6 Eylül 2008 Cumartesi
İnternettin Abi - 26 Ekim 2004
"Spam bir nezaketsizliktir." (Nasreddin Hoca)
"Dostlarının adreslerini ortalığa saçıp kurda kuşa yem edenler bizden değildir." (Dalai Lama)
"Onlar ki yüksek megabaytlı e postalarla elâlemi rahatsız ederler, tövbeleri kabul olunmayacaktır. " (Zekeriya Beyaz)
* * *
Diyorum ki, nezaket sadece kadehi iki parmağınla bıçağı da sağ elinle tutmak değil ve nezaketsizlik sadece sokakta yanınızdan geçene küt diye omuz vurup kaldırımdan aşağı atmak ya da alt kattaki komşunun yeni yıkanmış patiska çarşaflarının üstüne kilim silkelemek değil. Zaman değişti, artık internet denen sosyal ortamda bol bol yapılan bir başka nezaketsizlik var ki, o da adres defterindeki herkese, bir seferde, yüzlerce hatta bazen binlerce kilobaytlık dosyalar taşıyan gereksiz e postalar göndermek.
Üstelik bunu yapanlar, öyle ıvır zıvır tipler olsa canım yanmayacak. Kendi posta kutuma gelen bu tarz mesajlara baktığımda çoğunluğunun üniversite mezunu, iş güç kariyer sahibi, kültürlü, aklı başında, Radikal, Cumhuriyet, Newsweek falan okuyan kimseler olduğunu görüyorum. İnanmayacaksınız ama aralarında bilgisayar programcıları, psikiyatrlar, yazarlar, internet guruları falan bile var.
Ve ben bunu hiç anlayamıyorum.
Belli ki bu muhterem alîcenap insanların çalıştıkları şirketlerde pahalı sunucular, KABLO ya da ADSL bağlantılar falan var, hepsinin tuzu kuru. Ve hız ve özensizlik yükselen değer. Bu binlerce kilobaytlık şeyleri zırt diye gönderiveriyor ve kendilerine gelenleri de zırt diye indiriveriyorlar.
Zahmeti de yok, ne eline dolma kalemin mürekkebi bulaşır ne de kâğıtla zarfla pulla zaman kaybedersin. "Gönder" tuşuna bastın mı mesaj yoldadır, gider herkese. Yüzlerce kişi aynı anda bu devasa dosyayı indirmek için ıkınır durur.
Peki kardeşim, hiç mi düşünemiyorsun internete 56k modem ile bağlanan, hem de bozuk hatlar yüzünden çok düşük bir hızda bağlanan, birkaç kilobaytlık e postaları bile zar zor indirebilen insanların var olabileceğini? Neden bir vesileyle adres defterine girmiş bir sürü tanımadığın, görüşmediğin, hal hatır sormadığın insanı her vesileyle bu ağır, gereksiz, hayatı felç eden e postalarla taciz ediyorsun?
Nedir bu şımarıkça tavır?
Yoksa kendinden başka hiç kimseyi düşünmeyen duyarsız bencilin teki misin?
Amacın kendini unutturmamak ise, halimi hatırımızı soran özel bir e posta mesajı at, memnun olalım, hayırla yadedelim seni. Ama tek bir tuşla hepimizi çöpe boğarken bunun bizde uyandıracağı öfke duygusunu aklına getiremeyecek kadar kalın kafalıysan, unutulmak senin için daha da hayırlı olabilir. Unuttur kendini.
Sözüm bunu uyarıldığı halde tekrar tekrar yapan internet magandalarına tabii ki. Geriye kalan herkesi tenzih ediyorum.
İnternetteki geçmişi benimkinden çok daha eskilere dayanan, üstelik de günü bilgisayar başında sörf yaparak, program yazarak ya da ne halt ise, bir şeylerle ilgilenerek geçen bu tarz insanların şu son dört yılda yaptığım onca uyarıya zılgıta fırçaya rağmen (hâlâ) hoşuma gideceğini zannederek, boyutu neredeyse megabayt sınırına dayanan (hatta geçen) salak fotograflar, power point sunumları, karikatürler, tırnaktan okunamayan bayat fıkralar ve "yurdum insanı" diye başlayan sığ yorumlar göndermelerinden gına geldiğini başka nasıl anlatmalıyım?
Dediğim gibi, sözüm bu tarz lâftan anlamaz insanlara. Onlara yollamak için bir standart metin hazırladım, ama her seferinde adres defterimde bile olmayan yeni bir hıyarın sanal tacizine uğradığım ve günümün önemli bir bölümünü bu çöplerle uğraşarak geçirdiğim için, bu mesajı görünür bir yere koymayı ve ille de bir şeyler forward (yallah tazyik) edeceklerse son bir kez olsun bunu da etmelerini rica etmeye karar verdim.
Yazı şudur, isteyen istediği yere gönderebilir:
Merhaba.
Bu bilgilendirme metni e posta programım tarafından otomatik olarak gönderiliyor. Altta kısaca değindiğim hususlardan biri ya da birkaçı bu mesajın size gönderilme nedeni olabilir.
E posta iletişimimizin sorunsuz devam edebilmesi için, sizden bazı ricalarım var:
* İnternete (2004 yılı itibariyle) modemle bağlanıyorum ve (bulunduğum bölgenin telefon hatları eski olduğu için) bağlantı hızım çok düşük. Son aylarda e posta almak ve göndermek sinir yıpratıcı bir zorunluluğa dönüşmüş durumda.
* Bu nedenle, mesajlarınızın mümkün olduğu kadar UFAK kilobaytlı olmasına özen gösteriniz ve eklediğiniz resim ve dosyaları boyutlarına bakmadan göndermeyiniz. Boyutu 50k'dan fazla olan her mesaj bundan sonra sunucuda bloke edilecektir.
* Eğer gönderdiğiniz mesaj SPAM değilse, Derkenar'a ya da bana özel bir ileti ise, lütfen aynı mesajı daha UFAK bir boyuta (1k ilâ 50k arası) indirgeyerek yeniden gönderiniz.
* Yazı ve resimleri e postaya eklenmiş ayrı bir dosyada değil, bizzat e postanın içinde (görünür halde) gönderiniz. İliştirilmiş dosyası bulunan iletileri (güvenlik nedeniyle) bilgisayarıma indirmiyorum.
* E posta gönderir ya da yanıtlarken iletinin "Konu" kısmına tek kelimelik de olsa bir şeyler yazınız. Bu, hem mesajınızın gideceği yere kazasız belâsız ulaşması açısından (mesajınız SPAM filtrelerine takılabilir), hem de muhatabımıza değer verdiğimizin minik bir göstergesi olarak işe yarar.
* Birine web sayfası göndermenin az-çok riski var; o sayfanın kaynak kodlarında bizim göremediğimiz kötü amaçlı bir kod (hijacker, adware, trojan, virüs, worm) bulunuyor olabilir. İlginizi çeken ve benim de okumamı istediğiniz web sayfalarının kendisini değil de adres çubuğundaki adresi (kopyalayıp yapıştırarak) gönderirseniz daha makul hem de sizin için zahmetsiz olur.
* Forward ettiğiniz e postalardaki tırnaklar, okumayı güçleştiren ve muhatabınıza saygı duymadığınız izlenmini veren çirkin şeylerdir. E postaları iletirken içindeki tırnakları (bir zahmet) temizleyiniz.
* Birilerine topluca e posta yolladığınızda ya da bir şeyleri forward ettiğinizde (ki bunu yapmamak en iyisidir) adresleri BCC (gizli) kısmına yazınız. Hatta mümkünse adres defterinizi düzene sokunuz, adresler "ahmetbey@abcde.com" olarak değil de "Ahmet Bey" olarak görünsün. Aksi takdirde, bu adresleri internetten adres toplayan ve bunu ticarî kuruluşlara topluca satan SPAM mafyasına ellerinizle hediye etmiş olursunuz. Birçok kişi sizin bu dikkatsizliğinizin tatsız sonucuna katlanmak zorunda kalır.
* Eğer bir tanıdığınıza (veya adres defterindeki tüm adreslere) illâ ki yüksek kilobaytlı bir dosya veya resim, animasyon vesaire gönderecekseniz, onların bunu daha önce de görmüş, hatta belki defalarca görmüş olabileceğini, ya da bu büyük boyutlu mesajın ona ıvır-zıvır olarak görünebileceğini de hesaba katıp, mümkünse göndermeden önce böyle bir şey isteyip istemediğini sorunuz. Kaybettirdiği vakit de bu hızlı iletişim ortamında olsa olsa yarım gündür. Bir iletiyi yarım gün gecikmeli göndermek, adresinizin bloke edilmesinden daha iyidir.
* İnternetteki veri akışının yaklaşık üçte ikisi, eğlence olsun diye oradan oraya gönderilen gereksiz e postalardan oluşuyor. Lütfen, olur olmaz şeyleri (en azından bana) forward etmeyiniz.
* Bunlara dikkat etmeyecekseniz ya da eğer gönderdiğiniz şey benim tarafımdan talep edilmemiş reklam/tanıtım amaçlı bir e posta ise, hiç olmazsa benim adresimi listenizden siliniz.
* Son olarak, size böyle bir rica metni gönderdim diye alınmayınız, "ben de seni adam sanmıştım" gibi çocuksu tepkiler vermeyiniz, durup düşününüz. Bu konudaki hassasiyetimin nedenlerini daha ayrıntılı bilmek ve faydalı bir şeyler öğrenmek için, Patronsuz Medya - Derkenar web dergisindeki İnternet bölümünü ziyaret ediniz.
Unutmayın, yüksek kilobaytlı istenmeyen e postalar göndermek, ders kitaplarında ve ana-baba öğütlerinde henüz yerini almamış bir nezaketsizlik türüdür. "İşlerim çok yoğun, zamanım az" gibi mazeretler bu kabalığı haklı kılmaz. İletişimi zahmete dönüştürmeden kurmanın çok güzel bir şey olduğu fikrinde sanırım hepimiz birleşiriz. Bu güzel dileği sözde bırakmayıp hayata geçiriniz.
Yukarıdaki önerileri DOST tavsiyesi olarak algılamanızı ve bu mesajın bende sıkıntı yaratan her e postaya (kişi ayrımı gözetmeksizin) gönderildiğini bir kez daha anımsatır, mutlu günler dilerim.
Abarttığımı düşünüyorsunuz değil mi?
Pekalâ. Önce ekteki şu iki habere bir göz atın, daha sonra konuşalım.
Aldığımız e postaların yüzde 66'sı spam
Günde yüzlerce spam e-mail, e-posta kutularınızı kullanılmaz hale getirirerek, internet kullanıcılarının kâbusu olmayı sürdürüyor. Son bir yılda spam e-mail'lerin oranının yüzde 54'ten yüzde 66'ya ulaştığını ortaya çıkardı. (...)
İşte Symantec'in araştırmasının çarpıcı sonuçları.
E Posta kutumuza istemeden gelen spam e-mailler her geçen gün artıyor. 2003 yılının nisan ayında toplam e-mail'lerin yüzde 46'sını oluşturan spam'lerin oranı eylül 2004'te yüzde 66'ya yükseldi. Norton'un üreticisi Symantec tarafından dünya genelinde yapılan spam araştırması, sürekli artış halindeki spam'lerin önlem alınmadığı takdirde uzak olmayan bir gelecekte e-postaları kullanılmaz hale getirme riskine dikkat çekiyor. (...)
(Netkomi, 11 Ekim 2004)
E-mail trafiği sistemleri yoruyor
Ofislerde çalışanların birbirlerine gönderdiği fıkra, komik fotoğraf, karikatür vs. bulunan e-mail'lerin sistemlerde giderek daha fazla yer kapladığı ve bunun veri depolama maliyetini artırdığı bildirildi. Hitachi araştırma şirketinin verilerine göre şirketlerdeki teknik sistem yöneticileri e-mail salgınının neden olduğu maliyet artışından şikayet ediyor.
Dünya genelinde her gün 30 milyar e-mail'in gönderildiğini tahmin eden uzmanlar, bu mesajların önemli bir bölümünü oluşturan "popüler e-mail'lerin" ciddi bir problem haline gelmeye başladığını söylüyor.
Çalışanların ofis dedikoduları ya da komik buldukları bir resmi diğerlerine göndermeleri e-mail'lerin saklandığı sistemlerde yer sorununa neden oluyor. Her 10 sistem yöneticisinden biri, e-mail'leri saklamanın, şirketin genel veri saklama maliyetlerini yüzde 40 artırdığını söylüyor.
E-mail'ler günümüzde iş hayatının çok önemli bir parçasını oluşturuyor. Çalışanlar artık telefon etmek yerine e-mail göndermeyi tercih ediyor. Günlük veri trafiğinin büyük bir bölümünü oluşturan e-mail'lerin belli bir süre saklanması gerekliliği sistemlerde çok geniş yer kaplıyor.
Hitachi'nin dünya genelinde görüştüğü 630 sistem yöneticisi, günlük e-mail yoğunluğunun depolama sisteminin yüzde 20'sini kapladığını belirtiyor.
Dünya üzerinde her gün gönderilen e-mail sayısının 2005'te 35 milyarı bulacağı tahmin ediliyor.
( Hürriyetim, 10 Aralık 2003)
Konuyu abartmıyormuşum değil mi?
Efendim? Duyamadım.
Evet. Abartmıyormuşum. Maalesef, haklıymışım.
O nedenle, bu tarz nezaketsizlikleri yapmayanları tekrar tenzih ederek bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Sayın spam canavarları, lütfen ismimi cismimi her şeyimi adres defterinizden eksiltiniz. Bana yapabileceğiniz en büyük şirinlik budur.
Durup durup böyle sert yazılar yazmak sanmayın ki hoşuma gidiyor. Ama son zamanlarda yine dellenmeme neden olacak kadar bu tarz çöp maile maruz kaldım. Hani bunu yapanların kulunuzu internetten soğutmak için uluslar arası komplo kurmuş habis kişiler ya da kötü uzaylılar falan olduğunu bilsem gam yemez, kanımın son damlasına kadar mücadele ederdim. Ne var ki bu tarz e postalar genellikle beni sevdiğini zannettiğim insanlardan geliyor ve onlara yukarıdaki uyarı metnini göndermek içimi acıtıyor.
İnternettin Abi

Ali Türkan
Dinlediği müziktir, kitap onun okuduğu kitaptır, yemek onun yediği gibi yenmelidir ve kadınlar (veya erkekler) onun beğendiği gibi giyinmeli, öyle konuşmalı, öyle yaşamalıdır. Tüm bu keskin çizgilerin arasına, bir de devlete bağımlılığını koyunca, aklıma gelen ideolojik tanımlama, İtalya'nın verimli topraklarının oralarda bir yerlere denk düşüyor, ama gene de birilerine o sözcükle hitap etmeyi tercih etmiyorum. Rica ederim, ne aydını? Onlar, bir diktatörün, "n'apiim ben öyle aydını?" sorusunun, o diktatör tarafından bir şey yapılmış yanıtıdır yalnızca. Yazar
Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi
Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi
Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?
Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı
Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup
Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan
Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.
Vahap Demir
Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir. Yazar
Ali Sedat Çetinkoz
Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK. Yazar
Murat Örem
Türkiye 30 Temmuz'da işi gücü bırakmış bir mahkeme kararını beklemiyordu. İnanın ki bu ülkede her şeye rağmen insanların çok büyük bir kısmı artık bu arkaik devlet oyunlarına dönüp bakmıyor bile. Onlar para pul hesabı yapmadan bir cana daha can katmanın çabasıyla, bir çocuğa daha iki harf öğretmenin çabasıyla gecesini gündüzüne katıyor. Mektup
Süheyla Apaydın
Türkiye'de gün geçtikçe bozulan bireysel ahlak nedeniyle kaybolan "saf insanlık", maalesef ilk önce kendini insanla uğraşan mesleklerde göstermektedir. Uğraşısı insan olan hekimin, bu bozulmadan kendini tamamen kurtarması, soyutlaması mümkün değildir. Mektup
Vahap Demir
Silgi ortasından delinerek boyuna asılmalı, böylece kaybolması önlenmeliydi. Muntazam kıyafetimizde görüntüyü bozan tek unsur boyunlara asılan silgilerdi. Tek parti döneminin üniform anlayışını sadece tek parti dönemi anlayışının ülkeye yaşattığı sefaletin delebiliyor olması kayda değer bir ironiydi. Yazar
Seyit Balkuv
Fakat, bu sefer de nereden geleceği belli olmayan arsız parazit esintiler, evrensel düşünmeye, hayatı sevmeye, fikr-i sabitleri yok etmeye uğraşan yelkenciye bunun bedelini ödetmek için can atar. Karşı ağırlıklarından azade olmak uğuna mücadele yeteneği körelmiş tekneyi bir o yana, bir bu yana yatırır, bir boş anını bulursa da batırıverir. Yazar
Ahmet Deniz Ölmez
Peki, bunca zamanın ardından -bunca yaşanmışlık ortadayken- biz insanlar, diğer Uzak Asyalarda; Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkaslarda, Afrika'da, kan kokusuna duyduğumuz iştahı ne kadar dizginleyebildik? Ve doğanın her alanında muktedir olan bizler, ne kadar dindirebildik kendi doğamızdaki "Barış" adlı ağlayan çocuğun gözyaşlarını? Yazar
İlker Tortop
Darbeyi alkışlayan, faşist sivilleri alkışlayan, zorbaları alkışlayan bu halkın vicdanı neresinde? Bizim güvenlikli sitelerde oturup, siyah camlı arabalarla gezmemiz; savaşa karşı olmamız, sokak hayvanlarına karşı olmamız, Avrupa Birliği'ni istememiz daha iyi bir ülke için yeterli değil sanırım. Yazar
Seyit Balkuv
Aslında üniversite diploması denen şey, ortak menfaatlerini korumak adına bir araya gelen diğer üniversitelilerin birbirine sokularak oluşturduğu ayrıcalıklılar kulübüne kabul pasaportunuzdur. Yoksa gerçek anlamda üniversite bitirmeniz sizi daha erdemli yapmaz. Yazar
Ahmet Deniz Ölmez
Kimseye, vicdanının kabul etmediği bir iş zorla yaptırılamaz. Bu, çok ilkel ve çağdışı bir yöntemdir. Bugün, inançlı bir kişiye, "inanma!" baskısı yapmak ne kadar despotça ise, silahı, savaşı, öldürmeyi kabullenmeyen kişiye, silah verip, savaşa gönderip, "öldür" demek de, o kadar despotça ve saçmadır. Yazar
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.