25 Temmuz 2008 Cuma
Necdet Şen - 4 Kasım 2001
Oldum olası yapılıp dururdu ama, şu 11 Eylül tarihli saldırılardan sonra adamakıllı moda oldu:
Yazan: Prof.Doçent.Dr. Allâme-î Cihan, Püf Noktaist, Strateji Uzmanı, Ciğer Okuyucu, Ornitolog, Sosyolog ve Fütürolojist Falan Fişmekân"
Mevzu: "Teröristin Bir Suçlu Olarak Portresi.
Peki, neymiş terörist?
Efendim, o aslında had safhada narsist, bağnaz, insan hayatını hiçe sayan, suçluluk duyguları içinde kıvranırken aynı zamanda mükemmeliyetçi, dolayısıyla hoşgörü yoksunu, binaenaleyh gaddar ve kıyıcı ve tabii ki (mutlaka, olmazsa olmaz) dar kafalı ve zorba...
Peki o halde, itiraf ediyorum: bendeniz teröristin önde gideniyim. En azından "mükemmeliyetçilik" bağlamında.
Tam "ikiz kuleleri yerle bir etsem de binlerce 'masum' insan enkaz altında kalsa" diye "mükemmeliyetçi ve narsist, hemi de suçluluk duygusu dolu" planlar yaparken, birileri benden önce davranıp voliyi vurdu.
Gene geç kaldık yani.
Bu "terör" işinin modası geçti, bi daa dünyaya gelirsem terörist değil, akıl danesi olucam.
Dünyanın en ucuz ve bir o kadar da osuruktan tayyare mesleği bu...
Yani, akıl daneliği...
Valla çok kolay; bir iki tane Freud sûresi, üç beş köşe yazısı, sekiz on yemek tarifi oku, olsun bitsin. Eğer belâgatin yeterli ve telefon defterin kabarıksa, sen de bir günlük gazetenin Pazar ekinde, bir televizyon kanalının ana haber bülteninde, ya da bir yayınevinin çok satan kitap kontenjanında terör ve strateji uzmanı olarak esip gürleyebilirsin.
Ah, hele bir de adının önünde Dr.Doçent.Prof. ya da Emekli General sıfatı varsa, tadından yenmez.
Ben karacahilim ya, onun verdiği cesaretle soruyorum:
Eğer terörist, bağnaz, hayata saygısız, kıyıcı, titiz, otoriter, öfkeli, paranoid-sosyopatik, narsist, filâtelist ve nümizmatik ise...
Her ülkenin kör besler gibi beslediği ve her fırsatta ihtilâller, her alandaki ticarî faaliyet, yolsuzluk, asfaltta tank yürütme ve "Bilmemkaç Ocak"larla kendi ülkesini zapteden, bazen de (gücü yeterse) başkalarının memleketlerinde taş taş üstünde bırakmayan zevat ne oluyor?
A benim salak kardeşlerim, yaptığınız tüm "terörist" tariflerinin en başta dünyamızın bütün şanlı ordularını zan altında bıraktığının farkında değil misiniz?
Eskiden "cephe" diye bir kavram vardı, orada zorla asker yapılmış köylü çocukları diğer taraftaki zorla asker yapılmış köylü çocuklarını boğazlardı.
Artık cephe falan kalmadı, uçak kullanmayı ve atari oynamayı bilen zengin (muhtemelen subay) çocukları monitörde sanal noktacığa dönüşmüş olan yoksulları öldürüyor.
Bir asker, hiç tanımadığı insanları hangi makul nedenlere dayanarak öldürür?
"Ölüm korkusu" diyorsanız haklısınız. Karşı taraftaki tanımadığı insanların üstüne acımasızca kurşun sıkmayan her asker, kendi ordusu tarafından ölüme mahkum edilecektir.
Ona "öldür" emrini veren subaylar mı? Hayır; onların boynunda da "öldürmezsen ölürsün" hükmü sallanmaktadır.
Generaller mi? Hayır, onlar da bu yapının kurbanıdır.
Erleri, astsubay ve subayları, hatta üst rütbeli generalleri bile katil ya da ölü olma seçeneğiyle başbaşa bırakan militarist sistem, bugüne kadar yapılmış bütün terör tanımlarında açıkça değilse bile gizlice mahkum edilir.
New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ni yerle bir eden katillerle Afganistan'daki köyleri, Sudan'daki ilaç fabrikasını yerle bir eden, günlük hesaplar adına Taliban'ı dünyanın başına musallat eden, Irak'taki yoksul halkın kitleler halinde ölümüne neden olan katiller arasındaki fark nedir?
O uçakları ikiz kulelere çarptıranlar acaba emperyalist politikaların yarattığı acıları anlatan bilimsel bir makale kaleme alsalardı, bunun egemen medyada yayınlanma şansı var mıydı?
O uçaklaraki "teröristler" acaba "bu düzen bizi ezmekte ve insanlığımızdan utandırmaktadır" diye bir dilekçe yazsalardı, acaba bürokrasi çarkının içinde erimeden ilgili mercilere ulaşma ve kaale alınma şansları var mıydı?
Eğer terör, zaten süregelen bir savaşta eşit olmayan güç dengesinin zayıftan yana değiştirilmesi girişimi ise, ey terör uzmanı geçinen dümbelekler, yaptığınız her terör tarifiyle "terörist" dediklerinizi tarih karşısında meşrulaştırdığınızın ne zaman farkına varacaksınız?
Terörist sayılmanın ilk şartı mazlum olmak değilse, neden bombalarınızın altında ölüp giden yoksul Afgan köylüsü terörist de, sadece sizin yüksek maaşlı deniz aşırı pilotlarınız vatansever?
Bana öyle bir terör tanımı yap ki, ne kadar bağnaz ve narsist olursam olayım, hiç bir itirazım kalmasın.
Sen şunca yıl, bize katillerin "teröristler" ve "adalet savaşçıları" diye ikiye ayrıldığını ve bu kıstasları dünyayı talan etme becerisi herkesten daha yüksek olan "en birinci harami"nin körükörüne yandaşı olan bir bilimsel kast tarafından belirlendiğini öğretmek için mi okudun onca mektebi?
Yazık sana!
Eğer akademik kast sistemine günümüzün dogmalarını belirleyen ve telkin eden bir kilise olarak bakmak mümkünse (ki ben öyle bakıyorum) bütün şu "bilimsellik" kisvesi altında yumurtlanan herzeleri reddettiğim (dahası, oramla güldüğüm) için, bendeniz halis muhlis LAİK'im.
Laisizm, Kilise'nin dogmatizm dayatan otoritesi yerine özgür düşüncenin saltanatını kurma ideali midir?
Ve laik düşünce bize Batı'dan ithal edilmiş alafranga bir yemek adı değil midir?
İyi ya işte, ben bu alafranga yemek adını ezberledim, o halde hepiniz kadar "çağdaş" ve "kültürlü"yüm. Ve diyorum ki, "ben bilime inanırım" diyen herkes YOBAZ'dır.
Çünkü bilim, körükörüne inanmaktan vazgeçtiğin noktada devreye girer. Bilim, Hz.Freud, Hz.Marks, Hz.Keynes, Hz.Fukuyama, Hz.Atatürk, Hz.Fethullah, Hz.Köşe Yazarı, Hz.Kissinger, Hz.Huntington, Hz.Baudrillard tarafından vaaz edilen fikirlerin dogmaya dönüştürülüp tüm "öteki"lerin bu hazretlerden apartılmış alıntılarla sözümona mahkum edildiği bir din değil, uğruna ölmeye hazır olduğun idealleri bile sorgulayabildiğin yemyeşil bir vaha değil midir?
Oysa ortalıkta dilenci vapuru gibi dergi dergi ve kanal kanal dolanan "bilim" heriflerine bakılırsa, terörist, manyağın tekidir.
BaşvezirNizamülmülk açısından bakılınca Hasan Sabbah bir teröristti; İtilâf devletlerinin gözünde Mustafa Kemal, sıkıyönetim komutanı Faik Türün'ün gözünde romantik Deniz Gezmiş, pagan Kureyş kabilesi önderlerinin gözünde ümmî Muhammed, Roma İmparatorunun gözünde köle Spartaküs, patron yalakası Mecburiyet yazarlarının gözünde bendeniz, "kırmızı urbalar" açısından bakılınca da Çelik Blek ve Kaptan Swing terörist idi...
Sen, Hz.Freud'un zaten bizzat psikiyatristler tarafından eleştiri bombardımanına tutulan tartışmalı görüşlerini, biat ettiğin süper gücün düşmanlarına karşı bir hakaret sözlüğü olarak kullanırsan, belki buna işi başından aşkın dergi editörleri kanar, ama adının başına kartvizit olarak eklediğin BİLİM kanmaz. Haa, bir de her gün 200 bin lira ödeyerek akıl satın aldığını zanneden kıt zekâlı gazete tiryakileri yutarsa yutar bu palavraları. Ama onları da sonsuza dek trans halinde tutamazsın, dikkatleri çabuk dağılır; yarın başka lâfazan bulur, ona inanır ve onun sloganlarını tekrarlar bu niyet tavşanları.
Terör, uydurma bir suçtur arkadaşım.
Sen istediğin kadar "diğer taraftakileri" terörist olarak damgala, ancak salakları inandırabilirsin.
Bu terör her neyse, bunun tanımını sizin sübvanse ve "ıslah" edilmiş, evcilleştirilmiş üniversitelerinizde ya da hipermarket çığırtkanlığına kadar düşmüş kartel medyanızda değil, en zengin kast tarafından işgal edilmemiş özgürlük platformunda tartışıldığı ve herkesin içine sindirebildiği, insanî değere dönüşebildiği bir ortamda yap.
De ki bana, "aslında terör de dahil, tüm toplumsal tanımlar güçlü olan tarafından kendi konumunu meşrulaştıracak bir biçimde yapılır".
Ve de ki ayrıca, "terörist; devleti, ordusu, bankaları, siyasî partileri, satın alınmış aydınları, beyni yıkanmış kitlesi olmayan, eşitsiz bir savaşta yenileceğini bile bile umutsuzca savaşan şiddet eylemcisidir; çünkü bu saydıklarıma sahip olsaydı, adı terörist değil, aslan asker şvayk olurdu".
Aksi takdirde, senin yaptığın tüm "terörist" tarifleri bana gülünç gelecek. Çünkü biliyorum ki, iki alışveriş arasında alelacele çırpıştırdığın o "bilimsel" yazılarda tarif ettiğin terörist, yalnızca senin dar kafalılığının ve küçük burjuva korkularının cisimleştiği bir "öcü"den başka hiç bir şey değil.
Terör yoktur demiyorum, olabilir. Terörist yoktur da demiyorum, o da olabilir. Tartışılmalı. Ama bu tarz "bilim" korkulukları, sıcak odalarında ve dogma ezberletilen üniversite kampüslerinde ve de yüzde doksana yakını Batı (özellikle de ABD) kaynaklı haber ajanslarının oluşturduğu hipnoz ortamında bana "ÖTEKİ teröristtir" fikrini allayıp pullayıp satmaya kalkıştığı müddetçe, onların "bilimsel" makalelerine tuvalet kağıdından daha ulvî bir değer atfetmeyeceğimi bilmeliler.
Necdet Şen - Necdet Şen

Ali Türkan
Kedi gibi sokulup, timsah gibi ısıran ve ardından sırtlan gibi, leşinin üstünde dolaşan insanları tanımış biri için, Zeytin, Basriye ve bilumum haşere, zaten en kral arkadaşlar oluyor. O da olmadı, oturur yazarım bunları, sıkıntım dağılır. Aaa, yazmışım bile. Yazmak, yaşamak mı yoksa? Ben en iyisi, sırt üstü yatıp, kısık sesle şarkılar sööliim. Belki bi duyan olur, katılır. 11 Eylül 02 Berlin gecenin, "it izi kurt izine karıştığı" bir vakti. Yazar
Bence diğer birçok organizasyonlar gibi üniversiteler de bazı idealist prensipler üzerinden yola...
Seyit Balkuv - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite
Sevgili Tortop, her gün onlarca çocuk sanırım sizin zihninizde ölüyor. Bu ülkeyi hangi yayın...
Necmi Ziya - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret
Necmi Ziya Bey'e tavsiye,...
İlker Tortop - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret
İnsanlar kendi arzuları dışında ölüme gönderilmemeli biçimindeki bir dileğe hadi...
Necmi Ziya - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret
Bence üniversite diploması sahibi olmakla ayrıcalıklı zümre pasaportuna sahip olma tesbiti kısmen...
Mehmet Kılınç - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite
Bugün bahsettikleri şey arabesk değil. Kentin varoşlarına yerleşmiş insanlar, orada kendi kulak alışkanlıklarını devam ettiriyor. O dönem en çok satanlar, bağlama müzikleriydi. Âşıklar vardı. Daha sonra çevrelerinden etkilenmeye başladılar.
İlker Tortop
Darbeyi alkışlayan, faşist sivilleri alkışlayan, zorbaları alkışlayan bu halkın vicdanı neresinde? Bizim güvenlikli sitelerde oturup, siyah camlı arabalarla gezmemiz; savaşa karşı olmamız, sokak hayvanlarına karşı olmamız, Avrupa Birliği'ni istememiz daha iyi bir ülke için yeterli değil sanırım. Yazar
Seyit Balkuv
Aslında üniversite diploması denen şey, ortak menfaatlerini korumak adına bir araya gelen diğer üniversitelilerin birbirine sokularak oluşturduğu ayrıcalıklılar kulübüne kabul pasaportunuzdur. Yoksa gerçek anlamda üniversite bitirmeniz sizi daha erdemli yapmaz. Yazar
Ahmet Deniz Ölmez
Kimseye, vicdanının kabul etmediği bir iş zorla yaptırılamaz. Bu, çok ilkel ve çağdışı bir yöntemdir. Bugün, inançlı bir kişiye, "inanma!" baskısı yapmak ne kadar despotça ise, silahı, savaşı, öldürmeyi kabullenmeyen kişiye, silah verip, savaşa gönderip, "öldür" demek de, o kadar despotça ve saçmadır. Yazar
Ali Sedat Çetinkoz
Ne yazık ki ok yaydan çıkmıştır. Toplum mühendisleri veya zamane derebeyleri, kendilerinin istediği biçimde bir teba asla yaratamayacaklardır; hem de medyaları, köşe yazarları ne kadar uğraşırsa uğraşsın. Nasıl herkes fötr şapka takmıyorsa, köylüler piyano çalmıyorsa, birileri de bilek kalınlığında yapmaya devam ederek, en yüksek makamlara kadar geleceklerdir. Bu bir popülizm değil, görünen gerçektir. Yazar
Seyit Balkuv
Kimbilir, çatışmalarla ve gerilimlerle dolu hoşlanmadığımız ruh hallerimizi ve hatta hastalıklarımızı kendimizle hesaplaşma ve kendimizi anlama yolunda birer fırsat olarak görebilir miyiz? Sağlığımızın bozulmasına yok açan etkenleri oturup anlamaya çalışmak, bu şekilde hastalıklardan kurtulmak, kurtulamasak da hastalıklarla bile barışık yaşamak çok mu gerçek dışı bir yaklaşımdır? Yazar
Ahmet Deniz Ölmez
Otobüsten inerken de çatışma had safhadadır. Tek kişilik iniş koridorundan, beş kişinin aynı anda inmeye çalışması ister istemez bir sıkışıklığa sebep olmaktadır. Günün sonunda, bu mücadelelerin içinde eriyen savaşçı, indiğinde, yaşadıklarının tamamını içeren böyle bir metin alır eline. Yazar
Ali Sedat Çetinkoz
Travma nedir, travma resimleri, travma videoları... "Aşkın bir travmaydı sevgilim" şarkısı; bedava indir, melodisini cep telefonuna yükle! Yetmedi, kesmediyse sıfır altı seviyeli forumlarımıza gel, birbirimize birinci cümleden sonra duyulmamış sofistike küfürler edelim; karşılıklı bayrak gösterip tehditleşelim. Yazar
Alper Uzun
Erken teşhis, bu hastalıkta en büyük umut olacaktır. Risk faktörlerine bakınca yaş büyük öneme sahip. 65 yaş yaşlılık sınırı yazmıştım. Hastalık "çoğunlukla" bundan sonrasında belirginleşmekte. Gelişimi ise 50'li yaşlarda başlamakta. O plak oluşumları usul usul. Yavaş yavaş üst üste yığılmakta. Bazı bireylerde çok daha erken hastalık belirginleşmeye başlamış olabiliyor tabii ki. Yazar
Necdet Şen
Yav Hasan Abi, bugünlerde kafam çok karışık, bir zahmet bir akıl ver, daha önce olduğu gibi gene ilk dakkada ofsayta mı düştüm? Sen onun için mi hiç siyaset yazmıyorsun, yoksa tesadüfen mi? Ben yazarsam başım o zamanki gibi büyük belâya girer mi bugünlerde de? Eğer öyleyse uyar da bari bu sefer yol yakınken kıvırtayım. Necdet Şen
Necdet Şen
Zorbalığın fikirlerden üniformalar diiktiği totaliter mizaçlı sistemde, hukukun hassas terazisıni toplumun üzerinde yansız olarak tutması gereken yargı lordlarının militanca çıkışları ve toplumsal sözleşmelerin kırılgan noktalarını hoyratça kaşıyan medya komitacılarının rüzgâr eken ahkâmları bölücülük olmuyor mu? Biz ne softalar gördük yanıbaşımızda, ki onların demokrasiden kasdettiği şey 85 sene evvel kendilerine bahşedilmiş imtiyazları ilelebet müdafaa ve muhafaza edecekleri bu azınlık diktatörlüğünün bekasından başka bir şey değildi. Hızlı Gazeteci
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.