Patronsuz Medya

Toza Sor

  John Fante

John Fante, Toza Sor, Onuncu Bölüm (Sayfa:72-73-74)
Çeviren Avi Pardo,
Parantez Yayınları
Gönderen: Tenzile Kaya


Telgrafla yolladım, gururla izledim telgraf memurunun şiirimi okuyuşunu, Camilla'ya şiirim, Arturo'dan Camilla'ya bir damla ölümsüzlük. Memura telgraf ücretini ödeyip karanlık kapı eşiğime döndüm, haberci çocuğu beklemeye başladım.

Aynı oğlan bu kez bisikletle geldi. Telgrafı Camilla'ya verişini izledim, Camilla'nın telgrafı okuyuşunu, omuz silkip telgrafı parça parça edişini, parçaların uçuşarak yerdeki talaşa karışışını izledim. Ernest Dowson'un şiiri bile onu etkilememişti, Dowson bile.

Canın cehenneme öyleyse Camilla! Seni unutabilirim. Param var. Sokaklar senin bana veremeyeceğin şeylerle dolu. Main sokağı ile Beşinci caddeye öyleyse, uzun loş barlara, King Edward'ın mahzenine ve orda gülümsemesi hastalıklı sarışın bir kız, adı Jean, ince veremli gibi, ama katı da, parama aç, ağzı dudaklarımda, elleri pantolonumda, o hastalıklı güzel gözler atmaca gibi bakıyor her dolara.

Demek adın Jean, dedim. Ne kadar güzel bir ad. Çok güzel. Dans edelim, Jean. Dönelim, bilmiyorsun elbette ama bir kaçıkla dans etmektesin mavi tuvaletli afet, toplum dışı bir serseri ile, ne balık, ne de kuş. Ve içtik ve dans ettik ve tekrar içtik. İyi çocuk şu Bandini, patronunu çağırdı Jean. Bu Bay Bandini. Bu da Bay Schwartz. Güzel, el sıkışalım. Çok hoş bir mekânın var Schwartz, kızlar da öyle.

Bir içki, ikinci içki, üçüncü içki. Ne içiyorsun sen Jean? Tadına baktım, kahverengimsi bir sıvı, viski olmalı, nasıl da buruşturmuştu yüzünü içerken. Viski değildi ama, çaydı, bardağı kırk sent Jean, seni küçük yalancı seni, büyük bir yazarı kazıklamaya çalışıyorsun demek. Beni kazıklama Jean. Bana yapma bunu, insanla hayvan arasında fark gözetmeyen Bandini'ye yapma.

Al öyleyse, beş dolar, sakla, ama içme Jean, öylece otur ve gözlerimin yüzünü taramasına izin ver çünkü saçın siyah değil sarı, ona benzemiyorsun, hastasın ve Teksas'da bakmak zorunda olduğun bir annen var ve fazla para kazanmıyorsun, içki başına yirmi sent sadece. Arturo'dan topu topu on dolar kazandın bu gece, zavallı küçük kız, bir bebeğin tatlı bakışlarına ve bir hırsızın ruhuna sahip zavallı küçük kız. Denizcilere git tatlım. Onların on doları olmayabilir ama bende olmayan bir şeye sahipler, bende olmayan, Bandini'de, o ki ne kuş ne de balık, iyi geceler Jean, iyi geceler.

Ve oradan başka bir bara, bir başka kıza. Ah, ne kadar tatlıydı, ta Minesota'dan gelmişti, üstelik seçkin bir aileden. Hiç şüphem yok güzelim. Şu seçkin aileni anlat yorgun kulaklarıma. Bir sürü araziniz vardı, derken ekonomik buhran geldi çattı. Ne kadar trajik. Şimdi beşinci caddedeki bu batakhanede çalışıyorsun ve adın Evelyn, zavallı Evelyn, ailen de burada öyle mi ve çok şeker bir kızkardeşin var demek? Buradaki sürtüklere hiç benzemiyor, iyi bir kız ve onunla tanışmak isteyip istemediğimi soruyorsun. Neden olmasın?

Getirdi kız kardeşini. Kolundan tuttuğu gibi iğrenç denizcilerin yanından çekti, masama getirdi. Merhaba Vivian, bu Arturo, merhaba Arturo, bu Vivian. İyi de ağzına ne oldu Vivian, kim çizdi ağzını bıçakla? Ve gözlerin neden kan çanağı ve o tatlı nefesin neden lâğım çukuru gibi kokuyor. Zavallı kızlar, o görkemli Minesota'dan buraya düşmüşsünüz. Yo, hayır, İsveçli değiller. Birkaç kuşak Amerika'lılar. Şüpheniz olmasın.

Sana bir şey söyleyeyim mi? -Evelyn konuşuyor- Zavallı Vivian altı aydır burada çalışıyor ve bu orospu evlâtlarının biri çıkıp da bir şişe şampanya açmadı şu kıza ve ben, Bandini, ne kadar cömert görünüyordum ve Vivian'a yazık değil miydi, onun şerefine bir şişe şampanya açtırmaz mıydım? Zavallı Vivian'cık, Minesota'nın temiz barlarından buraya, İsveçli de değil ve birkaç erkeği hesaba katmazsak bakire. Böyle bir ilk olma teklifini kim geri çevirebilir? Şampanya öyleyse, şişesi sadece sekiz dolar, hepimiz içelim, şampanya burada ne kadar ucuz değil mi, Duluth'da on iki dolardı.

Ah, Evelyn ve Vivian, ikinizi de seviyorum, hüzün verici hayatlarınız için seviyorum sizi, sabaha karşı eve dönüşünüzdeki anlamsız sefalet için seviyorum. Siz de yalnızsınız, ama Arturo Bandini gibi değilsiniz, ne balık ne de kuş. İşte şampanyanız, çünkü ikinizi de seviyorum, seni de Vivian, ağzın tırnaklarla kazınmış gibi görünse, yaşlı çocuk gözlerin kanla yazılmış çılgın sonelerde yüzse de.

Yorumlar

Evet… Bazen hayattan korkan erkeklerin sığınağı, bazen zengin erkeklerin iktidar kalesi bazı zalimlerin intikam arenası ve erkek tarafından mutlak kazanılan adaletsiz bir zafer otağı… Baze de hayattan korkan erkeklerin sığınağı, bazen şefkat ve acınası hallerin paramparça duyguların kangrene dönüşü ve gerçek insana dönüş hali… Bazen gerçek baba gerçek ağabey ve delice seven ruhların kıyamet yeri, ve ruhu olanlar için hayatın adaletsizliğiyle yüzleşme platformu bunlar erkek halleri kadının alemi ise uzun bir yazı dizisi kimbilir!

Tülay - 27 Ekim 2007 (13:58)

diYorum

Etiketler

Aile AKP Ali Türkan Amerika Araba Aydın Beslenme Bilim Cem Karaca Cehalet CHP Cinsellik Çevre Çizgi Roman Çocuk Demokrasi Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekonomi Erkek Fanatizm Felsefe Feminizm Gençlik Hayat Hayvanlar Hızlı Gazeteci Hoyratlık Hukuk İnternet İslâm Kadın Kapitalizm Kariyer Kedi Kemalizm Kent Kitap Kişilik Komplo Konut Kültür Kürtler Mavra Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mizah Modernite Müzik Necdet Şen Nefret Nereye Nostalji Pazarlama Polemik Portreler Psikoloji Reklam Safsata Sağlık Sanat Savaş Sevgi Seyahat Sinema Siyaset Spor Şiir Tarih Teknoloji Telefon Televizyon Terör Toplum Tutunamayanlar Vicdan Yazmak Yalnızlık Yaşlılık Yergi Yoksulluk

Derkenar'da     Google'da  

157