Patronsuz Medya

 Google Web   Derkenar  

Üşümüş Kediler Zamanı

Ahmet Büke


Yine kendinden önce kokusu geldi.

Sıcak sacın üzerinde kıvranan mandalina kabuğu gibi arsız, kahve sinmiş bakkal amca elleri gibi hesapsız duruverdi karşımda.

Otuz kusur senedir yapıyor bunu bana ya yine de eskimedi heyecanım.

Tıp, tıp iki damla alnıma. Gözlük başa belâ işte, tozlu ayakkabılarıma baktım ben de.

Limon ağacının benzi uçtu. karıncalar tahta bavullarıyla Basmane'ye yollandılar. İpe dizilmiş biberleri içeriye kaldırdı teyzeler. Sıkılmış salça tepsileri hakeza, kalbimiz kadar temiz yaşmaklarla örtüldü de yağmur değmez pervazlara çekildi.

Kısa şortlu haylaz düşlerimi Sümerbank çizgili pijamalarla yatırır oldu annem. Güneş de arka taraftaki ayakçı meyhanesine daha erken kaçmaya başladı.

Çook alametler belirdi yani. Eli kulağında işte.

O bunu hep yapar zaten.

Kendimi bildim bileli aniden girer hayatıma. Işığın sürmesini elleriyle çekip uzun uzun yağar; "Geliyorum cancağızım."

Artık rakıyı buzla içemez olurum. Aklıma dedemin el örgüsü atkısı düşer. Yadigar Abinin yazlık sinemadaki son gülümsemesi gibidir bu hatırlama hissi. Bundandır bir tarafım gülerken diğer yarımın nar dalı gibi kızarması.

Sonra yakası kürklü kahverengi mantosu, kızıl saçları, saçlarında kestane yaprakları ve serin bedeniyle sokağın başından belirir. Kiremit rengi rujuyla hayatımın en çapkınıdır. Kalbim çarpar taka tuka.

Ah bu sonbahar, mevsimlerin Fahriye Ablası mıdır yoksa?

Zamanın ikindi vaktinde gelir de kırıtır serinliğiyle. Bazen de yazın en son öğleden sonrası gibi uzun uzun demlenir kapı önünde.

Neyse dedim ya ha vardı ha varacak. Yapraklara şimdiden düşen koyu gölgeden anlıyorum yakınlığını.

Ama bu sene Karataş'a, Zeki Müren Parkı'nın hemen üstüne taşınıyormuş. arap kızından duydum bu lakırdıyı günahı boynuna.

Cumbalı, dantelalı bir aşka teşne yani.

Gün aşırı yıkar saçlarını artık. Kordon güneşinin kırık dökükleri, bi de çarşıcı askerler nasiplensin diye. Hem çamaşırlarını asar hem de buzlu badem bacaklarını açar. Saçlarının düştüğü omuzlarından hiç bahsetmeyeyim zira yerin kulağı vardır. Sonra uğraş dur Eşrefpaşa takımıyla.

Vallahi bilmem artık. Bu sene kararlıyım. Kapısının dibinden ayrılmayacağım. Ya o beni atar evine, ya ben girerim bacadan ıslak bir kedi gibi.

Belki de bu en sonuncu bahardır da gözüm açık gider maazallah.

* * *

Ahmet Büke, İzmir Postasının Adamları, Kanat Kitap, 2004

 

 

Kitap Kurdu

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?

Sabaha karşı mektupları

Ali Türkan

Onurlu olmak da, en başta, insanlardan bir şey istememek, istesen bile aynı yu iki kere sormamak demek benim için. Çocuklarıma da bunları öğretiyor, böylece onlara yapılabilecek en büyük kötülüklerden birini yapıyorum. On yıl sonrasının dünyasında, yalnız kalmalarını programlıyorum şimdiden. Bu öyle bir yük ki, kalkamıyorum bazen altından Bu yüzden de dünyayı değiştirmek istiyorum.. Yazar

Son Yorumlar

Erdal Kara, Dülger Balığının Ölümü için dedi ki: Sait Faik'in insani duyarliligi benimkinin bin kati. Zekasi da eminim oyleydi. E peki hani insan... (Devam)

Süleyman Efendi, Batıyoruz efendiler! için dedi ki: Bu tür mecraların en büyük ve en güzel özelliği kendini istediğin gibi pişirip istediğin gibi... (Devam)

Hasan Saka, Sokak hayvanları için dedi ki: Sokak hayvanları sağlığımız için tehlike yaratıyor. İtlâf edilsinler diyemeyeceğim ama hiç değilse... (Devam)

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

'Mahalle baskısı'na karşı 'meyhane baskısı' çözüm mü?

Acaba Reha Muhtar Anadolu yakasındaki meyhanelere Avrupa yakasından bakıp laiklik denetimi yapmadan önce program yaptığı televizyon kanalının Amerikalı yöneticisine "Yoksa sen şeriatçı mısın" diye sordu mu hiç?

Mehmet Barlas (Sabah)

 
eXTReMe Tracker

© 2000-2008 Derkenar.com ~ Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar iznimiz olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.