25 Temmuz 2008 Cuma
Necdet Şen - 18 Mayıs 2001
Kadınca dergisi Şubat 1990 sayısında bir manga "akıl küpü" kadın ve erkeğe "feministler sokaklarda erkeklerin kıçına çuvaldız batırıyor, öte yandan, Berlin Duvarı yıkılıyor, Sovyetler Birliği'nde 'Glasnost' (açıklık) ve Perestroyka (yeniden yapılanma) Detant (yumuşama) vaziyetleri oluyor, ya siz kadınlar ve erkekler erkek-kadın mevzuunda bir 'yumuşama' içine girecek misiniz? Noolucak bu memleketin orgazm sorunsalı?" mealinde sorular sormuş. Bayanların ve erkeklerin hepsi de en ciddi ve bilimsel pozlarını takınıp soruları yanıtlamışlar.
Diğer lâf ebelerinin ne dediğini merak edenler, sözkonusu derginin o sayısını sahaflardan bulup bakabilirler. Bendeniz yalnızca bu derin soruşturmanın en önemli kısmını (yani tabii ki benim söylediklerimi) tarihe bir ibret vesikası olarak sunuyorum efendim.
Lütfen cıvımadan okuyun, memleketin bekası beni anlamanıza bağlı.
Necdet Şen (Karikatürist)
"Erkekleri değiştirmenin yolu kıçına iğne batırmak değil..."
"Kadın-erkek ilişkilerinde iyiye doğru bir değişme, kentli aydın çevrelerde var. Şimdilik topluma hissedilir biçimde yayıldığı söylenemez, bu biraz daha zaman alır.
Kadın-erkek ilişkilerindeki değişim başta ekonomik nedenlere dayanıyor, küçülen ve artık üç kuşağın bir arada yaşamadığı, kaynana-kayınpeder egemenliği azalmış ailelerde nıspi bir demokratlaşma görülüyor. Coğrafi savrulma, sülale (hatta aile) içi denetimi zayıflatıyor. Keza, çok önemli bir toplumsal katalizör de, televizyon. Aile, topluca seyrettiği toplumsal yaşam modellerine (yani filmlere) bir forum havasında gösterdikleri mini tepkiler-eleştiriler ve mini-tartışmalarla yeniden bir ortak görenekler dizisi oluşturuyor. Tv karşısında dile getirilen görüş ve tepkiler ve uzlaşmalar (sorun ekrandaki bir sorun olduğuna göre pekalâ uzlaşılabilir), aile içindeki feodal katılığı milim milim zaafa uğratıyor.
Kadının çalışma zorunluluğu, aile bütçesindeki katkı payı, gazete başlıkları, dedikodular, vs. hepsi, göreneklerin katı kabuğunda açılmış küçük delikler. Bu delikler çoğaldıkça ortada kabuk-mabuk kalmaz.
Feminist hareketin de bir ölçüde katkısının olduğu varsayılabilir. Her ne kadar feministlerin topluma yansıyan (kendilerinin yarattığı) imajları ve eylemleri ile savundukları kavramları pek inandırıcı buldukları söylenemezse de en azından konuyu gündemin üst sıralarına taşıdıkları bir gerçek. Ama hayatın kendi dinamiği, çuvaldızın çok ötesinde ve sahici...
Erkekleri değiştirmenin yolu, kıçına iğne batırmak değil, olsa olsa daha olgun ve hayata karşı düşünsel ve ekonomik anlamda daha donanımlı bir kadın olmaktan geçer. Diğeri, kadın haklarına karşı lumpence provokasyonlara uygun bir zemin hazırlamaktan başka bir pratik yarar sağlamaz. Bir erkeği kadın karşısında hizaya getiren en etkin güç, kanımca yitirmeyi göze alamayacağı şeylerin çokluğudur.
Ne mi bunlar? Nalet, kişiliksiz, yağlı saçlı ve cühelâ kadın müsveddelerinin sahip olamadığı birçok şey...
Erkeğe gelince: Her yerde görebileceğiniz paçaları çamurlu, dişleri tütün sarısı, bıyıklı, kaba, saygısız, despot ve bencil erkekler, sevgisiz ve kadınsız dünyalarda, küfürleri, tespihleri ve ayak kokularıyla ruhsal ve bedensel bir yoksulluk içinde yaşıyorlar. Kadından yana zaten yitirecek bir şeyi bulunmayan o erkekler, ne için ve kimin için değişsinler?"
Breh! Breh! Breh! "Glasnost, katalizör, nıspi demokratlaşma, coğrafi savrulma, lumpen, provokasyon, hayatın dinamiği, kabuk-mabuk, tespih, kokulu çorap..." ve kendini sosyolog sanan bir dallama karikatürist.
Neyse ki son anda nereye doğru yol aldığımıza uyanıp kestik bu erken dönem medya maydanozluğunu da, memlekette bir zırcahil ve ezberci amatör 'sosyolog' eksik olmuş oldu.
Hepimize büyük geçmiş olsun.
Necdet Şen - Necdet Şen

Ali Türkan
Dinlediği müziktir, kitap onun okuduğu kitaptır, yemek onun yediği gibi yenmelidir ve kadınlar (veya erkekler) onun beğendiği gibi giyinmeli, öyle konuşmalı, öyle yaşamalıdır. Tüm bu keskin çizgilerin arasına, bir de devlete bağımlılığını koyunca, aklıma gelen ideolojik tanımlama, İtalya'nın verimli topraklarının oralarda bir yerlere denk düşüyor, ama gene de birilerine o sözcükle hitap etmeyi tercih etmiyorum. Rica ederim, ne aydını? Onlar, bir diktatörün, "n'apiim ben öyle aydını?" sorusunun, o diktatör tarafından bir şey yapılmış yanıtıdır yalnızca. Yazar
Bence diğer birçok organizasyonlar gibi üniversiteler de bazı idealist prensipler üzerinden yola...
Seyit Balkuv - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite
Sevgili Tortop, her gün onlarca çocuk sanırım sizin zihninizde ölüyor. Bu ülkeyi hangi yayın...
Necmi Ziya - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret
Necmi Ziya Bey'e tavsiye,...
İlker Tortop - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret
İnsanlar kendi arzuları dışında ölüme gönderilmemeli biçimindeki bir dileğe hadi...
Necmi Ziya - Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret
Bence üniversite diploması sahibi olmakla ayrıcalıklı zümre pasaportuna sahip olma tesbiti kısmen...
Mehmet Kılınç - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite
Bugün bahsettikleri şey arabesk değil. Kentin varoşlarına yerleşmiş insanlar, orada kendi kulak alışkanlıklarını devam ettiriyor. O dönem en çok satanlar, bağlama müzikleriydi. Âşıklar vardı. Daha sonra çevrelerinden etkilenmeye başladılar.
İlker Tortop
Darbeyi alkışlayan, faşist sivilleri alkışlayan, zorbaları alkışlayan bu halkın vicdanı neresinde? Bizim güvenlikli sitelerde oturup, siyah camlı arabalarla gezmemiz; savaşa karşı olmamız, sokak hayvanlarına karşı olmamız, Avrupa Birliği'ni istememiz daha iyi bir ülke için yeterli değil sanırım. Yazar
Necdet Şen
Zorbalığın fikirlerden üniformalar diiktiği totaliter mizaçlı sistemde, hukukun hassas terazisıni toplumun üzerinde yansız olarak tutması gereken yargı lordlarının militanca çıkışları ve toplumsal sözleşmelerin kırılgan noktalarını hoyratça kaşıyan medya komitacılarının rüzgâr eken ahkâmları bölücülük olmuyor mu? Biz ne softalar gördük yanıbaşımızda, ki onların demokrasiden kasdettiği şey 85 sene evvel kendilerine bahşedilmiş imtiyazları ilelebet müdafaa ve muhafaza edecekleri bu azınlık diktatörlüğünün bekasından başka bir şey değildi. Hızlı Gazeteci
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.