Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 

Bir tartışma daha

Charles Bukowski


Rilke, dedi, Rilke'yi
sevmiyor musun?

hayır, dedim, sıkıyor beni,
şairler beni sıkar, boktur hepsi,
salyangoz, ucuz bir rüzgâra
kapılmış toz parçacıkları.

Lorca, dedi, ya Lorca?

iyi olduğunda çok iyiydi. şarkı
söylemesini biliyordu, ama senin
onu sevmenin tek nedeni
öldürülmüş olması.

Shelley, öyleyse, dedi, Shelley'ye ne diyorsun?

kayıktan düşüp boğulmamış mıydı?

şu aşıklar o zaman? adlarını unuttum...
şu iki Fransız, biri diğerini
öldürdü.

harika, şimdi de
Oscar Wilde'dan söz et bana.

muhteşem bir adam, dedi.

zekiydi, dedim, ama sen bütün bunlara
yanlış nedenlerden ötürü inanıyorsun.

Van Gogh, öyleyse, dedi.

Çişte, dedim, yine başladın.

ne demek istiyorsun?

demek istediğim şu ki, zamanının
ressamlarıyla aynı kanıdayım:
vasat bir ressamdı.

sen nereden biliyorsun?

biliyorum çünkü tablolarını görebilmek
için on dolar giriş ücreti ödedim.
ilginç olduğunu gördüm.
şerefli, ama muhteşem değil.

bu insanlar hakkında
bütün bunları nasıl söyleyebiliyorsun?

seninle aynı kanıda olmak zorunda mıyım?

açlıktan ölmek üzeresin
ama lanet bir ermiş gibi konuşuyorsun!

senin bütÜn kahramanların
açlık çekmedi mi?

ama bu farklı; sen benim sevdiğim
her şeyden nefret ediyorsun.

hayır, dedim, sadece senin onları
seviş biçimden hoşlanmıyorum,

ben gidiyorum, dedi,

sana yalan da söyleyebilirdim, dedim, çoğu
insan söyler.

erkeklerin bana yalan söylediklerini mi
ima ediyorsun?

evet, kutsal olduğunu sandığın
şeye sahip olmak için.

kutsal değil mi yoksa?

bilmiyorum. ama bu uğurda,
yalan söylemeyeceğim.

cehenneme kadar yolun var öyleyse, dedi.

iyi geceler, dedim.

gerçekten çarptı kapıyı.

kalkıp radyoyu açtım.

piyanistin teki Grieg'in artık kabak tadı veren
eserini çalıyordu. Hiç bir şey değişmiyordu. Hiç bir şey
asla değişmiyordu.
hiç bir şey.

* * *

Charles Bukowski, Bir tek ben miyim böyle yaşayan? Çeviri: Avi Pardo, Parantez Yayınevi

 

Kitap Kurdu

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?


 Necdet Şen Star'da

Senaryo: Ali Türkan

Ali Türkan

Ne meyhane, ne sosyal hayat, ne de manitalar umurumda. Günde iki defa da yürüyüşe çıktım mı, benden kralı yoktur yani. Basriye ortalıktan kayboldu; onu merak ediyorum. Aramaya çıkacağım şimdi. Sayfaya, "lezbiyenlik", Bruce Lee ve Muhammed Ali'yle ilgili üç şey yazıyorum. Öööle durup dururken esti bu konular. Özel bir nedeni yok yani. Bitince yollarım. İyi geceler. İyi çalışmalar. Yazar

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Nabız

Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.

Ata Soyer (Evrensel)

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°