Necdet Şen ~ 13 Aralık 2004
Arkadaşım, sen ne diyorsun ayol? Benim öfkem burnumda!
Ve öfkeliysem, bunun bir sebebi var!
Biliyor musun ki şu anda birçok yerde hayvanlar vahşice itlâf ediliyor, ben nasıl sakin olayım?
Geçen hafta belediyeye gittim, hesap sordum, "ahlâksızlar" dedim, "tüh" diye tükürdüm yüzlerine, dedim ki, "nasıl kıydınız o güzelim yavrucaklara, kırayım mı şimdi sizin kafalarınızı?"
Dediler ki,"o kadar uğraşıp, aşılayıp, tasma taktığımız hayvanları niçün öldürelim?"
Ben de yuttum bu palavrayı! Peh! Tabii ki yalan! Ben bilmiyor muyum yalan söylediklerini! Sezgilerim beni yanıltmaz! Ki benim sezgilerim, her biri birer bilimsel kanıt değerindedir!
Daha önce de (*****) barınağındaki veterineri "kasap" ilân etmiştim! Peki ne oldu? O canî şimdi görevine iade, benim barınağa girişim yasak! Niçün? Doğruyu söylediğim içün! Ama onlara sorun, dalaşacak adam aradığımı, mesnetsiz suçlamalar yaptığımı, kendi kuruntularımı kanıta falan gerek duymaksızın gerçek ilân ettiğimi söylerler! Niçün? Hepsi şer birlikteliği kurmuş, paçalarından adilik sızıyor da ondan!
Hayvanları çok seviyorum, onlar içün iyi şeyler yapmak istiyorum, ama bir tane allahın kulu yok ki bir araya gelip de ortak eylem yapasın! Hımmm, ne gibi eylemler mi? Yani, eylem işte! Meselâ barınak basıp görevli dövmek, belediye memurlarına hakaret etmek, televizyon kameralarının önünde sinir krizi geçirmek, diğer havanseverlerle kapışıp kaç tane ego varsa o sayıda klik ortaya çıkarmak, sokaklarda rastladığın tüm hayvanları eve doldurup bakmaktan aciz kalmak ve sonrada diğer hayvan dostlarıyla "ben evimde/arkabahçemde sizden daha fazla hayvan depoladım, hiç biriniz benim kadar hayvansever olamazsınız" diye kavga etmek!!!
Sen yanlış bulabilirsin (çünkü salaksın) ama bunların hepsi bir bakıma kendi çapında eylemdir ve hayvanların selâmeti bizim eylem yapabilme katsayımızla yakından ilintilidir!
Ne var ki, ortalıkta adam yok! Lâfa gelince herkes hayvansever, ama "gel şurayı basalım, şunu tartaklayalım, bununla didişelim, ötekiyle hırlaşalım" desen herkes bir yere kayboluverir!
Şunu bilir şunu söylerim ben şekerim, bu memleket batmış, insanlık ölmüş, ortalıkta mutlu olacak hiç bir şey kalmamış! Herkes namussuz! İnsanları sevmiyorum, yalnızca hayvanları seviyorum!
Hayvanları dedimse, yani yalnız köpekleri seviyorum! Niye dersen, köpek sadık, kedi nankör!
Biraz daha biftek alır mıydın nonoşum? Kanlı kanlı, çok leziz!
Ne diyordum? Yalnızca kedileri seviyorum! Köpek köle ruhlu, kedi bağımsız! Köpek besleyenlerin hepsi biraz faşist ruhlu bana sorarsan! En çok da köpek besleyenlerden nefret ediyorum!
Tabağın boşalmış ayol! Biraz daha al! Al al! Hatırımı kırma! Süt kuzusu bu, her yerde bulamazsın!
Ne diyordum? Eskiden de kedi sevenlere uyuz olurdum! Bir kurt köpeğim vardı, adı Pars, mahalledeki kedileri boğdururdum Pars'a! Niye mi? Küçükken beni bir kedi tırmalamıştı, kedilere nefretim vardı! Haksız mıyım?
Yaa, haklıyım tabii! Hem de asabım bozuk! Yurdum insanı eşek! Hem eşek hem davar hem de kuduz köpek! Yurdum insanı hayvandan farksız! Kızmakta haklıyım!
Ne diyordum? Sonradan kedileri de sevmeye başladım! Şimdi köpeklerden nefret ediyorum!
Pamuk, kızım, in pilav tenceresinin üstünden! Bak, salata tabağının yanında minderin var, orada temizle kıçını! Pist! Sokma kafanı ciğer sote tabağının içine! Pist!
Hah hah! Kedi işte! Alışmış doğal davranmaya!
Tabağını uzat bakiim! Böbrek al biraz Pamuk bitirmeden! Hooop! Biraz daha! Afiyet olsun! Kelle paça da ye!
Ne diyordum? Ben gerçek bir hayvanseverim! Evimde tam 58 tane kedi, 4 kaplumbağa, 22 kobay fare, 1 katır, 3 timsah, 7 tane de iguana var!
Neler çekiyorum bir bilseniz! Bizim yeni gelen kedilerden birinde bulaşıcı bir hastalık varmış, diğerlerine de geçti! Fib diye bir şey, çok ölümcül! Nereden bileyim? Başka bakacak kişi olsa alır mıyım o kadar kediyi eve? Şimdi mahalleye de yayılıyor hastalık! O kadar kediyi nasıl zaptedeyim, sokağa giren çıkan belli değil ki! Aman, imdat, kedi sitelerine e posta atalım, bir kampanya düzenleyelim arkadaşlar! Banka hesabım şu: (**********)!
Yaz kız bir e posta, listedeki tüm adreslere gönder! Yalnız, akıl değil para yatırsınlar bu hesaba, açtırmasınlar benim bayramlık ağzımı, şarlarım!
Ne diyordum? İnsanlar insanlıktan çıkmış şekerim, halbuki hayvanlar ne kadar masum! Bir aslan asla başka bir canlıyı öldürmez! Yani nedensiz öldürmez! Halbuki insanlar nedensiz yere, sırf beslenmek içün kurban keser, tavuk, kumru, lüfer falan yer! İçim parçalanıyor o vahşet görüntülerini gördükçe!
Aaaa şekerim, tabağındaki kelleyi bitirmemişsin! Olmaz kiii! Soğumadan götür hadi şunları! Gözlerini ye gözlerini! Vitamini orada!
Ne diyordum? Hayvanlarda kıskançlık, rekabet, cinayet, zorbalık ve diğer kötü vasıflar yoktur; bütün bunlar yalnız insanda bulunur! O nedenle insanları hiç sevmem, sadece hayvan severim! Bulabildiğim kadarını sokaktan toplar, eve doldurur, sonra "da diğer hayvanseverleri "lâkayıtsınız" diye kınarım!
Haksız mıyım? Yaaa, haklıyım tabii! Hiddetten köpürüyorum!
ook alâmetler belirdi şekerim, benim altıncı hissim çok kuvvetlidir, kötü şeyler seziyorum!
Gerçi uzun zamandır hep böyle olumsuz şeyler sezinliyormuşum, gözüm hep olumsuzluklara odaklanıyormuş, dernekteki kaltaklar öyle diyorlar! Saçmalık! Ben gerçekçiyim de onun içün başkalarının göremediği bozuklukları görebiliyorum!
Şunu biliyorum ve haklı olduğumdan yerden göğe kadar eminim ki, hayvansever geçinenlerin çoğu da hayvanlar üzerinden para ve şöhret kazanmak içün mahsusçuktan hayvansever görünüyor! Aralarında organ mafyası bile var!
Asabım had safhada bozuk ayol! Nasıl bozuk olmasın? Barbar Türkler yere tükürüyor, pijama ve atletle piknik yapıyor, tuvalete karikatür çiziyor! Bizi uygar dünyaya rezil ediyorlar! Yaşamın gustosundan habersiz bu dangalaklar! Yastık altında bir sürü paraları olduğu halde yine de lâcivert apartmanlarda oturur, beni sinir etmek içün zevksiz giysilerle dolaşırlar!
İnsan malzemesinin ve yaşam kalitesini bu kadar yerlerde süründüğü bir ülkede doğmanın bedelini ödüyoruz tabiy ki! Ne viski içmesini bilir bu angutlar ne de Fransa'nın güney sahillerinde tatil yapmayı! Varsa yoksa televizyonda dizi seyretsinler, birayı şişeden içsinler, Fenerbahçe kazanınca ve kaybedince dan dan dan tabanca patlatsınlar, çanta kapsınlar, tiner koklasınlar, tir tir titresinler, bankamatik kulübelerine gazete serip yatsınlar! Bir avrupalı görse rezil oluruz!
Faşizmin alt yapısını oluşturur bu dümbükler, adına da "lumpen" denir bunların! Okuduğum gazetede bir yazar var, öyle yazıyor, oradan biliyorum! Sen de oku, kalemi çok kuvvetli!
Asabım bozuk! Nasıl bozuk olmasın? Amerika Felluce'de katliam yapıyor! Yobazlar iktidarda! İşsizlik aldı başını yürüdü! Trafikte herkes bir başka manyak! Bak, Marduk diye bişiy gelicekmiş, kıyamet kopacakmış! Kapkaççı terörü bir yanda, aids diğer yanda, kötülükler kökümüzü kurutacak gibi! Vaktiyle Titanik diye bir vapur varmış, buz dağına toslayıp batmış, çok zayiat olmuş! Niye? İnsan hatası!
Dahası, 17 Ağustos'ta korkunç bir deprem oldu, iklim dengesi değişiyor, kuzey kutbunda buzlar eriyor, gerdanım kırışıyor, kıçım pantalona sığmıyor, kocam bizim ufak kıza biraz fazla şefkat gösteriyor, zillinin bacakları çürük içinde, "ne bu?" diye soramıyorum, Avrupa Birliği aslında haçlı dalaveresi, cia içimize sızmış, İsa'yı çarmıha germişler, Hasan'la Hüseyin Kerbelâ'da kimvurduya gitmiş, Habil Kabil'i öldürmüş, Uğur Mumcu'nun katilleri hâlâ meçhul, daha neler!
Kırpık! Gel kızım kucağıma! Ah canım! Bunlar ne kadar masum şeyler! Ağzı var dili yok! Ne tartışır insanla ne gıcık cevap verir! Canım benim! Şap şup şlop! Ay noolucak, öperim tabii! Şlop! Bunlar benim çocuğum ayol! Kist olurmuş, fişmekân olurmuş! Amaaan! Aldırdım zaten yumurtalıkları sekiz sene evvel! Korkum mu var?
Ne diyordum? Televizyonda manyak manyak tipler! Sabahlara kadar kakara kikiri! Ne boktan programcılık anlayışı bu böyle! Bütün gece oturuyorum, oraya zap buraya zap, seyredecek adam gibi bir programa rastlayamıyorum!
Kitap mı? Ne kitabı ayol? Kitap mı kaldı okuyacak? Ne kadar puşt orospu ibne varsa hepsi kitap yazdı! Kitabın da cıvığı çıktı artık, hangisini okuyacaksın?
Falanca yazar (neydi adı, unuttum) yeni bir roman daha yazmış! Okumadım, okumam da! Ama sırf rezil etmek içün bir yazı yazıcam internetteki kedi-köpek sitesine! Ona faydası dokanmasın diye de kitabının korsan baskısını alıp öyle göz atıcam! Eleştirmek içün!
Artık hiç bir şeyden zevk alamaz oldum! Nasıl alayım? Dün yorganını sırtlayıp kente gelen bir sürü davar bugün boğaz sırtlarında gecekondu villalarda oturuyor! Bir bara meyhaneye kafeye falan gidecek olsan dirseğin onlara değiyor! Sinirlerim bozuluyor! Bozulmasın mı? Bu hayvan oğlu hayvanlara bu fırsatı veren şey eğer demokrasi ise, içine edeyim öyle demokrasinin! Darbe olsun daha iyi!
Aydınlar ihanet içinde! İktidar ülkeyi amerikaya sattı! Halkın çoğunluğu ya vatan haini ya ahmak ya hırsız! Bu ülke batmış, ağlayanı yok! Asabım nasıl bozuk olmasın?
Hayatım, uzun lâfın kısası, çıngar çıkaracak yer arıyorum! Asabım o derece bozuk! Sen şimdi bana "senin niyetin sorun çözmek değil, bağırıp çağırıp ortalığı velveleye verip boşalmak" diyeceksin! Amaaaa! Haksızsın! Ben her zaman doğruları görür doğruları söylerim! Bu konuda ve her konuda vicdanım rahat!
Ama bu durum benim sinirlerimi yatıştırmak şöyle dursun, daha da geriyor! Bu kez de kendi sesimin şiddetinden etkilenip daha da yüksek perdeden haykırıyorum! Noolucak bu memleketin hali? Niçün bu kadar kötü bu insanlar? Niçün?
Ne? Nasıl yani? Evet, tamam, benim asabım bozuk tabii, deminden beri bunu anlatıyorum, dinlemiyor musun? Bozuk, bozuk, ama sor bakalım niye bozuk? Çünkü insanlar hayvandan farksız! Çok kötüler! Eveeeet! Kötüler!
Kötüler işte! Kötüler! İnsanlar kötüüü! Onlar bu kadar kötü olmasaydı benim asabım bozuk olur muydu?
Hayır efendim! Benim asabım! Lâfımı kesme! Hayır! Ben seni dinledim! Sen! Sus! Sen de beni dinle!
İnsanlar kötü, asabım ondan bozuk! Hayır! Ben her şeyi doğru görüyorum! Hiç bir bozulma yok benim bakış açımda! Sensin çarpık! Hoşt! Köpek! Boyalı saçlı şıllık! Defol evimden! Bırak! Yeme o beyin salatasını! Boğazına takılsın inşallah!
İnsan sanmıştım ben de seni! Kaltaaak! Hem soframa oturup yemeğimi ye, hem de bana kafa tut! Çık evimden! Çık! Defol! Hoşşt! Bir daha görüşme benimle! Sen de diğerleri gibi kuduruk çıktın!
Güüüm! (kapının çarpma sesi)
Kahrolasıca sürtük! Dost sandım şunca zaman! Kimse yok yaa! Hiç kimse yok bir araya gelip ortak eylem yapacak! Çok yalnızım geçmişini şey ettiğimin dünyasında! Adam kalmamış adaaam!
Ay! Pist! Defol ayak altından mundar hayvan! Al sana!
Oh! Kıvranırsın şimdi orada! Kıvran! Aklın başına gelsin! Sen de hayvan mısın? Defol evimden!
Dilin Kemiği ~ Necdet Şen

Ali Türkan
Komşum, apış arasındaki sancıyla daldı uykusuna. Bir yerlerde bir kadın, sevgilisinin genç kollarında uyuyor. Şimdilik bütün kaygıları gitmiş. Başka bir kadın, erkeğini özlüyor hıçkırıklar arasında. Bir çocuğun saçları terliyor yastıkta. Hayat devam ediyor. Benden sonra tufan değil. Ben, Berlin'in orta yerinde, geberiyorum kahrımdan. Bir tek bunu öğrendim hayattan. Dünyanın her dilinde ve her yerinde, kahrımdan geberirim. Hadi delikanlım, sen yazdıklarımın altını çiz gene. Ben de üstümü çizenlere ağlamamayı öğreneyim. Rabbime senalar olsun! Yazar
devrim, Günümüzün Nevrotik İnsanı için dedi ki: Bahsedilen belirtilerden birini bile gösteriyorsanız kendi iyiliğiniz için hemen doktora gidin... (Devam)
Cavit Olgun, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Yaziniz için sagolun, ama ben onyillar oldu, cumhuriyet gazetesi denince tapu daireleri ve karakol... (Devam)
Cüneyt Uzunlar, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Sanırım 1986 idi. Cumhuriyet'i, evet, bir kimlik gibi kıç cebimizde taşıyorduk. İstanbul... (Devam)
'Yaratılış'ın ani mi, yoksa evrimle mi olduğu konusu insan oğlu-kızı olarak meçhulümüz. Elimizde teoloji ve teoriler var. Teoriye inanan o zatın dogmatikliği ile teolojiye inananın dogmatikliği arasında bir fark yok.
Necdettin Efendi
Mütemadiyen kınayan, hakir gören, elinde balta, "berbat" avına çıkan, linç eden yazılar yazmakta kararlıysan, bir daha düşün. Hatta git biraz dolaş, martılara, bulutlara, denizin ve gökyüzünün sonsuzluğuna dal, senin müzmin gerginliğinin ve hep olumsuz ayrıntılara odaklanıyor oluşunun kaç kişinin neresinde olacağına dair derin tefekküre dal, sonra eve dön, yazdıklarını bir de o gözle oku; bakalım nasıl bulacaksın. Dilin Kemiği
Seyit Balkuv
"Erdemli insan" olmak için mutlaka kötülüklerle, adaletsizliklerle mücadele etmek mi gerekiyor? Sadece "iyi insan" olarak yaşamaya çalışmak yeterli değil midir? Haksızlıklar, adaletsizliklerle dolu bu dünyada, hangi çabalarımızın "daha iyi bir dünya" için bir katma değeri vardır? Yoksa bu çabalar bizi asabi ve gergin biri yapmaktan başka bir işe yaramaz mı? Yazar
Necdet Şen
Öyle bir ağız dalaşı ki, bunu "kim haklı?" diye izleyenlerin eline geçecek tek şey, ancak kafa karışıklığı ve utanma hissi olabilir. Belki bir de "ben bu kadar lâubaliliğe müstehak mıyım?" sorusu. Şahsen ben kendimi buna müstehak görmüyorum. Ülkemi de. Dilin Kemiği
Seyit Balkuv
Kendimizi çok da bilgili olmadığımız bir konuda atıp tutarken veya uyduruk bir toplantıya çağrılmadık diye tansiyon hapları yutarken buluyorsak veya bir gün haksızlıklar karşısında kükrerken ertesi gün haksızlığa sebep olan gücün yanında süt dökmüş kediye dönüyorsak, birey olarak kendi değerimizin tescili ile ilgili bir takıntı sorunu yaşıyor olabilir miyiz? Yazar
Kâmuran Kızlak
Artık ismini hatırlayamadığım Kapitalizmin geleceğini gören o akıl-fikir adamı "Neo Liberal Vaiz" her kimse büyük adammış. Haddim olmayarak buradan ben de bir kehanette bulunayım bari: Her gün biraz daha azgınlaşan Kapitalizm korkarım insanlığın sonunu getirecek. Kendi başını yer inşallah. Yazar
Ümran Davran
Gözleri görmeyen o kadar çok kedi vardı ki ortalıkta. Felçliler, ön ya da arka patileri olmayanlar. Yani sokakta yaşayamayacak onlarca kedi. Tek dertleri sevilmek gibi görünüyordu. Elimi bulup yanaklarını, başlarını sürtüyorlardı. Benim de canım fena halde yanıyordu. Yazar
Seyit Balkuv
Takım arkadaşlığı, grup çalışması, dostane çalışma ortamı yaratma martavallarına kıymet vermeyin. Yönetim tarafından böyle bir program uygulanmaya çalışılırsa, destekliyor görünün hatta ekibinizi bu yönde cesaretlendirin, fakat asla kendinizi bu grubun içine sokmayın. Zaten yönetim kademesinin yer almadığı böyle bir program kısa süre içinde unutulup gidecektir. Yazar
Necdet Şen
Eğer biz bu kadar yanar döner ve pişkin olmasaydık, Cem Karaca'nın yetmişli yıllarda Maltepe sigarası içtiğine ya da seksenli yıllarda memleketine dönmek için Başbakan eli öpüp öpmediğine takılmak yerine, "neden bugün reklamcıların ve holding yöneticilerinin ekseriyeti eski solcu?" diye sorardık. Dilin Kemiği
Seyit Balkuv
Ali Rıza Bey artık yaşamıyor. Ona benzeyen yaşlı nesil, bazen öfkeli ama çaresiz, bazen kayıtsız, genç nesillere teslim ediyor yaşam alanlarını. O yeni nesil ise, gün geçtikçe daha az benziyor Ali Rıza Bey'e. Onlar yürürken bir yerlerini kaşımıyor. Eşine dostuna ulu orta küfretmiyor. Herkese saygılı ve görgülü davranıyor. Şifresini kimseyle paylaşmıyor. Kadere inanmıyor, herkesin kendi kaderini çizebileceğine inanıyor. Yazar
© 2000-2008 Derkenar.com ~ Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar iznimiz olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.