25 Temmuz 2008 Cuma
Necdet Şen - 7 Ekim 1989
Tahmin ettiğim gibi, Şeyh Nazım ve müritlerinin fotograflarını bir başka şey ararken eski bir ayakkabı kutusunun içinde buluverdim. Sözümü tutuyor ve fotograflardan birkaç tanesini yayınlıyorum.
Bu arada, resimlerin birinin arkasındaki tarihten söyleşiyi 7 Ekim 1988 Cuma günü Magosa'da yaptığımı öğrenmiş bulunuyorum. "Eee, noolmuş?" diyeceksiniz, biliyorum bunu; sadece "neden yazılarına ve çizgilerine tarih atmıyorsun?" diye soran okurcularımı memnun etmek istedim.
1) Üzerinde "Boss" yazan kırmızı tişörtüm ve aynı renkte çoraplarımla Şeyh efendi hazretleri ve müridlerinin uhrevî atmosferiyle bariz bir çelişki arzediyordum. Sanırım biraz da kasten öyle giyinmiştim farklı bir dünyadan geldiğim belli olsun diye. Ama kimse kılığımı yadırgamadı.
2) Cuma namazı sonrasında her yaştan hayran kalabalığı Şeyh Nazım'ın çevresini sarıyor. El etek öpenler, derdini anlatanlar, hastasına şifa dileyenler ve gündelik kıyafetlerinin üstünde uzun kuyruklu Nakşibendî sarıklarıyla lâmbadan çıkmış cini andıran bir sürü saygılı mürid. Şeriat paranoyası içinde değilseniz, ilginç bir turistik tablo olarak görebilirsiniz.
3) İlk kez Lefke sokaklarında dolanırken gözüme ilişen, kapısının üzerinde eski harflerle bir şeyler (belki ayet) yazılı evde her milletten çiçeği burnunda Müslüman gençler, konuşulanları anlamasalar da yanımızda oturdular. Oğlanlar dingindi ama soldaki Alman üftade nedense cozur cozur negatif elektrik yayıyordu. Nirvana'ya daha çok var belli ki.
Necdet Şen - Necdet Şen

Ali Türkan
Sahip olmadığığından, mükemmele yakın bir dünyada yaşadığına inanan, bu dünyayı korumak adına da her şeyi yapabilecek bir tektipinsan'dır. Birilerinin pembeye veya başka bir renge boyanması da, bu birileri kendisi olmadığı sürece, rahatsız etmeyecektir onu. John Boy'un çocukları, tosladıkları duvarları demokrasinin gereği sanan ve özgür olduklarına inandıkları işte böyle bir ortamda, "bir hazin hürriyet"e şahitlik eden yıldızların altında dünyaya gelirler. Bir sonraki yazı: O çocuklar büyüdü Ahmet Abi Yazar
Bence diğer birçok organizasyonlar gibi üniversiteler de bazı idealist prensipler üzerinden yola...
Seyit Balkuv - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite
Sevgili Tortop, her gün onlarca çocuk sanırım sizin zihninizde ölüyor. Bu ülkeyi hangi yayın...
Necmi Ziya - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret
Necmi Ziya Bey'e tavsiye,...
İlker Tortop - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret
İnsanlar kendi arzuları dışında ölüme gönderilmemeli biçimindeki bir dileğe hadi...
Necmi Ziya - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret
Bence üniversite diploması sahibi olmakla ayrıcalıklı zümre pasaportuna sahip olma tesbiti kısmen...
Mehmet Kılınç - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite
Bugün bahsettikleri şey arabesk değil. Kentin varoşlarına yerleşmiş insanlar, orada kendi kulak alışkanlıklarını devam ettiriyor. O dönem en çok satanlar, bağlama müzikleriydi. Âşıklar vardı. Daha sonra çevrelerinden etkilenmeye başladılar.
Necdet Şen
Zorbalığın fikirlerden üniformalar diiktiği totaliter mizaçlı sistemde, hukukun hassas terazisıni toplumun üzerinde yansız olarak tutması gereken yargı lordlarının militanca çıkışları ve toplumsal sözleşmelerin kırılgan noktalarını hoyratça kaşıyan medya komitacılarının rüzgâr eken ahkâmları bölücülük olmuyor mu? Biz ne softalar gördük yanıbaşımızda, ki onların demokrasiden kasdettiği şey 85 sene evvel kendilerine bahşedilmiş imtiyazları ilelebet müdafaa ve muhafaza edecekleri bu azınlık diktatörlüğünün bekasından başka bir şey değildi. Hızlı Gazeteci
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.