"giderek azalan umudumla beslediğim
portakal çiçekleri de soluyor bir bir..."
Bir tanesi daha soldu.
Çok üzüldüğüm zaman konuşamam yazamam. Susarım, düşünürüm, düşlerim; kısaca paylaşamam. Beceremem diyelim ama seninle, senin kadar yoğun değil belki ama aynı duyguları paylaştığımı ifade etmek istedim.
Cem Karaca'yı hiç görmedim ama hep sevdim. Dik duruşunu, karşı koyuşunu, direnişini sevdim. Boyun eğişine saygı duydum ve başkaları adına utandım.
Bilirsin; insanlar unutuldukları zaman ölürler.
Cem Karaca' yı hep sevdim, sevenleri de.
Ümran Davran, 11 Şubat 2004
1987 yılıydı. Büyük kentteki okulumu parasızlık yüzünden bırakıp taşradaki kentime dönmüştüm. İşsizdim. Üstüne üstlük "dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey" şeklinde anlamlar yüklediğim sevgilim tam bir pislik çıkmıştı.
17 yaşım yeni bitmişti ve ben ancak onun "Merhaba Gençler Ve Genç Kalanlar" ına yetişebilmiştim. Onu dinleyerek ruhumu bulanıklaştırdım. Onunla yaşama sevinci aldım. Tek tedavim oydu sanki. Elektroşok, psiko tedavi, kendini bırakma, kendini yeniden bulma.... Çok seviyordum çok...
Yeni yetme oğlan kardeşim ve arkadaşı onun "canım benim" deyişini tî'ye alırlar ve biri kız öteki adam olur, onun söyleyişiyle birbirlerine canım benim derler, bir kızcağızın onun sesi ve gırtlağıyla söylediği "canım benim"in kızda ne sonuçlarına yol açacağını tiyatrosallaştırırlardı. Ben tınmazdım, o beni etkilerdi.
Yıllar sonra o "pislik" dediğim adamla evlendim. Bir gün "nesini beğeniyorsun" diye sordu. Sesini en çok dedim, çok seksi... Güldü... Bayağı güldü.
Çok sonraları 30'ları aştığımda onu müthiş çekici bulduğumu anladım. Televizyonda görüyordum. Bana çok çekici geliyordu. Aslında zevksiz sayılmam. Bazen düşünürdüm. Bu koca gözlüklü, dünden kalma sarhoş görünümlü, kelini şapkasıyla gizleyen, basbayağı çirkin ve yaşlı bir adamın nesi çekici gelebilirdi ki bana?
Eşime onu çekici bulduğumu söylemedim. Sadece normal karşılar ve zaten "sen anormalsin, beklenir" derdi olsa olsa... Neyse ki ben yıllar sonra da olsa, merak ettiğim sorunun cevabını bulmuştum. Gerçekti o... Gerçekten vardı... En yalansız haliyle bir insan, bir erkekti. Bende çekicilik duygusu uyandıran, aslında onun yaydığı ve benim aldığım gerçeklik duygusuydu.
Gamze Gür, 14 Şubat 2004
Cem Karaca ile ilgili duygularımı iki-üç yıl önceki yazılarınızı o zaman okuduğumda uzun uzun anlatmıştım. Ben de ömrümden ömür vermiştim ama yetmemiş. Onun çektiklerinden dolayı giden ömrünü tamamlayamamışız. Eksik kalmış.
Ben de sizin kadar üzgünüm. Öldüğü günden beri Cem karaca şarkılarını dinliyorum ve dinletiyorum. Hep keşke olmasaydılar vardır ya. İşte Cem Karaca da öyledir.
Nazım Ayşe'den Halil'e Mektuplar'ında der ki:
Şiiri beğendin mi?
Benim fikrimi sorma!
Konuşacak halim yok.
İçim dolu
ağız ağıza.
Dökülecek çok
ama çok derdim var.
canım istemiyor henüz.
Bir gün
çok güneşli bir gün sayfalar dolusu yazarım.
Zannediyorum Cem Karaca için yazılacak daha çok şey var ama şu ana onu sevenler için hiç de güneşli günler değil.
Güneşli günlerde Cem Karaca'dan kalan şarkılarla...
Neşe Ayna, 11 Şubat 2004
Sevgili Necdet abi,
Cem Karaca'nın ölüm haberini ilk olarak Derkenar'dan öğrendim.
Önce (dün) "acısını paylaşayım" dedim, sonra ne yazsam duyumsadıklarımı yazıya dökemeyeceğimi farkedip, vazgeçtim.
Cem Karaca'yı senin yazılarınla tanıdım dersem yalan olmaz.
Çünkü sana güvenirim, yazdıklarının arkasında bir çıkar olmadığını, kalemini yüreğine batırıp, kanı ile yazan-yaşayan ender insanlardan biri olduğunu bilirim.
Ve meyve veren ağacın taşlanacağını sen daha iyi bilirsin. Taşlandıkca ağaç, meyveleri dökülecek, dökülenlerden kimileri yeniden yeşerecek.
Ne olur, sanal dünyanın yalancı kişiliklerine takılıp üzülme. Onlar olmasa nasıl anlardım kimleri seveceğimi? O, dövmeyi/sövmeyi eleştiri sanan insanlar olmasa sen son yazını yazacak duygu fırtınasını nasıl yaşardın? Sinirlenmek, kızmak insana yaşadığını duyumsattıran ama keşke olmasaydı dediğim duygulardan. Ama var.
Acını duyumsuyorum, biraz olsun azaltmak istiyorum ama bunu nasıl yapacağımı, yüreğimi burada sana nasıl akıtacağımı bilemiyorum.
Sadece elimden geleni yapıyor, sana yazıyorum.
İlker Koçak, 11 Şubat 2004
Ben de seyahatta aldim haberi.
Üryan geldim yine üryan giderim' i dinledim.
Şurası çok hoşuma gider:
Azrail gelmiş de can talep eyler
Benim can vermeye dermanım mı var?
Bir de 'oğluma' yi dinledim. Onu da cok severim.
Ne demeli? Yolu açık olsun, erenlerine kavuşmuştur herhalde.
Seyit Balkuv, 9 Şubat 2004
başın saolsun demek istedim.
bana göre dünyanın en iyi seslerinden biriydi. bi onu bi de tanju okan'ı dinlerken gözlerim yaşarır.
"ne dedi, ne düşündü, dün neydi bugün ne oldu" lâfları da beni hiç ilgilendirmedi. zaten sesi bu kadar güzel olan bi adamın içi de güzeldir.
gerisi lâfı güzaf.
ahmet büke, 9 Şubat 2004
Cem Karaca'nin olumune cok uzuldum. Senin kadar olmasa da benim de gencligim onun sarkilariyla onun o ilginc "Heavy Metal" turlu sesini dinleyerek gecmisti. Sarkilarini dinledigimde hala, aynen senin gibi, tuylerim diken diken olur, bir garip huzunlenirim.
Biraz once (malum 20 kusur bin km otede, Avustralya'da yasiyoruz) ogrendim olumunu. Uzuldum. Bir sanatciya uzuldum, gencligime uzuldum, gencligimin hir gur zamanlari icinde kaybettiklerime uzuldum.
Ama sevinclerim de var. Ornegin, iyi ki Cem Karaca vardi o zamanlar. iyi ki onun sarkilari vardi.
Sonradan yaptiklarindan ote, ben onu kendi gencligimle ozdeslestiriyorum, senin gibi. Herkes bir parca degisiyor, ben de degistim. Ama anilar hic degismiyor. Onlar her zaman oradalar.
Birkac sene once senin Cem Karaca yazin icin "nereden cikti bu simdi Necdet Abi" diye elestirmistim. Simdi anliyorum o yazinin nereden ciktigini niye yazildigini.
Ümit Önder, 9 Şubat 2004
(Cem Karaca'ya)
Benim yurdumun
inciri var narı var
çekene
Ah!
çekene
Kahrı var.
Benim ülkemde güneş,
kavuna doğar
karpuza doğar
Kavunun, karpuzun tadı yok
Anam
Adı var
Ah!
adı var.
Durna uçar, benim ülkemin göğünde
Keklik kaçar dağında
Teline ah
Teleğine
Kurban olan var.
Benim yurdumun
hakimi var, hükmü var
Çökene
Ah!
çökene
Bir de sen vur.
Bir de sen vur.
Ferruh Bakır, 9 Şubat 2004
Sevgili Derkenar,
Dun gece ogrendigimden beri ustadin gidisini, baska bir alemdeyim. Icimden bir seyler koptu, "son mohikanim, son yolculuguna cikti".
Uzun zamandir girmedigim siteye Cem Baba hakkinda gercekten icten yazilmis birkac satir bulmak umidiyle girdim, ama ustunkoru bir rahmet yazisindan baska birsey bulamadim. Cooookkkkk uzgunum anliyor musunuz, haberlerde 8. sirada verilmesine, bayraklarin yariya indirilmemesine, Insanlarin arkasindan abuk-subuk konusmasina ve hepsinden kotusu Baris Manco'yla kiyaslanmasina...
Baris Manco'yu sevenleri kinayamiyorum ama ne muzikal anlamda ne de durusuyla eline su dokemezdi bence Cem Baba'nin. Aslinda delicesine isterken O'nunla tanisamamis, bir kez olsun konserine gidememis olmanin acisi daha kuvvetli, yoksa neden aglayayim, ben aglamam ki olenlerin ardindan.
Bir civiyi cakar gibi vura vura gunlere
Dort nala gidiyoruz, dort nala gidiyoruz
Bizi bekleyen yere, bizi bekleyen yere.
Aybike Işık, 9 Şubat 2004