Patronsuz Medya

İnternet ve Yasakçı Mantık

İnternettin Abi - 26 Ağustos 2007


Wordpress İnternetin en popüler (ve sanırım en gelişmiş) ücretsiz blog alanı ve teknoloji sağlayıcısı olan Wordpress'e ve dolayısıyla onun bünyesinde olan tüm Türkçe sitelere erişim mahkeme kararıyla engellenmiş. Bunu az önce tesadüfen farkettim ve çok üzüldüm.

Muhtemelen (ya da umarım) siz bu yazıyı okurken bu kapatma kararı çoktan iptal edilmiş ve "suç teşkil eden" şey her ne ise bununla hiç bir ilintisi olmadığı halde bilgisizlik ve toptancılık kokan bir yasak kararıyla topyekün karartılan binlerce Türkçe "wordpress.com" uzantılı site tekrar aramıza dönmüş olur.

Ama yine de bu vahim uygulama vesilesiyle de olsa, ülkemizdeki hukuk insanlarının internet konusundaki meraksızlığına ve bu konu sözkonusu olduğunda kuruyla yaşı aynı havanda ezen kırıp döken hukuksal uygulamalara göz atmakta fayda var.

Wordpress ve Blog; bilmeyen kaldı mı?

Önce bilmeyenler için Wordpress, nedir, kısaca izah edelim.

Wordpress bir blog hizmeti sağlayıcısıdır. Blog ise bir çeşit kişisel web sitesi. Ayrıntılı bilgiyi yapılacak ufak bir aramayla her yerde bulmak mümkün, ama ben yine de özetleyeyim:

Diyelim ki, efkârı umumiyeye (ya da sadece kendi ahbap çevrenize) söyleyecek bir şeyleriniz, paylaşacak yemek tarifleriniz ya da tatilde çektiğiniz fotograflarınız var, ama işinin ehli bir tasarımcıya ödeyecek mebzul miktarda paranız yok... Merak etmeyin, internette sizin gibi amatör ruhlu ve azla yetinebilen gönüllü yayıncılara bu hizmeti hiç bir ücret talep etmeden sağlayan hazır yer sağlayıcılar bulunuyor. Bu hizmetlerden yararlanabilmek için ne tasarım ne de programlama dillerini bilmeniz gerekmiyor. E posta hesabı oluşturur gibi basit bir işlemle kendinize bir site adı, kullanıcı adı, parola belirliyor ve birkaç dakika içinde web sitenize kavuşuyorsunuz. Yazılarınızı yayına sokmak için bir "tık" yeterli oluyor. İsterseniz bilgisayarınızdaki resimleri, hatta müzik ve video dosyalarını da sitenize ekleyebiliyorsunuz.

Her şey sizin işinizi kolaylaştırmak için tasarlanmış zaten. Sadece birazcık İngilizce bilmenizde yarar var, size sağlanan bu kolaylığı en azından sorunsuzca kullanabilmeniz için. Ama bilmiyorsanız da sorun değil; çünkü bu hizmeti bizim dilimizde de veren içerik sağlayıcılar bulabilirsiniz. Her geçen ay aralarına yenileri ekleniyor. (Hatta aramızda kalsın, Derkenar'ın tasarımcısı ve programlayıcısı olan Sokak Kedisi de zaman zaman "bu kolaylığı ben de sağlasam mı necip milletime?" diye düşünüyor ve sonra nedense hep erteliyor).

İşte hatalı bir kararla yayını engellenen Wordpress.com da bu yer sağlayıcı portal sitelerden birisi. Üstelik sitenizin orasına burasına reklam da eklemiyor, hatta bu tasarım işinden az çok anlayanlardansanız, Wordpress.org adresinde siteyi yayınlamanız için gereken tüm yazılımı bir paket halinde ve yine tek kuruş talep etmeden hediye ediyorlar size.

Böyle bir yer işte internet ve "her şey para demek değil" diyen "açık kaynak kodu" savunucularının giderek arttığı cömert bir alan.

Konunun hukuksal boyutu

Diğer yandan da bu tarz karartma kararlarının çoğunlukla alındığı kent olan İstanbul'un yaş ortalaması epeyce yüksek olan ve internetle ya hiç ilgisi olmayan ya da en fazla bir iki fıkra sitesinden başkasıyla ilgilenmeyen yargıç ve savcıların kenti olduğunu üzülerek öğreniyoruz. Daha doğrusu İstanbul, emeklilik yaşı gelmeden tayin olunamayan bir "son durak" ortalama internet kullanıcısı kuşağından daha yaşlı olan bu insanlar için.

Deneyimlerime dayanarak söylüyorum, çoğunlukla interneti hiç bilmeyen, kullanmayan, bir şey öğretmek istediğinizde de "aman, ben anlamam" diyerek dinlemekten bile kaçınan bu karar verici insanlar, bakmak zorunda oldukları onca dosya yığınının arasında hele bir de internetle ilgili bir "erişim engelleme" talebine rastladıklarında, sanırım çok fazla titizlenmeden "erişüm engellene!" diye imzayı çakmaktan pek kaçınmıyorlar. Hep birlikte dünyaya rezil oluyoruz.

Zaten araştırmak isteseler de nereden araştıracakları, nereye, kime danışacakları hakkında gelişmiş bir mevzuat yok. Bunun için harcayacakları fazladan boş zamanları ise hiç yok. Başları fazlasıyla kalabalık, kapılarının önünde meramını kısaca anlatamayan geveze bir kalabalık hep bekler durumda ve bir dosyaya ayırabilecekleri zaman -maalesef- dakikalarla sınırlı.

Bundan dolayı sadece karartma kararını veren yargıç ya da savcıları suçlamak haksızlık olur. Neticede onlar da önlerindeki mevzuatı uygulamakla yükümlü devlet memurları. Ve bu yılın (2007) Mayıs ayında çıkartılmış olan kanun (başlangıç olarak "hiç yoktan iyi" sayılabilirse de) epeyce yetersiz ve "yasakçı".

Sırası gelmişken, yeni çıkan bu internet yasasından söz etmekte yarar var.

5651 sayılı ve 4/5/2007 tarihli bu yasada "içerik sağlayıcısı" ve "erişim sağlayıcı" gibi kavramlar pek net tarif edilememiş, biraz muğlak ve sapla samanı karıştırmaya mahal verebilecek durumda. Dolayısıyla, Wordpress, Blogger, Blogcu, Azbuz ve benzeri "umuma açık" siteler, yasa uyarınca hem içerik sağlayıcı hem de erişim sağlayıcı olarak algılanabilir. Bu durumda da (şu an yaşanan örnekte olduğu gibi) bünyesinde yüzbinlerce farklı site barındıran, ama bu siteleri kendi ana alan adı (örneğin, wordpress.com) altındaki bir subdomain (örneğin, http://benimblog.wordpress.com/) olarak konumlandıran bu site toplulukları bir tek kararla tümden karartılmış olabiliyor.

Öyle ki, Wordpress'in Türkiye sathında topluca engellenmesinden zarar gören binlerce Türkçe sitenin acaba hangisinin yayıncısı ya da okuru kapatılmalarına neden olan "uygunsuz" içerikli sitenin varlığından haberdardı, sorgulamak lâzım. Kalıbımı basarım ki, Wordpress'den aldığı destekle site yapan insanların çoğu sitelerine yeni bir yazı eklemeye kalktıklarında insanın içini üşüten o kıpkızıl resmî yazıyla ("sitenin yayını mahkeme kararıyla engellenmiştir" notuyla) karşılaşmış ve ilk anda "ben ne yazdım ki sitem kapatıldı?" diye sormuştur kendi kendine. Çok azının aklına bu karartmanın tüm Wordpress'e yönelik olduğu gelmiştir.

Bu tarz kararları alan hukuk insanları en azından şunu bilebilselerdi ne iyi olurdu: Yasaklanan her şey bir cazibe merkezi olur ve belki o siteden haberi bile olmayan milyonlar ilk fırsatta o siteyi arar bulur inceler. Öyle zannediyorum ki, engellenmek istenen o kişi de şu an başka yerlerden tekrar yayına sokmuştur yasaklandığı zannnedilen içeriğini. Zaten ortalamanın azıcık üzerindeki bir bilgisayar kullanıcısının kolayca aşabileceği bir engelleme yöntemidir bu. Bilgisayarın vekil sunucu (proxy) ayarlarında yapılacak minik bir düzenlemeyle bu yasaklar aşılabiliyor ve engellenmiş sitelere ulaşılabiliyor. Bu tarz kaba yasaklar ancak interneti bilmeyen, okumayan, araştırmayan, sadece mail forward edip online briç oynayan, chat yapan kişileri engeller -ki onlar da zaten konunun dışında kalıyorlar.

Olan diğer blogcuların emeklerine oldu sonuç itibariyle. Ve "yasakçı, antidemokratik ülke" gibi yaftalarla bir kez daha tüm dünyanın alay konusu ettiği bir ülke olarak anılmamıza zemin oluşturdu. Bu tarz yasakları uygulayan bir Çin var bir de Kuzey Kore bildiğim kadarıyla. Aralarına bir de Türkiye eklenmiş oldu.

Hatırlardadır, bu tarz kararlar daha evvel Ekşi Sözlük ve YouTube'un da aralarında bulunduğu çok sayıda siteye de uygulandı. Halen bu engellemeler yüzünden yayında olmayan bir yığın site var ve (popüler olmadıkları ya da arkalarında büyük sermaye grupları olmadığı için) biz çoğundan habersiziz. Ne yayına girdiklerini bilebildik ne de kapatıldıklarını. Sessiz sedasız yok oluyor web siteleri ortalıktan. Oysa bir web sitesi çok büyük emeklerle ortaya çıkıyor ve şahsen en sallapatisinin bile bir faydasının olduğunu düşünüyorum. En azından yapan rahatlıyor, oyalanmış oluyor.

Velev ki içinde "suç" sayılabilecek içerik olsun, bir web sitesini yaptığı "yanlıştan" döndürmenin yolu sadece onu karartmak değil ki. Uyarırsınız, ihtarname gönderirsiniz, dava açarsınız, olmadı, onun içerik sağlayıcısına bir e posta yollayıp "bu içerik sorunlu" dersiniz, "başınıza iş almayın" dersiniz, yaparsınız bir şeyler. Zaten bu tarz "gel, site yap, mecusî olsan bile gel" diyen yer sağlayıcısı sitelerin bir de "suiistimal bildir" (report abuse) linki ve bir de imzalamazsanız kullanma iznini asla koparamayacağınız "hizmet şartnamesi" (terms of service) vardır ve orada da açıkça "suç sayılan bir içeriği olan site yayından kaldırılır" diye demir gibi kural geçerlidir. Yani internet öyle zannedildiği gibi isteyenin istediği eşkıyalığı yapabileceği sahipsiz bir toprak değildir. Konuyu azıcık bilen herkes, orada hakkını medeni yollardan arayabilir. Bilmeyen de azıcık zahmete girip Google'a yazar ya da bilene danışır.

Susma! Susarsan sıra sana gelecek!

Öyle görünüyor ki, internete emek veren ve burayı soluk alınabilecek, bilgi ve görgü geliştirilebilecek, ufuk açan bir yer, ya da sadece oyun oynanan, e posta gönderilip okunan, hatta forumlara saçma sapan yorumlar yazarak "konuşma hakkını" kullanan herkes, internet yasasının şu andakinden daha makul bir şekle evrilebilmesi için çaba harcamak zorunda.

Dahası, sadece yasayla yasakla erişim engellemeyle sorunların çözülemeyeceğinin, internet ve bilişim konusunda uzmanlaşmış ihtisas mahkemelerinin, konu üzerinde derinleşmiş yargıçların savcıların avukatların da bir an evvel ortaya çıkması gerekiyor.

Hayatında internete bağlanmamış savcı ve yargıçlarla, "e posta" dediğinizde "haaa, imeyil dedikleri şey o mu?" diye soran avukatlarla böylesine gelişmiş ve yaygınlaşmış bir teknolojik ortam hakkaniyetle denetlenemez. Olsa olsa dededen kalma alışkanlıklarla "asacaksın üç beş kişi, kapatacaksın üç beş site" düzeyinde seyredilir. Bu da 21. yüzyılı kavrayamamış bir Türkiye ve demokratik anlamda acıklı bir irtifa kaybı demektir.

Ne malum dün YouTube'un, bugün Wordpress'in ve onun barındırdığı çok sayıda sitenin başına gelenin yarın belki de diğer büyük portalların başına da gelmeyeceği? Onlar da (bazıları) bu büyüyen pastadan okur kapabilmek için kendi alan adları altında blog hizmeti sağlıyorlar ne de olsa. Bu sorun aslında yayıncısıyla ve okuruyla hepimizin ortak sorunu; pireye kızıp yorgan yakmadığımız bir internet için el ele vermek, kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız.

 Düşünenlerin düşünceleri

Bu tarz DNS bazlı engellemeleri kolayca aşmanın bir yolu var.

- Başlat menüsünden Denetim Masası'nı seçin.

- Açılan kontrol panelinden Ağ Bağlantıları'na girip "yerel ağ bağlantısı" ikonuna sağ tıklayınız.

- Çıkan menüden Özellikler'e girin ve açılan listedeki "internet erişim kuralları (TCP/IP)" yazısına çift tıklayın.

- Oradan "yeğlenen DNS sunucusu" bölümüne yabancı bir DNS adresi girin (örneğin: 208. 67. 222. 222)

- Alttaki "diğer DNS sunucusu" kısmına da (örneğin) şu rakamı girin: 208. 67. 220. 220

- Bilgisayarınızı yeniden başlatın.

Büyük bir olasılıkla sansür sorununuz çözülmüş olacaktır.

Özgür - 26 Ağustos 2007 (22:20)  

Konu, Wordpress yazılımcılarından Matthew Mullenweg'in web sitesinde tartışılıyor. Bu yazının da bahsi geçiyor.

Sinan Telli - 27 Ağustos 2007 (18:25)

Galiba yasağın sebebi Adnan Hoca denen adamın Edip Yüksel denen bir başka adamla olan kişisel hesaplaşmasıymış. Edip Yüksel denen zat (veya taraftarları) bu Adnan Hoca ile ilgili ifşaatta bulunan bir sürü blog açmış. Adnan Hoca tayfası da o blogları kapattıramayınca hıncını Wordpress' ten almış.

Tekin Z. - 28 Ağustos 2007 (11:03)

Desenize, birbiriyle didişen iki "değmeyecek" adam yüzünden bir sürü TC vatandaşının web sitesi yayından kaldırılmış oldu. Ne biçim bir iş bu? Bu durum her şeyden önce "haberleşme özgürlüğünün ihlâli" anlamına gelir. Bu hukuksal acaiplik Türkiye'ye zarar veriyor. Benim anlayamadığım, neden İstanbul Barosu bu konuya müdahil olmuyor? Doğal olan, bir avukatın çıkıp bu mantıksız karara karşı itiraz dilekçesi vermesi değil midir? Hiç mi avukat yok bu Wordpress kullanıcıları arasında?

Dumur Abi - 28 Ağustos 2007 (12:55)

Baro mu? Hah haaa! Onlar daha "mühim" meselelerle meşgul. "Cumhurbaşkanının eşi başörtülü olur mu olmaz mı" gibi... Avukatlıkla uğraşacak zaman mı şimdi?

Sıtkı Karaman - 28 Ağustos 2007 (13:11)

Bu sitede yasaklamaya karşıt bir banner var. Web sitesi veya blog sahipleri kullanabilir.

Seyit Balkuv - 29 Ağustos 2007 (17:57)

İntertettin abi, "bila bedel anti virüs taraması" diyorsun, ama abiler son etapta "satın al" diyorlar. Nasıl oluyor da oluyor? Nerede yanlışlık var sende mi bende mi?

Nihat - 1 Eylül 2007 (2:37)

Yanlışlık tabii ki o linki oraya koyup sonradan "ne durumda?" diye kontrol etmeyen İnternettin Abi'de. Uyardığın için sağol Nihat. O linki güncelleyip yerine Avast linkini koydum ki, şayanı tavsiye bir ücretsiz virüs programıdır.

İnternettin Abi - 2 Eylül 2007 (1:39)  

Bugün 26 Ekim 2007. Wordpress hâlâ kapalı. Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?

Yankı Acar - 26 Ekim 2007 (11:20)

Bugün 26 Ekim 2005. Wordpress kapalı. Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?

Memik Emmi - 1 Kasım 2007 (22:18)

Yorumların düşmanca ifadeler içermemesini ve yazım kurallarına dikkat edilerek yazılmasını rica ediyoruz. Lütfen cümlelerinize başlarken ve özel adlarda büyük harf kullanınız.

Yankı Acar - 1 Kasım 2007 (22:23)

Üniversitede yurtta kalırken gece karnımız acıktı. Aramızda bir de Tanzanyalı var. Yemekhaneye gizlice sızıp tıkınalım dedik. Biz Türkler canavarlaşmış bir yüz ifadesiyle merdivenlere yekinirken, Afrikalı "ben gelemem" dedi. "Nedendür?" dedik, "yasaktur" dedi.

Bu olaydan sonra epey düşündüm. Hadi Avrupalıların kurallara uymasını anlarım, binlerce yıllık "medenî" kültürleri var, insanlığın kat be kat ötesindeler, lâkin bu yerlilere ne oluyordu ki?

Olan değil olmayan bir şey vardı aslında; gereksiz yasaklar. Teee çocukluktan bu yana bir sürü gereksiz yasakla boğdular bizi. Uyulması insanî tabiatımıza aykırı bi yığın kural çavalının arasında kaldık. Yapabileceğimiz tek bir şey vardı; kuralları yıkmak. Sadece kurallar yıkılmadı, kurallara olan inancımız ve saygımız da yıkıldı. İliklerimize işledi kuralsızlık. En gerekli kurallar bile bize anlamsız gelmeye başladı sonunda. Kırmızı ışıkta geçip canlara kıydık ya da zil zurna sarhoş olup formula piloti hissettik kendimizi, mahlle arası caddelerde.

Ve bugün çehresini değiştirdi uygulanamaz kurallar, uyulamaz yasaklar. Teknoloji oldu, internet oldu... Youtube oldu, wordpress oldu.

Biz yine de bilinçli Türk vatandaşı olalım ve yasakları çiğnemeyelim derim. Hatta saatlerce nasihat ederim sizlere; siz kulaklarınızı tıkayıp, başınızı öte tarafa çevirseniz bile. Neyse ki kafam kuma gömülü de fark edemiyorum beni dinlemediğinizi...

Alper Tunga Murt - 25 Nisan 2009 (01:14)

İmla kuralları ile ilgili uyarıyı maalesef yazımın sonunda gördüm. Açık söyleyim üşendim, geri dönüp bütün hataları düzeltmeye. Benim de insan suretinde bir kul olduğum dikkate alınarak, affeylenmemi, bundan sonraki yazılarımda dikkatli olacağıma söz vererek talep eyliyorum...

Alper Tunga Murt - 25 Nisan 2009 (01:17)

Merak etmeyin sayın Murt, ben yorumunuzu okurken imlâ hatalarını düzelterek okudum. Zaten refleks oluştu, gazete haberlerini bile kafamın içinde tashih ederek okuyorum.

Bu seferlik sorun değil. Farzedin ki anneniz sizin dağınık bıraktığınız yatağınızı yaptı. Ama bir sonraki sefere terlik de fırlatabilir. Aman dikkat!

Büdütör Kalfa - 25 Nisan 2009 (12:10)

1994'de ilk ticarî internet servisini acan kisi sayilirim. Sayilirim dememin nedeni aslinda acan IBM Turk Limited'dir, bende bu isi ustlenmis bir IBM calisaniydim. O yillar da doğrudan yasaklar yoktu ancak siradan bir hat almak deveye hendek atlatmaktan cok daha zordu, yaklâsik 4 yilda 1994 den 1998'e oldukca yok katettik ama bugunku olanaklarin yaninda yine de emekleyerek ilerledik diyebilirim.

Yasak ve engellemelerin toplumsal barisa hic bir katkisi olmadigina tam tersine toplumda suregeln itismeyi besledigine inaniyorum. Sadece tek basina youtube'a erisimin kapali olmasi dahi bu ulkede demokrasi yoktur dyebilmenin hakli zeminini olusturmakta.

Yazik... Coook yazik.

Bora Kizilirmak - 2 Temmuz 2009 (15:15)


 

Görüşlerinizi alalım

Ad Soyad
E Posta   (gizli kalacak)

« 8503


 

Kızım seni Satanist'e vereyim mi?

Ali Türkan

Satanizmin cinsellikle, çeşitli ayinleriyle falan ilgili boyutu hakkında da bir şeyler yazarlar belki. Bunun için de kitaplar okumalı, sokağa çıkıp o gençlerle falan görüşmeli, kıçlarını o koltuktan kaldırmalılar yani.  Devam


"Bir Koy Beş Al" Holding'in satış temsilcileri

Necdet Şen

Asıl görevi tarafsız bir dille bizi olan bitenden haberdar etmek iken yoldan çıkan, kimbilir hangi budalalığın girdabında ya da hangi menfaat hesabının sarmalında, savaş kışkırtıcılığına soyunan televizyon, gazete, üniversite seçkinlerinden korkuyorum.  Devam


Son Yorumlar

Necdet Şen - Yakup Kadri, bilindiği gibi, aynı zamanda Kadro hareketinin de öncülerinden.... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun

Yalçın Şahin - Gazi'nin Topal Osman'la iş bağladığı ve kaplıcalarında şifayab olduğu rivayet olunan... Geberteceksin hepsini!

Web Gezgini - 19 Mayıs 1919'da 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun'a ayak basan... Geberteceksin hepsini!

Ahmet Faruk Yağcı - Ata'nın yakın çevresi ve liyakat üzerinde çok zamandır düşünürüm. Önceleri bu insanları... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun

Necdettin Yançizer - Az önce okuduğum bir haber aklıma yıllar önce seyrettiğim Jacob's Ladder... Akbaba'nın dördüncü günü

Filiz Sazak - Türkiye'de de özel dedektiflik kurumu usul usul yerleşiyor. İlk müşteriler... Özel Dedektif lâzım mı sevgili Urfalılar?

Daha fazla Yorum »


Web Gezgini

Kaos ve kozmos

Modern kaos tanımı, klâsik kaos tanımını reddeder. Eski tanımlama kargaşa, düzensizlik, başıbozukluk, biçimsizlik, insanların birbirini boğazlaması veya mahşer, kıyamet belirtisi ya da en uygun tabiriyle Babil Kulesi insanları; herkesin ayrı dilden konuştuğu, ayrı telden çaldığı karmakarışık bir dünyayı ima eder.

Ali Bulaç (Zaman)


Son Yazılar

İki küçük kol düğmesi, bir kurşun

Kâmuran Kızlak

Umarım kimsenin aklından "nasıl olur da aynı suçu işleyen iki adamdan biri idam edilirken, diğeri dalavere ile mahkemelerin elinden kurtarılır" gibi münafıkça sorular geçmemiştir.  Devam


Şarkiyatçılık

Edward Said

Hiç kuşkusuz, birçok Beyaz Adam bu "ıslak, fırtınalı yolda" ne için savaştıklarını merak etmişti sık sık; pek çoğu da derilerinin renginin kendilerine üstün bir varlıksal statü ile meskun dünyanın büyük kısmı üzerinde büyük bir güç sağlamasına şaşmıştı kuşkusuz.  Devam


Ev alırken nelere dikkat edilir?

Durmuş Düşünür

Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil.  Devam


Dört anlaşma

Don Miguel Ruiz

Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır. Dört anlaşmayı yaşama geçirdiğinizde cehennemde yaşamanız olanaksızdır.   Devam


Kozmik Deprem Senaryosu

Ahmet Faruk Yağcı

Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak?  Devam


İslâmî Cemaatler

Vahap Demir

Sosyoloji bir anlama çabasının adıdır, değer yargılarını, inançlarını bir kenarda tutmayı, olan biteni en objektif haliyle resmedebilmeyi gerektirir.  Devam


Eğitim 'cehaleti' alır, eşeklik baki kalır (mı?)

Necdet Şen

"Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır" sözü ne yazık ki gerçeği tam yansıtmıyor, çünkü eğitimin cehaleti aldığı falan yok. Tam tersine, -eğer kişinin mayasında efendilik yoksa- bu cehaletin üstüne bir de lâf ebeliğini ve kendini bilmezliği ekliyor.  Devam


Evliyalar, Bursa, çocukluk ve şu hayat

Erdem Abaka

Ben kazık kadar adam oldum. Kendime hâlâ uygun bir balta arıyorum sap olabilmek için. Kokaine tövbe eden Megastar Tarkan dışarıda. Bazı şeyler için tövbe etmeyen bir takım adamlar içeride.  Devam


"Eğitim Şart!" Neye ki?

İlyaz Bingül

1980'lerden itibaren Türkiye'de de görünen, kurulan tezgâh budur: Eşitsizliğin eğitim sopası ile perçinleştirilmesi ve meşrulaştırılması; devlet tekelindeki -görünür- şiddetin iyi eğitim almış bedenlerin görünmez eliyle uygulanması.  Devam


GPS'li hayatlarımız

Alper Uzun

Belki de Isaac Asimov'un hikâyesindeki günleri yaşamamıza az kaldı diye düşünüyorum. Bu telefonlar, GPSler ve hatta Google beynimizin bir köşesine bir çip içinde iliştirilse de kurtulsak tüm bu "bağımlılıklarımızdan".  Devam


Derkenar yazarının dikkat etmesi gereken bazı önemli hususlar

Büdütör

Amaç, yazdığımız yazıyı olabildiğince çok insana okutmaksa, bunun bazı püf noktaları olduğunu da hatırlatalım. Samimiyetimize binaen, tecrübeyle edindiğimiz birkaç ipucunu sizinle paylaşmak isteriz.  Devam


Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?

Enver Turan

Belki bilmiyorsunuzdur ama burası Türkiye ve bu ülkede yaşayan Müslümanların sayısı bir hayli fazla. Garip gelecek size ama Müslümanlardan üzerine Cuma namazı farz olanlar Cuma günleri cemaat halinde namaza dururlar.  Devam


Kaplan Yılı'nda Çin

Kâmuran Kızlak

Neo Liberal papağanlara göre, gelişme arttıkça bu gelişmeden sebeplenenlerin sayısı da artarmış. Kesinlikle doğru bir tespit. Ben bunun doğruluğunu her yıl Çin'den tüyen üst düzey bürokrat sayındaki artıştan biliyorum.  Devam


Yeni Başlayanlar İçin İş İlanı Okuma Rehberi

Candan Dinç

Bizimkisi sürekli yapılan bir iştir. Ama işçiyi yıllarca çalıştırınca giderek daha fazla izin kullandırmak, arada bir zam yapmak, işten çıkarmak gerektiğinde daha fazla tazminat ödemek zorunda kalıyoruz.  Devam


Demokrasi ve Carl Schmitt'le seyahat

İlyaz Bingül

Sirklerde ücretli hokkabazlık yapan, ünvanı Prof. Dr. de olsa seviyesi Hacivattır; TV'lerde haber-yorum oyununa katılan "akademisyen" lâkaplılar gibi. Bu hokus bokus akademikusların ağzından şu lâfları asla duyamazsınız:  Devam


Performansçı geldi hanııım!

Candan Dinç

Ücretli çalışmak özgürlükse eğer, ya hapishanenin özgürlük alanı olduğunu kabul etmek veya yapılan bu edime çalışmak değil, olsa olsa kahrolmasını istediğimiz "ücretli kölelik" demek gerekir.  Devam


Taksi Kullanıcısının El Kitabı

Enver Turan

Taksiciler genellikle durak taksileri olduklarında ve taksi sayısına göre yolcu sayısının fazla olduğu bölgelerde mesafe ayırımı gözetirler. Çünkü ortalık o taksiye binmek üzere akın etmiş uzun mesafe yolcularından geçilmemektedir.  Devam


Benim babam bir sperm

Kâmuran Kızlak

Baki selâm niyetine sön sözümü de bu psikiyatr ve antropologlar'a edeyim bari: İnsan, içgüdülerinin üzerinde kontrol kurabildiği, onları denetleyebildiği ölçüde insan oluyor ey fetva ehli.  Devam


İtina ile fişleme yapılır

Ahmet Faruk Yağcı

Şu sıralarda yaşananlar işte bu vicdan sahibi subayların eseri. Kimisi bilgi fişlerini sakıt etti. Kimisi gözü dönmüş adamların kıyım yapacağını farkedip ayaklarına çelme taktı.  Devam


Editör'ün Önerisi

Paradigmanın İflâsı

Fikret Başkaya

Bize göre "çağdaş toplum"; kimyasal-biyolojik silahlara, F16'lara, nükleer füzelere, otoyollara, uzaktan kumanda aletine, Coca Cola'ya, robotlara vb. sahip olan değil; kendisi hakkında düşünme yeteneğine sahip olan, bugününü ve geleceğini tasarlayabilen toplumdur.  Devam


© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.   »

 

74 - 223 - 2489 - 3336

 

16 Mart 2010 Salı
Web Derkenar
©