İnternettin Abi - 26 Ağustos 2007
Wordpress İnternetin en popüler (ve sanırım en gelişmiş) ücretsiz blog alanı ve teknoloji sağlayıcısı olan Wordpress'e ve dolayısıyla onun bünyesinde olan tüm Türkçe sitelere erişim mahkeme kararıyla engellenmiş. Bunu az önce tesadüfen farkettim ve çok üzüldüm.
Muhtemelen (ya da umarım) siz bu yazıyı okurken bu kapatma kararı çoktan iptal edilmiş ve "suç teşkil eden" şey her ne ise bununla hiç bir ilintisi olmadığı halde bilgisizlik ve toptancılık kokan bir yasak kararıyla topyekün karartılan binlerce Türkçe "wordpress.com" uzantılı site tekrar aramıza dönmüş olur.
Ama yine de bu vahim uygulama vesilesiyle de olsa, ülkemizdeki hukuk insanlarının internet konusundaki meraksızlığına ve bu konu sözkonusu olduğunda kuruyla yaşı aynı havanda ezen kırıp döken hukuksal uygulamalara göz atmakta fayda var.
Önce bilmeyenler için Wordpress, nedir, kısaca izah edelim.
Wordpress bir blog hizmeti sağlayıcısıdır. Blog ise bir çeşit kişisel web sitesi. Ayrıntılı bilgiyi yapılacak ufak bir aramayla her yerde bulmak mümkün, ama ben yine de özetleyeyim:
Diyelim ki, efkârı umumiyeye (ya da sadece kendi ahbap çevrenize) söyleyecek bir şeyleriniz, paylaşacak yemek tarifleriniz ya da tatilde çektiğiniz fotograflarınız var, ama işinin ehli bir tasarımcıya ödeyecek mebzul miktarda paranız yok... Merak etmeyin, internette sizin gibi amatör ruhlu ve azla yetinebilen gönüllü yayıncılara bu hizmeti hiç bir ücret talep etmeden sağlayan hazır yer sağlayıcılar bulunuyor. Bu hizmetlerden yararlanabilmek için ne tasarım ne de programlama dillerini bilmeniz gerekmiyor. E posta hesabı oluşturur gibi basit bir işlemle kendinize bir site adı, kullanıcı adı, parola belirliyor ve birkaç dakika içinde web sitenize kavuşuyorsunuz. Yazılarınızı yayına sokmak için bir "tık" yeterli oluyor. İsterseniz bilgisayarınızdaki resimleri, hatta müzik ve video dosyalarını da sitenize ekleyebiliyorsunuz.
Her şey sizin işinizi kolaylaştırmak için tasarlanmış zaten. Sadece birazcık İngilizce bilmenizde yarar var, size sağlanan bu kolaylığı en azından sorunsuzca kullanabilmeniz için. Ama bilmiyorsanız da sorun değil; çünkü bu hizmeti bizim dilimizde de veren içerik sağlayıcılar bulabilirsiniz. Her geçen ay aralarına yenileri ekleniyor. (Hatta aramızda kalsın, Derkenar'ın tasarımcısı ve programlayıcısı olan Sokak Kedisi de zaman zaman "bu kolaylığı ben de sağlasam mı necip milletime?" diye düşünüyor ve sonra nedense hep erteliyor).
İşte hatalı bir kararla yayını engellenen Wordpress.com da bu yer sağlayıcı portal sitelerden birisi. Üstelik sitenizin orasına burasına reklam da eklemiyor, hatta bu tasarım işinden az çok anlayanlardansanız, Wordpress.org adresinde siteyi yayınlamanız için gereken tüm yazılımı bir paket halinde ve yine tek kuruş talep etmeden hediye ediyorlar size.
Böyle bir yer işte internet ve "her şey para demek değil" diyen "açık kaynak kodu" savunucularının giderek arttığı cömert bir alan.
Diğer yandan da bu tarz karartma kararlarının çoğunlukla alındığı kent olan İstanbul'un yaş ortalaması epeyce yüksek olan ve internetle ya hiç ilgisi olmayan ya da en fazla bir iki fıkra sitesinden başkasıyla ilgilenmeyen yargıç ve savcıların kenti olduğunu üzülerek öğreniyoruz. Daha doğrusu İstanbul, emeklilik yaşı gelmeden tayin olunamayan bir "son durak" ortalama internet kullanıcısı kuşağından daha yaşlı olan bu insanlar için.
Deneyimlerime dayanarak söylüyorum, çoğunlukla interneti hiç bilmeyen, kullanmayan, bir şey öğretmek istediğinizde de "aman, ben anlamam" diyerek dinlemekten bile kaçınan bu karar verici insanlar, bakmak zorunda oldukları onca dosya yığınının arasında hele bir de internetle ilgili bir "erişim engelleme" talebine rastladıklarında, sanırım çok fazla titizlenmeden "erişüm engellene!" diye imzayı çakmaktan pek kaçınmıyorlar. Hep birlikte dünyaya rezil oluyoruz.
Zaten araştırmak isteseler de nereden araştıracakları, nereye, kime danışacakları hakkında gelişmiş bir mevzuat yok. Bunun için harcayacakları fazladan boş zamanları ise hiç yok. Başları fazlasıyla kalabalık, kapılarının önünde meramını kısaca anlatamayan geveze bir kalabalık hep bekler durumda ve bir dosyaya ayırabilecekleri zaman -maalesef- dakikalarla sınırlı.
Bundan dolayı sadece karartma kararını veren yargıç ya da savcıları suçlamak haksızlık olur. Neticede onlar da önlerindeki mevzuatı uygulamakla yükümlü devlet memurları. Ve bu yılın (2007) Mayıs ayında çıkartılmış olan kanun (başlangıç olarak "hiç yoktan iyi" sayılabilirse de) epeyce yetersiz ve "yasakçı".
Sırası gelmişken, yeni çıkan bu internet yasasından söz etmekte yarar var.
5651 sayılı ve 4/5/2007 tarihli bu yasada "içerik sağlayıcısı" ve "erişim sağlayıcı" gibi kavramlar pek net tarif edilememiş, biraz muğlak ve sapla samanı karıştırmaya mahal verebilecek durumda. Dolayısıyla, Wordpress, Blogger, Blogcu, Azbuz ve benzeri "umuma açık" siteler, yasa uyarınca hem içerik sağlayıcı hem de erişim sağlayıcı olarak algılanabilir. Bu durumda da (şu an yaşanan örnekte olduğu gibi) bünyesinde yüzbinlerce farklı site barındıran, ama bu siteleri kendi ana alan adı (örneğin, wordpress.com) altındaki bir subdomain (örneğin, http://benimblog.wordpress.com/) olarak konumlandıran bu site toplulukları bir tek kararla tümden karartılmış olabiliyor.
Öyle ki, Wordpress'in Türkiye sathında topluca engellenmesinden zarar gören binlerce Türkçe sitenin acaba hangisinin yayıncısı ya da okuru kapatılmalarına neden olan "uygunsuz" içerikli sitenin varlığından haberdardı, sorgulamak lâzım. Kalıbımı basarım ki, Wordpress'den aldığı destekle site yapan insanların çoğu sitelerine yeni bir yazı eklemeye kalktıklarında insanın içini üşüten o kıpkızıl resmî yazıyla ("sitenin yayını mahkeme kararıyla engellenmiştir" notuyla) karşılaşmış ve ilk anda "ben ne yazdım ki sitem kapatıldı?" diye sormuştur kendi kendine. Çok azının aklına bu karartmanın tüm Wordpress'e yönelik olduğu gelmiştir.
Bu tarz kararları alan hukuk insanları en azından şunu bilebilselerdi ne iyi olurdu: Yasaklanan her şey bir cazibe merkezi olur ve belki o siteden haberi bile olmayan milyonlar ilk fırsatta o siteyi arar bulur inceler. Öyle zannediyorum ki, engellenmek istenen o kişi de şu an başka yerlerden tekrar yayına sokmuştur yasaklandığı zannnedilen içeriğini. Zaten ortalamanın azıcık üzerindeki bir bilgisayar kullanıcısının kolayca aşabileceği bir engelleme yöntemidir bu. Bilgisayarın vekil sunucu (proxy) ayarlarında yapılacak minik bir düzenlemeyle bu yasaklar aşılabiliyor ve engellenmiş sitelere ulaşılabiliyor. Bu tarz kaba yasaklar ancak interneti bilmeyen, okumayan, araştırmayan, sadece mail forward edip online briç oynayan, chat yapan kişileri engeller -ki onlar da zaten konunun dışında kalıyorlar.
Olan diğer blogcuların emeklerine oldu sonuç itibariyle. Ve "yasakçı, antidemokratik ülke" gibi yaftalarla bir kez daha tüm dünyanın alay konusu ettiği bir ülke olarak anılmamıza zemin oluşturdu. Bu tarz yasakları uygulayan bir Çin var bir de Kuzey Kore bildiğim kadarıyla. Aralarına bir de Türkiye eklenmiş oldu.
Hatırlardadır, bu tarz kararlar daha evvel Ekşi Sözlük ve YouTube'un da aralarında bulunduğu çok sayıda siteye de uygulandı. Halen bu engellemeler yüzünden yayında olmayan bir yığın site var ve (popüler olmadıkları ya da arkalarında büyük sermaye grupları olmadığı için) biz çoğundan habersiziz. Ne yayına girdiklerini bilebildik ne de kapatıldıklarını. Sessiz sedasız yok oluyor web siteleri ortalıktan. Oysa bir web sitesi çok büyük emeklerle ortaya çıkıyor ve şahsen en sallapatisinin bile bir faydasının olduğunu düşünüyorum. En azından yapan rahatlıyor, oyalanmış oluyor.
Velev ki içinde "suç" sayılabilecek içerik olsun, bir web sitesini yaptığı "yanlıştan" döndürmenin yolu sadece onu karartmak değil ki. Uyarırsınız, ihtarname gönderirsiniz, dava açarsınız, olmadı, onun içerik sağlayıcısına bir e posta yollayıp "bu içerik sorunlu" dersiniz, "başınıza iş almayın" dersiniz, yaparsınız bir şeyler. Zaten bu tarz "gel, site yap, mecusî olsan bile gel" diyen yer sağlayıcısı sitelerin bir de "suiistimal bildir" (report abuse) linki ve bir de imzalamazsanız kullanma iznini asla koparamayacağınız "hizmet şartnamesi" (terms of service) vardır ve orada da açıkça "suç sayılan bir içeriği olan site yayından kaldırılır" diye demir gibi kural geçerlidir. Yani internet öyle zannedildiği gibi isteyenin istediği eşkıyalığı yapabileceği sahipsiz bir toprak değildir. Konuyu azıcık bilen herkes, orada hakkını medeni yollardan arayabilir. Bilmeyen de azıcık zahmete girip Google'a yazar ya da bilene danışır.
Öyle görünüyor ki, internete emek veren ve burayı soluk alınabilecek, bilgi ve görgü geliştirilebilecek, ufuk açan bir yer, ya da sadece oyun oynanan, e posta gönderilip okunan, hatta forumlara saçma sapan yorumlar yazarak "konuşma hakkını" kullanan herkes, internet yasasının şu andakinden daha makul bir şekle evrilebilmesi için çaba harcamak zorunda.
Dahası, sadece yasayla yasakla erişim engellemeyle sorunların çözülemeyeceğinin, internet ve bilişim konusunda uzmanlaşmış ihtisas mahkemelerinin, konu üzerinde derinleşmiş yargıçların savcıların avukatların da bir an evvel ortaya çıkması gerekiyor.
Hayatında internete bağlanmamış savcı ve yargıçlarla, "e posta" dediğinizde "haaa, imeyil dedikleri şey o mu?" diye soran avukatlarla böylesine gelişmiş ve yaygınlaşmış bir teknolojik ortam hakkaniyetle denetlenemez. Olsa olsa dededen kalma alışkanlıklarla "asacaksın üç beş kişi, kapatacaksın üç beş site" düzeyinde seyredilir. Bu da 21. yüzyılı kavrayamamış bir Türkiye ve demokratik anlamda acıklı bir irtifa kaybı demektir.
Ne malum dün YouTube'un, bugün Wordpress'in ve onun barındırdığı çok sayıda sitenin başına gelenin yarın belki de diğer büyük portalların başına da gelmeyeceği? Onlar da (bazıları) bu büyüyen pastadan okur kapabilmek için kendi alan adları altında blog hizmeti sağlıyorlar ne de olsa. Bu sorun aslında yayıncısıyla ve okuruyla hepimizin ortak sorunu; pireye kızıp yorgan yakmadığımız bir internet için el ele vermek, kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız.
Düşünenlerin düşünceleri
Bu tarz DNS bazlı engellemeleri kolayca aşmanın bir yolu var.
- Başlat menüsünden Denetim Masası'nı seçin.
- Açılan kontrol panelinden Ağ Bağlantıları'na girip "yerel ağ bağlantısı" ikonuna sağ tıklayınız.
- Çıkan menüden Özellikler'e girin ve açılan listedeki "internet erişim kuralları (TCP/IP)" yazısına çift tıklayın.
- Oradan "yeğlenen DNS sunucusu" bölümüne yabancı bir DNS adresi girin (örneğin: 208. 67. 222. 222)
- Alttaki "diğer DNS sunucusu" kısmına da (örneğin) şu rakamı girin: 208. 67. 220. 220
- Bilgisayarınızı yeniden başlatın.
Büyük bir olasılıkla sansür sorununuz çözülmüş olacaktır.
Konu, Wordpress yazılımcılarından Matthew Mullenweg'in web sitesinde tartışılıyor. Bu yazının da bahsi geçiyor.
Sinan Telli - 27 Ağustos 2007 (18:25)
Galiba yasağın sebebi Adnan Hoca denen adamın Edip Yüksel denen bir başka adamla olan kişisel hesaplaşmasıymış. Edip Yüksel denen zat (veya taraftarları) bu Adnan Hoca ile ilgili ifşaatta bulunan bir sürü blog açmış. Adnan Hoca tayfası da o blogları kapattıramayınca hıncını Wordpress' ten almış.
Tekin Z. - 28 Ağustos 2007 (11:03)
Desenize, birbiriyle didişen iki "değmeyecek" adam yüzünden bir sürü TC vatandaşının web sitesi yayından kaldırılmış oldu. Ne biçim bir iş bu? Bu durum her şeyden önce "haberleşme özgürlüğünün ihlâli" anlamına gelir. Bu hukuksal acaiplik Türkiye'ye zarar veriyor. Benim anlayamadığım, neden İstanbul Barosu bu konuya müdahil olmuyor? Doğal olan, bir avukatın çıkıp bu mantıksız karara karşı itiraz dilekçesi vermesi değil midir? Hiç mi avukat yok bu Wordpress kullanıcıları arasında?
Dumur Abi - 28 Ağustos 2007 (12:55)
Baro mu? Hah haaa! Onlar daha "mühim" meselelerle meşgul. "Cumhurbaşkanının eşi başörtülü olur mu olmaz mı" gibi... Avukatlıkla uğraşacak zaman mı şimdi?
Sıtkı Karaman - 28 Ağustos 2007 (13:11)
Bu sitede yasaklamaya karşıt bir banner var. Web sitesi veya blog sahipleri kullanabilir.
Seyit Balkuv - 29 Ağustos 2007 (17:57)
İntertettin abi, "bila bedel anti virüs taraması" diyorsun, ama abiler son etapta "satın al" diyorlar. Nasıl oluyor da oluyor? Nerede yanlışlık var sende mi bende mi?
Nihat - 1 Eylül 2007 (2:37)
Yanlışlık tabii ki o linki oraya koyup sonradan "ne durumda?" diye kontrol etmeyen İnternettin Abi'de. Uyardığın için sağol Nihat. O linki güncelleyip yerine Avast linkini koydum ki, şayanı tavsiye bir ücretsiz virüs programıdır.
Bugün 26 Ekim 2007. Wordpress hâlâ kapalı. Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?
Yankı Acar - 26 Ekim 2007 (11:20)
Bugün 26 Ekim 2005. Wordpress kapalı. Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?
Memik Emmi - 1 Kasım 2007 (22:18)
Yorumların düşmanca ifadeler içermemesini ve yazım kurallarına dikkat edilerek yazılmasını rica ediyoruz. Lütfen cümlelerinize başlarken ve özel adlarda büyük harf kullanınız.
Yankı Acar - 1 Kasım 2007 (22:23)
Üniversitede yurtta kalırken gece karnımız acıktı. Aramızda bir de Tanzanyalı var. Yemekhaneye gizlice sızıp tıkınalım dedik. Biz Türkler canavarlaşmış bir yüz ifadesiyle merdivenlere yekinirken, Afrikalı "ben gelemem" dedi. "Nedendür?" dedik, "yasaktur" dedi.
Bu olaydan sonra epey düşündüm. Hadi Avrupalıların kurallara uymasını anlarım, binlerce yıllık "medenî" kültürleri var, insanlığın kat be kat ötesindeler, lâkin bu yerlilere ne oluyordu ki?
Olan değil olmayan bir şey vardı aslında; gereksiz yasaklar. Teee çocukluktan bu yana bir sürü gereksiz yasakla boğdular bizi. Uyulması insanî tabiatımıza aykırı bi yığın kural çavalının arasında kaldık. Yapabileceğimiz tek bir şey vardı; kuralları yıkmak. Sadece kurallar yıkılmadı, kurallara olan inancımız ve saygımız da yıkıldı. İliklerimize işledi kuralsızlık. En gerekli kurallar bile bize anlamsız gelmeye başladı sonunda. Kırmızı ışıkta geçip canlara kıydık ya da zil zurna sarhoş olup formula piloti hissettik kendimizi, mahlle arası caddelerde.
Ve bugün çehresini değiştirdi uygulanamaz kurallar, uyulamaz yasaklar. Teknoloji oldu, internet oldu... Youtube oldu, wordpress oldu.
Biz yine de bilinçli Türk vatandaşı olalım ve yasakları çiğnemeyelim derim. Hatta saatlerce nasihat ederim sizlere; siz kulaklarınızı tıkayıp, başınızı öte tarafa çevirseniz bile. Neyse ki kafam kuma gömülü de fark edemiyorum beni dinlemediğinizi...
Alper Tunga Murt - 25 Nisan 2009 (01:14)
İmla kuralları ile ilgili uyarıyı maalesef yazımın sonunda gördüm. Açık söyleyim üşendim, geri dönüp bütün hataları düzeltmeye. Benim de insan suretinde bir kul olduğum dikkate alınarak, affeylenmemi, bundan sonraki yazılarımda dikkatli olacağıma söz vererek talep eyliyorum...
Alper Tunga Murt - 25 Nisan 2009 (01:17)
Merak etmeyin sayın Murt, ben yorumunuzu okurken imlâ hatalarını düzelterek okudum. Zaten refleks oluştu, gazete haberlerini bile kafamın içinde tashih ederek okuyorum.
Bu seferlik sorun değil. Farzedin ki anneniz sizin dağınık bıraktığınız yatağınızı yaptı. Ama bir sonraki sefere terlik de fırlatabilir. Aman dikkat!
Büdütör Kalfa - 25 Nisan 2009 (12:10)
1994'de ilk ticarî internet servisini acan kisi sayilirim. Sayilirim dememin nedeni aslinda acan IBM Turk Limited'dir, bende bu isi ustlenmis bir IBM calisaniydim. O yillar da doğrudan yasaklar yoktu ancak siradan bir hat almak deveye hendek atlatmaktan cok daha zordu, yaklâsik 4 yilda 1994 den 1998'e oldukca yok katettik ama bugunku olanaklarin yaninda yine de emekleyerek ilerledik diyebilirim.
Yasak ve engellemelerin toplumsal barisa hic bir katkisi olmadigina tam tersine toplumda suregeln itismeyi besledigine inaniyorum. Sadece tek basina youtube'a erisimin kapali olmasi dahi bu ulkede demokrasi yoktur dyebilmenin hakli zeminini olusturmakta.
Yazik... Coook yazik.
Bora Kizilirmak - 2 Temmuz 2009 (15:15)
Yazıyı tanıdıklarınıza da tavsiye etmek ister misiniz?
İnternet
Göster amcalarına seçkinliğini bakiim
Ali Türkan
Bunun için de pek emek sarfetmemiş birilerinin, boyuna yakınmalarını; ötekilere "yüzde altmışı aptaldır" dedikleri hâlde, kastları tarafından hâlâ solcu diye pazarlanmalarını ve bu türden nice şeyi anlayamıyorum. Devam
Hiç akılda yokken...
Ahmet Faruk Yağcı
Don de Lillo, Cosmopolis kitabındaki kahramanına "en yakındaki kişinin en büyük tehlike olduğunu" düşündürtür. Ürperticidir. Ben de şimdileride sıradan ve normal görüntülü potansiyel suçlular ile ne kadar iç içe olduğumuzun merakı içindeyim. Devam
Medya toplumu hasta ediyor
Necdet Şen
Türkiye'nin sırtındaki en acıyan kambur hangisidir, diye soracak olsaydınız, size tereddüt etmeden "medya" derdim. Çalışanlarıyla ve işsizleriyle. Medya emekçileri, kovulduktan sonra bile o çirkefe geri dönmeyi hayal ediyor. Devam
Syd Barrett - Çok büyük bir iştahla okudum yazıyı. Tanrım, bu... Cenk Öyküleri 1: Sen kimin uşağısın lan!
Şemsettin Oruk - Ken Parker' i hortlatmak gibi olacak, ama... Klasik çizgi romanın doruğu: Ken Parker
Wakkas Kelle - DEVAM Beyaz Türk kelimesinden ne kastedildiğini bilmiyorum, ancak... Beyaz Türk
Wakkas Kelle - Necdet Bey, kusura bakmayın ama yazınız mantıklı değil. 60'lı yılların Türk... Beyaz Türk
Buse Özkan - Herkes hayatının belli dönemlerinde birçok sıkıntıyla... Eroin Güncesi
Öcalan'ın hedefi ne sizce?
Bütün amacı kendisini kurtarmak. Yaşamı karşılığında, kendisine dayatılan şeyleri yapıyor. Eğer İmralı'da kendisine 'şunu yap, bunu yap' denmese, dışarıda iki asker öldürüldüğü zaman Öcalan'ın ödü kopar. Ama şimdi kendisine çatışma dayatılıyor.
Hüseyin Yıldırım - Neşe Düzel (Taraf)
Bir sor Allah aşkına
Seyit Balkuv
Her soru bir merak duygusundan kaynaklanıyorsa ve merak duygusu da farklı olana yönelmek dürtüsü ile ilgiliyse, "hayata dair bir soru" iyi bir başlangıç noktası olabilir belki de ne dersiniz? Devam
Kırık Emekli General Hayatları
Ahmet Faruk Yağcı
Nesiller gelip geçiyor. Bunca emekli adam, bunca vatana hizmet gayreti beni yoruyor. Ey yetkililer! Siz siz olun beni dinleyin. Zararlı çıkmazsınız. Kendini Cipralex'e Lustral'e vurmuş emekli subay sayınız da yıllar içinde azalır. Devam
Trigger Happy
Deniz Türkoğlu
Kendini tehlikede (hatta yalnızca rahatsız) hissettiği ilk yerde tetiğe basmak ve tehdidi yok etmek üzere kodlanmış, hiç bir tehlike oluşturmayan durumlarda da tetiğe basma ihtiyacına dönüşmüş korkunç bir alışkanlığın adı. Devam
Hayat Oburu
Necdet Şen
Ya hakkaten ya! Hayat çok kısa, seçenekler sonsuz. Ben 99. maddedeyken listenin adı "ölmeden önce yapılması gereken 10.000 şey" diye değişir, yaya kalırım diye tırsıyorum. Devam
Avrupa'da bir seçim
Yalçın Şahin
İnsanlar yurtlarını bırakıp Avrupa'ya göç ediyorsa bu daha çok tanımını Batı insanının yaptığı bir yoksulluktan kaçmak içindir, ki bana göre bu genelde yapay, üretilmiş bir yoksulluktur. Devam
Kanlıca'nın yalnızları
Deniz Türkoğlu
Her sabah işe giderken ve her gece işten dönerken, aynı sekizlik dolmuşta, bazen aynı koltukta yan yana, gene hiç konuşmuyorduk. Selâmlaşmıyorduk. Göz göze gelmiyorduk. Devam
Hayvana şiddetten toplumsal suça doğru
Hülya Yalçın
Toplumsal şiddet büyük bir hızla tırmanırken herkes sebepler arıyor. Kimse görünen ve ortalıkta gözümüze acı acı haykıran sebebi görmüyor. Belki de görmek istemiyor. Devam
Nişantaşı Reasürans
Nuri Yalçın
Sık sık 360 derece çark etmesinin basit bir iş olmadığını, planlı yapıldığını ispatlıyor. Yoksa sakalılın kılları kadar şablon tutmazdı kasasında. Şablonların sırrı sadece bu kadar değil. Devam
Boşluk
Ahmet Faruk Yağcı
Şu günlerde içinizde bir huzursuzluk, bir boşluk, garip bir ağrı sonrası esrikliği hissediyorsanız paniklemeyin. Eskisinden çok daha iyi ve mutlu olacaksınız. Devam
Küllenmiş Zamanların Ardından
Bülent Karaköse
Ertesi gün kendime geldiğimde Sinan'ın siyah deri yeleğini üstümde buldum. Biraz şaşırmıştım ama hatırlamakta zorlanmadım; gece barda üşümüştüm ve çıkarıp yeleğini hediye etmişti. Devam
Adını yitiren Mehmet
Deniz Türkoğlu
Bir gün Beyazıt'ta yürürken kırmızı spor bir arabanın içinden adımı seslendiklerini duyuyorum, dönüp baktığımda Mehmet'e rastlıyorum. Görüşmeyeli uzun yıllar olmuş. Devam
Hayat çook garip!
Erdem Abaka
Günümüzde hayatımızı kuşatan bu şeyler bizim için o kadar ön planda ki, asıl olan yalın gerçekliği bazen kaçırıyoruz. Ben o akşamüstü, o kedi yavrularken bir mucizeye tanık oldum. Hayatın başlangıcına. Kadim hakikate. Devam
Kokulu bir yol yazısı
Ahmet Faruk Yağcı
Etler büyük tabakta cızırdayarak geliyor. Yanında manda yoğurdu. Bu iki koku ile yoğunlaşan mutluluğumuz pirzola dilimlerinı ısırıp dişimizle kemiğinden ayırmaya çalışırken zirve yapıyor. Devam
Eyjafjallajökull
Yalçın Şahin
Ekonomik, sosyal hatta zihinsel faaliyetlerimizin çoğu bir temel ilke üzerine kuruludur: Tekrarlanabilirlik. Bu kavramın tekerleğin icadıyla ya da ona paralel şekilde insan zihninde yer etmiş olması muhtemeldir. Devam
Pornografi Hürriyeti
Necdet Şen
Yıllardır medyadan fersah fersah uzakta duran birisi olarak kendi bildiklerime bakınca, kesintisiz 40-50 yılını o camianın içinde geçirenlerin kimbilir neler neler bildiklerini tahmin edebiliyorum. Devam
Salinger öldü
Deniz Türkoğlu
Salinger'in yazdıklarıyla arasında aşılmaz duvarlar vardı. O duvarlarının arkasından hiç çıkmadı. Ali öyle değildi. Onun duvarları yoktu. Sınırları, çitleri, bir kapısı bile yoktu. Kafasına esen, çat kapı, tanıdığı tanımadığı herkes Ali'ye ulaşabildi. Devam
Üç Tavuk
Erdem Abaka
Kapalı olmasına rağmen içimi umutla dolduran ılık ve renkli bir bahar sabahında, her biri hem fizik hem de karakter olarak birbirinden çok farklı olan bu insanlar ve ortalarında, ayakları bağlanmış, korku dolu gözlerle bakan ve ara sıra gıdaklayan üç tavuk... Devam
Livaneli'nin "Veda"sı
Kâmuran Kızlak
Sanki kendinizi Avrupalılara göstermeye, kanıtlamaya, sahnenin önündeki adam olmaya ihtiyacınız varmış gibi. Avrupalı bu elit topluluk sizi zaten tanıyıp biliyor. O zaman ne diye bulanık suda balık avlama açıkgözlüğüne tevessül edesiniz ki? Devam
Çatışan Uygarlıklar esnek Batı'nın zayıf surları
Zbigniew Brzezinski
Yirminci yüzyılda bir daha asla"nın kolaylıkla bir kez daha gerçekleştiğini gördük, insanlık, rastlantılara bağlı bir dünyada kaderi üzerinde hak iddia etmekse, ahlâkı güdüler merkezi bir yerde olmak zorundadır. Devam
Unutmak istemiyorum, o zaman uyumalıyım
Alper Uzun
Uyku sadece dinlenmemiz için değil aynı zamanda hafızanın yeniden düzenlemesinde, öğrenmede bizzat fonksiyonel olarak da görevli. Saçma sapan olduğunu düşündüğümüz kimi rüyalar bazen hafızanın bu yeniden düzenlenme işlevlerinden biri olarak karşımıza çıkabiliyor. Devam
Etiketler
12 Eylül Aile Ali Türkan Askerlik Avrupa Bellek Beslenme Beyaz Türk Birey Bisiklet Bürokrasi Cem Karaca Cinsellik Çizgi Film Çizgi Roman Çocuk Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekmek Teknesi Ekonomi Ensest Erkek Felsefe Feminizm Gazete Genetik Güvenlik Hayvanlar Hedonizm Hızlı Gazeteci Hobi Hukuk Internet Kapitalizm Kedi Kemalizm Kent Konformizm Kürtler Masonlar Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mistisizm Mizah Mobbing Modernizm Münevver Müzik Nefret Nostalji Operasyon Oportünizm Otomobil Pazarlama Polemik Pornografi Portre Psikoloji Reklam Sanat Satanizm Seks Seyahat Sigara Sinema Siyaset Sokak Sosyalizm Sosyoloji Spam Spor Taassup Tabiat Takvim Tatil Teknoloji Televizyon Terör TIP Tiyatro Turizm Tüketim Toplumu Evlilik© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.

Yazı Boyutu
Büyük
Normal