İnternettin Abi ~ 17 Mart 2002
Masaüstüne sağ klik yapın. Çıkan menüde Masaüstümü Özelleştir seçeneği üstüne gelip tıklayın.
Sonra açılan penceredeki Görünüm seçeneğini tıklayın. Oradaki seçenekleri zevkinize göre tek tek ayarlayıp, bilgisayar ekranının, yazıların, linklerin falan nasıl görüneceğinden tutun da, zemin rengine kadar her şeyi ayarlayabilirsiniz.
Bilgisayarı kurcalamaktan çekinmeyin, menüleri tıkladınız diye hiç bir şey olmaz.
Bilgisayarının daha verimli çalışması için periyodik bakımını sık sık yapmanız gerekir. Yoksa geçici hafızada biriken gereksiz dosyalar ve bakımsızlık nedeniyle oraya buraya saçılmış veriler nedeniyle bilgisayarınız zamanla adamakıllı yavaşlar, hantallaşır.
Muhtemelen, ekranın en sağ alt köşesinde, saatin olduğu görev çubuğunda Görev Zamanlayıcı namıyla maruf temizlik ve bakım görevlisi hazır ve nazırdır. İmleci (Cursor) onların üstüne getirdiğinizde adları çıkar. Görev Zamanlayıcı yazana bir sağ tık yapın, açılsın.
Ama eğer orada Görev Zamanlayıcı ikonu yoksa, bu seçeneği Başlat menüsüne girip, oradan Programlar sekmesini tıklayıp, program listesinden Donatılar'ı seçip, açılan menüden Sistem Araçları'na geçip, en son da Bakım Sihirbazı'nı tıklayabilirsiniz.
Valla zor değil!

Çıkan menüdeki Bakım Sihirbazı şıkkına da sağ klik yapın ve tepedeki Çalıştır seçeneğini tıklayın. Açılan iletişim kutucuğundaki Tamam butonunu da tıkladığınızda hamarat kızımız temizliğe ve etrafı toparlamaya başlar. Bunu örneğin, yemeğe giderken falan yapmanızı öneririm; çünkü ilk seferde epey vakit alabilir. Sonraki seferlerde görev daha hızlı tamamlanacaktır.
Bu bakımın önemi şu: Zaman içinde bilgisayarınıza indirdiğiniz dosyalar, gelen mailler, usulüne uygun silinmemiş klasörler, web sayfaları, onların indirdikleri çerezler falan ve de bir sürü ıvır zıvır, C: sürücüsünde oraya buraya gelişigüzel yerleşir. Aletin belleği dağınık bir masa gibidir ve siz bilgisayarınıza bir komut verdiğinizde zavallıcık C: sürücüsünü fır dönüp, birbiriyle ilintili verileri toparlamaya birleştirmeye çabalar.
Bu düzenli bakımdan sonra bu iş için harcanan süre kısalacaktır, çünkü hamarat kızımız, tüm ilgili verileri yanyana dizer, gereksiz dosyaları siler, ufak arızaları onarır.
Sık sık boşaltın, hafızada yer açılsın.
Bazen virüslü dosyalar Geri Dönüşüm Kutusu'nda da aktif hale geçebilir. O nedenle, size virüslü mail gelirse, her ihtimale karşı onu Geri Dönüşüm kutusuna gitmeden doğrudan doğruya sistemden silmek için Shift + Delete tuşlarına aynı anda basarak silin.
Çok kolay. Şimdi, önce sol elinizin işaret parmağıyla büyük harf (shift) tuşuna basacaksınız; sonra da sağ elinizin işaret parmağıyla 3 rakamının üstünde duran şapka (^ ) işaretini tıklayacaksınız. Tıkladınız mı? Kaldırın sol parmağınızı ve şimdi de a'ya basın. Oldu mu?
Şapkalı â'nız emrinize amadedir. Güle güle kullanınız.
"Ben bunu zaten biliyordum" mu diyorsunuz? Oohooo! Bilmeyen o kadar çok kişi var ki, söylesem şaşarsınız.
Şimdilik bu kadar. Arkası gelecek. Yukarıda anlattıklarımda yanlış yerler varsa, lütfen düzeltmekten kaçınmayın. Bilmek istediğiniz varsa, sormaktan kaçınmayın. Bildiğim bir şeyse anlatırım.
Bir ara vakit bulunca, web sitesi yapanlara da ufak tefek önerilerim olacak.
İnternettin Abi başka neler yazdı?

Ali Türkan
Kadın farkında bile değildi onun. İşyerindeki angutlar da sürekli şişmanlığıyla alay ediyorlardı zaten. (Bir keresinde çalıştığı bölüme gitmiştim. Yirmi yaşlarında bir it, yanından geçen Pavel'in göbeğini tutup sallamıştı eliyle Tam üstüne yürüyordum ki, eliyle engel oldu Pavel.. Yazar
devrim, Günümüzün Nevrotik İnsanı için dedi ki: Bahsedilen belirtilerden birini bile gösteriyorsanız kendi iyiliğiniz için hemen doktora gidin... (Devam)
Cavit Olgun, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Yaziniz için sagolun, ama ben onyillar oldu, cumhuriyet gazetesi denince tapu daireleri ve karakol... (Devam)
Cüneyt Uzunlar, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Sanırım 1986 idi. Cumhuriyet'i, evet, bir kimlik gibi kıç cebimizde taşıyorduk. İstanbul... (Devam)
'Yaratılış'ın ani mi, yoksa evrimle mi olduğu konusu insan oğlu-kızı olarak meçhulümüz. Elimizde teoloji ve teoriler var. Teoriye inanan o zatın dogmatikliği ile teolojiye inananın dogmatikliği arasında bir fark yok.
Necdettin Efendi
Mütemadiyen kınayan, hakir gören, elinde balta, "berbat" avına çıkan, linç eden yazılar yazmakta kararlıysan, bir daha düşün. Hatta git biraz dolaş, martılara, bulutlara, denizin ve gökyüzünün sonsuzluğuna dal, senin müzmin gerginliğinin ve hep olumsuz ayrıntılara odaklanıyor oluşunun kaç kişinin neresinde olacağına dair derin tefekküre dal, sonra eve dön, yazdıklarını bir de o gözle oku; bakalım nasıl bulacaksın. Dilin Kemiği
Seyit Balkuv
"Erdemli insan" olmak için mutlaka kötülüklerle, adaletsizliklerle mücadele etmek mi gerekiyor? Sadece "iyi insan" olarak yaşamaya çalışmak yeterli değil midir? Haksızlıklar, adaletsizliklerle dolu bu dünyada, hangi çabalarımızın "daha iyi bir dünya" için bir katma değeri vardır? Yoksa bu çabalar bizi asabi ve gergin biri yapmaktan başka bir işe yaramaz mı? Yazar
Necdet Şen
Öyle bir ağız dalaşı ki, bunu "kim haklı?" diye izleyenlerin eline geçecek tek şey, ancak kafa karışıklığı ve utanma hissi olabilir. Belki bir de "ben bu kadar lâubaliliğe müstehak mıyım?" sorusu. Şahsen ben kendimi buna müstehak görmüyorum. Ülkemi de. Dilin Kemiği
Seyit Balkuv
Kendimizi çok da bilgili olmadığımız bir konuda atıp tutarken veya uyduruk bir toplantıya çağrılmadık diye tansiyon hapları yutarken buluyorsak veya bir gün haksızlıklar karşısında kükrerken ertesi gün haksızlığa sebep olan gücün yanında süt dökmüş kediye dönüyorsak, birey olarak kendi değerimizin tescili ile ilgili bir takıntı sorunu yaşıyor olabilir miyiz? Yazar
© 2000-2008 Derkenar.com ~ Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar iznimiz olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.