Patronsuz Medya

25 Temmuz 2008 Cuma

 Google Web   Derkenar  

 

Düdükleşme!

Necdet Şen - 6 Haziran 2002


Yıllar var ki gazete mazete okumuyorum. Bundan sonra da okumamakta kararlıyım.

Taa ki gazeteler sahiden gazete olana değin.

Bu gazeteleri okumamakla hiç bir şey kaybettiğimi sanmıyorum; aksine kazancım büyük, güne sinirlenerek başlamama lüksüne sahibim.

Yaklaşık 30 yıl evvel Babıali yokuşunu tırmanmaya başladığımda bu ülkede iyi kötü gazeteye benzer gazeteler vardı. Çoğunluğu işlerine otobüsle gider gelirdi gazetecilerin ve iyi kötü bir sendikalarıvardı.

Ama sonra bir şeyler değişmeye başladı. Önce her değerin üzerinden silindir gibi geçen 12 Eylül faşizmi ve ardından basınla iktidar arasında hesaplı bir ensest ilişkisi ortaya çıktı. Nereden ve nasıl zenginleştiği tam olarak anlaşılamayan birtakım müteahhitler, yedek parçacılar, bankacılar, söğüşçüler, hortumcular, vaybabamcılar, nereden buldukları ikna edici bir biçimde açıklanamayan çuval dolusu paraları bastırarak gazetelere sahip olmaya başladılar. Ardından "benim işim patronuma para kazandırmaktır" diyebilen "gazeteciler" peydahlandı ortalıkta.

Hızla zenginleştiler.

Ve onların peçetecileri ile tetikçileri birer ikişer köşe bilmemnesi olmaya ve parayı bastıranın düdüğünü öttürmeye, sınıf atlamayı gazetecilikten üstün gören kuklalar terfi etmeye, kendi kokuşmuş değerleriyle birlikte "yükselmeye" başladılar.

En adisinden ırkçılık, pornografi, siyasî ve ekonomik manipülasyon, çarpıtma, kokuşma, seviyesizleşme, karanlık odaklara angaje olma, kelle koparma, yoksulu hakir görme, sirkatin söyleme, puştluğuyla böbürlenme silsilesi artık gazetelerin manşetlerinden inmez oldu.

"her şey kötüye gidiyor" diyenlerden değilim. Hiç bir şey ne iyiye ne de kötüye gidiyor. Bizler kendi küçük dünyalarımızda yaşlanıyor ve karamsarlaşıyoruz sadece. Su bazen bulanıyor bazen duruluyor, ama akış berdevam. Bugünlerde konuya medya özelinde bakacak olursak, suyun balçıklaştığı ve kokuşmanın en üst noktasına doğru gittiğini görmemek için kör olmak gerekiyor.

Ama bu sular tekrar berraklaşacak. Suya bulaşmış dışkılar temizlendikten sonra.

Farkındayım, bunları bilmeyen yok gibi. Aynı bayat tespitleri tekrarlamak için açmadım bilgisayarı. Az önce uyandım ve eve yanlışlıkla girmiş bir günlük gazetenin anasayfasındaki bir başlığı görünce nevrim döndü, daha kahvaltı sofrasına oturmadan klavyenin karşısında aldım soluğu.

Bugün benim delirme, nişadırsız kalaylama günüm! Kusuruma bakmayın!

Düdük sensin efendi!

Kendisi orta büyüklükteki bir ülkenin trilyoner peçetecisi olmuş ya, yoksul Afrikalıyı aşağılamaya hakkı var sanıyor. En aşağılığından bir ırkçılık gazetenin sayfalarından sızıyor. Bu gazete bunu hep yapıyor maalesef. Vaktiyle de karnını doyurabilmek için binbir meşakkate katlanarak bu kente sığınan Afrikalıya "Defol pis yamyam!" diyebilen bir gazete yönetimi bu!

O zavallıları (belki de kendi efendilerinin kara paralarını akladığı) uyuşturucu mafyasının ta kendisiymiş gibi gösterme iğrençliğini de esirgememişlerdi bir zamanlar ve o zaman da almışlardı hakkettikleri yanıtı.

Neymiş, bizim milli takımın maçına futboldan bîhaber Benin'li bir hakem tayin edilmiş, "Kim bu düdük?" diye başlık atıyor. Peki ya sen kimsin düdük oğlu düdük? Ben de sana soruyorum! Bu ülkede doğmayı ve beyaz tenli olmayı kendin mi seçtin? Hangi sınavı kazandın da hayata Afrikalı olarak atılmaktan kurtuldun? Nasıl bu kadar habersiz olabilirsin insanı insan yapan temel değerlerden ve nasıl bir gazetenin anasayfasına başlık atabilecek imtiyazlı konuma gelebilirsin?

Sakın işin sırrı "banka hortumcusunun kulluğunu içine sindirebilen kusmuklaşmış herif işinin başında kalır, sindiremeyen ise işsiz kalır" gerçeği olmasın?

Tam beş buçuk yıldır gazetelerden uzaktayım ve aldığım her solukta "Allahım sana şükürler olsun, beni bu çürümenin bir parçası olmama neden olacak sağduyusuzluk illetinden koruduğun için" diyorum.

Mutluyum çocuklar, bu düdükleşmeden uzakta olduğum için. Yoksulluğumu bir taç gibi taşıyorum.

Kuşları, kedileri, Haziran'ın kokusunu, yağmuru, karıncanın yürüyüşünü, her seferinde bir kez daha şaşırışımı, Asyalıları, Afrikalıları seviyorum.

Ama bu çürümüş leşleşmiş matbuat midemi bulandırıyor.

Bu paçavraları hâlâ para verip gazete diye satın alanlardansanız, size de "yazıklar olsun!" diyorum, başka bir şey demiyorum.

 

Necdet Şen - Necdet Şen

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?

Çingeneler zamanı

Ali Türkan

Valla, sonrası iyilik sağlık işte. Bi güzel döktüm kurtlarımı. Hüzünleri yağladım; artık hiç gıcırdamıyorlar. Kemalpaşalılar, ne duruyisunuz ya! Adeyin döktürün biraz! Eeeeep beraber! sıvgana bilkaya varacaaaam garıma da kızanıma bakacam masaları, sofraları guracaaaam kimseye muhtaç galmayacaaamaaade güzel emine'm kalksanaaalevent'e göbekleri atsanaaalevent paraları kazaaanıııırayilenin çileleriii azalır Yazar

 Necdet Şen Star'da

Son Yorumlar

Bence diğer birçok organizasyonlar gibi üniversiteler de bazı idealist prensipler üzerinden yola...
Seyit Balkuv - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Sevgili Tortop, her gün onlarca çocuk sanırım sizin zihninizde ölüyor. Bu ülkeyi hangi yayın...
Necmi Ziya - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret

Necmi Ziya Bey'e tavsiye,...
İlker Tortop - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret

İnsanlar kendi arzuları dışında ölüme gönderilmemeli biçimindeki bir dileğe hadi...
Necmi Ziya - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret

Bence üniversite diploması sahibi olmakla ayrıcalıklı zümre pasaportuna sahip olma tesbiti kısmen...
Mehmet Kılınç - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Bir daha adaya dönmem

Bugün bahsettikleri şey arabesk değil. Kentin varoşlarına yerleşmiş insanlar, orada kendi kulak alışkanlıklarını devam ettiriyor. O dönem en çok satanlar, bağlama müzikleriydi. Âşıklar vardı. Daha sonra çevrelerinden etkilenmeye başladılar.

Ergüder Yoldaş (Aksiyon)

En Son Yazılar

Kuş tüyü Vicdan

İlker Tortop

Darbeyi alkışlayan, faşist sivilleri alkışlayan, zorbaları alkışlayan bu halkın vicdanı neresinde? Bizim güvenlikli sitelerde oturup, siyah camlı arabalarla gezmemiz; savaşa karşı olmamız, sokak hayvanlarına karşı olmamız, Avrupa Birliği'ni istememiz daha iyi bir ülke için yeterli değil sanırım.   Yazar

Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Seyit Balkuv

Aslında üniversite diploması denen şey, ortak menfaatlerini korumak adına bir araya gelen diğer üniversitelilerin birbirine sokularak oluşturduğu ayrıcalıklılar kulübüne kabul pasaportunuzdur. Yoksa gerçek anlamda üniversite bitirmeniz sizi daha erdemli yapmaz.   Yazar

Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret

Ahmet Deniz Ölmez

Kimseye, vicdanının kabul etmediği bir iş zorla yaptırılamaz. Bu, çok ilkel ve çağdışı bir yöntemdir. Bugün, inançlı bir kişiye, "inanma!" baskısı yapmak ne kadar despotça ise, silahı, savaşı, öldürmeyi kabullenmeyen kişiye, silah verip, savaşa gönderip, "öldür" demek de, o kadar despotça ve saçmadır.   Yazar

Sahte Demokratlar

Necdet Şen

Zorbalığın fikirlerden üniformalar diiktiği totaliter mizaçlı sistemde, hukukun hassas terazisıni toplumun üzerinde yansız olarak tutması gereken yargı lordlarının militanca çıkışları ve toplumsal sözleşmelerin kırılgan noktalarını hoyratça kaşıyan medya komitacılarının rüzgâr eken ahkâmları bölücülük olmuyor mu? Biz ne softalar gördük yanıbaşımızda, ki onların demokrasiden kasdettiği şey 85 sene evvel kendilerine bahşedilmiş imtiyazları ilelebet müdafaa ve muhafaza edecekleri bu azınlık diktatörlüğünün bekasından başka bir şey değildi. Hızlı Gazeteci

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°