İnternettin Abi

İnternet ve Yasakçı Mantık

İnternettin Abi - 26 Ağustos 2007


Wordpress İnternetin en popüler (ve sanırım en gelişmiş) ücretsiz blog alanı ve teknoloji sağlayıcısı olan Wordpress'e ve dolayısıyla onun bünyesinde olan tüm Türkçe sitelere erişim mahkeme kararıyla engellenmiş. Bunu az önce tesadüfen farkettim ve çok üzüldüm.

Muhtemelen (ya da umarım) siz bu yazıyı okurken bu kapatma kararı çoktan iptal edilmiş ve "suç teşkil eden" şey her ne ise bununla hiç bir ilintisi olmadığı halde bilgisizlik ve toptancılık kokan bir yasak kararıyla topyekün karartılan binlerce Türkçe "wordpress.com" uzantılı site tekrar aramıza dönmüş olur.

Ama yine de bu vahim uygulama vesilesiyle de olsa, ülkemizdeki hukuk insanlarının internet konusundaki meraksızlığına ve bu konu sözkonusu olduğunda kuruyla yaşı aynı havanda ezen kırıp döken hukuksal uygulamalara göz atmakta fayda var.

Wordpress ve Blog; bilmeyen kaldı mı?

Önce bilmeyenler için Wordpress, nedir, kısaca izah edelim.

Wordpress bir blog hizmeti sağlayıcısıdır. Blog ise bir çeşit kişisel web sitesi. Ayrıntılı bilgiyi yapılacak ufak bir aramayla her yerde bulmak mümkün, ama ben yine de özetleyeyim:

Diyelim ki, efkârı umumiyeye (ya da sadece kendi ahbap çevrenize) söyleyecek bir şeyleriniz, paylaşacak yemek tarifleriniz ya da tatilde çektiğiniz fotograflarınız var, ama işinin ehli bir tasarımcıya ödeyecek mebzul miktarda paranız yok... Merak etmeyin, internette sizin gibi amatör ruhlu ve azla yetinebilen gönüllü yayıncılara bu hizmeti hiç bir ücret talep etmeden sağlayan hazır yer sağlayıcılar bulunuyor. Bu hizmetlerden yararlanabilmek için ne tasarım ne de programlama dillerini bilmeniz gerekmiyor. E posta hesabı oluşturur gibi basit bir işlemle kendinize bir site adı, kullanıcı adı, parola belirliyor ve birkaç dakika içinde web sitenize kavuşuyorsunuz. Yazılarınızı yayına sokmak için bir "tık" yeterli oluyor. İsterseniz bilgisayarınızdaki resimleri, hatta müzik ve video dosyalarını da sitenize ekleyebiliyorsunuz.

Her şey sizin işinizi kolaylaştırmak için tasarlanmış zaten. Sadece birazcık İngilizce bilmenizde yarar var, size sağlanan bu kolaylığı en azından sorunsuzca kullanabilmeniz için. Ama bilmiyorsanız da sorun değil; çünkü bu hizmeti bizim dilimizde de veren içerik sağlayıcılar bulabilirsiniz. Her geçen ay aralarına yenileri ekleniyor. (Hatta aramızda kalsın, Derkenar'ın tasarımcısı ve programlayıcısı olan Sokak Kedisi de zaman zaman "bu kolaylığı ben de sağlasam mı necip milletime?" diye düşünüyor ve sonra nedense hep erteliyor).

İşte hatalı bir kararla yayını engellenen Wordpress.com da bu yer sağlayıcı portal sitelerden birisi. Üstelik sitenizin orasına burasına reklam da eklemiyor, hatta bu tasarım işinden az çok anlayanlardansanız, Wordpress.org adresinde siteyi yayınlamanız için gereken tüm yazılımı bir paket halinde ve yine tek kuruş talep etmeden hediye ediyorlar size.

Böyle bir yer işte internet ve "her şey para demek değil" diyen "açık kaynak kodu" savunucularının giderek arttığı cömert bir alan.

Konunun hukuksal boyutu

Diğer yandan da bu tarz karartma kararlarının çoğunlukla alındığı kent olan İstanbul'un yaş ortalaması epeyce yüksek olan ve internetle ya hiç ilgisi olmayan ya da en fazla bir iki fıkra sitesinden başkasıyla ilgilenmeyen yargıç ve savcıların kenti olduğunu üzülerek öğreniyoruz. Daha doğrusu İstanbul, emeklilik yaşı gelmeden tayin olunamayan bir "son durak" ortalama internet kullanıcısı kuşağından daha yaşlı olan bu insanlar için.

Deneyimlerime dayanarak söylüyorum, çoğunlukla interneti hiç bilmeyen, kullanmayan, bir şey öğretmek istediğinizde de "aman, ben anlamam" diyerek dinlemekten bile kaçınan bu karar verici insanlar, bakmak zorunda oldukları onca dosya yığınının arasında hele bir de internetle ilgili bir "erişim engelleme" talebine rastladıklarında, sanırım çok fazla titizlenmeden "erişüm engellene!" diye imzayı çakmaktan pek kaçınmıyorlar. Hep birlikte dünyaya rezil oluyoruz.

Zaten araştırmak isteseler de nereden araştıracakları, nereye, kime danışacakları hakkında gelişmiş bir mevzuat yok. Bunun için harcayacakları fazladan boş zamanları ise hiç yok. Başları fazlasıyla kalabalık, kapılarının önünde meramını kısaca anlatamayan geveze bir kalabalık hep bekler durumda ve bir dosyaya ayırabilecekleri zaman -maalesef- dakikalarla sınırlı.

Bundan dolayı sadece karartma kararını veren yargıç ya da savcıları suçlamak haksızlık olur. Neticede onlar da önlerindeki mevzuatı uygulamakla yükümlü devlet memurları. Ve bu yılın (2007) Mayıs ayında çıkartılmış olan kanun (başlangıç olarak "hiç yoktan iyi" sayılabilirse de) epeyce yetersiz ve "yasakçı".

Sırası gelmişken, yeni çıkan bu internet yasasından söz etmekte yarar var.

5651 sayılı ve 4/5/2007 tarihli bu yasada "içerik sağlayıcısı" ve "erişim sağlayıcı" gibi kavramlar pek net tarif edilememiş, biraz muğlak ve sapla samanı karıştırmaya mahal verebilecek durumda. Dolayısıyla, Wordpress, Blogger, Blogcu, Azbuz ve benzeri "umuma açık" siteler, yasa uyarınca hem içerik sağlayıcı hem de erişim sağlayıcı olarak algılanabilir. Bu durumda da (şu an yaşanan örnekte olduğu gibi) bünyesinde yüzbinlerce farklı site barındıran, ama bu siteleri kendi ana alan adı (örneğin, wordpress.com) altındaki bir subdomain (örneğin, http://benimblog.wordpress.com/) olarak konumlandıran bu site toplulukları bir tek kararla tümden karartılmış olabiliyor.

Öyle ki, Wordpress'in Türkiye sathında topluca engellenmesinden zarar gören binlerce Türkçe sitenin acaba hangisinin yayıncısı ya da okuru kapatılmalarına neden olan "uygunsuz" içerikli sitenin varlığından haberdardı, sorgulamak lâzım. Kalıbımı basarım ki, Wordpress'den aldığı destekle site yapan insanların çoğu sitelerine yeni bir yazı eklemeye kalktıklarında insanın içini üşüten o kıpkızıl resmî yazıyla ("sitenin yayını mahkeme kararıyla engellenmiştir" notuyla) karşılaşmış ve ilk anda "ben ne yazdım ki sitem kapatıldı?" diye sormuştur kendi kendine. Çok azının aklına bu karartmanın tüm Wordpress'e yönelik olduğu gelmiştir.

Bu tarz kararları alan hukuk insanları en azından şunu bilebilselerdi ne iyi olurdu: Yasaklanan her şey bir cazibe merkezi olur ve belki o siteden haberi bile olmayan milyonlar ilk fırsatta o siteyi arar bulur inceler. Öyle zannediyorum ki, engellenmek istenen o kişi de şu an başka yerlerden tekrar yayına sokmuştur yasaklandığı zannnedilen içeriğini. Zaten ortalamanın azıcık üzerindeki bir bilgisayar kullanıcısının kolayca aşabileceği bir engelleme yöntemidir bu. Bilgisayarın vekil sunucu (proxy) ayarlarında yapılacak minik bir düzenlemeyle bu yasaklar aşılabiliyor ve engellenmiş sitelere ulaşılabiliyor. Bu tarz kaba yasaklar ancak interneti bilmeyen, okumayan, araştırmayan, sadece mail forward edip online briç oynayan, chat yapan kişileri engeller -ki onlar da zaten konunun dışında kalıyorlar.

Olan diğer blogcuların emeklerine oldu sonuç itibariyle. Ve "yasakçı, antidemokratik ülke" gibi yaftalarla bir kez daha tüm dünyanın alay konusu ettiği bir ülke olarak anılmamıza zemin oluşturdu. Bu tarz yasakları uygulayan bir Çin var bir de Kuzey Kore bildiğim kadarıyla. Aralarına bir de Türkiye eklenmiş oldu.

Hatırlardadır, bu tarz kararlar daha evvel Ekşi Sözlük ve YouTube'un da aralarında bulunduğu çok sayıda siteye de uygulandı. Halen bu engellemeler yüzünden yayında olmayan bir yığın site var ve (popüler olmadıkları ya da arkalarında büyük sermaye grupları olmadığı için) biz çoğundan habersiziz. Ne yayına girdiklerini bilebildik ne de kapatıldıklarını. Sessiz sedasız yok oluyor web siteleri ortalıktan. Oysa bir web sitesi çok büyük emeklerle ortaya çıkıyor ve şahsen en sallapatisinin bile bir faydasının olduğunu düşünüyorum. En azından yapan rahatlıyor, oyalanmış oluyor.

Velev ki içinde "suç" sayılabilecek içerik olsun, bir web sitesini yaptığı "yanlıştan" döndürmenin yolu sadece onu karartmak değil ki. Uyarırsınız, ihtarname gönderirsiniz, dava açarsınız, olmadı, onun içerik sağlayıcısına bir e posta yollayıp "bu içerik sorunlu" dersiniz, "başınıza iş almayın" dersiniz, yaparsınız bir şeyler. Zaten bu tarz "gel, site yap, mecusî olsan bile gel" diyen yer sağlayıcısı sitelerin bir de "suiistimal bildir" (report abuse) linki ve bir de imzalamazsanız kullanma iznini asla koparamayacağınız "hizmet şartnamesi" (terms of service) vardır ve orada da açıkça "suç sayılan bir içeriği olan site yayından kaldırılır" diye demir gibi kural geçerlidir. Yani internet öyle zannedildiği gibi isteyenin istediği eşkıyalığı yapabileceği sahipsiz bir toprak değildir. Konuyu azıcık bilen herkes, orada hakkını medeni yollardan arayabilir. Bilmeyen de azıcık zahmete girip Google'a yazar ya da bilene danışır.

Susma! Susarsan sıra sana gelecek!

Öyle görünüyor ki, internete emek veren ve burayı soluk alınabilecek, bilgi ve görgü geliştirilebilecek, ufuk açan bir yer, ya da sadece oyun oynanan, e posta gönderilip okunan, hatta forumlara saçma sapan yorumlar yazarak "konuşma hakkını" kullanan herkes, internet yasasının şu andakinden daha makul bir şekle evrilebilmesi için çaba harcamak zorunda.

Dahası, sadece yasayla yasakla erişim engellemeyle sorunların çözülemeyeceğinin, internet ve bilişim konusunda uzmanlaşmış ihtisas mahkemelerinin, konu üzerinde derinleşmiş yargıçların savcıların avukatların da bir an evvel ortaya çıkması gerekiyor.

Hayatında internete bağlanmamış savcı ve yargıçlarla, "e posta" dediğinizde "haaa, imeyil dedikleri şey o mu?" diye soran avukatlarla böylesine gelişmiş ve yaygınlaşmış bir teknolojik ortam hakkaniyetle denetlenemez. Olsa olsa dededen kalma alışkanlıklarla "asacaksın üç beş kişi, kapatacaksın üç beş site" düzeyinde seyredilir. Bu da 21. yüzyılı kavrayamamış bir Türkiye ve demokratik anlamda acıklı bir irtifa kaybı demektir.

Ne malum dün YouTube'un, bugün Wordpress'in ve onun barındırdığı çok sayıda sitenin başına gelenin yarın belki de diğer büyük portalların başına da gelmeyeceği? Onlar da (bazıları) bu büyüyen pastadan okur kapabilmek için kendi alan adları altında blog hizmeti sağlıyorlar ne de olsa. Bu sorun aslında yayıncısıyla ve okuruyla hepimizin ortak sorunu; pireye kızıp yorgan yakmadığımız bir internet için el ele vermek, kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız.

 

Yorumlar

Bu tarz DNS bazlı engellemeleri kolayca aşmanın bir yolu var.

- Başlat menüsünden Denetim Masası'nı seçin.

- Açılan kontrol panelinden Ağ Bağlantıları'na girip "yerel ağ bağlantısı" ikonuna sağ tıklayınız.

- Çıkan menüden Özellikler'e girin ve açılan listedeki "internet erişim kuralları (TCP/IP)" yazısına çift tıklayın.

- Oradan "yeğlenen DNS sunucusu" bölümüne yabancı bir DNS adresi girin (örneğin: 208. 67. 222. 222)

- Alttaki "diğer DNS sunucusu" kısmına da (örneğin) şu rakamı girin: 208. 67. 220. 220

- Bilgisayarınızı yeniden başlatın.

Büyük bir olasılıkla sansür sorununuz çözülmüş olacaktır.

Özgür - 26 Ağustos 2007 (22:20)  

Konu, Wordpress yazılımcılarından Matthew Mullenweg'in web sitesinde tartışılıyor. Bu yazının da bahsi geçiyor.

Sinan Telli - 27 Ağustos 2007 (18:25)

Galiba yasağın sebebi Adnan Hoca denen adamın Edip Yüksel denen bir başka adamla olan kişisel hesaplaşmasıymış. Edip Yüksel denen zat (veya taraftarları) bu Adnan Hoca ile ilgili ifşaatta bulunan bir sürü blog açmış. Adnan Hoca tayfası da o blogları kapattıramayınca hıncını Wordpress' ten almış.

Tekin Z. - 28 Ağustos 2007 (11:03)

Desenize, birbiriyle didişen iki "değmeyecek" adam yüzünden bir sürü TC vatandaşının web sitesi yayından kaldırılmış oldu. Ne biçim bir iş bu? Bu durum her şeyden önce "haberleşme özgürlüğünün ihlâli" anlamına gelir. Bu hukuksal acaiplik Türkiye'ye zarar veriyor. Benim anlayamadığım, neden İstanbul Barosu bu konuya müdahil olmuyor? Doğal olan, bir avukatın çıkıp bu mantıksız karara karşı itiraz dilekçesi vermesi değil midir? Hiç mi avukat yok bu Wordpress kullanıcıları arasında?

Dumur Abi - 28 Ağustos 2007 (12:55)

Baro mu? Hah haaa! Onlar daha "mühim" meselelerle meşgul. "Cumhurbaşkanının eşi başörtülü olur mu olmaz mı" gibi... Avukatlıkla uğraşacak zaman mı şimdi?

Sıtkı Karaman - 28 Ağustos 2007 (13:11)

Bu sitede yasaklamaya karşıt bir banner var. Web sitesi veya blog sahipleri kullanabilir.

Seyit Balkuv - 29 Ağustos 2007 (17:57)

İntertettin abi, "bila bedel anti virüs taraması" diyorsun, ama abiler son etapta "satın al" diyorlar. Nasıl oluyor da oluyor? Nerede yanlışlık var sende mi bende mi?

Nihat - 1 Eylül 2007 (2:37)

Yanlışlık tabii ki o linki oraya koyup sonradan "ne durumda?" diye kontrol etmeyen İnternettin Abi'de. Uyardığın için sağol Nihat. O linki güncelleyip yerine Avast linkini koydum ki, şayanı tavsiye bir ücretsiz virüs programıdır.

İnternettin Abi - 2 Eylül 2007 (1:39)  

Bugün 26 Ekim 2007. Wordpress hâlâ kapalı. Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?

Yankı Acar - 26 Ekim 2007 (11:20)

Bugün 26 Ekim 2005. Wordpress kapalı. Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?

Memik Emmi - 1 Kasım 2007 (22:18)

Yorumların düşmanca ifadeler içermemesini ve yazım kurallarına dikkat edilerek yazılmasını rica ediyoruz. Lütfen cümlelerinize başlarken ve özel adlarda büyük harf kullanınız.

Yankı Acar - 1 Kasım 2007 (22:23)

 

Görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz?


Adınız Soyadınız
E Posta adresiniz (gizli kalacak)
« ( Rakamı kutuya yazınız )

 

 

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Senaryo: Ali Türkan

Ali Türkan

Ne meyhane, ne sosyal hayat, ne de manitalar umurumda. Günde iki defa da yürüyüşe çıktım mı, benden kralı yoktur yani. Basriye ortalıktan kayboldu; onu merak ediyorum. Aramaya çıkacağım şimdi. Sayfaya, "lezbiyenlik", Bruce Lee ve Muhammed Ali'yle ilgili üç şey yazıyorum. Öööle durup dururken esti bu konular. Özel bir nedeni yok yani. Bitince yollarım. Yazar

Bu düzen böyle mi gidecek?

Necdet Şen

Hayatımızda her geçen gün daha da belirleyici bir rol oynayan televizyon yayınlarının ve algı dünyamızı egemenlerin uygun gördüğü istikamette şekillendiren reklamcıların çağında, kamu vicdanının ilelebet galebe çalabileceğinin garantisi var mı?   Necdet Şen

Web Gezgini

Bir asteğmenin günlüğünden: Terör niçin bitmiyor?

Şehit asteğmenin günlüğü:

"Bugün var ya aşkım... Bu terörün bitmeyeceğine bir kere daha şahit oldum.

Gözümüzün önünden on katır on kişi geçiyor, gidelim öldürelim diyoruz göndermiyorlar.

Helikopter çağırıyoruz yollamıyorlar.

Nuh Gönültaş (Bugün)

En Son Yazılar

Yaban

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim?   Kitap Kurdu

Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

İlker Tortop

Her şeye alışmış olan bizler hiç bir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız.   Yazar

Neanderthal ve biz

Alper Uzun

İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor.   Yazar

İnsan neden nefret eder?

Kâmuran Kızlak

Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler.   Yazar

Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir

Seyit Balkuv

Kemal Tahir'in dediği gibi rezil bir geçmişe sahip olsa bile, günümüzde sadece zenginler için değil işçiler için bile en yüksek refah düzeyinin Batı'da olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, Batı sistemini elden geldiği kadar Doğu'ya uyarlamak insanların hayat şartlarının iyileşmesine yardımcı olmaz mı?   Yazar

Güce tapanlar tarikatı

İlker Tortop

Çok değil yirmi yıl önce yani benim gençliğimde kızlara dik dik bakmak yürek isterdi. Ayrı ayrı merdivenlerden sınıflara girilirdi, etekler şimdiki gibi göbekte değildi. Bir kızın elini tutmak, onunla tenhada konuşmak en havalı aksiyondu bıçkın gençler için. Şimdiyse toplumun bu kadar tatminsiz olmasına şaşırmak mı yoksa şaşırmamak mı gerekiyor bilemiyorum.   Yazar

Star'a veda

Necdet Şen

Eskiden hüsranlarım çok uzun sürerdi. Zannederdim ki bütün bunlar bir tek benim başıma geliyor. Uzun uzun yas tutardım. Kendime acımaktan ve "boşa geçen" hayatım için yazıklanmaktan marazî bir zevk alırdım. Kolum kanadım düşer, dünyaya hoyratlığın egemen olduğunu düşünürdüm. Şimdi bunlar çok kısa sürüyor. Karar verene kadar.   Necdet Şen

Serseri miyiz ki yazın ceketsiz gezelim?

Vahap Demir

Efendi adam kışın da kazak giymezdi çünkü kazağı da serseriler giyiyordu. Efendi adam efendi gibi üşürdü ama hasta da olmamalıydı. Ülkemiz fakir ama onurluydu ve maalesef hastalık tedavisi için yurtdışından gelen ilaçların karşılığında onur kabul etmiyordu köftehorlar. İlle de dolar olmalıydı.   Yazar

Lego seti gibi bir dünya

Alper Uzun

Proteinlerin üç boyutlu yapısına baktığınızda tıpkı o LEGO setleri gibi birbiri içine geçmiş ve yapacağı işe göre özelleşmiş parçalar var. Yakın bir gelecekte istenilen bir takım proteinler böyle LEGO setlerinin parçacıkları gibi takıp çıkarılacak. Ona göre ilaçlar yapılacak. Bireye özel ilâç geliştirilmesinde belki de en heyecan verici adımlar böyle atılacak.   Yazar

Mini mini birler

Seyit Balkuv

Gelecekte ne olurlarsa olsunlar, şu an için bir önemi yok. Bacaklarında dolanan sabah serinliği ile çişi gelen çıplak bacaklıların, ilâhî yolculuklarına attığı bu ilk adım kutsallığından bir şey kaybetmiyor. Hem çocukların, hem ebeveynlerin, hem de izleyenlerin gözlerini nemlendiriyor.   Yazar

Kaşıyan Adam

Vahap Demir

Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir.   Yazar

Ramazan geldi, hazırlıklar tamam mı ey medya?

Ali Sedat Çetinkoz

Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK.   Yazar

Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Murat Örem

Türkiye 30 Temmuz'da işi gücü bırakmış bir mahkeme kararını beklemiyordu. İnanın ki bu ülkede her şeye rağmen insanların çok büyük bir kısmı artık bu arkaik devlet oyunlarına dönüp bakmıyor bile. Onlar para pul hesabı yapmadan bir cana daha can katmanın çabasıyla, bir çocuğa daha iki harf öğretmenin çabasıyla gecesini gündüzüne katıyor.   Mektup

Son Yorumlar

Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir

Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban

Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?

Tüm Yorumlar

 Google Web   Derkenar  
 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

112