Patronsuz Medya

 Google Web   Derkenar  

Medya starının seks videosu

Necdet Şen ~ 14 Ağustos 2006


Haberci için "etik" çok önemlidir. Hem de çoook önemlidir. Sıkı sıkıya uyulması gerekir.

Ne zaman uyulması gerekir?

Aramızdan birinin ayağı kaydığı zaman tabii ki. Sair zamanlarda atış serbest.

"Off! Popoya bak! Maşşallah! Aaaa! Bu bizim Ali değil mi? Aman! Atın şu iğrenç kaseti çöpe!"

Ortaya dökülen sır, eğer plaza aristokrasisinin dışında kalan birinin mahremiyetiyse, tabii ki haber değeri taşır. Ama içimizden birine dokunmak olmaz kardeş, döner dolaşır yarın ucu bize de dokunur.

* * *

Neden bahsedildiğini anlayan anlamıştır çoktan. 2006 senesinin Ağustos ayında bir gün, Türkiye televizyonlarının pek sempatik ve lepiska saçlı haber sunucusu Ali Kırca beyfendinin, evde bekleyen nikahlı zevcesini kimbilir hangi yalanla uyutup, otel odasına attığı (muhtemelen bir muhabir ya da muhabir adayı) kızla orasını burasını tokatlaya tokatlaya zina yapışını belgeleyen video görüntüsünden söz ediyoruz.

İnternette fıldır fıldır dolaşıyormuş bu beş dakikalık video başyapıtı. Haberim yoktu, bir haftalık gecikmeyle öğrendim.

Baktım, herkes, ağız birliği etmişçesine, insanların özel hayatlarının dokunulmazlığını koruma konusunda yumruk gibi kenetlenmiş durumda. Bir tek Vatan gazetesi su koyverip kamuoyuna faş etti ağır ağabeyimizin sırrını.

Bence bu konuda asıl ayıplanması gereken, haberi duyuran gazete değil, birçok savunmasız insanın özel hayatlarını ucuz bir kâr nesnesi olarak gören ilkesiz ve omurgasız memleket medyasının, etik konusunu tam da kendi lordlarından birinin mahrem halleri sözkonusu olunca hatırlamış olmasıdır.

Sokaktan geçen masum vatandaşlarına "kamera şakası" adı altında tuzaklar kurup salak yerine koyan ve bundan hiç rahatsızlık duymayan, rakip grupların ya da mağdur insanların en mahrem insanlık hallerini açık ederken de zerre kadar utanmayıp, bir de "bu haberdir" mazereti arkasına saklanan, elindeki kalemin ya da kameranın vezir ya da rezil etme gücünü kendi şahsi gücü zannedip, acıma duygusunu ve hemdert olma hasletini rafa kaldıran, insanların haysiyetleri ve özel hayatlarının kırılganlığı üzerinden kendisine rant ve imtiyaz sağlayan kıymetli habercilerimiz belki bu kez şapkalarını önlerine koyup düşünür diye umuyorum.

Neden davul hep bizim boynumuzda, tokmak da hep sayın Kırca ve benzerlerinin elinde olsun ki? Buna mantıklı bir açıklama getirebilecek olan biri var mı aranızda?

Haaa, derseniz ki, "bugüne kadar yapılmış olan her türlü özel hayat ihlâli aslında medya çalışanlarının ve yönetenlerinin kişisel hırsları, erdemden ve izandan yoksun meslekî heyecanları nedeniyle yapılmış yanlış işlerdir. Ama yanlışın neresinden dönülse kârdır. O nedenle biz hiç olmazsa bugüne kadar kendi kişisel kariyeri uğruna insanların haysiyetlerini fazla önemsemeden bulduğu her çirkin görüntüyü tekrarlaya tekrarlaya yayınlayan ve yediği her herzeyi "bu haberdir" diye savunan medya starlarının semiz kıçından başlayarak yeni bir sayfa açalım. Bundan sonra hiç kimsenin özel hayatı yüksek çözünürlüklü kameralarla, medyatik tuzaklarla darmadağın edilmesin." Böyle bir standart üstünde tabii ki anlaşabiliriz. O zaman sayın Ali Kırca'nın evlerden ırak skandalını (ruh sağlığımız adına) bu kereliğine görmezlikten gelebiliriz.

Şahsen, Ali Kırca beyfendiyle ne bir teşrîk-i mesaim olmuştur ne de bir alıp veremediğim vardır kendisiyle. Ama artık onu da gücünü denetleyemeyen ve daha fazla etkinlik ve para kazanmak adına toplumun ırzına geçen diğer kudret sahipleri kadar şaibeli bulduğumu ve onun başına gelen bu felâketi ilâhî adaletin sakil bir tecellisi olarak gördüğümü de açıkça söylemek zorundayım.

Yukarıda Allah, biraz aşağısında da görüntü alma ve yayma teknolojisi var sevgili Bizim City halkı. Her ne kadar "bu ülkede yasalar sadece muktedirlerin haklarını mazlumlara karşı korumak için yapılır" mealinde yanlış bir kamuoyu kanaati varsa da, bendeniz, tasada, kıvançta ve en mahrem görüntülerimizin bize sormadan çekilip dosta düşmana teşhir edilmede eşit olduğumuza inananlardanım. Bu bağlamda, Ali Kırca ile Gamze Özçelik arasında pek bir fark gözetmiyorum. Ya her ikisinin de onuru var; ya da hiç birimizin yok.

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Dilin Kemiği ~ Necdet Şen

"Yorum yazacağım" diyenleri şu taraftan alalım...

Sosyolojik bir vaka olarak pantalon ütüsü

Ali Türkan

Ben de bir kez daha ortalığı karıştırmış olmanın huzuruyla ortamdan ikiledim. Az önce muhabbet ettiğim arkadaşlar, yalnızca kadın bedeninin bir bölümü hakkında konuşmamış, o bölümle ilgili tüm "gizli" emellerini de bir güzel ortaya saçmışlardı. Evde yatmış, o emellerin amel olmasının, Medeni Kanun'umuza göre boşanma nedeni sayıldığını falan düşünürken, kafama şu soru takıldı: "Pantalonu gösteren, neden ütüdür?" Yazar

Son Yorumlar

Cavit Olgun, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Yaziniz için sagolun, ama ben onyillar oldu, cumhuriyet gazetesi denince tapu daireleri ve karakol... (Devam)

Cüneyt Uzunlar, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Sanırım 1986 idi. Cumhuriyet'i, evet, bir kimlik gibi kıç cebimizde taşıyorduk. İstanbul... (Devam)

ayşegül şero, Sol'un Cem Karaca ile imtihanı için dedi ki: Şeyh Bedrettin Destanını, Safinaz'ı, Tamirci Çırağı 'nı unutup Cem Karaca ya dönek demek için ilk... (Devam)

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Kendi düzenine sığamamak

12 Eylül 'devlet iktidarı'na neredeyse tapınan bir zihniyete sahipti. Askeri yönetimden sivil yönetime geçişte, iktidarın elinin kuvvetli olmasını istiyordu. Hukuk düzenini orasından burasından sıkıştırmasının nedeni de buydu.

Murat Belge (Radikal)

En Son Yazılar

Ne yersem zayıflarım?

Seyit Balkuv

"Erdemli insan" olmak için mutlaka kötülüklerle, adaletsizliklerle mücadele etmek mi gerekiyor? Sadece "iyi insan" olarak yaşamaya çalışmak yeterli değil midir? Haksızlıklar, adaletsizliklerle dolu bu dünyada, hangi çabalarımızın "daha iyi bir dünya" için bir katma değeri vardır? Yoksa bu çabalar bizi asabi ve gergin biri yapmaktan başka bir işe yaramaz mı?   Yazar

Matbuatta kabileler savaşı

Necdet Şen

Öyle bir ağız dalaşı ki, bunu "kim haklı?" diye izleyenlerin eline geçecek tek şey, ancak kafa karışıklığı ve utanma hissi olabilir. Belki bir de "ben bu kadar lâubaliliğe müstehak mıyım?" sorusu. Şahsen ben kendimi buna müstehak görmüyorum. Ülkemi de. Dilin Kemiği

Segovia'nın gitarı

Seyit Balkuv

Kendimizi çok da bilgili olmadığımız bir konuda atıp tutarken veya uyduruk bir toplantıya çağrılmadık diye tansiyon hapları yutarken buluyorsak veya bir gün haksızlıklar karşısında kükrerken ertesi gün haksızlığa sebep olan gücün yanında süt dökmüş kediye dönüyorsak, birey olarak kendi değerimizin tescili ile ilgili bir takıntı sorunu yaşıyor olabilir miyiz? Yazar

Dünyanın en eski sektörü

Kâmuran Kızlak

Artık ismini hatırlayamadığım Kapitalizmin geleceğini gören o akıl-fikir adamı "Neo Liberal Vaiz" her kimse büyük adammış. Haddim olmayarak buradan ben de bir kehanette bulunayım bari: Her gün biraz daha azgınlaşan Kapitalizm korkarım insanlığın sonunu getirecek. Kendi başını yer inşallah. Yazar

Kimsesiz kedilerin kimsesi

Ümran Davran

Gözleri görmeyen o kadar çok kedi vardı ki ortalıkta. Felçliler, ön ya da arka patileri olmayanlar. Yani sokakta yaşayamayacak onlarca kedi. Tek dertleri sevilmek gibi görünüyordu. Elimi bulup yanaklarını, başlarını sürtüyorlardı. Benim de canım fena halde yanıyordu. Yazar

 
eXTReMe Tracker

© 2000-2008 Derkenar.com ~ Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar iznimiz olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

° °