6 Eylül 2008 Cumartesi
hiç.
666 - 14 Haziran 2001
olur mu hiç?
haaaaarika bir hediyedir Hayat...
tadından yenmez...
yesen de doyulmaz, hep daha daha
biraz daha istersin...
Gülce Ergen - 14 Haziran 2001
Kızım yedi, sekiz yaşlarındayken şaşırdığı veya komik bulduğu olaylar karşısında; "Hayatımda böyle bir şey görmedim" derdi.
Sanırım marifet, Hayata sahip çıkıp ona Hayatım diyebilmekte.
Ayşe Kandemir - 14 Haziran 2001
Aşk konusuna yazdığım hemen hemen aynı cevabı veriyorum.
İanıyorum, marifet gerektirmez, Hayata aşkla sahip çıkıp, ona bir çocuk sesiyle evet ve bir yetişkin tavrıyla Hayatım diyebilmek.
Alkan İnal - 14 Haziran 2001
Hayat çok uzun zaman oldu ki, "elimizde" değil. Toplumsal koşulların önümüze koyduğu kadar yaşıyoruz Hayatlarımızı. İş-ev, iş-ev; bir hengâmedir gidiyor. Bisiklete biner gibi, durursak düşeceğiz sanki. Dostluklara zamanımız yok, Hayat orada sürdürülmeyi bekliyor "planlandığı" üzre.
Hayatı gerçekten yaşayabilmek, biraz bencilliği gerektiriyor sanırım. Çünkü Hayatı yaşamak birazda kendinle olabilmekten geçiyor.
Boyalı Kuş - 15 Haziran 2001
Hayatı doya doya yaşamak, yapmayı düşündüklerinizi asla ertelememek gerek..birini mi seviyosun? söyle, (belki o da hep seni sevdiğini söylemeyi ertelemiştir), yalınayak deniz kenarında dolaşmak mı istiyorsun? dolaş. (topukların da çatlak olmaz, bakanlar eğer aynı zamanda görebilenlerdense "dikkat ettim ayakların ne güzelmiş" bile derler), ağlamak mı istiyorsun? doya doya ağla, (görseler ne olacak? son derece insanca bir iş yapmış diye bazıları takdir bile ederler), kahkaha mı atıcan? iç bir duble rakı ve at kahkahalarını, sevişirken kendini kasma, sesini içine gömme, tüm duygularını seslendir, bağır, çağır, sevdiğinin adını kulağına fısılda, seni bu kadar mutlu ettiği için teşekkür et, haykır, tekrar iste, bu anları bir daha yaşıyamıyacağını biliyorsun, yaşa işte Hayatı gönlünce.
Gülce Ergen - 15 Haziran 2001
şu Hayat dediğiniz şey var ya...onu çok güzel değerlendiriyorum. Aferin bana. En çok takdir ettiğim yeteneğim ve en iyi öğrendiğim uzmanlık alanım. DENGE. Akıl,duygu ve içgüdülerim. Hepsini eğittim,yetiştirdim. Görevlerini hakkını vererek yapıyorlar. Çok güzel birlikte dansediyorlar. MUTLUYUM...
FilizGÜLTEKİN - 15 Haziran 2001
Hayat dediğin, bir su markası. İç içebildiğin kadar. Bana kalsa, ağzımı musluğa dayardım ya, neyse...
Cabir Kutman - 16 Mayıs 2008 (14:35)
Forum

Ali Türkan
Ben de "ayrıldım" o dünyadan. Artık ne ruj ilgilendiriyor beni, ne sutyen kopçası. Ne beni başarılı görmek isteyen kadınlar, ne başarının bedeli. Hiç birine yaşamıma girme vizesi vermiyorum. Çünkü melek yüzlü kızların gözlerindeki o "hayatı öğrenmişlik", o şeytani ifade, sevdiğim kadınların muhasebe aşklarını taşıyacak gücüm de isteğim de yok. En güzeli, bu durumdan şikâyetim de yok. Sırtımı da hep kendim kaşırım zaten. :-) Yazar
Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi
Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi
Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?
Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı
Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup
Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan
Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.