Kahve de pek işe yaramamıştı zaten. Uykusuzluktan geberiyordum. Gene de kulağıma tıkaçları takıp uzandım yatağıma. Kadının geçen gün öfkeli öfkeli salladığı o zıbık, yabana atılır şey değildi çünkü. Belli mi olur? Amcanın meşrebini bilmiyorum, olur da anıracağı tutarsa, bir de uykudan olmayalım hesabı. Yazar

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Nabız

Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.

Ata Soyer (Evrensel)

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°