LAFLA KARIN DOYMAZ
Beyin Çorbası:
Malzemeler: 12 Bardak su, 2 adet beyin, 1 çorba kaşığı un, bir çorba kaşığı margarin, 2 adet limon, 5 yumurta.
Beyinlerin üzerindeki zarlar suyun altında ayıklanır. Bir tencerede kavrulan yağ ve una et suyu ilave edilir. Ufak ufak doğranmış beyinlerle kaynatılır. Yumurta ve limonla terbiyesi yapılır ve ateşten indirilir, servis yapılır.
AFİYET OLSUN
Sude - 21 Haziran 2001
Etoburluğumu yadsıyamasam bile, hiç değilse sakatatdan uzak durararak, bir avuntu buluyordum. Elimden aldınız avuntumu. Çorbaya dönmüş beyinlerin kekremsi tadındansa, beyin çorbasının tadına bakmanın evla olduğunu düşünmeden edemiyorum.
Alkan İnal - 22 Haziran 2001
Beyin, her insanda olduğunu varsaydığımız ama arandığında bulunmayan organ.. Ya da onu çalıştırmak için yeterli isteği (belki de enerji kaynağı) olmayan insanlar..
Aşçıbaşımız bize güzel olacağını umduğum bir yemek tarifi yapmış ama bazı konular net değil:
1) Beyin ama ne beyni?
2) 12 bardak su için kaç gram beyin düşünülmüştü?
3) Hani bu yemeğin tuzu?
Deli dana olayından beri sakatatlara karşı bende bir soğukluk oluştuğundan uzun zamandır beyin zarı temizlemiyorum.Ancak eski dana ya da kuzu beyinlerindeki zarlar tuzlu suda bir süre bekletilmeden çıkmazdı. Şimdiki beyinler de belki kullanılmaya kullanılmaya kolay ayrışmaya başlamıştır kimbilir?
Çorba yaparken tencere kaynadığında taşmıyacak kadar su koymak en akılcı çözümdür diye düşünüyorum. Yoksa kullandığın tencere 12 bardak suyu almıyorsa halin harap arkadaşım. Ya da 12 çay bardağına benzer bardakla su kullanırsan dibi tutar çorbanın. Olur mu olur. Rahmetli dedemin en sık yaptığı iş elma kompostosunu yakmaktı. Tadı güzel olsun diye az su koyar çok meyve atardı, sonra da başka işe dalar ocağı kapatmayı unuturdu da ondan..
Çorba tarifini okuyan ve yapmayı düşünen arkadaşlara son önerim: kuzu beyni kullanmaları. Danalar deli bu zamanda biliyorsunuz..
Hayat boyu aç kalmayın, sağlıcakla kalınız efendim..
leyla şen - 22 Haziran 2001
"Elinizdeki elmanın bir parçasını ısırın ve şu soruyu sorun; "elimdeki nedir? " yanıt, "elma" olacaktır. Bir parça daha alın ve yine aynı soruyu sorun. Yanıtınız belki yine "elma" olacaktır ama içinizden bu yanıtı biraz daha açmak geçecektir, örneğin, "birazı yenmiş bir elma" gibi. Isırmaya ve soruyu sormaya devam edin. Öyle bir an gelecektir ki, elinizde tuttuğunuz, her neye benziyor ise, artık sadece "elma" sözcüğü ile açıklanamıyacaktır. Yemeye devam edin. Sonunda elma yok olcak ve sorunun yanıtı da "hiç bir şey" olacaktır. Şimdi sorunuzu değiştirin; "elma ne zaman, elma olmaktan çıktı?". Bu soruya bir yanıt bulamayacaksınız! "Bart Kosko - Fuzzy Thinking
Aristo mantığı bizi rahatlatmak için "elmadan, elma değil"e geçiş için "kesin bir an" istiyor. Üzgünüm ama hayat bu kadar kesinlikleri kaldıramayacak kadar karışık. İnsan bunu farkedince de beyni çorbaya dönüyor yalan değil...
Verili yaşama alışmış kolaycı beyinlerimiz için "katı" bir kıvam gerekli. Sancılı, zor bir hal kafatasının içinde "sulu " ve "karışık" kıvamda bir beyin taşımak. Fakat gelin gelin görün ki bu çorba gibi karışımdan "kıvamlı" bir tad çıkartmak mümkün umudundayım. Hayata farklı bir açıdan bakmaya çalışmanın kime ne zararı var? Bugüne kadar taşıdığım katı kıvamlı beyinden de memnun değildim ki...
Banu - 22 Haziran 2001
Asrımız tonlarca memnuniyet çıkardı ortaya. Ama bu tonlarca memnuniyet, milyonlarca insanı ezdi. Zevkperestlerin mutfağına sırtlarında çuval çuval şeker taşıyan milyonlarca öküz.
Netice:
Zevkperestler için hasta bir karaciğer, öküzler için kırılan bir bel.
Şeker latif, latif ama ortaya koyduğu mucize bu...
sude - 22 Haziran 2001
Bu yazı eşe dosta tavsiye edilir
Forum
Ali Türkan
Bir halaları varmış orada. Gerçi lanet karının tekiymiş, çocukları da dövermiş (bunu anlatırken kolundaki yanıkları gösterdi; halası maşayla yapmış) ama en azından yemek çıkarırmış her akşam. Babasını da ikna etti. Birkaç gün içinde gidiyorlar. Babanın efendiliğini, oğlanın fırlamalığını ve büyük kızın dostluğunu özleyeceğim ama galiba en iyisi bu. Devam »
Necdet Şen
Beni bu kirli emellerimi dile getirmekten men etmediğiniz takdirde, (yoktur tabii ki ama eğer varsa) darbe yapabilmek için kendi ülkesini kana bulayan generallerin ölümlerinden sonra bile bağımsız mahkemelerce yargılanması ve lâyık oldukları cezalara çarptırılması için elimden geleni arkama koymayacağımı açıkça beyan ve itiraf ederim. Devam »
Erdem Abaka, dikkatiniz ve nazik uyarınız için çok teşekkür ederim. Yorumunuzu...
Necdettin Efendi - Totem ve Tabu
Konuyla doğrudan alâkalı olmamakla beraber, küçük ve önemsiz bir ayrıntıdan...
Erdem Abaka - Totem ve Tabu
Orhan Pamuk'la konuşan(!) adam bildiriyor: Evet sayın seyirciler meraktan kurdeşen...
Özgür Sarıkaya - Ermeni'den özür dilemek Türk'ü bozar mı?
Sayın Solmaz Abilyondlu, siz de pek bir alıngansınız. Soruyu yanlış yerde sorup,...
Erdem Abaka - Ermeni'den özür dilemek Türk'ü bozar mı?
Ya bişey yazmayayım dedim, ellerimi bağladım; buna bari karışma dedim; sen sus...
E.D - Ermeni'den özür dilemek Türk'ü bozar mı?
Müslümanların katledilmesi olayları tabii oldu. Ama bunlar 1915'teki tehcirden sonra 1917'de oldu. 1915'te Ermenilerin mecali mi vardı ki?
1914'te 40 yaş altı bütün Ermeni erkekleri askere alındı.
Hrant Dink - Neşe Düzel (Radikal)
Mehmet Atılgan Aslan
Ne zaman yüreğimizdeki faşistin sesini susturup başkalarının da en az kendimizinki kadar konuşmaya ve düşünmeye hakkı olduğuna inanacağız, işte o zaman egemen burjuva -asker demokrasisinin değil, gerçek sosyal demokrasinin bize tanıdığı hakkı ellerimize almış olacağız... Devam »
Necdet Şen
Peki, öyle olsun Ali. Işıltının çok azıyla bile mıhladın ya şunca insanı bilgisayar karşısına, vallahi sana aşk olsun! Metreslere ve yeğenlere ardına kadar açık olan yayınevleri ve gazete dergi sayfaları sana hiç açılmadı ya, bu ülkenin yekpare yayıncısına da yuh olsun! Devam »
Ali Sedat Çetinkoz
Bizim bayramlarımız, daha çok hüzünle harmanlanmış bir sevinçtir; daha vicdani, daha merhametli. Zevk almayı alkol, eğlence ve verilen hediyeden çok; yüreğimizi paylaşmada ve hal hatır sormada bulmaya çalışırız. Devam »
Serdar Demirdirek
Devletin kolluk güçleri üzerinde bazı oyunlar oynanmaya çalışılıyor ve en başta devletin kendi personeli buna çanak tutuyor. Belki bilerek belki de bilmeden ateşe körükle gidiyorlar doğrusu. Sonuçta içlerindeki şiddet arzusunu bastırmak için polis olan birçoklarını da duymuyor değiliz. Devam »
© 2000-2009 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi ürünüdür. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.