İnternettin Abi - 2 Temmuz 2002
Daha kaç kez uyarmak gerekiyor bilemiyorum, ama bunun ardı arkası kesilecek gibi de görünmüyor.
Kandırmacalar muhtelif; "lösemili çocuk için yardım", "Türkiye'nin adı neden Turkey? Forward et, Türkiye olsun!", "ben Kenya'lı işadamıyım, şu kadar parayı ülkeye sokmama aracı olursan sana da yüzde yirmi veririm", "Atatürke hakaret eden siteyi kapattırmak için bir milyon imza", "en matrak internet şakası"... Aaa bana da gelmiş, herkese yollayayım...
Biliyorum, bu olaylar ileride "internetin çocukluk çağı hataları" olarak anılacak, ama bugün itibariyle iletişimi parazite boğuyor.
İnternet kullanmaya başlar başlamaz posta kutusuna düşen "yardımsever" elektronik postaları da adres defterindeki herkese (hem de Bcc-Gizli kısmına koymaya bile gerek görmeden) herkese nakleden (forward eden) değerli arkadaşlarıma söylüyorum bunu. Hayır hayır, arkanızdakine değil, bizzat size. Lütfen elinize ayağınıza hakim olunuz.
İnternet, koca koca insanlar için hâlâ çocuk oyuncağı. Özensizlik berdevam.
Ey Türk istiklâlinin evlâdı, artık akıllan! Kestirmeden "iyilik meleği" olmak için herkese postaladığın bir kampanya çağrısı yüzünden, adın, telefonun, e posta adresin internetteki milyonlarca kullanıcının posta kutusuna dağılırsa ne yapacaksın?
Bu nedenle, haddim olmayarak uyarıyorum, posta kutuna gelen olur olmaz şeyleri önüne gelene yollama! İllâ yollayacaksan da adresleri e postanın Bcc (Gizli) kısmına yaz!
Geçen hafta sonu gelen böyle bir e postada yine "USA'dan gönderilen bir konteyner dolusu tekerlekli sakat arabasının talepte bulunanlara dağıtılacağını" söyleyen bir balon haber bana da ulaştı. Üstelik üstünde telefon numarası, ad ve adres de var. Doğruluğunu kontrol etmek için orada telefonu yazılı olan kişiyi aradım. Büyük bir olasılıkla bir şehir efsanesi, amaçları neymiş onu öğrenmek istiyorum, ama telefon sürekli meşgul.
Günlerce böyle sürdü. Sonunda düşürebildim numarayı ve karşıma çıkan adam daha "merhaba" demeden "aman kardeşim, yandık, her gün 150 tane telefon geliyor, çalışamaz olduk, bunun bizimle ilgisi yok" dedi.
Meğer onlar da kolay yoldan iyilik meleği olmaya soyunmuş ve kendilerine gelen postayı herkese nakletmiş.
Ve tabii müstehakını bulmuş. Kullandığıe posta programı mesajın altına otomatik olarak şirketin adres ve telefonlarını eklemiş ve ondan sonrası facia. Herkes telefon ediyormuş işin aslını öğrenmek için. Şimdi kara kara düşünüyorlarmış "ne yapacağız?" diye.
Geçmiş olsun. Düşünsünler bakalım. Baştan birkaç saniye düşünmeyen sonradan uzun uzun düşünür.
Dilerim sizin başınıza gelmez böyle bir şey. Ya da (eğer gelen her kampanya çağrısını anlayıp dinlemeden herkese nakledenlerdenseniz) dilerim gelir.
Yok eğer "ben artık çocuk gibi davranmak istemiyorum" diyorsanız, hiç olmazsa bu yazıyı okuyun ve gerekli görürseniz son kez onu nakledin tanıdığınız herkese; oturduğunuz yerden yaptığınız son "iyilik" de bu olsun.
İnternettin Abi

Ali Türkan
Fakat tarzımın vandallar'ı sayfana çekeceğinden ve işin bokunu çıkaracağımdan korkuyorum. "İşte savaş var ve 'dünya ikiye bölündü'. Sanki daha önce kaça bölünmüştü ki, sınıfsal bakmanın zamanı" diye ahkâm kesmek istiyor canım aslında. Belli bir kitleyi, isim de vererek silkelemek, "hadi ya" tavrıyla dalga geçmek, arıza çıkarmak istiyor. Kimse sallamaz diye yapmıyorum. O yüzden, şen olasın Halep şehri! Yazar

Necdet Şen
Bana göre reklamcı, yeteneğini, zekâsını, bilgisini piyasa düzeninin emrine sunmuş olan zararlı bir kişidir. Dünyanın sonunu getirecek olan şeyin sorumsuzca kaynak israfı olduğunu bal gibi bilir. Ama gene de meslek icabı müsrifliği telkin eder. Necdet Şen
DTP'nin kapatılmasını demokratik nizamımız için doğru bulmuyorum fakat siyasi hamle inisiyatifini "dağ kadroları"ndan alan bir siyasi hareket, kendi meşruluğunu bile silah haline getiriyor demektir. Niçin mücadele ediyoruz ki biz? Silahsız politik mücadele için, sivil siyaset için.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim? Kitap Kurdu
İlker Tortop
Her şeye alışmış olan bizler hiç bir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız. Yazar
Alper Uzun
İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor. Yazar
Kâmuran Kızlak
Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler. Yazar
Seyit Balkuv
Kemal Tahir'in dediği gibi rezil bir geçmişe sahip olsa bile, günümüzde sadece zenginler için değil işçiler için bile en yüksek refah düzeyinin Batı'da olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, Batı sistemini elden geldiği kadar Doğu'ya uyarlamak insanların hayat şartlarının iyileşmesine yardımcı olmaz mı? Yazar
Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir
Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban
Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.