İnternettin Abi ~ 17 Mart 2002
Hep yazıyorum, >>>>>>>>> anlayan anlıyor, >>>>>>>>> kimileri de >>>>>>>>> bu fakiri disiplin meraklısı >>>>>>>>> bir Türkçe öğretmeni gibi görüyor. Siteyi deliler gibi okuyan birçok kişi >>>>>>>>> fırça yerim korkusuyla e posta göndermekten çekiniyor. Kırk yılda bir gönderenler de >>>>>>>>> çoğunlukla ipe sapa gelmez komplo teorileri, geze geze cılkı çıkmış şavalak espriler, >>>>>>>>>>>> hayatı birkaç cümleye indirgeyen "bilge sözler" falan gönderiyor.
Peki, gönderin, >>>>>>>>>>>> ama hiç olmazsa şunun >>>>>>>>>>>>> tırnaklarını silseniz de, okunacak şeyi kolayca bulsak, dii mi?
Bu e-posta konusunu >>>>>>>>> tek ciddiye alan ben değilim sanıyorum. Belki vardır başka titiz insanlar. Şimdilik karşıma çıkmadılar.
Bu >>>>>>>>> mevzuyu >>>>>>> neden önemsiyorum?
Şunun için: Birincisi, o tarz >>>>>>>>> tırnaklara >>>>>>>>> boğulmuş >>>>>>> e-postaları >>>>>>>>> gönderen kişinin >>>>>>>>> bana >>>>>>>>> ve başkalarına >>>>>>>>> saygısı olmadığı duygusuna kapılıyorum ve >>>>>>>>> mektubunu yanıtlayasım gelmiyor.
Bir de, eğer o mektupta yayınlanacak bir şeyler varsa, o tırnakları >>>>>>>>> ayıklayana kadar >>>>>>>>> göbeğim çatlıyor. Bir kez daha karşımdaki kişinin >>>>>>>>> çevresine karşı saygısız olduğunu düşünüp ayıplıyorum.
Bir de eğer yazı güzelse, yayınlayamadığım için hayıflanıyorum.
Biliyorum, ben bunları yazınca bazılarınız sinirleniyor, güceniyor. Onlara diyecek sözüm yok. Bildikleri gibi yapsınlar. Ama interneti gönül eğlencesi, muhatabının bilgisayarını da çöplük gibi algılamayan, dostlarının hayatını zorlaştırmama konusunda özenli davranan insanlara e-postalarını ilettiklerinde ya da yanıtladıklarında o çirkin tırnakların oluşmaması için ne yapmaları gerektiğini anlatayım istedim.
Lesson one: Send without TIRNACK
Hazır mıyız? Güzel. İzleyeceğiniz sıra şu:
Outlook Ekspres açık mı? Tamam. Tepedeki menüden Araçlar (Tools) kısmını tıkla. En altta Seçenekler (Options) var, sonra orayı tıkla.
Okey mi? Karşına çıkan menüde Gönder (Send) şıkkını tıkla.
Yes mi? Şimdi de orada, altta, Posta Gönderme Biçimi ve Haber Gönderme Biçimi diye yerler göreceksin (bunun İngilizcesi nasıl bilmiyorum; o dili bilmediğimden değil, Microsoft'çular onu nasıl Türkçeleştirdi, kestiremediğimden).
Orayı düzenlemek için hemen yanındaki Html ayarları ya da Düz Metin ayarları seçeneklerinden birini seç.
Bu seçime göre iletilerin ya web sayfası gibi gider, içine resim falan koyabilirsin; ama o zaman yavaş gider yavaş gelir ve bellekte çok yer kaplar; ya da düz metin olarak gelir gider ve bellek meşgul etmez, seri davranır.
Evet, şimdi hangi ayarı seçtiyen (html ya da düz metin) onun yanındaki ayarların butonlarını sırayla tıklayıp, karşına çıkan iletişim kutucuğundaki MIME İleti biçimi / Metni kodlama şekli / YOK seçeneklerini işaretle. Alttaki yanıtlama aşamasında iletiyi girintile şıkkının yanındaki kutucukta okey işareti varsa kaldır.
Artık yanıtların ve ilettiğin mesajlar tırnaklanmadan gidecek.
Bişii diil.
Tırnaksız mailler dilerim.
İnternettin Abi başka neler yazdı?

Ali Türkan
Hayal kırıklığına uğrayanlar. Hani o nefis Küba şarkısındaki gibi, "yirmi kere hayal kırıklığına uğradıysan, yirmi birincinin hakkından da gelebilirsin" diyenler. Tüh! Zincirleme gitmişim ve tek sigaram kalmış. Bu mevzuyu, başka zaman yazarım artık. Şu sonuncusu da, yazı bittikten sonra içilen cigara olsun bari. Nasıldım hayatım? Berlin Damımıza damımıza kar yağdı Yazar
devrim, Günümüzün Nevrotik İnsanı için dedi ki: Bahsedilen belirtilerden birini bile gösteriyorsanız kendi iyiliğiniz için hemen doktora gidin... (Devam)
Cavit Olgun, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Yaziniz için sagolun, ama ben onyillar oldu, cumhuriyet gazetesi denince tapu daireleri ve karakol... (Devam)
Cüneyt Uzunlar, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Sanırım 1986 idi. Cumhuriyet'i, evet, bir kimlik gibi kıç cebimizde taşıyorduk. İstanbul... (Devam)
'Yaratılış'ın ani mi, yoksa evrimle mi olduğu konusu insan oğlu-kızı olarak meçhulümüz. Elimizde teoloji ve teoriler var. Teoriye inanan o zatın dogmatikliği ile teolojiye inananın dogmatikliği arasında bir fark yok.
Necdettin Efendi
Mütemadiyen kınayan, hakir gören, elinde balta, "berbat" avına çıkan, linç eden yazılar yazmakta kararlıysan, bir daha düşün. Hatta git biraz dolaş, martılara, bulutlara, denizin ve gökyüzünün sonsuzluğuna dal, senin müzmin gerginliğinin ve hep olumsuz ayrıntılara odaklanıyor oluşunun kaç kişinin neresinde olacağına dair derin tefekküre dal, sonra eve dön, yazdıklarını bir de o gözle oku; bakalım nasıl bulacaksın. Dilin Kemiği
Seyit Balkuv
"Erdemli insan" olmak için mutlaka kötülüklerle, adaletsizliklerle mücadele etmek mi gerekiyor? Sadece "iyi insan" olarak yaşamaya çalışmak yeterli değil midir? Haksızlıklar, adaletsizliklerle dolu bu dünyada, hangi çabalarımızın "daha iyi bir dünya" için bir katma değeri vardır? Yoksa bu çabalar bizi asabi ve gergin biri yapmaktan başka bir işe yaramaz mı? Yazar
Necdet Şen
Öyle bir ağız dalaşı ki, bunu "kim haklı?" diye izleyenlerin eline geçecek tek şey, ancak kafa karışıklığı ve utanma hissi olabilir. Belki bir de "ben bu kadar lâubaliliğe müstehak mıyım?" sorusu. Şahsen ben kendimi buna müstehak görmüyorum. Ülkemi de. Dilin Kemiği
Seyit Balkuv
Kendimizi çok da bilgili olmadığımız bir konuda atıp tutarken veya uyduruk bir toplantıya çağrılmadık diye tansiyon hapları yutarken buluyorsak veya bir gün haksızlıklar karşısında kükrerken ertesi gün haksızlığa sebep olan gücün yanında süt dökmüş kediye dönüyorsak, birey olarak kendi değerimizin tescili ile ilgili bir takıntı sorunu yaşıyor olabilir miyiz? Yazar
© 2000-2008 Derkenar.com ~ Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar iznimiz olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.