Akgün Akova
BEBEKLER, YETİŞKİNLERİN ANLAYACAĞI DİLİ BULANA KADAR ÇEŞİTLİ DİLLER KONUŞURLAR
Fırat'ın odasının duvarlarında, annesiyle benim, o doğmadan önce çekilmiş fotoğraflarımız var. Birini göstererek yakınıyor:
-Baba, beni niye çekmediniz? Size kızdım, benimle niye resim çekmediniz?
-O fotoğrafı çektirdiğimiz zaman sen yoktun, oğlum!
-Vardım, vardım!
-Yoktun oğlum! Sen daha doğmamıştın!
-Vardım yaaa! Siz beni Göremiyordunuz. Ben de oradaydım. İçinizden size bakıyordum.
Fırat'la dolaşırken, sonunda bir kardanadam bulduğumuzu söylemiştim. Oğluma onu tanıştırmak için, kardanadama: "Kardanadam, kardanadam! Sonunda seni bulduk. Senin adın ne bakayım?" diye sordum.
Tam sesimi kalınlaştırıp, kardanadam olarak (!) yanıt verecektim ki, Fırat elimi çekiştirerek, "Görmüyor musun baba?" dedi, "O üşüdüğü için buz olmuş. Ağzı donmuş. Seninle konuşamaz!"
O günden beri, Fırat günün birinde, "Baba zürafalar sırtlarını nasıl kaşırlar?" diye soracak ve ben bilemeyeceğim diye korkuyorum!
Fırat, 43 aylık: Çocuk tiyatrosundayız. Ne biçim çocuk tiyatrosuysa, çocuklarını getiren anne babaların sayısı, çocuklarınkinden fazla!
Oyunun kahramanları olan kral ve kraliçe konuşuyorlar. Kral bağırıyor:
- Bir yavrumuz olsaydı, ne kadar güzel olurdu. Bizden sonra ülkeyi o yönetirdi! Yüce Tanrım, neden çocuğumuz olmuyor bizim?
Fırat fısıltıyla bana soruyor:
- Baba, kralın pipisi yok mu?
Aptallaşan bende yanıt yok!
Üç buçuk yaşındaki Fırat, anaokulundan dönmüştü. Yüzünün sol yanında, lacivert boya kalemiyle yapılmış koca bir çizik.
"Kim çizdi yüzünü Fırat?" diye sordum. Pişmiş kelle gibi sırıtarak yanıtladı:
"Ben boyadım! Arkadaşlarım beni çirkin çirkin de görsünler diye!"
Fırat 46 aylık: Bir sabah, konuk olduğumuz evde kahvaltı ettikten sonra, çaylarımızı yudumluyoruz. Yemek masası toplanıyor. Fırat da emekleyerek masanın altında dolaşıyor. Birden bağırmaya başlıyor:
-Koşun, koşun! Karabiberler yerde geziyor! Karabiberler yerde geziyor!
Yanına gittiğimizde, bize ahşap taban döşemesindeki çatlağı gösteriyor. Çatlağın hemen yanına düşmüş olan reçel damlasının çevresinde yüzlerce küçük karınca hareket halinde, bir sürüsü de reçelden payını almak üzere delikten çıkmaya devam ediyor.
Akgün Akova, Elimi Tut Yeter, Çınar yayıncılık, sayfa: 153
Kitap Kurdu
Senaryo: Ali Türkan
Ali Türkan
Ne meyhane, ne sosyal hayat, ne de manitalar umurumda. Günde iki defa da yürüyüşe çıktım mı, benden kralı yoktur yani. Basriye ortalıktan kayboldu; onu merak ediyorum. Aramaya çıkacağım şimdi. Sayfaya, "lezbiyenlik", Bruce Lee ve Muhammed Ali'yle ilgili üç şey yazıyorum. Devam
Şarta Bağlı Mutluluk
Necdet Şen
Mutsuz olmak için sürüsepet nedeni ve kıyamet kadar şartı şurtu var tanıdığım birçok insanın. Kimi "dincilerin" seçim kazanmasından, kimi göz kenarlarındaki kırışıklıklardan, kimi yalnızlıktan, kimi kilosundan, kimi Amerika'da değil de Türkiye'de doğmuş olmaktan şikâyetçi. Devam
Yalçın Şahin - Gazi'nin Topal Osman'la iş bağladığı ve kaplıcalarında şifayab olduğu rivayet olunan... Geberteceksin hepsini!
Web Gezgini - 19 Mayıs 1919'da 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun'a ayak basan... Geberteceksin hepsini!
Ahmet Faruk Yağcı - Ata'nın yakın çevresi ve liyakat üzerinde çok zamandır düşünürüm. Önceleri bu insanları... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Necdettin Yançizer - Az önce okuduğum bir haber aklıma yıllar önce seyrettiğim Jacob's Ladder... Akbaba'nın dördüncü günü
Filiz Sazak - Türkiye'de de özel dedektiflik kurumu usul usul yerleşiyor. İlk müşteriler... Özel Dedektif lâzım mı sevgili Urfalılar?
Ali Barutçu - Çok hayran kaldığım sözler. Bir öğretmenin eski bir gazete kâğıdından okumuştum bu... Eski bir tapınak yazıtı
Modern kaos tanımı, klâsik kaos tanımını reddeder. Eski tanımlama kargaşa, düzensizlik, başıbozukluk, biçimsizlik, insanların birbirini boğazlaması veya mahşer, kıyamet belirtisi ya da en uygun tabiriyle Babil Kulesi insanları; herkesin ayrı dilden konuştuğu, ayrı telden çaldığı karmakarışık bir dünyayı ima eder.
İnsan neden nefret eder?
Kâmuran Kızlak
Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler. Devam
© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir. »