Cem Karaca dönek mi?

Haydar Ergülen ~ 18 Şubat 2004, Radikal


Dönek ne demek ya da dönek kime derler? Bir düşünceyi ya da inancı terk edip bir başka düşünce ya da inancı seçene mi? Yoksa inancını, düşüncesini satılığa çıkarıp, kalemini, sanatını, düşüncesini paranın, kapitalizmin ve egemenlerin hizmetine verene mi? Hangisidir dönek? 12 Mart askeri darbesinden başlayarak, özellikle soldan gelip iktidarın, egemenlerin sözcülüğüne soyunanları şöyle bir düşünürseniz, kimlerin dönek olduğunu da kolayca görürsünüz.

Cem Karaca dönek olsaydı ya da satılık olsaydı, merak etmeyin, ölümü bu kadar ıssız olmazdı! Perihan Mağden'in cumartesi günkü yazısında söyledikleri çok doğru, ne televizyonlar yayınlarını kesti ne de Barış Manço'da olduğu gibi evi 'ziyaret yeri'ne dönüştü! Çünkü Cem Karaca hayat macerasında hangi konaklara uğramış olursa olsun, hâlâ solcu ve muhalif olarak görülüyordu.

İlki de önemli ama ikincisi şimdi daha önemli.

Fikir adamları, sanatçılar, yazarlar, şairler, fikir ve sanat üreticileri yani, bir yerden bir yere giderken, gittikleri yerden dönerken, değişime uğrayabilirler, fakat bu onların temel değerlerini unuttukları anlamına gelmez! Büyük Ekim Devrimi'nden büyülenen pek çok yazarın Sovyetler Birliği deneyiminden hayal kırıklığıyla döndüğünü biliyoruz. Birkaçı dışında, bu yazarlar toplumun dönüşümü ideallerinden vaz mı geçtiler, hayır.

Bizden de İsmet Özel. Hadi konuşalım: Hangimiz İsmet Özel'in şiirlerini Marksizm'den İslam'a geçtiği için okumayı bıraktık? İsmet Özel söyleşilerinde sürekli olarak şunu vurguladı: Beni sosyalizme götüren sebepler nelerse, İslam'a götüren sebepler de onlardır. Bunda yadırganacak bir şey yok: Adaletten, bireyin özgürlüğünden, toplumun kurtuluşundan yana olan, yoksulları, işsizleri, ezilenleri, azınlıkları gözeten, iktidarın dilini benimsemeyen, egemenlerin borazanı olmayan, yani o inatçı muhalif damarın kesilmesine izin vermeyen bir insan dönek sayılabilir mi? Dönek olmak için, adalet ve özgürlük fikrine karşı olmak, kalemini kapitalizme kiralamak, mevcut düzenin sürüp gitmesine katkıda bulunmak, sistemin sunduklarından pay sahibi olmak gerekir. (Elbette İsmet Özel örneğinde acı bir yan var. Yer değiştirmesini önemsemedim, nasılsa sebeplerinin aynı olduğunu söylüyordu. Fakat Sivas Şehitleri'nin ardından söyledikleri herhalde yalnızca sosyalistlerin, demokratların, şairlerin değil, Müslümanların da canını sıkmıştır.)

Cem Karaca, şimdi 40'lı-50'li yaşlarda olan herkeste uzak-yakın hatıralar bıraktı. Kardeşim Kemal'le benim de elbette en çok sevdiğimiz şarkıcıydı. Ben eğitimimi sürdürürken, okulda pek gözü olmayan kardeşim Kemal, babamın yanında kaporta dükkânında 'tamirci çırağı' olarak çalışmaya başlamıştı ve her cumartesi akşamı haftalığını aldığında bir-iki 45'lik plakla gelirdi, çoğu Cem Karaca'nındı bunların. Fakat bir anım var ki Cem Karaca'yla, çok acı ve hâlâ hatırladıkça bana utanç ve üzüntü veriyor.

Cem Karaca'nın Almanya sürgününden dönmesinin ardından, 1989 olmalı, sevgili arkadaşım Soner Olgun'un evine gitmiştik bir gece. Soner'in eşi Filiz, Serpil, belki Aygen ve Levent, bir yerlerde hayli kafa çekmiş olmalıyız ki, sarhoşluğumu şimdi bile hatırlıyorum. Eve girdik, Soner, Cem Karaca ve şimdi kim olduğunu hatırlayamadığım biri daha. Soner Olgun'u bilirsiniz sıkı müzik adamıdır, besteleri, sözleri, yorumu. Cem Karaca'yla da herhalde bu minval üzre sohbet ediyorlardı. Ve biz Cem Karaca'ya selâm bile vermedik. Aynı salonun içinde, biz başka bir grup olarak içmeye ve kendi aramızda belki de Cem Karaca'yı çekiştirmeye devam ediyorduk, sonra çok kızdım kendime.

Kim dönekti? Yedi yıllık bir sürgünün ardından memleket özlemiyle dönüp gelen Cem Karaca mı, yoksa onun 'dönek' olduğunu düşünerek selâm bile vermeyen biz sarhoş reklamcılar mı?

Bundan iki yıl önce, Galatasaray'ın Fatih Terim'i takımın başına getirmek için Lucescu'ya yaptıklarına içerleyen bir yazı yazmıştım, yazının adını da Cem Karaca'nın çok sevdiğim şarkısından almıştım: 'Aldırma be kalender!' O yazının son bölümü şöyleydi: "Bir de Cem Karaca'yı seviyorum, bir gün ona da mektup yazmak isterim. Dönek filan değil o. Ona ağır solculuk yükleyip kendi ruhlarını hafifletenler, lâf olsun beri gelsin, 'nostalji' olsun kabilinden bu lâfları etmiyorlar mı? Ediyorlar, ben de şaka yaptıklarını filan düşünüyorum. Cem Karaca benim çocukluğumdan, gençliğimden beri 'sevimli, şakacı, çocuk ruhlu' diye hatırladığım bir adam, şimdi de bir 'tasavvuf' tutturdu diye, neredeyse Türkiye'ye sosyalizmin gelememesinin kabahatini ona yükleyeceğiz, faturayı ona çıkaracağız!"

Cem Karaca, hep sevdiğim Cem Karaca olarak yaşıyor bende. Nereye gitti, ne kadar gitti bilmiyorum ama, bildiğim onun dünyaya bakışının, 'muhalif' yanının hiç değişmediği. Çünkü o 'yeni' olamayacak kadar eskilerden bir adamdır. Cem Karaca 'dönek olamayacak kadar 'Adamdır', evet. Beni de bağışlar, umarım.

* * *

Kaynak: Radikal gazetesi

Duvar Kâğıdı: [ 1024/768 ] [ 800/600 )

eXTReMe Tracker