İnternettin Abi - 26 Ekim 2004
"Spam bir nezaketsizliktir." (Nasreddin Hoca)
"Dostlarının adreslerini ortalığa saçıp kurda kuşa yem edenler bizden değildir." (Dalai Lama)
"Onlar ki yüksek megabaytlı e postalarla elâlemi rahatsız ederler, tövbeleri kabul olunmayacaktır." (Zekeriya Beyaz)
* * *
Diyorum ki, nezaket sadece kadehi iki parmağınla bıçağı da sağ elinle tutmak değil ve de nezaketsizlik sadece sokakta yanından geçene küt diye omuz vurup kaldırımdan aşağı atmak ya da alt kattaki komşunun yeni yıkanmış patiska çarşaflarının üstüne kilim silkelemek değil.
Zaman değişti, artık internet denen steril ortamda bol bol yapılan bir başka nezaketsizlik var ki, o da adres defterindeki herkese, bir seferde, yüzlerce hatta bazen binlerce kilobaytlık dosyalar taşıyan gereksiz e postalar göndermek.
Üstelik bunu yapanlar, öyle ıvır zıvır tipler olsa canım yanmayacak. Kendi posta kutuma gelen bu tarz mesajlara baktığımda çoğunluğunun üniversite mezunu, iş güç kariyer sahibi, kültürlü, aklı başında, Radikal, Cumhuriyet, Newsweek falan okuyan kimseler olduğunu görüyorum. İnanmayacaksınız ama aralarında bilgisayar programcıları, psikiyatrlar, yazarlar, ahlâk ve fazilet distribütörleri, internet guruları falan bile var.
Ve ben bunu hiç anlayamıyorum: Yav kardeşim, bilgisayarın power tuşuna basarken şu zamana kadar aldığın eğitimi, kültürünü, aklını, sezgilerini kapının yanındaki portmantoya mı astın?
Baştan söyleyeyim, bu yazı sert bir yazıdır. Özellikle de karaciğer ve böbrek nahiyesine çalışır. Sonradan alınmak gücenmek tosarmak falan olmasın.
Belli ki bu nevî muhterem insanların çalıştıkları şirketlerde pahalı sunucular, hızlı bağlantılar var. Hepsinin tuzu kuru. Ve acele ile özensizlik yükselen değer. Bu binlerce kilobaytlık çöpleri zırt diye gönderiveriyor ve kendilerine gelenleri de zırt diye indiriveriyorlar.
Zahmeti de yok, ne eline dolma kalemin mürekkebi bulaşır ne de kâğıtla zarfla pulla zaman kaybedersin. "Gönder" tuşuna bastın mı mesaj yoldadır. Yüzlerce kişi aynı anda bu devasa dosyayı indirmek için ıkınsın dursun artık.
Peki kardeşim, hiç mi düşünemiyorsun internete hâlâ 56k modem ile bağlanan, hem de bozuk hatlar yüzünden çok düşük bir hızda bağlanan, birkaç kilobaytlık e postaları bile zar zor indirebilen insanların var olabileceğini? Neden bir vesileyle adres defterine girmiş, tanımadığın, görüşmediğin, hal hatır sormadığın, faturalarına ortak olmadığın insanları bu ağır, gereksiz, hayatı felç eden e postalarla taciz ediyorsun?
Nedir bu şımarıklık? Yoksa kendinden başka hiç kimseyi düşünmeyen duyarsız ve bencilin teki misin?
Dedim sana "bu yazı sert olacak" diye.
Amacın kendini unutturmamak ise, halimi hatırımızı soran özel bir e posta mesajı atsan daha çok memnun olurdum şahsen, hayırla yadederdim seni. Ama tek bir tuşla onca insanı çöpe ve gürültüye boğarken bunun o kişilere vereceği yorgunluğu, uyandıracağı öfke duygusunu aklına getiremeyecek kadar "adam sen de"ciysen, unutulmak senin için daha da hayırlı olabilir. Unuttur kendini.
Sözüm bunu bir çok kez uyarıldığı halde gene yapan internet magandalarına tabii ki. Geriye kalan herkesi tenzih ediyorum.
İnternetteki geçmişi benimkinden çok daha eskilere dayanan, üstelik de günü bilgisayar başında sörf yaparak, program yazarak ya da ne halt ise, böyle bir şeylerle ilgilenerek geçen insanların şu son bilmemkaç yılda yaptığım onca uyarıya zılgıta fırçaya rağmen (hâlâ) hoşuma gideceğini zannederek, boyutu neredeyse megabayt sınırına dayanan (hatta geçen) fotograflar, power point sunumları, karikatürler, tırnaktan okunamayan bayat fıkralar ve "yurdum insanı" diye başlayan sığ yorumlar göndermelerinden gına geldiğini başka nasıl anlatmalıyım?
Dediğim gibi, sözüm bu tarz lâftan anlamaz insanlara. Bakiyesi gocunmasın.
Başlangıçta bu tip insanlara yollamak için bir standart metin hazırladım. Ama her seferinde daha evvel adres defterimde bile olmayan yeni birinin sanal tacizine uğradığım ve günümün önemli bir bölümünü bu nevî çöplerle uğraşarak geçirdiğim için, bu mesajı görünür bir yere koymayı ve ille de bir şeyler forward (yallah tazyik) edeceklerse son bir kez olsun bunu da etmelerini rica etmeye karar verdim.
Bu yazıyı okumayanlar için bir de şöyle bir mesaj yazdım:
Merhaba.
Bu bilgilendirme metni e posta programım tarafından otomatik olarak gönderiliyor. Altta kısaca değindiğim hususlardan biri ya da birkaçı bu mesajın size gönderilme nedeni olabilir.
E posta iletişimimizin sorunsuz devam edebilmesi için, sizden bazı ricalarım var:
* Malum sebeplerle internete bağlanma hızım düşük. Son aylarda e posta almak ve göndermek sinir yıpratıcı bir zorunluluğa dönüşmüş durumda.
* Bu nedenle, mesajlarınızın mümkün olduğu kadar UFAK kilobaytlı olmasına özen gösteriniz ve eklediğiniz resim ve dosyaları boyutlarına bakmadan göndermeyiniz. Boyutu 50k'dan fazla olan her mesaj bundan sonra sunucuda bloke edilecektir.
* Eğer gönderdiğiniz mesaj SPAM değilse, Derkenar'a ya da bana özel bir ileti ise, lütfen aynı mesajı daha UFAK bir boyuta (1k ilâ 50k arası) indirgeyerek yeniden gönderiniz.
* E posta gönderir ya da yanıtlarken iletinin "Konu" kısmına tek kelimelik de olsa bir şeyler yazınız. Bu, hem mesajınızın gideceği yere kazasız belâsız ulaşması açısından (mesajınız SPAM filtrelerine takılabilir), hem de muhatabımıza değer verdiğimizin minik bir göstergesi olarak işe yarar.
* Birine web sayfası göndermenin -az da olsa- riski var; o sayfanın kaynak kodlarında bizim göremediğimiz kötü amaçlı bir kod (pishing, hijack, adware, trojan, virüs, worm) bulunuyor olabilir. İlginizi çeken ve benim de okumamı istediğiniz web sayfalarının kendisini değil de adres çubuğundaki adresi gönderirseniz daha makul hem de sizin için zahmetsiz olur.
* Forward ettiğiniz e postalardaki tırnaklar, okumayı güçleştiren ve muhatabınıza saygı duymadığınız izlenmini veren çirkin şeylerdir. E postaları iletirken içindeki tırnakları (bir zahmet) temizleyiniz.
* Birilerine topluca e posta yolladığınızda ya da bir şeyleri forward ettiğinizde (ki bunu yapmamak en iyisidir) adresleri BCC (Blind Carbon Copy - gizli) kısmına yazınız. Hatta mümkünse adres defterinizi düzene sokunuz. Aksi takdirde, bu adresleri internetten adres toplayan ve bunu ticarî kuruluşlara topluca satan SPAM haydutlarına ellerinizle hediye etmiş olursunuz. Birçok kişi sizin bu özensizliğinizin tatsız sonucuna katlanmak zorunda kalır.
* Eğer bir tanıdığınıza -veya adres defterindeki tüm adreslere- illâ ki yüksek kilobaytlı bir dosya veya resim, fotograf vesaire gönderecekseniz, onların bunu daha önce de görmüş, hatta belki defalarca görmüş olabileceğini ya da bu büyük boyutlu mesajın ona ıvır-zıvır olarak görünebileceğini de hesaba katıp, mümkünse göndermeden önce böyle bir şey isteyip istemediğini sorunuz. Kaybettirdiği vakit de bu hızlı iletişim ortamında olsa olsa yarım gündür. Bir iletiyi yarım gün gecikmeli göndermek, adresinizin bloke edilmesinden veya bir dostunuzun canının sıkılmasından daha iyidir.
* İnternetteki veri akışının yaklaşık dörtte üçü, eğlence olsun diye oradan oraya gönderilen gereksiz e postalardan oluşuyor. Lütfen, olur olmaz şeyleri -en azından bana- göndermeyiniz.
* Bunlara dikkat etmeyecekseniz ya da eğer gönderdiğiniz şey benim tarafımdan talep edilmemiş reklam/tanıtım amaçlı bir e posta ise, hiç olmazsa benim adresimi listenizden siliniz.
* Son olarak, size böyle bir rica metni gönderdim diye alınmayınız, "ben de seni adam sanmıştım" gibi çocuksu tepkiler vermeyiniz, durup düşününüz. Bu konudaki hassasiyetimin nedenlerini daha ayrıntılı bilmek ve faydalı bir şeyler öğrenmek için, bu sitedeki İnternet bölümünü ziyaret ediniz.
Unutmayın, yüksek kilobaytlı istenmeyen e postalar göndermek, ders kitaplarında ve ana-baba öğütlerinde henüz yerini almamış turfanda bir nezaketsizlik türüdür. "İşlerim çok yoğun, zamanım az" gibi mazeretler bu türden bir kaba davranışı haklı kılmaz. İletişimi eziyete dönüştürmeden kurmanın çok güzel bir şey olduğu fikrinde sanırım hepimiz birleşiriz. Lütfen bu güzel dileği sözde bırakmayıp hayata geçiriniz.
Yukarıdaki önerileri DOST tavsiyesi olarak algılamanızı ve bu mesajın bende sıkıntı yaratan her e postaya (kişi ayrımı gözetmeksizin) gönderildiğini bir kez daha anımsatır, mutlu günler dilerim.
Abarttığımı düşünüyorsunuz değil mi?
Pekalâ. Önce ekteki şu iki habere bir göz atın, daha sonra bir daha konuşalım.
Aldığımız e postaların yüzde 66'sı spam
Günde yüzlerce spam e-mail, e-posta kutularınızı kullanılmaz hale getirirerek, internet kullanıcılarının kâbusu olmayı sürdürüyor. Son bir yılda spam e-mail'lerin oranının yüzde 54'ten yüzde 66'ya ulaştığını ortaya çıkardı. (...)
İşte Symantec'in araştırmasının çarpıcı sonuçları.
E Posta kutumuza istemeden gelen spam e-mailler her geçen gün artıyor. 2003 yılının nisan ayında toplam e-mail'lerin yüzde 46'sını oluşturan spam'lerin oranı eylül 2004'te yüzde 66'ya yükseldi. Norton'un üreticisi Symantec tarafından dünya genelinde yapılan spam araştırması, sürekli artış halindeki spam'lerin önlem alınmadığı takdirde uzak olmayan bir gelecekte e-postaları kullanılmaz hale getirme riskine dikkat çekiyor. (...)
(Netkomi, 11 Ekim 2004)
E-mail trafiği sistemleri yoruyor
Ofislerde çalışanların birbirlerine gönderdiği fıkra, komik fotoğraf, karikatür vs. bulunan e-mail'lerin sistemlerde giderek daha fazla yer kapladığı ve bunun veri depolama maliyetini artırdığı bildirildi. Hitachi araştırma şirketinin verilerine göre şirketlerdeki teknik sistem yöneticileri e-mail salgınının neden olduğu maliyet artışından şikayet ediyor.
Dünya genelinde her gün 30 milyar e-mail'in gönderildiğini tahmin eden uzmanlar, bu mesajların önemli bir bölümünü oluşturan "popüler e-mail'lerin" ciddi bir problem haline gelmeye başladığını söylüyor.
Çalışanların ofis dedikoduları ya da komik buldukları bir resmi diğerlerine göndermeleri e-mail'lerin saklandığı sistemlerde yer sorununa neden oluyor. Her 10 sistem yöneticisinden biri, e-mail'leri saklamanın, şirketin genel veri saklama maliyetlerini yüzde 40 artırdığını söylüyor.
E-mail'ler günümüzde iş hayatının çok önemli bir parçasını oluşturuyor. Çalışanlar artık telefon etmek yerine e-mail göndermeyi tercih ediyor. Günlük veri trafiğinin büyük bir bölümünü oluşturan e-mail'lerin belli bir süre saklanması gerekliliği sistemlerde çok geniş yer kaplıyor.
Hitachi'nin dünya genelinde görüştüğü 630 sistem yöneticisi, günlük e-mail yoğunluğunun depolama sisteminin yüzde 20'sini kapladığını belirtiyor.
Dünya üzerinde her gün gönderilen e-mail sayısının 2005'te 35 milyarı bulacağı tahmin ediliyor.
(Hürriyet, 10 Aralık 2003) (oku)
Konuyu abartmıyormuşum değil mi?
Efendim? Duyamadım.
Evet. Abartmıyormuşum. Ne yazık ki, haklıymışım.
O nedenle, bu tarz nezaketsizlikleri yapmayanları tekrar tenzih ederek bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Sayın spam canavarları, eğer elinize ayağınıza hakim olmayı başaramayacaksanız, lütfen ismimi cismimi her şeyimi adres defterinizden eksiltiniz. Bana yapabileceğiniz en büyük jestlerden biri de budur.
Durup durup böyle sert yazılar yazmak sanmayın ki hoşuma gidiyor. Ama son zamanlarda yine dellenmeme neden olacak kadar bu tarz çöp maile maruz kaldım. Hani bunu yapanların kulunuzu internetten soğutmak için uluslar arası komplo kurmuş habis kişiler ya da istilâcı uzaylılar falan olduğunu bilsem gam yemez, kanımın son damlasına kadar mücadele ederdim. Ne var ki bu tarz e postalar genellikle beni sevdiğini zannettiğim insanlardan geliyor ve onlara yukarıdaki uyarı metnini göndermek vallah canımı acıtıyor.
Düşünenlerin düşünceleri
"Yazılım ve İnternet güvenliği firması McAfee'nin yaptığı araştırma, spam gönderiminin yıllık maliyetinin 33 milyar kilowatt/saat olduğunu ortaya çıkardı. Bu rakam, ABD'de bulunan 2.1 milyon evin harcadığı elektrik enerjisine eşit."
"McAfee geçtiğimiz yıl 62 trilyon istenmeyen e-postanın gönderildiğini tahmin ediyor. Bu istenmeyen e-postaların gönderilmesi ve alıcı tarafından silinmesi için kullanılan enerjiyi üretmek için ortaya çıkan sera gazının 3.1 milyon otomobilin emisyonuna eşdeğer olduğu da belirtildi."
Haberin tamamı şu adreste: http://www.NTVMSNBC.com/id/24957091/
İsmail Türüt - 28 Nisan 2009 (11:54)
İnternet
Ahiret'e işleyen araba
Ali Türkan
Tüm taframıza, dünyayı anlama gayretimize, okumuşluğumuza ve sol çakmamıza rağmen, bugün yakındığımız her şeyin üstünde kuluçkaya yatarak, dünyanın kirinde önemli bir paya sahip olduk. Devam
İnternetteki karanlık alan - Nickname Demokrasisi
Necdet Şen
Ortak akıldan yoksun ve onun denetiminden tamamen bağımsız bu karanlık alanı sorun olarak algılıyorsak, çözüm için somut adımlar atmamız gerekiyor. Yasaklayıcı politikaların bu sorunu çözemeyeceği ayan beyan ortada. Devam
Ahmet Faruk Yağcı - Ata'nın yakın çevresi ve liyakat üzerinde çok zamandır düşünürüm. Önceleri bu insanları... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Necdettin Yançizer - Az önce okuduğum bir haber aklıma yıllar önce seyrettiğim Jacob's Ladder... Akbaba'nın dördüncü günü
Filiz Sazak - Türkiye'de de özel dedektiflik kurumu usul usul yerleşiyor. İlk müşteriler... Özel Dedektif lâzım mı sevgili Urfalılar?
Ali Barutçu - Çok hayran kaldığım sözler. Bir öğretmenin eski bir gazete kâğıdından okumuştum bu... Eski bir tapınak yazıtı
Ali Sedat Çetinkoz - Sözler, anlar uçar gider; yazılan kalıcıdır. Belki de Kuran'ın ilk ayeti o yüzden... Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?
Sonuçta hepsi de 'vatansever' olan bu gençler, en büyük engellemeyi, Mustafa Reşit Paşa, Âli Paşa, Fuat Paşa gibi bürokratlardan gördükleri için, Padişah'tan çok Tanzimat bürokrasisine düşman oldular.
İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Kâmuran Kızlak
Umarım kimsenin aklından "nasıl olur da aynı suçu işleyen iki adamdan biri idam edilirken, diğeri dalavere ile mahkemelerin elinden kurtarılır" gibi münafıkça sorular geçmemiştir. Yine de kendi fikrimi beyan edeyim... Devam
Şarkiyatçılık
Edward Said
Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu. Devam
Ev alırken nelere dikkat edilir?
Durmuş Düşünür
Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil. Devam
Dört anlaşma
Don Miguel Ruiz
Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır. Devam
Kozmik Deprem Senaryosu
Ahmet Faruk Yağcı
Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak? Devam
İslâmî Cemaatler
Vahap Demir
Sosyoloji bir anlama çabasının adıdır, değer yargılarını, inançlarını bir kenarda tutmayı, olan biteni en objektif haliyle resmedebilmeyi gerektirir. Devam
Eğitim 'cehaleti' alır, eşeklik baki kalır (mı?)
Necdet Şen
"Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır" sözü ne yazık ki gerçeği tam yansıtmıyor, çünkü eğitimin cehaleti aldığı falan yok. Tam tersine, -eğer kişinin mayasında efendilik yoksa- bu cehaletin üstüne bir de lâf ebeliğini ve kendini bilmezliği ekliyor. Devam
Evliyalar, Bursa, çocukluk ve şu hayat
Erdem Abaka
Ben kazık kadar adam oldum. Kendime hâlâ uygun bir balta arıyorum sap olabilmek için. Kokaine tövbe eden Megastar Tarkan dışarıda. Bazı şeyler için tövbe etmeyen bir takım adamlar içeride. Devam
"Eğitim Şart!" Neye ki?
İlyaz Bingül
1980'lerden itibaren Türkiye'de de görünen, kurulan tezgâh budur: Eşitsizliğin eğitim sopası ile perçinleştirilmesi ve meşrulaştırılması; devlet tekelindeki -görünür- şiddetin iyi eğitim almış bedenlerin görünmez eliyle uygulanması. Devam
GPS'li hayatlarımız
Alper Uzun
Belki de Isaac Asimov'un hikâyesindeki günleri yaşamamıza az kaldı diye düşünüyorum. Bu telefonlar, GPSler ve hatta Google beynimizin bir köşesine bir çip içinde iliştirilse de kurtulsak tüm bu "bağımlılıklarımızdan". Devam
Derkenar yazarının dikkat etmesi gereken bazı önemli hususlar
Büdütör
Amaç, yazdığımız yazıyı olabildiğince çok insana okutmaksa, bunun bazı püf noktaları olduğunu da hatırlatalım. Samimiyetimize binaen, tecrübeyle edindiğimiz birkaç ipucunu sizinle paylaşmak isteriz. Devam
Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?
Enver Turan
Belki bilmiyorsunuzdur ama burası Türkiye ve bu ülkede yaşayan Müslümanların sayısı bir hayli fazla. Garip gelecek size ama Müslümanlardan üzerine Cuma namazı farz olanlar Cuma günleri cemaat halinde namaza dururlar. Devam
Kaplan Yılı'nda Çin
Kâmuran Kızlak
Neo Liberal papağanlara göre, gelişme arttıkça bu gelişmeden sebeplenenlerin sayısı da artarmış. Kesinlikle doğru bir tespit. Ben bunun doğruluğunu her yıl Çin'den tüyen üst düzey bürokrat sayındaki artıştan biliyorum. Devam
Yeni Başlayanlar İçin İş İlanı Okuma Rehberi
Candan Dinç
Bizimkisi sürekli yapılan bir iştir. Ama işçiyi yıllarca çalıştırınca giderek daha fazla izin kullandırmak, arada bir zam yapmak, işten çıkarmak gerektiğinde daha fazla tazminat ödemek zorunda kalıyoruz. Devam
Sahibinden, Kullanılmamış Vicdan
Kâmuran Kızlak
Çalışanlar Kapitalizm tarafından daha iyi pozisyonda, daha bilerek ve daha profesyonelce düdükleniyorlar, işyerinde kendilerini sanki partonmuş gibi algılıyorlar, şirketin kârlılığı için gecelerini gündüzlerine katıyorlar, şirket yıllık kârını açıkladığında sevinçten taklalar atıyorlar, ait oldukları sınıfı unutuyorlar ve hatta hakir görüyorlar. Devam
© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir. »